(Sayın Adnan Oktar’ın 12 Kasım 2009 Tarihli Çay TV ve Maraş Aksu TV Röportajından)
ADNAN OKTAR: Ma’un Suresi, Rahman Rahim olan Allah’ın adıyla, şeytandan Allah’a sığınırım. “Dini yalanlayanı gördün mü?”. Mao, Darwin... Hitler, hepsi dini yalanlıyor. “Dini yalanlayanı gördün mü?” Bakın “İşte yetimi itip-kakan, yoksulu doyurmayı teşvik etmeyen odur.” Yetimi, 1. Dünya Harbi, 2.Dünya Harbinde, yüz milyonlarca yetim meydana geldi ve onlar hep itilip, kakıldılar. Alman askerler olsun, faşistler olsun, komünistler olsun, bunlar ite kaka oradan buraya sürgüne götürdüler, bunların büyük bir bölümü yollarda öldü ve telef oldular, yüz milyonlarca, bakın “İşte yetimi itip-kakan, yoksulu doyurmayı teşvik etmeyen odur.” Yoksulları da perişan etti biliyorsunuz, komünizm de faşizm de. Ve açlıktan milyonlarca insan öldü. Bakın “doyurmayı teşvik etmeyen odur.” Aç bıraktılar, acımasızlar tabii. “İşte (şu) namaz kılanların vay haline,” diyor Cenab-ı Allah, ahir zamana dikkat çekiyor yine, “Ki onlar, namazlarında yanılgıdadırlar, gösteriş yapmaktadırlar,” üşenerek kalkıyor namaza kalkarken, mesela Allah’ı anarken üşenerek yapıyor ama dini bir gösteriş olarak kullanıyor. İşte Hacı Hafız şudur diyor, mesela böyle dini ahir zamanda olumsuz olarak kendi çıkarları için insanların bir kısım insanların kullanacağına Kuran dikkat çekiyor. Allah vermesin.
Mesela “din alimiyim” diyor ama Müslümanları küçük düşürecek konuşmalar yapıyor, Müslümanların aleyhine konuşuyor. Veyahut “din alimiyim” diyor, “Allah’ı çok zikrederseniz, iyi uyursunuz” diyor, “uyku getirir” diyor. Veyahut “Kuran okuyun” diyor, “Kuran da size uyku getirir” diyor. Veya “Müslümanlar birbirine borç vermesin” diyor mesela farz edelim, Müslümanlar birbirine sanki böyle muhalifmiş gibi gösteriyor. Ama bakıyorsun kılık kıyafet tamam, gösterişte kusur yok, sarığında kusur yok, cübbesinde kusur yok, yani görünüş olarak. “gösteriş yapmaktadırlar,” diyor. Ama özüne indiğinde, özünde bir şey olmuyor, fakat gösterişte tamamlar. Cenab-ı Allah bunu kabul etmediğini söylüyor. “Ve ufacık bir yardımı (veya zekatı) da engellemektedirler.” Yani Müslümanların birbirine yardım etmesini.
Mesela “Müslümanlar birbirine yardım etmesin” dedin mi ne demektir bu? Müslümanların birbirine yardımını kesmek demektir. “ufacık bir yardımı da engellemektedirler.” Mesela hakikaten yardım derneklerine bazen insanlar yardım etmek istiyorlar onu da engelleyenler çıkıyor bazen. Yardım edelim, iyilikle, mesela onu da durdurmak istiyorlar. Tabii çapı çok geniş. Mesela kitap dağıtacak Müslüman, dağıttırmıyorlar. Engel oluyorlar tabii. “Ki onlar, namazlarında yanılgıdadırlar,” diyor. Yani gösteriş yaptıkları için, yani samimi olmak, namazda samimi olmak... Yani Müslümanın samimi olması gerektiğine Kuran işaret ediyor. Tabii, samimiyetsiz değil, yani sadece insanlar gördüğünde namaz kılan değil, namazı insanların görmediği yerde de kılmak. Samimi olarak, ihlasla, Allah’a gönülden boyun eğerek kılmak, dinden, dininde, dine hizmet ederken malını, mülkünü ve bütün imkanlarını dine sunmak. Yani din ona bir çıkar sağlamayacak, o dinin menfaatleri için kendi imkanlarını dine kullanacak. Mesela bak “Mehdi’nin” diyor rivayetlerde “malı mülkü olmaz” diyor. Niye? Ne eline geçiyorsa harcayacak da onun için.
