Sayın Adnan Oktar'ın 6 Ağustos 2016 tarihli sohbetinden münafık karakteri ile ilgili ayet açıklamaları.
ADNAN OKTAR: İtiraz etmek, anarşist ruhlu olmak, sorgulamak, yaygaracı olmak münafığın özelliğidir. Şeytanın özelliğine baktığımızda bunu görüyoruz. Mesela diyor ki Allah’a, gayet güzel bir ortam olmuş. Melekleri yaratmış, insanları yaratmış. Diyor ki; “secde et, tevazuunu göster.” “…Âdem’e secde edin…” (Al-i İmran Suresi, 11) Gayet güzel bir şey, “sevgi gösterisinde bulun” diyor Allah. “secde edenlerden olmadı” (Al-i İmran Suresi, 11) diyor. Allah, “Sana emrettiğimde, seni secde etmekten alıkoyan neydi?” (Al-i İmran Suresi, 12) diyor. Bak, anarşist ruhlu ya itiraz edecek. “Ben ondan hayırlıyım; beni ateşten yarattın, onu ise çamurdan yarattın.” (Al-i İmran Suresi, 12) diyor. Zırvalama münafığın özelliğidir, mantıksız, münasebetsiz, ahmakça konuşmak. Ateşin de üstünlüğü yok, toprağın da üstünlüğü yok. Takvanın üstünlüğü var. Ne fark eder? Ama ona göre ateş parlak olduğu için o aptal kafasında daha üstün. Ama toprak çok alelade geliyor ona. Münafık da öyle, yani hep böyle en üstün, en kaliteli, en yüce olanın kendi olduğuna inanır. Yani inanmak ister, pislik olduğunu bilir de inanmak ister. Onun propagandasını yapar. Bak, “beni ateşten yarattın” diye onunla sükse yapmaya kalkıyor. “Ben daha kaliteliyim” diyor “daha büyüğüm” ama toprağı beğenmiyor.
Münafık da insanları beğenmez, kalitesiz görür, sıradan görür. Kendini yüce görür. Her şeyini yüce görür, aklını, fikrini, ırkını, yaşadığını şehri, köyü, kasabayı her şeyini. Aklını, fikrini, zekâsını, olmayan o ahmak kafasıyla kendince bir propaganda unsuru olarak ortaya koyar. Onun için güç yetirdiğini sesiyle ve konuşmasıyla sarsıntıya uğratmaya çalışır, münafığın özelliği. Ayette diyor ya şeytandan Allah’a sığınırım. “Onlardan güç yetirdiklerini sesinle sarsıntıya uğrat” (İsra Suresi, 64) Ama bak, “güç yetirdiklerini” Mümine güç yetiremiyor imanlı olana. Ama zayıf olana güç yetirir, yani münafığın özelliğidir yani kendi kafasına çekebilir. Bak, “sesinle sarsıntıya uğrat” konuşmayla “atlıların ve yayalarınla onların üstüne yaygarayı kopar” Yani derin devletinle, atlar ve yayalar dediği asker ve devlet o kastediliyor, yani hangi devlete sığınıyorsa. Mesela İngiliz derin devletiyse o atlılar ve yayalar; askeri gücü, devlet gücünü sembolize eden bir şey bu. “Onlara dayandırarak” diyor “yaygara koparır” Yani azar, saldırganlaşır. “mallarda ve çocuklarda onlara ortak ol” Yani mal ve çocuklar, yani insanlara hâkim ol. Eşyaya hâkim ol. “ve onlara çeşitli vaadlerde bulun.” Mesela münafıklara vaadlerde bulunuyor İngiliz derin devleti. İşte, “sizi en yüce yere getireceğiz. Başbakan’la görüşeceksin. Siyasetçi olacaksın. Süper zekâsın. Senin üstüne yok.” Hâlbuki bak, diyor ki Allah; “Şeytan, onlara aldatmadan başka bir şey vadetmez.” (İsra Suresi, 64) Bak, “Şeytan, onlara aldatmadan başka bir şey vadetmez.” Bütün ajanlarını, yalakalarını İngiliz derin devleti sonunda ezip helak ediyor.
