Enbiya Suresi, 52-73 Ayetlerinin Tefsiri

 

Sayın Adnan Oktar'ın 2 Mayıs 2010 tarihli röportajından Enbiya Suresi ile ilgili açıklamalar.

 

ADNAN OKTAR: Şeytandan Allah’a sığınırım. Hepsi aşağı yukarı o anlama gelir. Bakın diyor ki; “(İbrahim) Hani babasına ve kavmine demişti ki: ‘Sizin, karşılarında bel büküp eğilmekte olduğunuz bu temsili heykeller nedir?’” diyor. “Gidip heykellerin önünde bel büküyorsunuz, hazır ola geçiyorsunuz. Bu nedir böyle?” diyor. “Biz atalarımızı bunlara tapıyor bulduk dediler” diyor. Şeytan, iblis taraftarları, tuğyanla delalet o zamanın Deccal ordusu. “Dedi ki: ‘Andolsun, siz ve atalarınız apaçık bir sapıklık içindesiniz’”.  İşte bak farzı yerine getiriyor. Deccalle savaşıyor. Ve o devrin Mehdi’si Hz. İbrahim (a.s.). Füruat değil bu. “Sen bize gerçeği mi getirdin, yoksa (bizimle) oyun oynayanlardan mısın?" diyorlar Hz. İbrahim (a.s.)’a. “"Hayır" dedi. "Sizin Rabbiniz göklerin ve yerin Rabbidir.” İman hakikatlerini anlatıyor. “Onları kendisi yaratmıştır”. “Göğü de yeri de Allah yaratmıştır” diyor. “Ve ben de buna şehadet edenlerdenim”. “Şahidim ben de” diyor. “Andolsun Allah'a”, Allah’a yemin ediyor. “Sizler arkanızı dönüp gittikten sonra, ben sizin putlarınıza muhakkak bir tuzak kuracağım”. Müslümanın putlarla mücadelesi farzdır. Ve “tuzak kuracağım” diyor bakın. “Normal bir yöntem kullanmayacağım”, diyor. “Tuzak kuracağım” diyor. Tuzak. Bu çok manidar.

“Böylece o, yalnızca büyükleri hariç olmak üzere” en büyük puta dokunmuyor. “Tuzak kuracağım” dedi ya bak.  “Böylece o, yalnızca büyükleri hariç olmak üzere onları paramparça etti”, yerle bir ediyor. O zamanın Darwinist, metaryalist felsefesini yerle bir ediyor. “Belki ona başvururlar diye”; puta ellemiyor. Öbür puta. Yani alay etmek için, aşağılamak için ellemiyor. Aşağılayarak putu yok ediyor. Yani överek putu yerle bir etmiş oluyor. Aşağılamanın bir yöntemi. “Bizim ilahlarımıza bunu kim yaptı? Şüphesiz o, zalimlerden biridir dediler” diyor. Evinde oturmuyor demek ki. Bak, namaz kılıp evinde otursa hiçbir şey olmaz, Hz. İbrahim (a.s.)’a, değil mi? Gidip putlarla göğüs göğse mücadele ediyor. Tuzak kuruyor, oyun kuruyor. “Kendisine İbrahim denilen bir gencin bunları diline doladığını işittik dediler” diyor. Niye başkasına demiyorlar? Niye Necmi Efendi’ye, niye Hasip Efendi’ye demiyorlar da Hz. İbrahim (a.s.)’a diyorlar? Demek ki mücahit farz füruat değil. Farz olan görevi yapıyor, Deccaliyetle mücadele yapıyor. Devrin Mehdi’si. Demek ki önemliymiş. Değil mi? “Dediler ki: "Öyleyse, onu insanların gözü önüne getirin ki ona (nasıl bir ceza vereceğimize) şahid olsunlar."” Evinde oturan adama hiçbir şey olmaz. Namaz kılan, oruç tutan, zekatını veren, hacca giden dedelere amcalara kimseye bir şey olmaz. Başı kapalı evinde oturan hanım hanımcık hanımlara da hiçbir şey olmaz. Kocasının dizinin dibinde oturan. Mücadeleye giren, küfre tuzak kuran, göğüs göğüse mücadele edenlerin başı belaya girer. Hz. İbrahim (a.s.)’ın da bak başı belaya giriyor, elhamdülillah. O zamanın yiğidi, aslanı. “Dediler ki: "Ey İbrahim, bunu ilahlarımıza sen mi yaptın?"”