Sayın Adnan Oktar'ın 14 Şubat 2011 tarihli röportajından Ma'un Suresi ile ilgili açıklamalar.
ADNAN OKTAR: “Rahman Rahim olan Allah’ın adıyla” Şeytandan Allah’a sığınırım. “Dini yalanlayanı gördün mü?” Şu an dünyanın her tarafında görüyoruz dini yalanlayanları, dine karşı mücadele edenleri. “İşte yetimi itip-kakan; yoksulu doyurmayı teşvik etmeyen odur.” Yani vicdansız olan odur. “İşte (şu) namaz kılanların vay haline” bak, namaz kılıyor. “Ki onlar, namazlarında yanılgıdadırlar” burada da yobazlara işaret var ayette. Namaz kılıyor ama sahtekâr. “Onlar gösteriş yapmaktadırlar” sadece zevahiri kurtarmış, dış görünüşünü kurtarmış kendi kafasınca. Allah ne diyor? “Gösteriş yapmaktadırlar.” Yani insanların gözünü boyuyorlar diyor Allah. “Ve ufacık bir yardımı (veya zekâtı) da engellemektedirler.” Hayrı engellerler. İttihad-ı İslam’ı engeller, Türk-İslam Birliği’nin çıkışını engellemeye çalışır. Hz. Mehdi (a.s.)’ın çıkışını engellemeye çalışır. Hz. İsa (a.s.)’ın çıkışını engellemeye çalışır. Neşeyi, sevinci, güleryüzü, sevgiyi, muhabbeti engellemeye çalışır. Kuran, bu zalim yobaz takımına çok keskin bir üslupla cevap veriyor Cenab-ı Allah.
Sayın Adnan Oktar'ın 2 Haziran 2015 tarihli sohbetinden infak etmek ile ilgili açıklamalar.
ENDER DABAN: Bir ayette de Allah şu şekilde bildiriyordu şeytandan Allah’a sığınırım “Allah yolunda mallarınız ve canlarınızla mücadele edersiniz. İşte büyük kurtuluş ve mutluluk budur.”
ADNAN OKTAR: Malını veriyor ferahlıyor, Allah yolunca canını hibe ediyor yahut canını veriyor. Zaten canını verirse tam kurtuluş. Canını hibe ederse o da bir kurtuluş. Malını mesela Allah yolunda bol bol harcıyor Allah oluk oluk bol para veriyor, mal veriyor. Yine harcıyor, yine oluk oluk veriyor. “Bilmediğiniz yönden sizi rızıklandırırım” diyor mesela bak bu bir mucize. Müslüman’a para oluk oluk akıyor. Hiç ummadığı yerlerden. Diyor ki “Allah bana para vermiyor” diyor. Tamam vermiyor da sen ne yapıyorsun? Aldığın parayı yığıyorsun. Yatağın altındaki torbaya veyahut küpe, bahçeye dolduruyorsun. Allah sana verir mi? Nimet vermez tabii ki sana. “O biriktirdiklerinden alınları böğürleri dağlanacak” diyor Cenab-ı Allah. Sana biriktir diye vermiyor parayı Allah, kullan diye veriyor parayı. Para kullanıldığında da ekonomik kriz olmuyor. Para kullanılmadığında, para donduğunda ekonomik kriz başlıyor. İnsanlar egoist olup, bencil olup parayı evde veyahut bir yerde tutup kilitlediklerinde hayat duruyor. Ekonomi duruyor halbuki mal alsa fabrika çalışacak, fabrika çalışacak o mal alacak. Ona karşı parayı verecek fabrikaya müthiş bir çark hızlı şekilde dönmeye başlayacak. Hiçbir şey almadıkları için fabrikada mal da donuyor. Bankada para donuyor, adamın evinde para donuyor. Her yerde ölüm oluyor. Yani bir kolaps oluşuyor. Koma hali yani. Kolaps ölümden önceki son an, son aşama.
