Sayın Adnan Oktar'ın 6 Ocak 2011 tarihli röportajından İsra Suresi ile ilgili açıklamalar.
ADNAN OKTAR: Rahman Rahim olan Allah’ın adıyla, Şeytan’dan Allah’a sığınırım. “Bir kısım ayetlerimizi kendisine göstermek için, kulunu bir gece Mescid-i Haram'dan, çevresini bereketlendirdiğimiz Mescid-i Aksa'ya (Kudüs’e) götüren O (Allah) Yücedir. Gerçekten O, işitendir, görendir”. Bu Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’ın mucizesi, bu net olan mucizelerinden bir tanesidir. Peygamberimiz (s.a.v.) akşam alındı. Kısa sürede Kudüs’e gitti. Hatta hanımı “kalktığımda yatağı boştu” diyor. Bir süre sonra Peygamberimiz (s.a.v.)’ın yatağında olduğu görülüyor. Bu, Peygamberimiz (s.a.v)’ın net mucizelerinden bir tanesidir. “Musa'ya kitap verdik ve ‘Benden başka vekil edinmeyin’ diye, onu İsrailoğulları'na kılavuz kıldık”. O zaman sadece Cenab-ı Allah İsrailoğlulları’na peygamber göndermiş o devirde. Ama bizim Peygamberimiz (s.a.v.) bütün alemlere gelmiştir, peygamber olarak. “Nuh ile birlikte taşıdıklarımızın çocukları!” Bizlere sesleniyor, bütün dünyaya sesleniyor, Cenab-ı Allah. “Şüphesiz o, şükreden bir kuldu”. Sürekli Allah’a şükretmek, mesela çocuklarınla yemek yiyorsun hemen şükür, hemen şükür, değil mi?
PINAR ELİÇE: Tabii ki, evet.
ADNAN OKTAR: “Şükreden bir kuldu.” İsrailoğulları’nın karşılaşacağı olayları da belirtiyor Allah. “Kitap’ta İsrailoğulları’na şu hükmü verdik. Muhakkak siz yer(yüzün) de iki defa bozgunculuk çıkaracaksınız”, bu onların kaderi, kaderlerinde var. “Ve muhakkak büyük bir azgınlıkla kibirlenip- yükseleceksiniz”, yani enaniyet ve kibir yapacaksınız diyor Allah. “Nitekim ikiden ilk-vaid geldiği zaman, güç ve şiddet sahibi kullarımızı üzerinize gönderdik ve (sizi) evlerin aralarına kadar girip araştırdılar”. Allah kulunu kuluna da musallat ediyor eğer doğru yolda olmazsa. “Bu yerine getirilmesi gereken bir sözdü”, Allah; “bu benim kaderimdi, bunu yerine getirdim” diyor. “Sonra onlara karşı size tekrar güç ve kuvvet verdik”, “yeniden bereket, bolluk verdik” diyor, Allah. “size mallar ve çocuklarla yardım ettik ve topluluk olarak sizi sayıca çok kıldık”, “sayınızı da arttırdık” diyor, Allah. “Eğer iyilik ederseniz kendinize iyilik etmiş olursunuz”, yani ahiretiniz için, dünyanız için, o sizi pozitif hale getirir. Çünkü kötülük yapan kendi kavruluyor, kendi yanıyor. Mesela birisine kin duyduğunda bir insan, hasta oluyor, dengesi bozulur. Affettiğinde insanın beyni rahatlıyor. “Eğer kötülük ederseniz o da sizin aleyhinizedir. İşte Kuran’ın kastettiği bu, tabii birçok anlamı var bir anlamı da bu.