Mahkeme de sorguluyorlar. “Sen mi yaptın?” Biliyorlar da zaten, sorgulama. “"Hayır" dedi. "Bu yapmıştır"” diyor putu gösteriyor. “Var bir gücü yapar”, diyor. “Büyük bir şey, dehşet bir şey” diyor. “Bu onların büyükleridir; eğer konuşabiliyorsa, siz onlara soruverin” diyor. “Öbür putlara sorun” diyor. “Bu yaptı” diyor. “O yüce bir güç olduğuna göre yapar. Niye yapmasın?” diyor. “Siz öyle inanmıyor musunuz?” diyor. “İnanıyorsanız yapar” diyor işte. Darwinistler de demiyor mu? Tesadüfen oldu, bilmem ne falan, aynısı işte. “Bunun üzerine kendi vicdanlarına başvurdular da; "Gerçek şu ki, zalim olanlar sizlersiniz (biziz)" dediler” diyor. “Hakikaten psikopatız biz” diyorlar. “Hakikaten anormaliz” diyorlar. “Sonra, yine tepeleri üstüne ters döndüler.” Küfrün özelliğidir. Yine dengesi bozuluyor, bir iyi bir kötü olur bazen. Bazen makul düşünüyor gibi hemen arkasından sapıtır. Ama sonunda sapıtırlar. “Andolsun, bunların konuşamayacaklarını sen de bilmektesin”. Yani putun ne mal olduğunu onlar da biliyorlar. Ama demek ki söylenemiyormuş, inşaAllah. “Dedi ki: "O halde, Allah'ı bırakıp da sizlere yararı olmayan ve zararı dokunmayan şeylere mi tapıyorsunuz?"” Bak Naciye Teyze gibi evde oturmuyormuş demek ki, başörtüsünü başına çekip değil mi? Pilav yapıp, kocasıyla beraber çala kaşık hoşafla yiyip geğirerek ondan sonra da hacca gidip yan gelip yatmıyorlarmış. Ne yapıyor? Göğüs göğse mücadele ediyor, tehlikeye giriyor.

“Yuh size ve Allah'tan başka taptıklarınıza.” Bak görüyor musun yiğitliği? “Siz yine de akıllanmayacak mısınız?” diyor. Mesela şimdinin kodamanları olsa, niye fitne çıkarıyorsun, iş çıkarıyorsun, olay çıkarıyorsun derler değil mi? Otur oturduğun yerde, kıl namazını, evlen güzel, karınla beraber, ondan sonra çocukları da okula gönder, koleje falan değil mi? Sakin sakin yaşa. Senin neyine lazım derler? Bak Hz. İbrahim (a.s.) öyle demiyor ama. “Dediler ki: Eğer (bir şey) yapacaksanız, onu yakın” diyorlar. “Cayır cayır ateşte yakın” diyorlar. “Ve ilahlarınıza yardımda bulunun” diyorlar. Demek ki değil mi evinde misvakla dişini, oturup böyle geğirerek kavun, karpuz yiyip, sünnet diye. İşte dünyayı gezen, Malta’yı şurayı burayı gezen tipler böyle başı derde girmez. Hiçbir şey olmaz yani, inşaAllah. “Yakın ve ilahlarınıza yardımda bulunun” diyor. Demek ki böyle tipler destekler. Yani o devrin masonları, o zamanın küfrü böyle pasif İslamiyet’i savunan, İslam Birliği’ni istemeyen, Mehdiyet’e karşı gelen, Mehdiyetten kurtulmanın yollarını arayan, aradan çıkmaya çalışan tipleri masonluk destekler.

Küfür destekler. Şeytaniyet destekler. Çünkü kendi sistemini yıkacak, istemez. Onun için ona karşı olan, dolaylı yoldan karşı olan herkesi destekler. “Biz de dedik ki: "Ey ateş, İbrahim'e karşı soğuk ve esenlik ol"”. Hiçbir şey olmaz Müslümanlara, Allah’ın izniyle. “Ona bir düzen (tuzak) kurmak istediler, fakat Biz onları daha çok hüsrana uğrayanlar kıldık” diyor. Bak Allah’ın koruması. Adamlar “yakarlar seni ya”, diyor. “Ne işin var?” diyor. “Kızım aman sen gözünü seveyim” diyor. “Sen mücahide kızsın, koca bekleyeceksin, otur evde” diyor. Değil mi? “Bir kısmet çıkar sana hayırlı bir kısmet, zengin bir koca” diyor. “Başörtünle efendim paltonla gidersin evine, oturursun. Namaz kılarsın” diyor. “Adamın ihtiyaçları neyse onları giderirsin. Yemek yaparsın, cihadın bu senin” diyor. “İslam’ı yaymak senin ne haddine” diyorlar.

