Sayın Adnan Oktar'ın 9 Ekim 2009 tarihli röportajından Tekasür Suresi ile ilgili açıklamalar.
ADNAN OKTAR: Rahman Rahim olan Allah’ın adıyla. Şeytandan Allah’a sığınırım. “Mal, mülk ve servette çoklukla övünmek, sizi tutkuyla oyalayıp, kendinizden geçirdi.” Yani şu an dünyada insanlar mesela yatıyla, katıyla övünüyorlar. İşte parasıyla övünüyor. Elbisesiyle övünüyor. Zaten insanlarda şu an bir nimet başkasını kıskandırmak yönünden zevk veriyor insanlara. Yani onu Allah’ın nimeti olarak görüp ondan hoşnut olmuyor. Mesela arabasını, Lamborghini veyahut Jaguar arabasını gidiyor bir kahvehanenin önüne çekiyor. Orada insanlar görüyorlar, kıskanıyorlar, haset ediyorlar. O ondan psikolojik doyuma ulaşıyor. Zevk alıyor. Yani Allah’ın nimetini görün diye getirmiyor. Kuran buna işaret ediyor. “Öyle ki bu, mezarı ziyaretinize, kabre gidişinize, ölümünüze kadar sürdü.” Yani iki türlü olabilir bu. Bir ölüsüyle övünüyorlar. Mesela mezarı süslüyor, granit kayalarla falan, ne anlayacaksa Boğaz’a yönelik böyle, Boğaz’ı görecek şekilde mezarı yaptırtıyor. Bir de aile mezarlığı çok mükemmel bir yerde gidip seyrediyorlar birlikte, kavak ağaçları var diyor, sanki oradan bir tane dürbün olacak, oradan sokağa bakacaklar. Sen zaten toprak olup, yok olup gideceksin. Yani ne alakası, Boğaz manzarası olması, şu, bu. Kuran buna işaret ediyor. Yani ölümünüze kadar bu özellik sürdü. Bu anlamda da olabilir.
SUNUCU: Yani malı, mülkü bu tarafta bırakın, her şeyi unutun aslında. Öbür tarafa hiçbir şeysiz mi gideceksiniz diyor aslında kısaca.
ADNAN OKTAR: Evet. “Hayır; ileride bileceksiniz. Yine hayır; ileride bileceksiniz. Hayır, eğer siz kesin bir bilgiyle bilmiş olsaydınız.” Yani net, açık, kesin, Hakke'l yakin bilgiyle bilmiş olsaydınız. “Andolsun, o çılgınca yanan ateşi de elbette görecektiniz.” Yani cehennemi de Allah istese size gösteririm diyor. Dünyada da size gösteririm diyor. Bunda bir işaret var. “Sonra onu, gerçekten yakîn gözüyle, ayne'l yakin görmüş olacaksınız.” Ahirette bunu göreceksiniz diyor Allah. Ama dünyada da istesem gösteririm size diyor Allah. “Sonra o gün, nimetten sorguya çekileceksiniz.” Bütün insanlar, size verilen nimetleri anlatın diyecek Allah. Her türlü nimetten sorguya çekilecek. Gençliğinden, sağlık, sıhhatinden, parasından ne yönde kullandığına dair sorguya çekilecek. Allah ona dikkat çekiyor. Bak “Öyle ki bu, mezarı ziyaretinize, kabre gidişinize, ölümünüze kadar sürdü.” Yani bu hırsınız, hatta hakikaten ölüm döşeğinde oluyor. Daha hala malın peşinde oluyor. Yani birçok insanda gördüm bunu, değil mi? Daha hala mal kavgası yapıyor. Kanser artık ölüyor. Perişan halde. Daha hala fabrikanın, malların nereye gidecek, ne olacak falan, onları yapıyor. Kuran buna işaret ediyor. İnşaAllah.
Sayın Adnan Oktar'ın 12 Mart 2010 tarihli röportajından Tekasür Suresi ile ilgili açıklamalar.
ALTUĞ BERKER: Bahsettiğiniz konuyla ilgili bir ayet. Okuyabilir miyim Hocam:
Tekasür Suresi’nde, şeytandan Allah’a sığınırım: “(Mal, mülk ve servette) Çoklukla övünmek, sizi tutkuyla oyalayıp, kendinizden geçirdi. Öyle ki (bu,) mezarı ziyaretinize (kabre gidişinize, ölümünüze) kadar sürdü”.
