Adnan Oktar’ın Gaziantep Olay Tv'deki Canlı Röportajı (15 Şubat 2011)
Müminun Suresi. Bismillah. Şeytandan Allah’a sığınırım. 61. ayet. “İşte onlar, hayırlarda yarışmaktadırlar.” Hayırlarda yarışmak nasıl olur? Var gücüyle herkes en iyiyi elde etmeye çalışacak. “Ve onlar bundan dolayı öne geçmektedirler.” Demek ki bir yarış, takva yarışı var dünyada, inşaAllah. “Hiç kimseye” bak Allah bir sır veriyor; “güç yetireceğinden fazlasını yüklemeyiz.” Hayret verecek bir mucizesidir Allah’ın. Hiç kimseye güç yetireceğinden fazlasını Allah yüklemiyor. “Elimizde hakkı söylemekte olan bir kitap vardır.” Kaderde bu yazılmıştır, diyor Allah. “Ve onlar hiçbir haksızlığa uğratılmazlar.” “Gerçekten Benim ayetlerim size okunuyordu, fakat siz topuklarınız üzerinde geri dönüyordunuz.” Bak Kuran ayetleri okunuyordu, fakat siz topuklarınız üzerinde geri dönüyordunuz, diyor. Geri dönmeyi kim yapar? Bunu gericiler yapar işte. Kuran’ı kabul etmiyorlar, hurafeyi kabul ediyorlar. Adam saatlerce hurafe anlatıyor, ağzı açık dinliyor hurafeleri. Söylesene; Kuran’dan anlat bize, tam doğruyu anlat, Kütüb-i Sitte’den anlat bize. Ehl-i Sünnet alimlerinin açık eserlerini anlat bize, demiyor. Sonuna kadar hurafeleri dinliyor.
“Gerçekten sen onları dosdoğru olan bir yola çağırıyorsun” diyor. Bu da yine Mehdiyet’in devrini veriyor ebcedi. “Eğer hak, onların heva (istek ve tutku)larına uyacak olsaydı” yani Kuran dışında bir durum olsaydı, “hiç tartışmasız, gökler, yer ve bunların içinde olan herkes (ve her şey) bozulmaya uğrardı.” Şimdi ne oldu dünyada? Bu oldu mu? Oldu. Bak gökler; ozon tabakası bile bozuldu. Gökler, yer; arazi bozuldu, yeryüzü arazisi bozuldu, çoraklaştı topraklar, erozyon başladı. “Bunların içinde olan herkes (ve her şey) bozulmaya uğrardı.” İnsanlar bozuldu, hayvanlar bozuldu, ortam bozuldu. “Hayır, Biz onların kendi şan ve şeref (zikir)lerini getirmiş bulunuyoruz, fakat onlar kendi zikirlerinden yüz çeviriyorlar” diyor. Kuran’dan yüz çeviriyorlar, diyor Allah. Deccaliyet devrini anlatıyor Allah. “Yoksa sen onlardan haraç mı istiyorsun? İşte Rabbinin haracı (dünya ve ahret armağanı) daha hayırlıdır. O, rızık verenlerin en hayırlısıdır. Gerçekten sen onları dosdoğru olan bir yola çağırıyorsun.” Mehdiyet’in yoluna, Hakk’ın yoluna, Kuran’ın yoluna, inşaAllah. “Ancak ahirete inanmayanlar, şüphesiz yoldan sapanlardır” diyor Cenab-ı Allah.