Şeytanla mücadele etmek, İttihat-ı İslam’la mücadele etmek, doğru mu Mine Hocam? Duyuyor musun, görüyor musun böyle tipler?

SUNUCU: Bir şey diyemiyorum, doğru çünkü. Evet Hocam. Bunda “o kadar değil” diyemiyorum. Hakikaten aynen o kadar Hocam.

ADNAN OKTAR: Tabii, maşaAllah. “Ve onları, Kendi emrimizle hidayete yönelten önderler kıldık”. Demek ki hidayete yönelten önderler oluyor. Mehdi (a.s.) nedir? Allah’ın Hadi isminin tecellisi değil mi? Hidayete yönelten değil mi? Hidayete vesile olan değil mi? Nasıl önemsiz oluyormuş o zaman? “Ve onları Kendi emrimizle hidayete yönelten önderler kıldık.” Demek ki bir önder oluyor, önder. Halk ayrıdır, önder ayrıdır. Mehdi (a.s.) önderdir. “Ve onlara hayrı kapsayan-fiilleri, namaz kılmayı ve zekat vermeyi vahyettik. Onlar Bize ibadet edenlerdi.” Ebcedi 1984 yılını veriyor. Mehdi (a.s.)’ın ilk kıvılcımlandığı yıllar, ilk gelişme yıllarının tarihini veriyor.

 


Enbiya Suresi, 58-73 Ayetlerinin Tefsiri

 

Sayın Adnan Oktar'ın 8 Şubat 2010 tarihli röportajından Enbiya Suresi ile ilgili açıklamalar.

 

ADNAN OKTAR: “Ve onları kendi emrimizle hidayete yönelten önderler kıldık.” Hidayete yönelten önder. Yani insanların hidayetine vesile olan, mehdilik görevi yapan insanlar yaptık diyor. “Ve onlara hayrı kapsayan fiilleri, namaz kılmayı ve zekat vermeyi vahyettik. Onlar bize ibadet edenlerdi.” Bu ayetin ebcedi bilenler baksınlar. Mehdi'nin faaliyet yılları olan 1984 yılını veriyor. MaşaAllah. Yani harf karşılıkların toplamı. “Ve onlara hayra kapsayan fiilleri, namaz kılmayı ve zekat vermeyi vahyettik.” Baksınlar görecekler.

“Böylece o yalnızca büyükleri hariç olmak üzere”, 58. ayet. “Büyükleri hariç olmak üzere putları paramparça etti. Belki ona başvururlar diye.” Hz. İbrahim'in bu yaptığı ledün ilminin uygulamasıdır. O devirde bütün putlara saldırıyor Hz. İbrahim ve hepsini kırıyor. En büyük putu ona ellemiyor. Onu gidip boynuna baltayı asıyor. Sanki onu koruyor gibi bir üslup kullanıyor o puta karşı. Bu bir dün ilmidir. İnşaAllah.

“Bunu ilahlarımızda kim yaptı? Şüphesiz o zalimlerden biridir dediler. Kendisine İbrahim denilen bir gencin bunları diline doladığını işittik dediler.” Yani biz ne yapıyoruz mesela ahir zamanda? Darwinizm’i dilimize doluyoruz. Materyalizmi dilimize doluyoruz. Komünizmi dilimize doluyoruz. O devirde de Hazreti İbrahim böyle yapıyor. Mehdi de bütün küfrün her türlü düşüncesini diline dolayacak. Ve hepsini karşısına alacak.

“Dediler ki; “öyleyse onu insanların gözü önüne getirin ki ona nasıl bir ceza vereceğimizi şahit olsunlar.” Böyle faaliyet yapılan insanları küfür fark ettiğinde gazetesiyle, televizyonuyla, radyoyla halkı gözünün önüne getirir. Yani meşhur ederler. Gizli kalmasını istemezler. Yani tehlikeyi bilin. Bu adam işte bu kişidir. Buna karşı dikkatli olun. Bunun böyle tehlikeli vasıfları vardır diye halka inşa ve ilan edilir. Bunu İbrahim'de yapıyorlar. Bak Hazreti İbrahim'de yapıyorlar.