“Sonunda vaat geldiği zaman (Allah’ın vaat ettiği olduğu zaman)” bu ayetin ebcedi 2019 tarihini veriyor. Aynı şekilde Mehdiyet’in devridir. Şimdi biz 2011’deyiz az bir şey var 2019’a da, inşaAllah. “Eğer zulmederseniz yüzlerinizi kötü duruma sokacak, (insanların yüzlerini kötü duruma sokacak)”, olayların olacağını belirtiyor, Allah. “Birincisinde ona girdikleri gibi mescid (Kudüs)e girsinler ve ele geçirdiklerini darmadağın edip mahvetsinler”. Demek ki savaşları da Allah meydana getiriyor. Mutlaka bir sebebi oluyor, durduk yere kendiliğinden olmaz. “Umulur ki, Rabbiniz size merhamet eder”, eğer güzel huylu olursanız size merhamet eder. “Fakat siz (bozgunculuğa) dönerseniz Biz de (sizi aşağılık kılmaya ve cezalandırmaya) döneriz” diyor, Allah. “Biz, cehennemi kafirler için bir kuşatma yeri kıldık”. Cehennemle de Allah tehdit ediyor. “Şüphesiz, bu Kur'an, en doğru yola getirir”. Bakın bir tek Kuran’dan bahsediyor. “Bu Kur'an, en doğru yol”, doğru yol demiyor, Allah. “En doğrusu neyse onu yaparım. Yalnız sadece Kuran’la yaparım” diyor. “En doğru yola getirir ve salih amellerde bulunan mü'minlere (samimi olan insanlara, samimi müminlere) onlar için gerçekten büyük bir ecir olduğunu müjde verir”. Ama samimi candan olan, kendini kasmayan, sıkmayan, vicdanına tam uyan. “Ve şüphesiz, ahirete inanmayanlar için de acı bir azap hazırlamışızdır”. Dünyada da acı çekiyorlar zaten ahirete inanmayanlar. Bu dünya da azap çekiyorlar. “İnsan hayra dua ettiği gibi, şerre de dua etmektedir”, “güzellik arar ama belasını da arar” diyor, Allah inşaAllah. “İnsan, pek acelecidir” diyor, Allah.
PINAR ELİÇE: Burada da sabır önemli, zamana bırakmak, yaymak.
ADNAN OKTAR: Evet maşaAllah. “Biz geceyi ve gündüzü iki ayet kıldık; gece ayetini sildik de Rabbinizden bir fazl aramanız, yılların sayısını ve hesabı öğrenmeniz için gündüzün ayetini aydınlatıcı kıldık”, “geceyi ve gündüzü ben yaratıyorum. Durduk yere olmuyor” diyor, Allah. Çünkü alem bir simsiyah oluyor bir süre sonra bembeyaz oluyor, yine simsiyah oluyor, yine aydınlık oluyor. “Biz, her şeyi yeterince açıkladık” diyor, Allah. Kuran da her şey açıklanmış. “Biz, her insanın (işlediklerini, yaptıklarını) kendi boynuna doladık” diyor, Allah. Onu bir kuş olarak belirtiyor, Allah. “Kaderi belli” diyor, Allah. “Kıyamet gününde onun için açılmış olarak önüne konan bir kitap çıkarırız”. “Bütün hayatını kaset gibi içine almış bir bilgi ona sunulacak” diyor, Allah. “Kendi kitabını oku; bugün nefsin hesap sorucu olarak sana yeter”. Kendi zaten o bilgiden kaset gibi ona sunulan o cisimden akan bilgi ile kendi vicdanen zaten olayları anlıyor. Yaptığı hataları, anormallikleri zaten görüyor, kendi kendini inkar edemiyor. “Kim hidayete ererse”, Allah’ın hadi ismi ile iman bulursa, samimi olursa “kendi nefsi için hidayete erer”, “kendine faydası olur” diyor. “Kim de saparsa kendi aleyhine sapar. Hiçbir günahkar, bir başkasının günah yükünü yüklenmez”. Hani diyorlar; “günahını ben alayım, sen yap” diyorlar. “Öyle bir şey olmaz” diyor, Allah. “Biz, bir elçi gönderinceye kadar (hiçbir topluma) azap edecek değiliz”, “mutlaka bir uyarıcı gelir” diyor. Onun için ahir zamanda da çok uzun süre geçtiği için Peygamber Efendimiz (s.a.v)’den sonra, 1400 yıl geçtiği için hem Mehdi (a.s), hem Hz. İsa (a.s) Mesih geliyorlar aynı devirde gelecekler, inşaAllah.
Sayın Adnan Oktar’ın 21 Mayıs 2014 tarihli sohbetinden Kuran'ın yeterliliği ile ilgili ayetlerin açıklamaları.
GÖKALP BARLAN: Bir ayette de şöyle buyuruyor kovulmuş şeytandan Allah’a sığınırım; “Allah’tan başka bir hakem mi arayayım? Oysa o sizi Kitab’ı açıklanmış olarak indirmiştir.” (Enam Suresi, 114)
ADNAN OKTAR: Bak “Allah’tan başka bir hakem mi arayayım?” Allah’tan başka hakem aranıyor o zaman. “Kitab’ı açıklanmış olarak indirdi” diyor. “Yok” diyor “açıklanmış öyle bir şey yok” diyor. “Biz anlamıyoruz Kuran’ı” diyor. “Anlayamıyoruz” diyor. Peki Kuran ne o zaman? Bak sorsunlar, diyorum bakın bir adada kalsan, sadece Kuran’la kalsan Müslüman olabilir misin? “Yaşayamazsın” diyorlar. Sahabe bunları duysa Allahualem kovalardı bunları. İnanılır gibi değil.