Adnan Oktar’ın 3 Şubat 2011 Samsun Aks Tv’deki Sohbetinden
Adnan Oktar: “Gerçekten Benim ayetlerim size okunuyordu, fakat siz topuklarınız üzerinde geri dönüyordunuz.” Çok manidar; geriye dönmek, gericilik. Gericiler Kuran’ı kabul etmezler, Kuran’dan rahatsız olurlar özetle. Hurafeye çok önem verir gerici. “Buna (ayetlerime) karşı büyüklük taslayarak; gece vakti de hezeyanlar sergiliyordunuz.” Hurafeler, ilaveler, çıkartmalar. Kuran’a ilave yapıyor, çıkartma yapıyor, gece yarısı. “Onlar, yine de o sözü (Kur'an'ı) gereği gibi düşünmediler mi?” Allah sürekli Kuran’a dikkat çekiyor. Biz de geceli gündüzlü Kuran’a dikkat çekiyoruz. Kuran’ın yeterliliği eğer kabul edilmezse felaket bir türlü bitmez. Kuran artı hurafe, rezil olursun. “Yoksa onlara, geçmişteki atalarına gelmeyen bir şey mi geldi?” Hurafenin diğer açıklaması işte. “Yoksa onlara, geçmişteki atalarına gelmeyen bir şey mi geldi?” Bir vahye dayalı değil. “Nereden çıktı bu bilgi?” diyor Cenab-ı Allah. “Ya da kendi elçilerini tanımadılar mı ki, şimdi onu inkar ediyorlar?” Çünkü Peygamber (s.a.v) öyle bir şey söylememiş. Böyle bir vahiy yok, böyle bir hüküm yok. Peygamber (s.a.v) adına yalan uyduruyorlar. “Yahut: "Onda bir delilik var" mı diyorlar?” İlk yaptıkları şey budur. Allah yolunda mücadele eden birisi oldu mu ilk iddia delilik iddiasıdır.
“Hayır, o, onlara hak ile gelmiş bulunmaktadır ve onların çoğu hakkı çirkin karşılıyorlar.” Hakla gelmek ne demek? Sürekli doğruyu söylüyor. Mehdi (a.s) gelecekse mutlaka Mehdi (a.s) gelecek diyor. İsa (a.s) gelecekse, gelecek diyor. Kuran yeterlidir diyor, mesela şunlar hurafedir diyor, “şu sahtekardır” diyor, ispat ediyor, açıklıyor. Ne yapıyorlar adamlar o zaman ona karşı? “Hayır, o, onlara hak ile gelmiş bulunmaktadır ve onların çoğu hakkı çirkin karşılıyorlar.” Kabul etmiyorlar diyor. Ebcedi 2022 tarihini veriyor. Mehdiyet’e bakıyor. Demek ki nasıl olacakmış? “Hayır, o,” yani Mehdi (a.s), “onlara hak ile gelmiş bulunmaktadır.” Doğruları samimi olarak anlatıyor, “onların çoğu hakkı” doğru anlatımı, “çirkin karşılıyorlar.” Kendi hurafe, bağnaz ifadelerini daha doğru görüyorlar anlamına geliyor. “Eğer hak, onların heva (istek ve tutku)larına uyacak olsaydı,” yani yobazların dediği gibi olsaydı, hurafeye uygun olsaydı, “hiç tartışmasız, gökler, yer ve bunların içinde olan herkes (ve her şey) bozulmaya uğrardı” diyor Allah. Yani irticaya teslim edilmiş olsa dünya mahvolursun, azılı münafık, üçkağıtçı sahtekarlar hayatı cehenneme çevirirler. Ne sanat kalır, ne bilim, ne sevgi, ne şefkat, ne dostluk, ne arkadaşlık. Tam bir cehennem olur, Allah vermesin. “Hayır, Biz onlara kendi şan ve şeref (zikir)lerini getirmiş bulunuyoruz.” Yani Kuran. “Kuran’ı getirdik Biz onlara” diyor Allah.
“Fakat onlar kendi zikirlerinden yüz çeviriyorlar.” “Kuran’ı beğenmiyorlar” diyor Allah. Hurafeye dönüyorlar, kendi kafalarına göre hareket ediyorlar. “Yoksa sen onlardan haraç mı istiyorsun?” diyor Cenab-ı Allah. “Para mı istiyorsun, çıkar mı istiyorsun, hiçbir şey istemiyorsun” diyor Allah. “İşte Rabbinin haracı (dünya ve ahiret armağanı) daha hayırlıdır.” Allah’ın dünyada vereceği nimetler ve ahirette vereceği nimetler daha hayırlıdır. “O, rızık verenlerin en hayırlısıdır” diyor Allah. “Gerçekten sen onları dosdoğru olan bir yola çağırıyorsun.” İslam’a, Kuran’a çağırıyorsun. Bu ayetin ebcedi de yine Mehdiyet’in devrini veriyor. Allah bu mantığın yanlışlığını şöyle vurguluyor ayette, Mü’minun Suresi, 53’te; “Ancak onlar, işlerini kendi aralarında (farklı) kitaplar halinde böldüler.” Çeşitli mezhepler, çeşitli inançlar halinde böldüler. “Her bir grup, kendi ellerinde olanla yetinip sevinmektedir.” Yani en doğru yolda olan benim diyor. Seviniyorlar diyor Allah. Halbuki tek kitaba bağlı olmaları lazım. Kuran’a bağlı olup mezheplerin de kalkması gerekiyor. Ama şu an mecbur olduğumuz için, çünkü şimdi ben mukallit olmaya mecburum. Çünkü müceddid değilim, müçtehid değilim, ne yapacağım? Bir müceddide uyup onun görüşlerini almak durumundayım. Ama Mehdi (a.s) geldiğinde, “en büyük bir müceddid, hem en büyük bir müçtehid, hem hakim, hem mehdi, hem mürşit, hem kutbu azam olarak” diyor Bediüzzaman, “bir zat-ı nuraniyi gönderecek, o da Ehl-i Beyt-i Nebevi’den olacaktır” diyor, inşaAllah.