“Dediler ki; “öyleyse onu insanların gözü önüne getirin ki ona nasıl ceza vereceğimiz şahit olsunlar.” Hem de ibret olsun. Yani onun aleyhinde konuşalım, onu köşeye sıkıştıralım, ezmeye kalkalım, meşhur edelim, herkes tanısın. Tehlikeyi bilsinler diyor. “Dediler ki; “ey İbrahim bunu ilahlarımıza sen mi yaptın?” Bir kere suçunu, göğe suçunu onlar açısından netleştirmek istiyorlar. Yani onu ikrar ettirmek istiyorlar. Mahkeme ediliyor. Oranın mahkemesinde verilen ifadeden bir bölüm bu. Yani burada iddianame okunuyor. İddianamenin bir açıklaması. Sav yani o zamanın savcılığı. Açıklama yapıyor. “Dediler ki; “ey İbrahim bunu ilahlarımızda sen mi yaptın?” Bu suçu sen işledin mi diyorlar. Sorgu. Şimdi ifade veriyor. Yani onlara göre sanık konumunda oluyor Hazreti İbrahim. Bakın bu mahkeme ifadesi.

“Hayır dedi. Bu yapmıştır.” Put yapmıştır diyor. Ben yapmadım diyor. Yani o putu kullanıyor. “Bu onların büyükleridir”. Yani bu put yapıyor bunları diyor. Benimle alakası yok diyor. “Eğer konuşabiliyorsa”, bak aşağılıyor onu. “Onlara sorun diyor, ona sorun” diyor. Yani gidin öğrenin diyor. “Bunun üzerine kendi vicdanlarına başvurdular da gerçek şu ki, zalim olanlar sizlersiniz”. Yani kendilerinin adilik yaptığını kabul ediyorlar. Ama içlerinden, dışa vurmuyorlar. Yani ahlaksızlık yaptığını kabul ediyorlar.

“Sonra yine tepeleri üstüne ters döndüler”. Bak ifade düzgün İbrahim'in verdiği ifade. Doğru, haklı. Şimdi haklı olmasa onlar için yeterli değil. O zamanın devleti, o zamanın mahkemeleri, o zamanın hakimleri kahpece bir tavır gösteriyor Hazreti İbrahim'e karşı. “Sonra yine tepeleri üstüne ters döndüler. Andolsun bunların konuşmayacaklarını sen de bilirsin diyorlar.” Yani mahkemede hakim böyle açıklamada bulunuyor. Yani Hazreti İbrahim'i köşeye sıkıştırmak için göğe. “Dedi ki”, ifade vermeye devam ediyor. Yani sorgu da devam ediyor. “O halde Allah'ı bırakıp sizlere yararı olmayan ve zararı dokunmayan şeylere mi tapıyorsunuz?” O da onlara karşı açıklama yapıyor.

“Yuh size ve Allah'tan başka taptıklarınıza siz yine de akıllanmayacak mısınız diyor.” Müthiş bir cesaret gösteriyor. Karşı atağa geçiyor. Onları şiddetle eleştirmeye başlıyor. “Dediler ki; “eğer bir şey yapacaksanız”, bakın mahkeme karar veriyor, hüküm. Mahkeme hükmü. “Onu yakın”. Yani en ağır ceza veriliyor. İdam da değil, yakarak öldürme. “Onu yakın. Ve ilahlarınıza yardımda bulunun”. Çünkü o zamanın put inancına, o put düşünceye, o zamanki resmi ideolojiye başka türlü yardımcı olamayız diyorlar. Ne yapmak lazım? İbrahim'i yakacaksınız diyorlar. Mahkeme kararı. Cenab-ı Allah da diyor ki o mahkemenin açıklamasına karşı, “biz de dedik ki; “ey ateş İbrahim'e karşı soğuk ve esenlik ol. Ona bir düzen kurmak istediler”. O zamanki rejim.