ADNAN OKTAR: Bak çok manidar yani. Tabii. Tam yani olayı tam açıklayan ayet maşaAllah. Hayır kardeşim dünyada yani, hakikaten eğlense bari. Mesela bakıyorum televizyon kanallarında falan, müzik çalıyor tekdüze yani böyle. Yani, dört aşamalı bir müzik. Tık tık tık tık, sürekli aynı şey. Bütün millet de yerinde, herhalde bir kısmı haplı anladığım kadarıyla. Sürekli sallanıyorlar. Kameraları görüyor, elini kolunu sallıyor böyle şempanze gibi neşeyle falan böyle heyecanlı hareketler falan, cins hareketler. Yani bir kere orada mafya var, it kopuk var. Hayır temiz insanlar da vardır, onları tenzih ederim. Yani her cins adam var. Yani insan oraya kendine güvenip nasıl gidebilir? Yani buram buram ölüm tehlikesi kokuyor. Mesela adam ruh hastası bilmiyorsun ki orada, adam diyor ki “niye bana baktın” diyor. Bitti, o kadar. Ne cevap verirsen ver. Bakmadım dese de suç, baktım dese de suç, sussa da suç. Yani mutlaka bir psikopatlık olacaktır.
ALTUĞ BERKER: Zaten en az alkollü oluyorlar Hocam. Yani şuur yarısı gitmiş oluyor.
ADNAN OKTAR: En az alkollü. Tabii, tabii. Oradaki insanlar birbirini tanımaz, etmez, bilmez. İnsan sevdikleri içinde mutlu olur. Sen nasıl mutlu olabilirsin orada? Yani nasıl neşelenebilir bir insan? Ve o kadar gerilimli, tehlikeli bir ortamda insan nasıl canına güvenir de huzur içinde orada eğlenir yani? Olacak iş mi şu? Her türlü müşkülat var, her türlü anormal ortam var. Bir kere en üstün yer Cennette. Mesela ilk gelenlere diyor; “selam”. “Güvenlikle içeri girin” diyorlar. Güvenlikle. İnsan güvenlik ister bir kere, güven. Kafası bir rahat edecek. Canını güvende görecek. Değil mi? Selam ne demektir? Selamettesiniz, rahatsınız. Yani karışanınız, görüşeniniz olmaz, zarar veren olmaz, kimse size ilişmez, acı çekmezsiniz. Oyun oynayan olmaz. Tuzak kuran olmaz. Rahatsınız. Değil mi? Cennetin en büyük lükslerindendir bu.
Güven ortamı olması. İnşaAllah. Allah güvensiz ortamı özel yaratıyor. Onun için orada eğlenen bir tane adam olmuyor. Eğlenme taklidi yapıyorlar. Nereye eğleniyorsun yani? Zaten yerinde duramıyor, ya diyor “sıkıldım ben buradan çıksak mı acaba” diyor. Yeni başka bir diskoya daha gidelim. Ya diyor, “burası da çok kötüymüş” diyor. Bunaldım ben diyor ya, şuradan diyor işte “başka lokantaya mı gitsek” diyor. Orada da sıkılıyor. “Ne istiyorsun” diyor, “oradan eve mi gitsek”. “Evde de sıkıldım” diyor. “En iyisi uyumak” diyor. Demek ki Allah içine huzursuzluk koymuş. Ve asla mutlu olamıyorlar. Yani bağırmakla, çağırmakla, böyle çığlıklar atmakla mutlu olunmaz. Mutluluk taklidi yapıyor, o da çok kızdırıcı. Yani çok gıcık hareketler.
SUNUCU: Hocam, sizin anlattıklarınıza örnek bir kişi var sanatçı. Bilirsiniz belki. Bilirsiniz kısmen, Yaşar Alptekin. Sizin dediğiniz gibi, o bardan bu bara hayatını böyle geçirmiş bir insandı. Rahmetli Sakıp Sabancı’nın vefatında gidiyor. İşte sadece kendisi açıklıyor, kendi ağzıyla söylüyor bunu. Oraya sadece gösteriş için gidiyorlar. Dua okumak için falan değil. Cenaze töreninden bahsediyorum. Oraya gittiği vakit bir anda bütün yaptıklarına tövbe ediyor. Çünkü o anda bir şey görüyor. Cenaze töreninde bilirsiniz belki. Bir anda dünya hayatından vazgeçiyor ve tamamen dinine bağlı bir insan olarak devam ediyor şu anda hayatına. Aynen sizin dediğiniz gibi o bardan bu bara hayatında sürekli değişik ilişkiler yaşamış, hayata düzensiz şekilde giden biriydi. Şu anda gayet düzenli. Demek ki Allah'ın çok sevmiş olduğu bir kuluymuş ki bu dünyada da gördü diyorum.