OKTAR BABUNA: Para da basıyorlar hiçbir çözüm elde edemiyorlar, mucize.
ADNAN OKTAR: Para basıyor parayı alanlar yine alıp saklıyorlar. Parayı dağıtıyor yine saklıyor. O zaman üretimin de anlamı bir olmuyor, adamlar da üretim yapamıyorlar. O zaman fabrikalar kapanıyor. Fabrika kapanınca paranın da anlamı kalmıyor. Hepsi birden iptal oluyorlar. Kuran’ın ahlakında bol bol parayı dağıtma var. Adam mesela parası var “ihtiyacından artakalanı dağıt” diyor Cenab-ı Allah. Dağıtıyor, fakir fukara gidip ekmek alıyor, yiyecek alıyor, üst baş alıyor cayır cayır üretim artıyor. Müthiş bir hareketlilik oluyor, piyasa hareketliliği oluyor. Para gidiyor mal geliyor, para gidiyor mal geliyor, para gidiyor mal geliyor; o çark müthiş hızlanıyor bol dağıttıkları için, herkese dağıttıkları için. Mesela zekat olarak veriyor, fitre olarak veriyor, sadaka olarak veriyor gönlünden kopup bol bol veriyor. Adamın ama fabrikaları var mesela zengin, onun kendi fabrikasına yarıyor o aynı zamanda. İkinci fabrikasını kurabiliyor, üçüncü fabrikasını kurabiliyor. Kazandıkça bu sefer daha fazla Müslümanlar’a dağıtıyor, dağıttıkça ekonomi daha da güçleniyor, daha hızlanıyor. Şu anki kapitalist sistemde egoistlik, bencillik hakim olduğu için büyük bir bölümü parayı bloke ediyorlar.
Muhafaza ediyor ne olur ne olmaz diye. Fabrikanın malı alınmıyor. Alınmayınca üretim olmuyor, işçiler maaş alamıyorlar. Her yerde bir ölüm meydana geliyor. İslam’ın işte bu dağıtma, bol bol insanlara sadaka verme ahlakı, üslubu bu fitneyi, bu belayı tamamen ortadan kaldırıyor. Faiz de yok. Ekonomi şahlanıyor o zaman. Muazzam bir bereket oluyor. Onun için İttihad-ı İslam bir oluşmuş olsa, bu pasaportlar vizeler bir kalkmış olsa, Yunanistan sürünüyor ya, akıl almaz zengin olur. Mal akar böyle. Mesela Ermenistan sürünüyor, kelimenin tam anlamıyla sürünüyor. Mal oluk oluk akar, para oluk oluk akar. Irak mesela sürünüyor. İttihad-ı İslam olsa Irak niye işgal olsun? Niye olay olsun, niye kan aksın? Suriye niye öyle paramparça olup rezalet çıksın? Hiçbir şey olmaz. Herkes yerinde çok rahat eder. Suriye inanılmaz zengin olur, zibil gibi böyle akar adeta mal. Ama müminler birbirini sevecek. Sevmedikten sonra mal olsa ne olur? Her yere yığdın mesela buraya yağ stokları yaptın, şeker, reçel stokları. Kilo alır ölürsün başka bir şey olmaz. Dağıtacaksın. Herkese dağıtacaksın.
OKTAR BABUNA: Amerika’da tam dediğiniz oldu.
GÖKALP BARLAN: “Sizden zengin olanların arasında dönen bir servet olmasın” diyor Allah.
ADNAN OKTAR: İşte bak kapitalizme darbeyi vuran Kuran ayeti. Kapitalizmi paramparça eden Kuran ayeti. Bir daha söyle.