BEYZA BAYRAKTAR: Şeytan en sonunda ayette Rabbimiz bildiriyor. “…yalnızca sizi çağırdım, siz de bana icabet ettiniz…” (İbrahim Suresi, 22) “Doğrusu ben, âlemlerin Rabbi olan Allah'tan korkarım" dedi (Haşr Suresi, 16)
ADNAN OKTAR: Tabii, bir de dindarlık iddiası da vardır münafığın. Dine zıt olduğu halde kendisini mümin gibi gösterme yeteneği de vardır.
GÖKALP BARLAN: “…size vaadde bulundum, fakat size yalan söyledim…” (İbrahim Suresi, 22) diyor.
ADNAN OKTAR: Evet, Müslüman’ı mesela eğer dense ki mesela hâşâ Allah esirgesin. “Sen ateşten yaratıldın. O yüzden sen hakikaten büyüksün” dense. O çok rahatlar orada, yani çok rahatlar. Ama doymaz. Yine bir büyüklük iddiasında daha bulunur. Onun için münafığın büyüklük iddiasının ucu, bucağı yoktur ve çok münasebetsiz ve mantıksız, zırva iddialarla büyüklüğünün peşinde koşar. Mesela her hizmetini büyüklüğe göre yapar. Mesela bir şey yapmak isterse büyüklüğünü göstermek için yapar, yaranmak için yapar, yalakalık. Allah’ın rızası için yapmaz. Yani kendisine “büyük” denmesi için yapar, “yüce” denmesi için yapar. Bir insanın, mesela başka bir insanın “başarılı” olduğunu söylediğinde münafık buna dayanamaz. Bu ona çok ağır gelir, yani küfretmiş gibi gelir ona. Bir Müslüman’ın başarısından bahsedildiğinde o artık etine tuz basmış gibi acayip acı çeker. Kendisinin yüceltilmesini ister münafık, hastadır.
Bak, mesela diyor ki; Cenab-ı Allah şeytandan Allah’a sığınırım, şeytan için.“Dedi ki: "Ben, kuru bir çamurdan,” bak beğenmiyor görüyor musun? Halkı da böyle beğenmez münafıklar. “Kuru bir çamurdan, şekillenmiş bir balçıktan yarattığın beşere secde etmek için var değilim." (Hicr Suresi 33) Görüyor musun büyüklüğü? Bak önce aşağılıyor kendince çamuru küçük görüyor. Balçığı küçük görüyor ama ateşi büyük görüyor halbuki ateşi de yaratan Allah. Ama o ahmak aklıyla onu üstün görüyor ve büyüklük, büyüklük hissi. Ve züppece söylüyor bak dikkat edersen. Bak "Bir çamur olarak yarattığın kimseye ben secde eder miyim?" (İsra Suresi 61) Küstah, asi ve şerefsiz bir üslup, kahpe bir üslup. Halbuki Allah, secde edin demesi sevgi gösterin, saygı gösterin anlamında diyor. Münafık saygıdan hoşlanmaz. İtaatten hoşlanmaz. Lokman Suresi 18’de Cenab-ı Allah; "İnsanlara yanağını çevirip (büyüklenme) ve böbürlenmiş olarak yeryüzünde yürüme. Çünkü Allah, büyüklük taslayıp böbürleneni sevmez." Bu münafık ahlakını, şeytani ahlakı Allah sevmez. Münafık kendisine ihtiyaç olduğunu, büyük olduğunu duymak ister, onun vurgulanmasını ister yani ilk şeytanın yaratılışında olan karakter münafıkta da şeytani bir karakter olarak mevcuttur, elan mevcuttur. Onun için çok bilgili olduğunu, her şeyin ona sorulmasını ister münafık. Mesela Kuran’la ilgili o meşhur münafığı getirdiklerinde “siz diyor Muhammed’e sormayın bana sorun” diyor. “Kuran hakkında sen” diyorlar “o zaman bir karar ver.” “Her şeyi bana sorun siz” diyor. Yüzünü bir asıyor, ekşitiyor, pis pis bakıyor falan bir şeyler yapıyor, sonra diyor ki “bu insanların uydurduğu bir kitaptır” diyor. “Allah’ın yazdığı, Allah’ın bildirdiği, vahyettiği bir kitap değildir” diyor. Cenab-ı Allah onu cehennem zebanileriyle cehenneme atacağını söylüyor ayette.