MaşaAllah, yaz gelmiş. Yaz geldi çarşıya kiraz geldi. Nelerle büyüdük çocukluğumuzda Allah, Allah. Böyle önden devirle çalışan otobüsler vardı. Çeviriyorlar, birden çalışırdı.
BÜLENT SEZGİN: Hocam Allah ayette şöyle buyuruyor; “Şüphesiz bu Kur’an, en doğru yola iletir..” (İsra Suresi, 9), inşaAllah Hocam.
ADNAN OKTAR: “Kur’an, en doğru yola iletir..”
Gelenekçi Ortodoks İslam anlayışında tecvit ile Kuran okumak. Kuran’ı Habeşîler de okuyordu, Farisiler de okuyordu. Nasıl okuyorsa o andaki samimi okuması esastır. Yoksa zellet-ül kariye ait meseleler tarzında izahlarla insanları namaz kılmaktan uzak tutuyorlar. O tip bir üslup olursa, olmaz. Mesela Fatiha’yı bütün milletimiz bilir. Ama yüzde doksan dokuzu yanlış okur. Hatta %99,99’u yanlış okur. Ama Allah katında o kabul edilen bir duadır. Allah katında kabul olan bir ibadet. Çünkü samimi olarak okuyor. Mesela birisi Karadeniz şivesiyle “cel” diyor, adam geliyor. Ama o “gel” anlıyor. Birisi de mesela “gel” diyor. Her ikisi de geçerlidir. Orada Cenab-ı Allah onun ne demek istediğini bilir. Dolayısıyla öyle kusursuz okumak, hatasız okumak; böyle bir mecburiyeti getirip, insanları namazdan soğutmak çok yanlış bir hareket.
“Nisa Suresi’nin 59. Ayetinde olduğu gibi Allah’a ve Resulüne itaat edin. Dediğini nasıl uygulamalıyız?” Allah’ın Resul’üne uymak demek, Kuran’a uymaktır. Resul sana “namaz kılma” diyebilir mi? Diyemez. Kuran’ın emrini bildirir sana. O da Kuran’a uymakla mükellef olduğunu Cenab-ı Allah ayette söylüyor. “Peygamber de Kur’an’a uymakla mükelleftir, siz de Kuran’a uymakla mükellefsiniz” diyor. “Onun dışında eğer bir şey konuşursa” diyor, Kur’an’ın dışında eğer bir şey konuşursa. “Onun şah damarını koparırım” diyor Cenab-ı Allah. “Siz de araya girip onu kurtaramazsınız, Peygamberi” diyor. Daha nasıl desin Cenab-ı Allah? Açık açık söylüyor. Fakat anlamıyorlar. Bak onların anlayacağı dilden, herkesin anlayacağı dilden söylüyor Cenab-ı Allah. “Şah damarını koparırım” (Hakka Suresi, 46) diyor Allah. “Eğer Kur’an’a herhangi bir ilave yapmaya kalkarsa, çıkarma yapmaya kalkarsa, kendinden bir şey ilave ederse. Onun şah damarını koparırım” diyor, peygambere. “Ve araya girip siz onu kurtaramazsınız” diyor, Allah. Adam anlamıyor. Resule İmam olarak itaat etmek vardır ayrıca Kuran’da. Başkomutan olarak. Gel dersin, gelir. Git dersin, gider. Zaten ulü’l emre itaat farz. O her ulü’l emr için geçerlidir. Sırf Peygamber (s.a.v) için değil ki. “Ulü’l emre itaat edin” diyor Allah. “İçinizden emir sahiplerine itaat edin.” (Nisa Suresi, 59) O anlamda bir itaattir. Peygamber(s.a.v)’ in her dediği yerine getirilir. Ama Peygamber (s.a.v) sana, yeni bir hüküm getiremez. Kuran’ın dışında sana hüküm getiremez. Kur’an’ı değiştirme yetkisi yok Peygamber (s.a.v)’in. İnen vahye Peygamber (s.a.v) uymakla mükellef.