“Biz, Meryem'in oğlunu ve annesini bir ayet kıldık ve ikisini barınmaya elverişli ve akarsuyu olan bir tepede yerleştirdik.” Şimdi ikisini bir, barınmaya elverişli iki, akarsuyu olan üç, bir tepede dört. Ne anlama geliyor? Zamanı gelince söylerim. Kuran’daki bu detayları söz olsun diye söylemez Allah. Mutlaka o detayda bir ifade var.
Sayın Adnan Oktar’ın 19 Şubat 2014 tarihli sohbetinden Müminun Suresi ile ilgili açıklamalar.
ADNAN OKTAR: Cenab-ı Allah diyor ki, Müminun Suresi 66- “Gerçekten benim ayetlerim size okunuyordu, fakat siz topuklarınız üzerinde geri dönüyordunuz;” yani dinlemiyordunuz diyor, bağnazlara hitap var burada “Buna (ayetlerime) karşı kibirlenerek; gece vakti hezeyanlar sergiliyordunuz.” bak kibirlenerek, büyüklük göstererek “Onlar, yine de o sözü” şeytandan Allah’a sığınırım “(Kuran’ı) gereği gibi düşünmediler mi, yoksa onlara, geçmişteki atalarına gelmeyen bir şey mi geldi?” Hurafelere mi boğuldular diyor Allah “Ya da kendi elçilerini tanımadılar mı ki, şimdi onu inkar ediyorlar? Peygamberin sözlerine tabiiyiz diyorlar, tamam vahiy getiriyor işte, Kuran ayetleri var, “yok biz ona uymayacağız sünnete uyacağız” diyor. Allah’ın ayetine uysana, peygamber de ayete uyuyor. Onun sözü dediğin ise yalan söylüyorsun, o öyle bir söz söylememiş. Onun sözü kitaba geçmiş Kuran’a geçmiş, sen onu dinlemiyorsun hurafeyi dinliyorsun. “Yahut: “Onda bir delilik var” mı diyorlar?” bak bu sefer de sapıtıyorlar, delilik iddiasına başlıyorlar. “Hayır, o, onlara hak ile gelmiş bulunmaktadır ve onların çoğu hakkı çirkin karşılıyorlar.” Vicdansızca karşılıyorlar diyor Allah.
Sayın Adnan Oktar'ın 20 Mayıs 2015 tarihli sohbetinden peygamberlerin imtihanları ile ilgili açıklamalar.
GÖKALP BARLAN: Başka bir ayette Yüce Rabbim şöyle buyuruyor. Kululmuş şeytandan Allah'a sığınırım. “Onlar iman etmeyecek diye kendini kahredeceksin. Öyle mi?” diyor.
ADNAN OKTAR: Allah'ın benim anladığım peygamberimizin kalbi sıkışıyor. Ama kilonun etkisiyle. Son zamanlarda yaşlarına doğru biraz kilo alıyor. Kur'an ondan bahsediyor. Sonra hatta hanımıyla yarışıyor, hanımı geçiyor. Hz. Ayşe. Resulullah sonra zayıflıyor. Tığ gibi oluyor. Bir daha yarışalım diyor. Bir sefer peygamberimiz bayağı bir geçiyor. O işte taş bağladıkları dedikleri şey de o yani. Rejim yapması. Resulullah'ın. Hani çok az hurma yerleri diyor ya, çok az su içer yani. Rejim yaptığı dönem. Yoksa bir oturuşta iki kuzu budunu birden yiyor. Hadiste açık açık anlatılıyor. Hatta sahabeye şaka yapıyor Peygamberimiz. Kuzunun iki kolunu yiyor. İki ön kol bitiriyor. “Kuzunun kolundan bir tane daha versene” diyor. “Ya Resulullah diyor kuzunun kaç tane kolu var? Peygamberimiz diyor ki, “bak eğer niyet etseydin diyor o pilavın altından üçüncü bir kol çıkacaktı”, diyor. Yani pilavla karışık geliyor. Yani bir mucize olacaktı diyor. Oradan bir üçüncü kol daha çıkacaktı diyor.