Merkezde olmak ister münafık. Her şeyin ondan sorulmasını, asıl yönetici olmasını ister. Mesela Peygamber de olsa karşısında asıl gücün kendi olmasını ister ve asıl bilen olmak ister onun için Peygamberimiz (s.a.v.)’e karşı hep böyle üsten, küstah, kahpe bir üslup kullanmıştır münafıklar ve hepsi merkezde olmak istemişlerdir. Mesela Samiri de her şeyin kendinden sorulmasını ve merkezde olmasını, büyük olmayı istemiştir. Ebu Lehep, Ebu Cehil, Samiri hep bunlar büyüklük peşindeydi. Mesela Ebu Cehil onu öldürmek üzere köle harbesini kaldırıyor mızrağını “dur ey köle” diyor. “Neden?” Diyor. “Beni” diyor “bir kölenin öldürmesini istemem” diyor. “Beni bir asilin öldürmesi gerekir diyor senin gibi sıradan bir kölenin öldürmesi benim çok ağrıma gider” diyor. “Sizden halktan büyük bilinen birisi gelsin o beni öldürsün” diyor. Görüyor musun enaniyeti? Şeytani azgınlığı, ölüp gidecek cehenneme. Kölenin öldürmesini çok aşağılayıcı görüyor kendisi için. Tabii o da onu orada katlediyor.
GÖKALP BARLAN: Asla ulaşamayacakları bir büyüklüğe yelteniyor.
ADNAN OKTAR: Evet. Irkçı ve bölgeci bir kafası var. “Habeşli bir köle” diyor “o olmaz” diyor. Medineli bir insan olması lazım yahut Mekke’nin ileri gelenlerden birisi olması lazım diyor, o olursa olur diyor yani tüccar olacak falan tanınmış birisi olacak.
Sad Suresi 75’te “(Allah) Dedi ki: "Ey İblis, iki elimle yarattığıma seni secde etmekten alıkoyan neydi? Büyüklendin mi, yoksa yüksekte olanlardan mı oldun?"” Çünkü kendini yüksekte görüyor ve büyük görüyor.
Münafık ukala bir görüşe sahiptir, ukala bir dünya görüşüne sahiptir. Her şeyde Müslümanlardan ayrı olmak ister, orijinal olmak mesela ne dense aksini yapmak, bir şey söylendiğinde hemen aksini söylemek, zıtlık münafığın temel özelliğidir. Mesela Allah “secde edeceksin” diyor. İllaki zıtlık yapacak, illaki ukalalık, züppelik yapacak, terslik yapacak. “Hayır” diyor. Niye? Beni ateşten yarattın diyor. Ben daha üstünüm, o onu da çamurdan yarattın, o topraktan alelade diyor. İşte münafık ahmaklığını görüyor musun? Halbuki ikisini de yaratan Allah. Ayrıca ateşin üstünlüğü diye bir şey yok. Toprağın da sıradanlığı diye bir şey yok ama o münafık kafasına göre öyle.
Ukalalık, terslik, cedel, tartışma, zıtlık, her şeye itiraz münafığın temel özelliğidir. Mümine de uysallık, itaatkarlık, sevecenlik, hoşnutluk, iç huzuru, Allah’a boyun eğicilik en mükemmel şekilde tezahür eder.
Sayın Adnan Oktar'ın 18 Mayıs 2015 tarihli sohbetinden münafık karakteri ile ilgili ayet açıklamaları.
