Sayın Adnan Oktar'ın 16 Mayıs 2013 tarihli sohbetinden Yusuf Suresi ile ilgili açıklamalar.
ADNAN OKTAR: Yusuf Suresini açayım, onu okuyayım dedim. Açar açmaz Yusuf suresi çıktı. MaşaAllah. Yusuf suresini biraz anlatayım. Şeytandan Allah'a sığınıyorum. Yusuf suresi 54. “Hükümdar dedi ki; “Yusuf'u bana getirin, kendime bağlı kılayım”. Onunla konuştuğunda şöyle dedi; “Sen bugün bizim yanımızda artık önemli yer sahibisin. Güvenilir bir danışman yöneticisin”. Akıllı bir insanın özeli ne? Güvenilir olmaz. İlk başta neyi söylüyor? Bak güvenilir insan. İnsanların hayatta en ihtiyaç duyduğu şey güvenilir olmaktır. Güvenilir. Ve yöneticisi güvenilir olunca yönetici olması lazım. “Yanımızda”, demek ki Müslümanlar akılcı faaliyet yaparlarsa devlet yönetiminde de çok güzel faaliyetler ve idari anlamda çok güzel hizmetleri olur. Kur'an ona işaret ediyor.
“Yusuf dedi ki; “beni bu yerin, ülkenin hazineleri üzerinde bir yönetici kıl”. Sermayeye hakim olan devlete hakim olur. Dünyanın her yerinde böyledir. Sermaye hakim olmak arkasından devlete hakim olmayı getirir. Bütün dünyadaki sistem bu şu an. “Çünkü ben iyi bir koruyucuyum”. Müslümanın bir vasfı daha bak. Güvenilir. Şimdi bak ne vasfı? Koruyucu vasfı. Neyi koruyor? Herkesi, her şeyi. Canlıları, bitkileri, insanları, her şeyi. Malı, mülkü, koruyucuyum. “Yönetim işlerini de bilenim”. Müslüman demek ki bilgili, kültürlü ve alim oluyor. Bilen. Bir bilene sorun derler değil mi? Bilen oluyor.
56. “İşte böylece biz yeryüzünde Yusuf'a güç ve imkan verdik”. 1956 yılına işaret ediyor. Aynı zamanda. Orada artık son noktayı koyuyor Cenab-ı Allah. “İşte böylece biz yeryüzünde, dünyada Yusuf'a güç ve imkan verdik”. Ebcedi kaç? 2017. Bakın 2017 tarihi. Yediler var ya Yusuf suresinde. Yediler Yusuf suresinde hakimdir. “İşte böylece biz yeryüzünde, dünyada, Yusuf'a güç ve imkan verdik”. Yusuf oğlu Mesih diye geçer. Mehdi. Tevrat'ta. Yusuf oğlu Mesih. Bakın bu da ayrı bir detaydır. Yusuf oğlu Mesih diye geçmesi Mehdi'nin. “Öyle ki orada, dilediği yerde konaklardı”. O kadar güvenli ki gidiyor bir yerde duruyor, gidiyor başka yerde duruyor. Birçok yerde gidiyor, konaklıyor. Bu güzelliktir. İnsanın birçok mekana gidebilmesi, birçok yerde misafir olması bir güzelliktir. Bugün orada, ertesi gün orada, ertesi gün orada güzel bir hayattır bu.
“Biz kime dilersek rahmetimizi nasip ederiz”. Allah Mehdi'ye rahmetini diliyor, ona veriyor. Allah Hz. Yusuf'a diliyor, ona veriyor. Peygamberimize diliyor (sav) rahmetini ona veriyor. “Biz”, diyor Cenabı Allah, “iyilik yapanların ecrini asla kaybı uğratmayız”. 1998 tarihini veriyor ebcedi. Bak “biz” ve bak ve “iyilik yapanların ecrini kayba uğratmayız”, diyor Cenabı Allah. Asla. İyilik yapıyorsa, güzel ahlaklıysa, akıllıysa mutlaka ona bir güzellik yaparım diyor Cenabı Allah. Ebcedi 1998. Sonra diyor ki Allah bak, “ahiretin karşılığı ise iman edenler ve takvada bulunan için daha hayırlıdır”. Çünkü dünya gelip geçici. Takvada bulunanlar için daha hayırlıdır ahiret diyor Allah.
“Yusuf'un kardeşleri gelip yanına girdiler. Onu tanımadıkları halde”, Mehdi'yi tanıyacaklar mı? Mehdi'yi de tanıyamayacaklar. Bak Yusuf'u tanıyamadılar diyor. Mehdi'yi? Mehdi'yi de tanıyamayacaklar. “Kendisi onları hemen tanıdı”, diyor. Onların kişiliğinin ne olduğunu biliyor. “Onların erzak yüklerini hazırlayınca dedi ki; “bana babanızdan olan kardeşinizi getirin”. Bunun bir hikmeti var. Onu da sonra konuşuruz. “Görmüyor musunuz? Ben ölçüyü tam tutarım”. Müslümanın tavrı nedir? Dürüst olması. Her şeyde ölçüyü tam tutmak. Konuşmada, üslupta, vaktine ayırmada, ticarette her şeyde ölçüyü tam tutmak. “Ve ben”, diyor “konukseverlerin en hayırlısıyım”. Hz. İbrahim'in özelliği ne? Konuksever. Güzel ağırlıyor. İnsan sevgisiyle dolu. Bir misafir geliyor. Cömert. Yediriyor, içiriyor, gezdiriyor. Hediye veriyor. Gönüllerini alıyor. Hizmet ediyor. Hz. İbrahim meşrepli görüyor musun Yusuf'ta. Aynısı. “Ben konukseverlerin en hayırlısı”, o devirde en güzel konuksever. Biri geliyor, yediriyor, içiriyor, takdimde bulunuyor, cömert davranıyor, sevecen davranıyor.