GÖKALP BARLAN: “Sizden zenginler arasında dönen bir servet olmasın.”
ADNAN OKTAR: Bak, mal dağıtılıyor, para dağıtılıyor. Sahabeler evlerini bile bölüyorlar. Dört odalı diyor “iki odada sen kal, iki odada ben kalayım” diyor. Doğru, kullanmıyorsun ki. Büyük evlerde ne oluyor? Herkes evin belirli bir bölümünü kullanıyor, küçük bir odasını kullanıyor. Odalar bomboş duruyor. Ver Müslüman kullansın işte. Akraba gibi olmuşlar o dönemde, kardeş gibi. Ayetle Cenab-ı Allah engelliyor, artık mirası da birbirlerine vermeye başlıyorlar o zaman. Cenab-ı Allah “babadan oğula da geçmesi gerekiyor” diyor orada “tamam dağıtın, verin ama” diyor “miras sistemini de bozmayın” diyor Cenab-ı Allah.
OKTAR BABUNA: Siz daha iyi bilirsiniz inşaAllah. Amerika dünyanın en zengin devleti. Altı yüz bin kişi sokaklarda yaşıyor. Evi yok.
ADNAN OKTAR: Tabii dünya gittikçe bu belanın içine düşüyor.
ENDER DABAN: Allah ayetinde bildiriyor “fakirlere, yoksullara, yolda kalmışlara ve kalpleri ısındırılacaklara özel olarak onlara verin” diye bildiriyor.
ADNAN OKTAR: Bir daha.
ENDER DABAN: Allah ayetinde paranın, malın fakirlere, yoksullara, yolda kalmışlara, kalpleri ısındırılacak olanlara özel olarak verilmesini, dağıtılmasını emrediyor.
ADNAN OKTAR: Cenabı-ı Allah isterse onu zaten ona mecbur eder, dağıttırır. Bir sistem yapar Allah mecbur kalırlar. En başında mecbur edebilirdi. Mesela cennette zibil gibi mal, yiyecek. Ama burada kendi gönlüyle vermesini istiyor Cenab-ı Allah. Severek, ibadet olarak, onu bir yüksek ahlak olarak yapmasını istiyor. Çünkü malı dağıttığında o güzel ahlaklı olduğuna inanıyor, cennete gittiğinde “ben dürüst bir insandım, iyi bir insandım” diyor. Ama o malını dağıtmazsa ahlaksız olduğuna inanıyor, zalim olduğuna inanıyor. Onun için Allah malı dağıttırıyor onlara. Çünkü malı hiç vermez ona istese Allah, batırır, her şeyini batırır. Ziraat yönünden de batırır, hayvan yönünden de batırır, ekonomik. Mesela istedi mi bak nasıl ekonomik kriz yapıyor Cenab-ı Allah. Bütün dünya debeleniyor kurtulamıyorlar ekonomik krizden. Türkiye ve belirli yerler yakayı kurtardılar. Bayağı mahvoldu dünya. Ki daha bu birinci aşaması. Şimdi ikinci aşaması gelecek, üçüncü aşaması gelecek. Çok zor durumda kalacaklar.
BÜLENT SEZGİN: “Andolsun eğer infak ederseniz gerçekten size arttırırım” diyor Allah.
ADNAN OKTAR: Bir daha.
BÜLENT SEZGİN: “Andolsun eğer infak ederseniz gerçekten size arttırırım.”
ADNAN OKTAR: Artırıyor, bunu da müminler görüyorlar.
OKTAR BABUNA: “Neyi infak edelim diye sorarlar” diyor “De ki; ihtiyaçtan artakalanı.”