Aklın ihtiyarını almaz o. Yani normal bir insan fırına sürerlerken bir kol daha koymuş olabilirler yani. Ama öyle de dememen lazımdı diyor. Yani tabii o kadar olgun değiller. Yani sahabenin bir kısmı. Peygamberimizin terbiyesiyle olgunlaşıyorlar. Orada onlara bir edep dersi veriyor. Adap dersi veriyor. Usul dersi veriyor. Peygambere öyle denmez. “Tamam ya Resulullah” dersin. Pilavın altını ararsın. “Aradım bulamadım ya Resulullah” dersin. Olmasa bile yani. Ama bak diyor ki, “eğer davransaydın aramaya davransan pilavın altından çıkacaktı bir tane daha”, diyor. Yani iki kuzu ön kolu yemek ne demek ya? Hangi babayiğit yiyebilir ya? Ve sıyırarak yiyor, Peygamberimiz. MaşaAllah. Böyle üstüne de hoşaf tarzı falan. Maşallah dedem pehlivandı yani. MaşaAllah. O da insan. O da imtihan oluyor. O kapıyı kapatabiliyor muyuz? O da kilo alabiliyor. Mesela kalbi sıkışıyor. Hazreti Musa da diyor. “Kalbim sıkışıyor”, diyor. Dili tutuluyor sıkıntıdan. Yani heyecandan dili tutuluyor. İnsan yani.
GÖKALP BARLAN: Hazreti Eyyubi'nin ağır bir hastalığı.
ADNAN OKTAR: Hz. Eyyubi'nin hastalığı muazzam. Hiç sesini de çıkartmıyor mübarek. “Ya Rabbi senin zikrini yapamayacak hale geldim”, diyor. O yüzden Allah'tan yardım istiyor.
OKTAR BABUNA: Şeytandan Allah'a sığınırım. “Biz senin göğsünü yarıp genişletmedik mi? Ki o senin belini bükmüştü”, diyor, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Yalnız tabi Hz. Eyyüb için işte çok çirkin ifadeleri kullanıyorlar. Hastalığından dolayı işte yaraları şöyle dağılmıştı, böyle yaraları dağılmıştı. Peygamber öyle insanların haşa itici bulacağı görünümlerden münezzehtir. Hiçbir peygamber öyle bir konuma gelmez. Orada da böyle iyilik yapıyorlar. Yani böyle hani olayı iyi vülgarize edecekler. Ya kardeşim niye yalan söylüyorsun? Bilmediğini, etmediğini yani niye yalan söylersin? Ne gerek var? Aklın da sarmıyor, kafan da çalışmıyor. Kafan da zayıf yani. Yalan söylerken berbat bir yalan söylüyorsun. O kadar iğrenç şeyler anlatıyor ki yani ben burada söylemek istemiyorum. Yaralarına ilgili. Ya böyle peygamberde öyle bir şey olur mu? Niye olsun ya?
ENDER DABAN: Peygamberin imtihanları çok zor oluyor. Sizin de anlattığınız gibi, Kuran'da Allah bildiriyor. Hastalıkları çok zor oluyor. Ama Allah'ın teslimiyetleri ve tevekkülleri ile, Allah her zaman zorlukları kolaylık olarak veriyor onlara.
ADNAN OKTAR: Peygamberimizin çektiği çile. O stres ortamında savaşlar. Her gün saldırı var. Her gün. Rahat yatağında yatma diye bir konu yok. Gece yarısı, gece üçte saldırıya geçtiler diyor. Adamlar meşalelerle falan geliyor. Psikopat adamlar. Kimi suikast yapmaya geliyor, kimi başka bir şeye geliyor. Kimi ok yağmuru atıyor, kimi mızrak yağmuru atıyor. Yani çok acayip, çok gergin bir ortam. Peygamber'in hayatı çok zordu. Hep savaşta, çileler, zorluklar içinde geçti.