“Fakat biz onları daha çok hüsrana uğrayanlar kıldık”. Onlar bir tuzak kurdu. Ben de bir tuzak kurdum diyor Allah. Ama benim tuzağım çetin diyor. Ben onları perişan ettim diyor Allah. İnşaAllah. “Onu ve Lut'u kurtarıp içinde alemler, insanlar için bereketler kıldığımız ülkeye çıkardık. Ona İshak'ı armağan ettik. Üstüne de Yakub'u. Her birini salihler kıldık”. Samim insanlar kıldık. “Ve onları kendi emrimizle hidayete yönelten önderler kıldık”. Mehdi yaptık onları diyor Cenab-ı Allah. Ebcedi de 1984 yılını veriyor. İnşaAllah. Mehdi de Hz. İbrahim'in evladıdır. Onun neslinden gelecektir biliyorsunuz.

 


Enbiya Suresi, 70, 73-76 Ayetlerinin Tefsiri

 

Sayın Adnan Oktar'ın 4 Aralık 2011 tarihli röportajından Enbiya Suresi ile ilgili açıklamalar.

 

ADNAN OKTAR: 73. ayet, şeytandan Allah’a sığınıyoruz. 

ÖNDER ATAÇ: Şeytandan Allah’a sığınırım: “Ve onları kendi emrimizle hidayete yönelten önderler kıldık ve onlara hayrı kapsayan-fiilleri, namaz kılmayı ve zekat vermeyi vahyettik. Onlar bize ibadet edenlerdi.” (Enbiya Suresi / 73) 

ADNAN OKTAR: Şeytandan Allah’a sığınırım. 70-“Ona bir düzen kurmak istediler, fakat biz onları daha çok hüsrana uğrayanlar kıldık” diyor. 73-“Ve onları kendi emrimizle” Cenab-ı Allah kendi emriyle, “hidayete yönelten” hidayet ne demek? İman, imana vesile olan her şey. Mehdi kelimesi; hidayet kökenlidir, hidayet kelimesi, hidayete vesile olan, Allah’ın özel olarak hidayete erdirdiği anlamına gelir. “Hidayete yönelten önderler kıldık” tebliğciler. Mesela sizler onlarsınız işte, hidayete yönelten önderlersiniz, inşaAllah. “Ve onlara hayrı kapsayan fiilleri, namaz kılmayı” bakın hayrı kapsayan, hayır olan her şey, İslam’a, Kuran’a uygun olan her şey, “namaz kılmayı” beş vakit namaz, “ve zekat vermeyi vahyettik” yani Müslümanlara yardım etmek, Müslümanlar birbirine yardım ediyorlar, “onlar bize ibadet edenlerdi. 74-Lut’a da hüküm ve ilim verdik” diyor, “ve çirkin işler yapmakta olan şehirden kurtardık. Şüphesiz onlar, bozulmaya uğrayan kötü bir kavimdi.” O devirde Lut (a.s.)’ın kavmi son derece ahlaksız, alçak bir kavim. Allah onu kurtarıyor, o şehirden kurtarıyor, inşaAllah. Hz. İbrahim (a.s.)’ı, Hz. Lut (a.s.)’ı inşaAllah. “Şüphesiz onlar bozulmaya uğrayan kötü bir kavimdi. 75-Onu rahmetimize soktuk, çünkü o, salihlerdendi.” Allah sizleri de hep salihlerden kılsın, zalimlerden korusun, şerirlerden korusun, alçaklardan korusun, inşaAllah. 

Şeytandan Allah’a sığınırım: 76-“Nuh da; daha önce çağrıda bulunduğu zaman, biz onun çağrısına cevap verdik” peygamberlerin duası kabul olur, yani bu insanların pek bilmediği bir şeydir. Peygamber mesela bir konuda dua ettimi o oluyor. Mesela Hz. İsa (a.s.) mesela şu an hayatta, inşaAllah; bir konuda dua ettiğinde oluyor, yani mesela bir şey söyler olur. Mesela insanlar bir şeye dua ettiğinde Cenab-ı Allah, onu ibadet olarak kabul eder ama fiilen yerine getirmeyebiliyor Cenab-ı Allah, yani dua olarak kabul eder, ibadet olarak alır, ama olayın kendini tahakkuk ettirmeyebilir Allah. Fakat peygamberlerde tahakkuk ettiriyor Allah, bir olayı söylediğinde olur, inşaAllah. “Onu ve ailesini büyük bir üzüntüden kurtardık.” Yani çok ızdıraplı zor bir ortamdan kurtardık diyor. 