ADNAN OKTAR: Mesela zengin cenazeleri dedin de, hakikaten zengin cenazeleri benim gördüğüm birçoğunda öyle, eğlenceye dönüşüyor. Lahmacun yemeye gidiyorlar, pide yemeye gidiyor, pilav yemeye gidiyor. Çok mutlu oluyor. Bir an önce giderim şu cenazeye ya diyor. Hakikaten sen zannediyorsun ki bir faydalı bir şey yapacak. Dinden, imandan, Allah'tan falan. Gidip fıkra anlatıyorlar. Birbirlerini güldürüyorlar. Lahmacun ziyafeti.
SUNUCU: Takma güneş gözlükleri falan böyle.
ADNAN OKTAR: Alayında öyle siyah, siyahlara bürünüp falan böyle kafa dik falan. Gazetecilere falan yandan pozlar vererek falan. Böyle işte hamasi nutuklar. Hamasi izahlar. Halbuki orada Allah'ın anılması lazım değil mi? Dünyanın geçiciliğinden bahsedilmesi lazım. Ahiretin güzelliğinden, Allah'ın güzelliğinden bahsedilmesi lazım. Orada bambaşka bir şeyden bahsediliyor. Bambaşka bir yapıdan bahsediliyor. Hepsi için demiyorum ama bir kısmında ben gördüm. Bizzat müşahede ettiğim bir şey. Yani eğlence yerine çeviriyorlar. Mesela depremde şehit olmuş kardeşlerimizin aileleri var. Kameraları hastanelere götürmüşler. O gariplerimi hastanede ağlatıyorlar. Kameralara gösterip. Ya kardeşim şimdi bu kanamalı hasta. Senin ne işin var orada gidip adamları ağlatıyorsun, olay çıkarıyorsun?
Onlar da tabii kamerayı görünce daha da fazla ağlamaya başlıyorlar. Bağıra bağıra ağlıyor, ağıt yakıyor. E kardeşim bu kanaması var ya adam zaten bu insanlara ne üzüntü olması gerekir ne de ağlama falan tarzında zorlanma olması. Yani bunların hiçbirinin olmaması gerekiyor. Hastanelere bir kere kameraman sokulmaması lazım, bir. İkincisi bu insanlara ağlamanın yanlışlığı anlatılması lazım. Çünkü onu meydana getiren Allah bir hikmetle, hayırla meydana getiriyor. Vefat edenler şehit olmuş olurlar. Giden mallar sadaka hükmündedir. Sadaka hükmünde.
Oturup orada onları ağlatacağına, onlara ekonomik nasıl yardım yapılacağı, nasıl bakım yapılacağı, onlara göstertecek sevgi, Allah'a karşı, değil mi, onların kulluk görevi neler olması gerektiği, bunun Allah katında makbul bir durum olduğu anlatılır. Dolayısıyla yatıştırıcı tavır konması lazım. Mesela geçenlerde gördüm o gariplerim ağıt yakıyorlar, onu gösteriyor. E kardeşim sen teşvik etmiş oluyorsun o zaman. Öbür hastaneye gittin mi o da ağıt yakacaktır o zaman. Eli yüzü paramparça olmuş zaten. Her yeri sargılarla böyle bir insanı üzüntüden uzaklaştırmak gerekirken üzüntünün içerisine sokmak çok anormal bir hareket. Değil mi? Bir kere üzülmek haramdır. Müslüman üzülmeyecek. Allah “üzülmeyin” diyor. Yani muhkem ayet var.
SUNUCU: Hayır ve şerde Allah'tandır.
ADNAN OKTAR: Kardeşim tabi yani Cenab-ı Allah'a meydan getirir. Yaratırken bize sormuyor Cenab-ı Allah. Canımızı alırken de bize sormaz. Yani bize ait bir beden de yok ayrıca yani neyin bağırtısı oluyor yani. Bize mi ait bu beden? Yok, Allah'a ait. Allah yaratmıyor mu? Ruh kime ait? Allah'a ait. “Ruhumla üfürdüm” diyor, Allah'a ait. Sesimizi yaratan Allah, aklımızı yaratan Allah, görüntüyü sağlayan Allah. Neden orada sahip çıkıp da oturup ağlıyorsun o zaman? Yani neyin var da kaybolsa ne olur? Hakikaten sana vermiş olsa olduğunu farz edelim. Ki olmaz öyle bir şey. Olmuş olsaydı bile, Cenab-ı Allah öyle bir kanunu bile olmuş olsaydı niçin ağlanması gereksin? Allah için feda olsun ya. Yani niçin ölüm olsun ya öyle bir şey? Değil mi? Malımız, canımız, her şeyimiz Allah'a feda olsun. O verdi o alır istediği gibi alır yani inşaAllah.