ADNAN OKTAR: “Canım hocam bazen imanımdan dolayı şüphe duyuyorum”. Olabilir, birçok milyonlarca insan da vardır bu. Gayet makul. Zaten imtihan ne demek? Şüpheye karşı, şevk ve şüpheye karşı, şeytanın vesveselerine karşı direnmenin adıdır iman. Ayette ne diyor? Bak “sağlarından, sollarından yaklaşacağım” diyor şeytan. Demek ki Müslüman bunlarla savaşacak. Şeytanın hiçbir etkisi yoksa yani zaten amacı olmaması oluyor. Şeytan gelecek, Müslüman onu yenecek. Şevk ve şüphe gelecek, onu yenecek. “Şübhahat ordulara karşı diyor” Bediüzzaman. İman hakikatleriyle karşı koyuyor mümin. Şübhahat orduları, şüphe orduları. Şüphe ordusu her zaman Müslüman'a saldırır. Buna karşı işte eğer güçlü olmak istersen benim kitaplarımı oku, Harun Yahya kitaplarını oku. İman hakikatlerini oku. İmanını güçlendir. Kuran mucizelerini oku. O kadar.
Ama bu olur. Yani bu şaşıracak bir şey. Adam mesela haşa Allah'tan şüphe eder. Peygamberden şüphe eder. Ahiret zamandan şüphe edebilir. Ama ilimle, irfanla, bilgiyle bunu yener. Şüphe olur. Şeytan kulağına fısıldayacağım diyor. Fısıltıya karşı işte direniyor müminde. Değil mi? Atlılarıyla diyor. Allah saldıracağını söylüyor. Şeytanın. “En olmadık kuruntulara sürükleyeceğim” diyor. Ama mümin ne oluyor? Etkilenmiyor, dinlemiyor onu.
Sayın Adnan Oktar'ın 6 Haziran 2015 tarihli sohbetinden bozgunculuk çıkaranlara uymamakla ilgili ayet açıklamaları.
GÖKALP BARLAN: Ayette şöyle buyuruyor Yüce Rabbimiz Hocam. Şeytandan Allah’a sığınırım: “Artık 'kötülüğü örgütleyip düzenleyenler.” [Nahl Suresi, 45] Yeryüzünde bozgunculuk çıkarmak için özel bir ekip olduğunu söylemiştiniz.
ADNAN OKTAR: Bak, “bozgunculuğu örgütleyip düzenleyenler” şimdi sen o örgütlenmeye uymuş oluyorsun, o düzene uymuş oluyorsun. O bombayı koyan, senin kumandanın olmuş oluyor. Derhal efendim diyorsun. Ben şimdi bir bomba koyacağım diyor, bir kaç kişi öldüreceğim sizden şehit edeceğim diyor, siz sokağa döküleceksiniz diyor. Siz de orayı burayı bombalayacaksınız diyor, ben de sizi yine bombalayacağım diyor, sel gibi kan akacak diyor. Bu aklı başında insanların yapacağı bir şey değil. Oradaki Kürt kardeşlerimiz, Laz, Çerkez, Türk kim varsa hep evine çekilsin. En güzel şey odur. Vurup kafayı yatsın, sabah ola hayrola. O bombayı koyanlar da bilmiyorum nasıl tespit edecekler kalabalığın içinde. Kamera falan varsa görebilirler. İyi bir inceleme gerekiyor.
ENDER DABAN: Kötülükle iyiliğin bir olmayacağını bildiriyor Allah ve iyilikle karşılık verilmesini söylüyor. “Sen, en güzel olan bir tarzda (kötülüğü) uzaklaştır;” [Fussilet Suresi, 34] Diye bildiriyor Allah ayette, inşaAllah
ADNAN OKTAR: En güzel. En güzel nedir? Sevgidir, dostluktur, kardeşliktir, muhabbettir. Muhabbetle cevap vermek lazım.
ERDEM ERTÜZÜN: “Öfkelerini yenenler.” [Ali İmran Suresi, 134] Diye geçiyor Hocam.