 


Enbiya Suresi, 73. Ayetinin Tefsiri

 

Sayın Adnan Oktar'ın 9 Ocak 2010 tarihli röportajından Enbiya Suresi ile ilgili açıklamalar.

 

ADNAN OKTAR:  “Ve onları Kendi emrimizle hidayete yönelten önderler kıldık.” Tebliğciler yaptık. “Ve onlara hayrı kapsayan fiilleri namaz kılmayı ve zekat vermeyi vahyettik, onlar bize ibadet edenlerdi.” Enbiya Suresi 73. “Ve onlara hayrı kapsayan fiilleri namaz kılmayı ve zekat vermeyi vahyettik.” Ebcedi 1984.

 


Enbiya Suresi, 73. Ayetinin Tefsiri

 

Sayın Adnan Oktar'ın 29 Haziran 2010 tarihli röportajından Enbiya Suresi ile ilgili açıklamalar.

 

ADNAN OKTAR: Mesela herhangi bir sayfa açtım yine, “Ve onları, Kendi emrimizle hidayete yönelten önderler kıldık” bak, “ve onları kendi emrimizle hidayete yönelten önderler kıldık ve onlara hayrı kapsayan-fiilleri, namaz kılmayı ve zekat vermeyi vahyettik. Onlar Bize ibadet edenlerdi.” Bu da 1984 yılını veriyor ebcedi. Yine Mehdi (a.s.)’nin devrini veriyor. Bak, “Ve onları, Kendi emrimizle hidayete yönelten” yani Mehdilik yapan  “önderler kıldık”. Bak Kuran’nın hükmü açık değil mi? Ebcedi 1984 yılını veriyor.

 


Enbiya Suresi, 73, 79-81 Ayetlerinin Tefsiri

 

Sayın Adnan Oktar'ın 15 Ekim 2010 tarihli röportajından Enbiya Suresi ile ilgili açıklamalar.

 

ADNAN OKTAR: Şeytandan Allah’a sığınıyoruz. “Ve onları, Kendi emrimizle hidayete yönelten önderler kıldık.” Bana diyorlar ki adamlar; “kardeşim gece gündüz Mehdi (a.s.)’den bahsediyorsun.” Kuran’ın her yerini açıyorum, her yerden Mehdi (a.s.) çıkıyor, Mehdi (a.s.) konusu çıkıyor, bakın buyurun. Şeytandan Allah’a sığınırız. “Ve onları...” yani mücahitleri, Allah yolunda gayret eden Mehdi (a.s.) talebelerini. “Kendi emrimizle hidayete yönelten.” Hidayete yöneltmek ne demektir? Mehdiyet’tir. Evet, Mehdiyet’tir. “Önderler kıldık.” Önder ne demektir? Lider. “Ve onlara hayrı kapsayan-fiilleri, namaz kılmayı ve zekat vermeyi vahyettik. Onlar Bize ibadet edenlerdi.” Bakın, “Ve onlara hayrı kapsayan-fiilleri, namaz kılmayı ve zekat vermeyi vahyettik.” Bu ayet mesela ebcedi 1984 yılını veriyor. Çok net, inşaAllah. Mesela bak Hz. Süleyman (a.s.)’dan bahsediyor. Hz. Süleyman (a.s.), Peygamber Efendimiz (s.a.v.) ne diyor; “Mehdi (a.s.) aynı Süleyman (a.s.) ve Zulkarneyn (a.s.) gibi dünyaya hakim olacak” diyor. Süleyman (a.s.) kıssası baştan sona Mehdiyet’tir zaten.

Şeytandan Allah’a sığınırım. 79. ayet, ki 1979’a da bakıyor inşaAllah. “Biz bunu (hükmü) Süleyman’a kavrattık, her birine hüküm ve ilim verdik. Davud ile birlikte tesbih etsinler diye, dağlara ve kuşlara boyun eğdirdik. (Bunları) Yapanlar Biz idik.” Biz yapıyoruz, diyor.  Şimdi dağlarda, İstanbul dağlardan oluşuyor. Bütün dağlarda, biz Allah’tan bahsettiğimizde, bizim sesimiz her yerde duyuluyor mu şu an? Duyuluyor. Fransa’da, Avrupa’da, dünyanın her yerinde dağlarda duyuluyor mu seslerimiz? Duyuluyor. Kuran ne diyor? Ona işaret ediyor işte. “Ve sizin için ona, zorlu-savaşınızda,” bak “zorlu savaşınızda.” Bizde şu an deccaliyetle zorlu bir savaş içerisindeyiz.