ADNAN OKTAR: Hz. Ebubekir (r.a) ne yaptı? “Ya Resulullah” dedi “benim ihtiyacımdan artakalan ne biliyor musunuz?” dedi “bütün malım” dedi. “bütün malım, tamamı” dedi “benim ihtiyaçtan artakalan” dedi. Zaten zayıf, naif bir insan, çok kibar bir tabak yemek yiyor. Birkaç elbise ve yiyeceği kadarı ayırdı, bütün malını verdi, tamamını. Hz. Ebubekir (r.a) o yönüyle ünlüdür. Mesela Hz. Ömer (r.a) de zibil gibi dağıtıyordu. O da çok zengindi. Hz. Osman (r.a) o da acayip zengindi. Çok hoşlarına gidiyordu tabii. Mesela develeri kesiyor, iki yüz, üç yüz deve kestiriyor, Müslümanlar’a zibil gibi et dağıtılıyor. Herkesin evine kilolarla et gidiyor. Yahut uzak bir yerden mercimek getirtiyorlar, mesela beş yüz deve yükü mercimek, bütün evlere dağıtılıyor. Bütün millet mercimek çorbası falan yapıyorlar, etle de kıyma falan yapıyorlar. Bayağı mutlu oluyorlar. Ama Allah onların bereketini daha da artırıyor o zaman. Ticaretleri daha da genişliyor. Çünkü o ticarette çalışan insanlar, onun yanında çalışan insanlar güçlü gıda aldıkları için, güzel beslendikleri için daha şevkli, daha atak oluyor. Adam yemez içmezse zaten çalışamaz orada, gayret edemez. Üstü başı olmazsa nasıl olsun adam? Üstü başını mükemmel yapıyor, yiyeceğini mükemmel yapıyor onlar da aşkla, coşkuyla çalışıyorlar. Daha fazla kazanıyorlar, kazanınca da onlar da zibil gibi dağıtıyorlar. Ve böyle çok sıhhatli bir ekonomi oluyor o zaman, çok sağlıklı.
OKTAR BABUNA: Allah bir ayette şöyle buyuruyor, Şeytandan Allah’a sığınırım. “Sevdiğiniz şeylerden infak edinceye kadar asla iyiliğe eremezsiniz.”
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. İnsan Suresi 8’de Cenab-ı Allah, Şeytandan Allah’a sığınırım. “Kendileri, ona duydukları sevgiye rağmen yemeği, yoksula, yetime ve esire yedirirler.” (İnsan Suresi, 8) Esir ne biliyor musun? Onu on dakika önce öldürmeye kasteden adam. Onu şehit etmeye kasteden adam. Onun elinden kılıcı vuruyor düşürüyor, adam diyor ki; “teslim oldum” diyor, “aman diliyorum” diyor. “tamam” diyorlar, elini kolunu bağlayıp götürüyorlar “sen artık esirsin” diyorlar. Ama ne yapıyor adam evine kebap getirtiyor, “şimdi bunu bir kere yoksula göndereceksiniz. Yoksulun payı var ona götürün” diyor, “yetimin payı var onu da verin” diyor. “Şimdi de esirin payını verin” diyor. “Sonra benim payımı da ayır” diyor. Yemek kaça bölünüyor? Dörde. Yoksula, yetime, esire ve kendine. Dörde ayrılıyor. Bir tencere yemek dörde ayrılıyor. Kaplarla gönderiliyor. Allah’ın ayetinin hükmü bu. Bak, esire müthiş bir şefkat gösteriliyor. Senin yediğin yemekten vermek ne demek esire? Adam pirzola yaptırıyor mesela esire gidiyor, o da yiyor.
GÖKALP BARLAN: Ayetin devamında şöyle diyor Yüce Rabbimiz, kovulmuş şeytandan Allah’a sığınırım. ““Deyin ki onlara; “biz buna karşılık sizden ne bir teşekkür bekliyoruz ne bir karşılık. Biz sadece zorlu bir gün nedeniyle Rabbimizden korkuyoruz” deyin” diyor.