Tabii. Bak diyor ki Cenab-ı Allah Maide Suresi 64’te. Şeytandan Allah’a sığınırım: “Onlar ne zaman savaş amacıyla bir ateş alevlendirdilerse” kargaşa, terör, anarşi için bir şeyi tetiklese, hareketlendirse, “Allah onu söndürmüştür. Yeryüzünde bozgunculuğa çalışırlar.” Bozgunculuk yapanlar, her şeyi bozmak, sistemi bozmak, canlıyı bozmak, hayatı bozmak. “Allah ise bozguncuları sevmez.” Ne demek bozguncu? Bomba koyanlar şunu yapan bunu yapan bunların mekanı cehennem. Onun için böyle şeylerde itidal, mutedil olmak, en kızdırıcı hareketi yapmak gerekir. En çok o yapanları pişman edecek, felç edecek hareket nedir? Sükunet. O zaman adam, boş yere ben bu işi yaptım diyecek. Hele de yakalarsan, içeride atarsan acayip caydırıcı olur. Ama çok çok özür dilerim bir ferahlık var yani. Bomba araması yapılmaz mı kalabalığın içinde? Mesela şüpheli çanta paket falan varsa elinde insanın, değil mi? Herkes kendi aleminde oluyor. Bilmiyorum ne kadar sivil polis kullanıyorlar. Çok sivil polis kullanılması lazım, çok MİT elemanı olması lazım.
MEHMET KÜRŞAT: "Biz sadece ıslah edicileriz" derler. [Bakara Suresi, 11] Allah, ama asıl bozguncuların onlar olduğunu bildiriyor ayette. Komünistler sosyal adalet istiyoruz diyorlar sadece diyorlar ama tarihe baktığımızda hep kan getirdiğini görüyoruz.
ADNAN OKTAR: Tabii.
“Düzene konulması (ıslah)ından sonra yeryüzünde bozgunculuk (fesad) çıkarmayın;” [Araf Suresi, 56] Bak işte fesat çıkarıyorlar. Fesat; bir bombayla yapıyor fesadı. Fesada niye uyuyorsun? Bomba patladıysa, tamam. Mesela bir insan şehit olmuş olabilir. Sen şimdi sokağa döküldüğünde, o bombayı koyandan daha beter oluyorsun. O katil, katilin emir eri olmuş oluyorsun. Onun ordusu oluyorsun sokağa döküldüğünde. O katilin topuk selamı veren, eri oluyorsun, askeri oluyorsun. Hadi sokağa dökül diyor, bombayı bir patlatıyor, o da sokağa dökülüyor. Emrediyorum cam-çerçeve indirin diyor, indiriyor. Bombayı koyan belli ki şeytan. Niye uyuyorsun?
TARKAN YAVAŞ: Hocam, ayette: “Ey iman edenler, hepiniz topluca "barış ve güvenliğe (Silm'e, İslam'a) girin ve şeytanın adımlarını izlemeyin.” [Bakara Suresi, 208] Diyor, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Tabii.
ENDER DABAN: Bir ayette de Allah: “Fitne, katilden beterdir.” [Bakara Suresi, 217] Diye bildiriyor.
ADNAN OKTAR: Tabii.
KARTAL İŞ: Birçok ayette de bağışlamayla, aftan bahsediyor, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Tabii. “Evinizde oturun” diyor Resulullah (s.a.v). “Fitneye karışmayın, o gün oklarınızı kırın, silahlarınızı kılıçlarınızı bırakın. Herkesi güler yüzle tatlı dille karşılayın ve evinizden çıkmayın” diyor. Görüyor musun İslam ahlakını? Böyle bir sistemde fitne olur mu, anarşi terör olur mu? Öbür türlü adam ana, ey Memduh, ey hakkı diyor, hadi bakalım şimdi bir bomba patlatacağım sokağa fırlayacaksınız kan dökeceksiniz diyor. O bombayı koyan şeytanın avanesi oluyorsun, ne kadar aşağılayıcı bir şey. Onun emrinde asker oluyorsun, ondan daha beter oluyorsun. Sakın böyle bir şeye kimse yanaşmasın.
ERDEM ERTÜZÜN: Şeytanın da insanlara verdiği vesvese Hocam ayette geçen, kovulmuş şeytandan Allah’a sığınırım: "Yaygaralar koparın.” [Fussilet Suresi, 26]
ADNAN OKTAR: "Onlardan güç yetirdiklerini sesinle sarsıntıya uğrat, atlıların ve yayalarınla onların üstüne yaygarayı kopar.” [İsra Suresi, 64] “Yaldızlı sözler” fısıldayacağını söylüyor.” Yaygaralar” işte yaygara bu. Büyük fesat yani.