ASLI SÜME: Allah bir ayette şöyle buyuruyor, Peygamberimiz (s.a.v) için; “O, hevadan konuşmaz. O (söyledikleri), yalnızca vahyolunmakta olan bir vahiydir.” (Necm Suresi, 3-4)
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Yani ne? Kuran. Vahiy demek, Kuran’dır.
GÖKALP BARLAN: Allah Peygamber Efendimiz (s.a.v)’ e söylemesini buyuruyor Hocam. Kovulmuş şeytandan Allah’a sığınırım; “Ben, yalnızca bana vahyedilmekte olana uyuyorum ve ben, apaçık bir uyarıcadan başkası değilim.” (Ahkaf Suresi, 9)
ADNAN OKTAR: Vahyedilenler Kuran’da geçiyor. Gizli vahiy olur mu? Gizli hüküm olur mu? Eğer Allah’ın hükmüyse, Allah Kuran’a koyuyor. “Yok” diyor “Allah Kuran’a koymadı” diyor. Nereye koydu? “Yaprağın üzerine yazıldı. Onu da keçi yedi” diyor. “Yaprak nerede?” diyorsun. “Onu da keçi yedi” diyor. Nereye gitti ayet? “Yok” diyorsun. Keçi yediğini farz edelim. Ezberinde değil mi? Koy Kuran’a. “O kadar da yapamıyoruz artık” diyor. Yapamıyor, çünkü yapsan o devirde sahabeler senin iflahını keserler. Yapamazsın çünkü ilave edeceksin Kuran’a.
AYLİN KOCAMAN: Allah bir ayetinde kovulmuş şeytandan Allah’a sığınırım. “Beşerden hiç kimsenin, Allah kendisine Kitabı, hükmü ve peygamberliği verdikten sonra insanlara: “Allah’ı bırakıp bana kulluk edin” demeye yetkisi yoktur. Fakat o, “Öğrettiğiniz ve ders verdiğiniz Kitap’a göre Rabbaniler olunuz” deme görevindedir.” (Ali İmran Suresi, 79)
ADNAN OKTAR: Bak “Kitap’a göre” diyor Peygamber (s.a.v); “Kitap’a göre Rabbaniler olunuz.” “Bana göre” demiyor Peygamber (s.a.v). “Ben size yeni vahiyler çıkartacağım, yeni hükümler çıkartacağım” demiyor. “Allah’ın vahyine uyuyorum ben, Kuran’a. Siz de bu Kitap’a uyun, hep beraber uyalım” diyor. Bunu nasıl anlamazlar? İnanılır gibi değil, mucize bu. Hayır diyor ki adam “Peygamber (s.a.v) Kuran’ın hükmünü değiştirdi” diyor. “Peygamber (s.a.v) değil mi?” diyor. “Nereden anladın?” “İmam Ebu Hanefi böyle diyor” diyor. İmam-ı Şafi’ye soruyoruz. “Olur mu? Yalan söylüyorlar, öyle bir şey yok” diyor. İmam-ı Malik diyor ki “İkisinin de dediği yanlış benim bir tane dediğim var. O doğru, ben onu söylüyorum” diyor. İmam-ı Hanbeli “Üçü de yanlış söylüyor, ben doğrusunu söylüyorum. Alakasız” diyor. “Ben de bir hadis var hepsini düzeltiyor” diyor. Görmüyor musunuz? Dört mezhep, dördü de ayrı hüküm veriyor. Dördü de birbirini yalanlıyor. “Doğru değil, yalan söylüyorsun” diyor. Mesela hepsine, dört mezhebe göre namazın hükümleri değişik. Kiminde Fatiha farz, kiminde değil. Bambaşka bir şey. Mesela son iki rekat hükümleri ayrı. Yiyeceklerin hükümleri ayrı. Mesela bir mezhepte helal olan, diğer mezhepte haram. Hadise göre. Diyor ki, “Bu hadis uydurma” diyor İmam-ı Hanbeli. Ebu Hanife diyor ki “Geçerli bu hadis” diyor. Hangisine inanalım biz. Kuran’a uymuyorlar dört ayrı din çıkıyor. Dört ayrı inanç.
OKTAR BABUNA: Hocam Allah bir ayette, “Kendi dinlerini fırkalara ayırmış ve kendileri de parça parça olmuşlardır; ki her grup kendi elindekiyle övünüp sevinç duymaktadır.” (Rum Suresi, 32) diyor, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Tabii “Fırka-ı Naciyeyiz biz” diyor. “Kurtuluşa ereniz” diyor.