ADNAN OKTAR: “Teşekkür.” Çünkü yiyeceği veren Allah, ona teşekkür etsen mantığı olmuyor ki. Şimdi adama desen ki sen “teşekkür ederim.” Adam beyninin içinde Allah ona gösteriyor yediğini içtiğini. Adamın bir şey verdiği yok, ona da onun verdiğini gösteriyor Allah. Verdiğini göstermese onu da göremeyecek o. O da aldığını görüyor, ona Allah öyle gösteriyor. Orada teşekkür edecek bir varlık var; o da Allah. Hayır; yapsa, teşekkür etse anlamı yok. Bir mantığı yok. Hakikaten o bir şey yapmıyor. Onun etkisi orada sıfır. Doğrudan rızkı veren Allah. Kim veriyorsa rızkı ona teşekkür edersin tabii, ona niye teşekkür edesin?
ERDEM ERTÜZÜN: Hz. Meryem mihraba her girdiğinde yemek buluyordu.
ADNAN OKTAR: Bir daha.
ERDEM ERTÜZÜN: Hz. Meryem mihraba her girişinde yemek buluyor.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Ya melekler getiriyor yahut birisi getiriyor.
BÜLENT SEZGİN: “Allah hesapsız rızıklandırandır” diyor inşaAllah.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Hakka Suresi 34’de Cenab-ı Allah diyor ki; “Yoksula yemek vermeye destekçi olmazdı.” (Hakka Suresi, 34) Bak, destekçi olmuyor. O da bir suç. Diyeceksin ki “bak komşu yemek yapmışsın, yemeği götürmede ben yardımcı olayım. Fakire fukaraya dağıtacağız.” Yahut “bende mercimek var sen pişir hazırla, ondan sonra dağıt.” Veyahut “ben para vereyim yiyecek al bir şey yapalım, güzellik yapalım” diyecek. Destekçi olma bu. Bak diyor ki; “Yoksula yemek vermeye destekçi olmazdı.” (Hakka Suresi, 34) Şimdi suçu işlemiş, ne oluyor? Bunun sonucunda adam cehenneme gidiyor. Bak diyor ki; “Sizi şu cehenneme sürükleyip-iten nedir?” (Müddessir Suresi, 42) “Onlar: “Biz namaz kılanlardan değildik” dediler.” (Müddessir Suresi, 43) diyorlar. Bir. Birinci suç. Sonra “Yoksula yedirmezdik” (Müddessir Suresi, 44) İkinci suç. Merak ediyor soruyorlar “Siz niye geldiniz cehenneme?” diyorlar. “Suçununuz neydi, siz bilirsiniz?” diyorlar. “Namaz kılanlardan değildik” diyorlar. Bir. Bak biliyor. İki “yoksula yedirmezdik” diyor.
“Muhakkak o, mal sevgisinden dolayı (bencil ve cimri tutumundan) çok katıdır.” (Adiyat Suresi, 8) diyor kapitalistleri Kuran yerden yere vuruyor, bu vahşi kapitalizmi. Mesela bak Maun Suresi’nde yine “Dini yalanlayanı gördün mü?” (Maun Suresi, 1) “İşte yetimi itip-kakan;” (Maun Suresi, 2) “Yoksulu doyurmayı teşvik etmeyen odur.” (Maun Suresi, 3) Hep yoksullara Kuran sahip çıkar, fakirlere sahip çıkar ve malın hep dağıtılmasını ister. Hep sosyal adalet ister Kuran. Onun için İslam bir hakim olmuş olsa bereket bolluk zibil gibi olacak. Birçok insan İslam’ın bu sosyal adalet yönünün mükemmel ve muhteşem olduğunu ve kökten halledici olduğunu bilmiyor. Karl Marks bakmış Kuran’a, bakmış sosyal adalet çok güzel, sevgi var, barış var, kardeşlik var. “Ben bunu Allahsız, Kitapsız olarak yapayım” demiş. Kuran’dan geniş çapta etkilenmiş, Kuran’ın bu fakir fukarayı savunmasını. Allahsız bir İslam anlayışı getirmeye kalkmış. İşte buna deccaliyet deniyor. Allah inançlı sisteme Mehdiyet, Allahsız sisteme de deccaliyet deniyor.