“Sizi korusun diye,...” demek ki Müslüman korunmaya dikkat edecek. Kendini koruyacak, zırha önem verecek. “Giyim-sanatını' ona öğrettik. Buna rağmen siz şükredenler misiniz?” Yani giyim-sanatını siz öğrenmediniz, Ben öğrettim diyor, Allah. Siz yapmadınız, ben yaptım diyor. “Süleyman için de, fırtına biçiminde esen rüzgara (boyun eğdirdik) ki, kendi emriyle, içinde bereketler kıldığımız yere akıp giderdi. Biz her şeyi bilenleriz.” Şimdi fırtına gibi uçaklar gökyüzünde uçuyor mu? Rüzgar gücünü kullanarak uçuyor uçaklar. Allah rüzgarı Müslümanların emrine vermiş oluyor. Evet, uçağın özelliği nedir? Uçak rüzgarı kullanan bir alettir. Yani rüzgarı iyi kullandığı için uçabiliyor. Tabii rüzgar meydana getiriyor, o rüzgarı kullanıyor, o şekilde uçuyor.

 


Enbiya Suresi, 73, 79 Ayetlerinin Tefsiri 

 

Sayın Adnan Oktar'ın 1 Aralık 2010 tarihli röportajından Enbiya Suresi ile ilgili açıklamalar.

 

ADNAN OKTAR: “Ve onları kendi emrimizle hidayete yönelten (Mehdi’lik yapan) önderler kıldık ve onlara hayrı kapsayan fiilleri- namaz kılmayı ve zekat vermeyi vahyettik. Onlar bize ibadet edenlerdi”, 1984 yapıyor ebcedi. Mehdi (a.s.)’nin tarihini veriyor inşaAllah.

“Biz bunu (hükmü) Süleyman’a kavrattık, her birine hüküm ve ilim verdik. Davud ile birlikte tesbih etsinler diye, dağlara ve kuşlara boyun eğdirdik. (Bunları) Yapanlar Biz idik” diyor Allah. 1979 Mehdi (a.s.)’nin zuhuru. “Biz bunu (hükmü) Süleymana kavrattık”, yani “hüküm verme gücünü, anlatma gücünü Ben ona verdim” diyor Cenab-ı Allah. Mehdi (a.s.)’ye de o gücü veren Allah’tır. Mehdi (a.s.)’nin müstakil bir gücü yoktur.  “Her birine hüküm ve ilim verdik”, hükmetme yani adaletle karar verme ve ilim. İlimi kim veriyor? Allah veriyor. Mehdi (a.s.) herhangi bir okulda eğitim almış olmayacak, tarikata da bağlı değil. İlm-i vehbi, çünkü bak diyor ki; “ilmi ben verdim” diyor Allah. Bütün ilimleri Allah öğretir, ona işaret var.

“Davut ile birlikte tesbih etsinler diye, dağlara ve kuşlara boyun eğdirdik. (Bunları) yapanlar Biz idik.” Şimdi bütün İstanbul’un dağlarında, bütün Türkiye’nin dağlarında, ki İstanbul 7 tepe üzerinde, bütün evlerinde olanlar şu an beni dinliyorlar mı?  Dinliyorlar. Bütün dağlarda Allah’ı hep beraber tesbih ediyor muyuz şu an? Çünkü ben burada Allah’ı tesbih ediyorum ama İstanbul’un 7 tepesinde de tesbih ediyorum aynı anda ve Türkiye’nin bütün bölgelerinde; Tokat’ta, Turhal’da, Adıyaman’da, Siirt’te, Muş’ta, Bitlis’de, İzmir’de, Edirne’de, Samsun’da, Karadeniz’de, İç Anadolu’da, her yerde tesbih ediyorum. Ve bütün Türki devletlerde Amerika’da aynı anda tesbih ediyorum. Kuran’ın bu işareti şu an tahakkuk etti işte. Mehdi (a.s.) öncüsü olarak bak bu bende böyle oluyor. Mehdi (a.s.) de çok daha kapsamlı inşaAllah.