BÜLENT SEZGİN: Hac Suresi 3. Ayette şöyle buyuruyor, şeytandan Allah’a sığınırım: “İnsanlardan kimi, Allah hakkında bilgisi olmaksızın tartışır durur ve her azgın-kaypak şeytanının peşine düşer.” [Hac Suresi, 3]
ADNAN OKTAR: İşte, şeytan o bombayı patlatan şeytan, o da onun peşine düşüyor, emrine giriyor.
TARKAN YAVAŞ: Başka bir ayette de şehirde kışkırtıcılık yapanlardan bahsediyor. “(bu tutumlarına) bir son vermeyecek olurlarsa, gerçekten seni onlara saldırtırız, sonra orada seninle pek az (bir süre) komşu kalabilirler.” [Ahzab Suresi, 60] Diyor.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah.
Sayın Adnan Oktar'ın 6 Ağustos 2016 tarihli sohbetinden münafık karakteri ile ilgili ayet açıklamaları.
ADNAN OKTAR: İtiraz etmek, anarşist ruhlu olmak, sorgulamak, yaygaracı olmak münafığın özelliğidir. Şeytanın özelliğine baktığımızda bunu görüyoruz. Mesela diyor ki Allah’a, gayet güzel bir ortam olmuş. Melekleri yaratmış, insanları yaratmış. Diyor ki; “secde et, tevazuunu göster.” “…Âdem’e secde edin…” (Al-i İmran Suresi, 11) Gayet güzel bir şey, “sevgi gösterisinde bulun” diyor Allah. “secde edenlerden olmadı” (Al-i İmran Suresi, 11) diyor. Allah, “Sana emrettiğimde, seni secde etmekten alıkoyan neydi?” (Al-i İmran Suresi, 12) diyor. Bak, anarşist ruhlu ya itiraz edecek. “Ben ondan hayırlıyım; beni ateşten yarattın, onu ise çamurdan yarattın.” (Al-i İmran Suresi, 12) diyor. Zırvalama münafığın özelliğidir, mantıksız, münasebetsiz, ahmakça konuşmak. Ateşin de üstünlüğü yok, toprağın da üstünlüğü yok. Takvanın üstünlüğü var. Ne fark eder? Ama ona göre ateş parlak olduğu için o aptal kafasında daha üstün. Ama toprak çok alelade geliyor ona. Münafık da öyle, yani hep böyle en üstün, en kaliteli, en yüce olanın kendi olduğuna inanır. Yani inanmak ister, pislik olduğunu bilir de inanmak ister. Onun propagandasını yapar. Bak, “beni ateşten yarattın” diye onunla sükse yapmaya kalkıyor. “Ben daha kaliteliyim” diyor “daha büyüğüm” ama toprağı beğenmiyor. Münafık da insanları beğenmez, kalitesiz görür, sıradan görür. Kendini yüce görür. Her şeyini yüce görür, aklını, fikrini, ırkını, yaşadığını şehri, köyü, kasabayı her şeyini. Aklını, fikrini, zekâsını, olmayan o ahmak kafasıyla kendince bir propaganda unsuru olarak ortaya koyar. Onun için güç yetirdiğini sesiyle ve konuşmasıyla sarsıntıya uğratmaya çalışır, münafığın özelliği. Ayette diyor ya şeytandan Allah’a sığınırım.
“Onlardan güç yetirdiklerini sesinle sarsıntıya uğrat” (İsra Suresi, 64) Ama bak, “güç yetirdiklerini” Mümine güç yetiremiyor imanlı olana. Ama zayıf olana güç yetirir, yani münafığın özelliğidir yani kendi kafasına çekebilir. Bak, “sesinle sarsıntıya uğrat” konuşmayla “atlıların ve yayalarınla onların üstüne yaygarayı kopar” Yani derin devletinle, atlar ve yayalar dediği asker ve devlet o kastediliyor, yani hangi devlete sığınıyorsa. Mesela İngiliz derin devletiyse o atlılar ve yayalar; askeri gücü, devlet gücünü sembolize eden bir şey bu. “Onlara dayandırarak” diyor “yaygara koparır” Yani azar, saldırganlaşır. “mallarda ve çocuklarda onlara ortak ol” Yani mal ve çocuklar, yani insanlara hâkim ol. Eşyaya hâkim ol. “ve onlara çeşitli vaadlerde bulun.” Mesela münafıklara vaadlerde bulunuyor İngiliz derin devleti. İşte, “sizi en yüce yere getireceğiz. Başbakan’la görüşeceksin. Siyasetçi olacaksın. Süper zekâsın. Senin üstüne yok.” Hâlbuki bak, diyor ki Allah; “Şeytan, onlara aldatmadan başka bir şey vadetmez.” (İsra Suresi, 64) Bak, “Şeytan, onlara aldatmadan başka bir şey vadetmez.” Bütün ajanlarını, yalakalarını İngiliz derin devleti sonunda ezip helak ediyor.