ALTUĞ BERKER: O zaman siz daha iyi bilirsiniz hocam yani o tür bir psikoloji insanı gerçekçi bir tavır koymaktan da alıkoyuyor. Yani aklı gidiyor. Tedbir alınması gerecekse onu yapamıyor. Üzülmek kendini negatif şeylere götürüyor.
ADNAN OKTAR: Kardeşim bir kere cenazelerde özel ağlayıcılar tutuyorlarmış eskiden. Ağlamacı adamlar. Parayla. Git de ağlayın. Yani millet bir kısım insanlar meraklı, bayılan olacak. Mesela cenazede bayıldı diyor. Onu iftiharla göstertiyor. Kardeşim ne kadar tehlikeli bir şey. Neye teşvik ediyorsunuz siz yani? Ne demek istiyorsunuz yani? Hem Allah'a isyan anlamına gelir bu. Allah esirgesin. Hem de kişinin sağlığı açısından çok tehlikeli bir şey bu. Değil mi? Ya bünyesi falan ne olur adam Allak bullak, küçük çocuklar mesela zar zer ağlatırlar çocukları, el kadar çocukları. Al bağrına bas dersin.
Allah onu cennetine aldı. Biz de oraya gideceğiz. Hepimiz gideceğiz. Değil mi? Sev çocukları, bir hediye ver. Gönlünü al. Neşeli olun. Rahat olun. Bir şey yok dersin ya. Değil mi? Sevgiyle onları o atmosferden çıkarmak lazım. Kameralar çocuklara tutuyorlar. Onlar da bas bas bağırıyorlar, ağlıyorlar. Şimdi bu alışkanlık meydana getiriyor. Bu sefer diyorlar ki yani her cenazede ağlanması gerekir ve böyle ağıt yakılması gerekir inancıya geliyor. Yapmayanı da ayıp diyorlar bir sefer. Ya adam sanki kedi mi öldü ya diyor adam. İnsan öldü ağlasana diyor. Hiç üzülmemiş adam ya diyor. Kardeşim doğrusunu yapıyor. Üzülmeyecek. Haramdır üzülmek. Değil mi? Çok anormal bir hareket bu. Fakat tabii Allah hidayet versin. Kur'an'la bakmadın mı her yerde bir sıkıntı meydana geliyor.
Sayın Adnan Oktar'ın 24 Mayıs 2013 tarihli sohbetinden Tekasür Suresi ile ilgili açıklamalar.
ADNAN OKTAR: Kuran’da, vahşi kapitalizme çok eleştiri var, Cenab-ı Allah, onu şiddetle reddediyor. Tekasür Suresi’nde, Rahman Rahim olan Allah’ın adıyla, şeytandan Allah’a sığınırım. “Çoklukla övünmek sizi tutkuyla oyalayıp kendinizden geçirdi.” (Tekasür Suresi, 1 ) “Çoklukla övünmek.” Mal, insan çokluğu.
Sayın Adnan Oktar'ın 16 Mart 2013 tarihli sohbetinden Tekâsür Suresi ile ilgili açıklamalar.
ADNAN OKTAR: “Çoklukla övünmek, sizi 'tutkuyla oyalayıp, kendinizden geçirdi”, diyor Cenab-ı Allah. Çoklukla övünmeyi Allah beğenmiyor. Bazı yobaz takımı ‘biz çok fazlayız. Sayımız çok fazla’ diye onunla övünüyor. Halbuki bereketsiz. Mağlup oluyor. Çok ama bereketsiz. “Ve kendinizden geçirdi” diyor. “Kendinizi unuttunuz” diyor Cenab-ı Allah. Yani çokluk önemli değildir. Allah’ın rızası önemlidir. Kalite önemlidir. “Hayır; ileride bileceksiniz. Yine hayır; ileride bileceksiniz” diyor Cenab-ı Allah. İlerisi için bize Cenab-ı Allah müjde veriyor.