BEYZA BAYRAKTAR: Şeytan en sonunda ayette Rabbimiz bildiriyor. “…yalnızca sizi çağırdım, siz de bana icabet ettiniz…” (İbrahim Suresi, 22) “Doğrusu ben, âlemlerin Rabbi olan Allah'tan korkarım" dedi (Haşr Suresi, 16)
ADNAN OKTAR: Tabii, bir de dindarlık iddiası da vardır münafığın. Dine zıt olduğu halde kendisini mümin gibi gösterme yeteneği de vardır.
GÖKALP BARLAN: “…size vaadde bulundum, fakat size yalan söyledim…” (İbrahim Suresi, 22) diyor.
ADNAN OKTAR: Evet, Müslüman’ı mesela eğer dense ki mesela hâşâ Allah esirgesin. “Sen ateşten yaratıldın. O yüzden sen hakikaten büyüksün” dense. O çok rahatlar orada, yani çok rahatlar. Ama doymaz. Yine bir büyüklük iddiasında daha bulunur. Onun için münafığın büyüklük iddiasının ucu, bucağı yoktur ve çok münasebetsiz ve mantıksız, zırva iddialarla büyüklüğünün peşinde koşar. Mesela her hizmetini büyüklüğe göre yapar. Mesela bir şey yapmak isterse büyüklüğünü göstermek için yapar, yaranmak için yapar, yalakalık. Allah’ın rızası için yapmaz. Yani kendisine “büyük” denmesi için yapar, “yüce” denmesi için yapar. Bir insanın, mesela başka bir insanın “başarılı” olduğunu söylediğinde münafık buna dayanamaz. Bu ona çok ağır gelir, yani küfretmiş gibi gelir ona. Bir Müslüman’ın başarısından bahsedildiğinde o artık etine tuz basmış gibi acayip acı çeker. Kendisinin yüceltilmesini ister münafık, hastadır.
Bak, mesela diyor ki; Cenab-ı Allah şeytandan Allah’a sığınırım, şeytan için.“Dedi ki: "Ben, kuru bir çamurdan,” bak beğenmiyor görüyor musun? Halkı da böyle beğenmez münafıklar. “Kuru bir çamurdan, şekillenmiş bir balçıktan yarattığın beşere secde etmek için var değilim." (Hicr Suresi 33) Görüyor musun büyüklüğü? Bak önce aşağılıyor kendince çamuru küçük görüyor. Balçığı küçük görüyor ama ateşi büyük görüyor halbuki ateşi de yaratan Allah. Ama o ahmak aklıyla onu üstün görüyor ve büyüklük, büyüklük hissi. Ve züppece söylüyor bak dikkat edersen. Bak "Bir çamur olarak yarattığın kimseye ben secde eder miyim?" (İsra Suresi 61) Küstah, asi ve şerefsiz bir üslup, kahpe bir üslup. Halbuki Allah, secde edin demesi sevgi gösterin, saygı gösterin anlamında diyor. Münafık saygıdan hoşlanmaz. İtaatten hoşlanmaz. Lokman Suresi 18’de Cenab-ı Allah; "İnsanlara yanağını çevirip (büyüklenme) ve böbürlenmiş olarak yeryüzünde yürüme. Çünkü Allah, büyüklük taslayıp böbürleneni sevmez." Bu münafık ahlakını, şeytani ahlakı Allah sevmez. Münafık kendisine ihtiyaç olduğunu, büyük olduğunu duymak ister, onun vurgulanmasını ister yani ilk şeytanın yaratılışında olan karakter münafıkta da şeytani bir karakter olarak mevcuttur, elan mevcuttur. Onun için çok bilgili olduğunu, her şeyin ona sorulmasını ister münafık. Mesela Kuran’la ilgili o meşhur münafığı getirdiklerinde “siz diyor Muhammed’e sormayın bana sorun” diyor. “Kuran hakkında sen” diyorlar “o zaman bir karar ver.” “Her şeyi bana sorun siz” diyor. Yüzünü bir asıyor, ekşitiyor, pis pis bakıyor falan bir şeyler yapıyor, sonra diyor ki “bu insanların uydurduğu bir kitaptır” diyor. “Allah’ın yazdığı, Allah’ın bildirdiği, vahyettiği bir kitap değildir” diyor. Cenab-ı Allah onu cehennem zebanileriyle cehenneme atacağını söylüyor ayette.
Merkezde olmak ister münafık. Her şeyin ondan sorulmasını, asıl yönetici olmasını ister. Mesela Peygamber de olsa karşısında asıl gücün kendi olmasını ister ve asıl bilen olmak ister onun için Peygamberimiz (s.a.v.)’e karşı hep böyle üsten, küstah, kahpe bir üslup kullanmıştır münafıklar ve hepsi merkezde olmak istemişlerdir. Mesela Samiri de her şeyin kendinden sorulmasını ve merkezde olmasını, büyük olmayı istemiştir. Ebu Lehep, Ebu Cehil, Samiri hep bunlar büyüklük peşindeydi. Mesela Ebu Cehil onu öldürmek üzere köle harbesini kaldırıyor mızrağını “dur ey köle” diyor. “Neden?” Diyor. “Beni” diyor “bir kölenin öldürmesini istemem” diyor. “Beni bir asilin öldürmesi gerekir diyor senin gibi sıradan bir kölenin öldürmesi benim çok ağrıma gider” diyor. “Sizden halktan büyük bilinen birisi gelsin o beni öldürsün” diyor. Görüyor musun enaniyeti? Şeytani azgınlığı, ölüp gidecek cehenneme. Kölenin öldürmesini çok aşağılayıcı görüyor kendisi için. Tabii o da onu orada katlediyor.
GÖKALP BARLAN: Asla ulaşamayacakları bir büyüklüğe yelteniyor.
ADNAN OKTAR: Evet. Irkçı ve bölgeci bir kafası var. “Habeşli bir köle” diyor “o olmaz” diyor. Medineli bir insan olması lazım yahut Mekke’nin ileri gelenlerden birisi olması lazım diyor, o olursa olur diyor yani tüccar olacak falan tanınmış birisi olacak.
Sad Suresi 75’te “(Allah) Dedi ki: "Ey İblis, iki elimle yarattığıma seni secde etmekten alıkoyan neydi? Büyüklendin mi, yoksa yüksekte olanlardan mı oldun?"” Çünkü kendini yüksekte görüyor ve büyük görüyor.
Münafık ukala bir görüşe sahiptir, ukala bir dünya görüşüne sahiptir. Her şeyde Müslümanlardan ayrı olmak ister, orijinal olmak mesela ne dense aksini yapmak, bir şey söylendiğinde hemen aksini söylemek, zıtlık münafığın temel özelliğidir. Mesela Allah “secde edeceksin” diyor. İllaki zıtlık yapacak, illaki ukalalık, züppelik yapacak, terslik yapacak. “Hayır” diyor. Niye? Beni ateşten yarattın diyor. Ben daha üstünüm, o onu da çamurdan yarattın, o topraktan alelade diyor. İşte münafık ahmaklığını görüyor musun? Halbuki ikisini de yaratan Allah. Ayrıca ateşin üstünlüğü diye bir şey yok. Toprağın da sıradanlığı diye bir şey yok ama o münafık kafasına göre öyle.
Ukalalık, terslik, cedel, tartışma, zıtlık, her şeye itiraz münafığın temel özelliğidir. Mümine de uysallık, itaatkarlık, sevecenlik, hoşnutluk, iç huzuru, Allah’a boyun eğicilik en mükemmel şekilde tezahür eder.