GÖKALP BARLAN: Şeytandan Allah'a sığınırım. “Allah'ın sünnetinde değişiklik bulamazsın ve dönüşüm de bulamazsın” diyor Yüce Rabbimiz. Ve peygamberlerin başlarına gelenlerin hepsinin Allah'ın sünneti gereği hep aynı olduğunu, “onda bir delilik mi var?”, diyorlar ve alay ediyorlar.
BÜLENT SEZGİN: Şeytandan Allah'a sığınırım. “Daha öncekilerin başına gelenler sizin başınıza gelmeden cennete gireceğiniz mi sandınız?”
ADNAN OKTAR: Ya zaten imtihan yoksa dünyanın bir anlamı yok ki. Yani yarıya cennet, yarıya cehennem özelliği olan bir durumun alemi yok. Cenab-ı Allah diyor ki, “biz oyun, eğlence isteseydik onun alasını yaparız”, diyor Cenab-ı Allah. Ben cennette alasını yapıyorum diyor. Bura imtihan yeri. Bu da illaki zorluk olur. Soğuk olur, sıcak olur, baş ağrısı olur, sırt ağrısı olur, korkular olur, saldırılar olur, küfreden olur, hakaret eden olur, vücudun bin bir türlü acizliği olur. Tevrat'ta diyor ki, Mehdi yani Moşiyah o kadar çok çile çeker ki, çileye sabrından dolayı kendine hayret eder. Oradan anlar diyor Mehdi olduğunu. MaşaAllah. Yani bu çileye ve zorluğa hiçbir insanın dayanamayacağını anlar, oradan kendisinde bir fevkaladelik olduğunu anlar diyor. Oradan kendisini tanır diyor. Tevrat'ta. Yani onu bir kuzuya benzetiyor zaten Tevrat'ta. Yani kişiliğini, temizliğini, güzelliğini kuzuya benzetiyor Tevrat. Çok çile çekeceğini belirtiyor. Çok acı çekeceğini söylüyor, Cenab-ı Allah.
GÖKALP BARLAN: Tanınmayacağını söylüyor Yüce Rabbimiz Kur'an'da hocam. Kovukmuş şeytandan Allah'a sığınırım. “Şimdi kendilerine gönderilen elçiyi tanımadılar mı? Şimdi onu inkar ediyorlar. Yoksa onda bir delilik mi var?”, diyorlar.
ADNAN OKTAR: Bak hep delilik iddiası sabit hepsinde.
ADNAN OKTAR’IN A9 TV’DEKİ CANLI SOHBETİ (3 KASIM 2011; 20:00)
ADNAN OKTAR: Müminun Suresi, 70, şeytandan Allah’a sığınırım. “Yahut onda bir delilik var mı diyorlar.” Peygamber (s.a.v.)’e ne diyorlar? ‘Deli’ diyorlar. Bediüzzaman’a ne dediler? ‘Deli’ dediler, haşa. Hz. Mehdi (a.s.)’a ne diyecekler? Ona da ‘deli’ diyecekler. “Onda bir delilik mi var diyorlar. Hayır, o onlara hak ile gelmiş bulunmaktadır”, hak nedir? Kuran, Kuran hükümleri, “ve onların çoğu”, yobaz takımının çoğu, “hakkı çirkin karşılıyorlar” diyor Allah, beğenmiyorlar diyor.
Sayın Adnan Oktar'ın 8 Mart 2013 tarihli sohbetinden Mü’minun Suresi ile ilgili açıklamalar.
ADNAN OKTAR: “(Allah) Dedi ki: "Az bir süre (bekle), onlar gerçekten pişman olacaklar."” Bu Hz. Mehdi (a.s)’a da bir hatırlatmadır, bir müjdedir. Hz. İsa Mesih (a.s)’a da bir hatırlatma ve müjdedir. Ne diyor Cenab-ı Allah? “Az bir süre (bekle), onlar gerçekten pişman olacaklar.” PKK da pişman olacak, herkes pişman olacak; İslam’a zıt olan herkes. Belki de bu ayetin hükmüyle Abdullah Öcalan bu çizgiye girdi. Belki bizim kitaplarımızla bu hale geldi ama her halükarda suçlu cezasını çeker. Yani iman etmiş olması, cezanın kalkmasını gerektirmez. Müslüman için de ceza hukuku vardır. Müslüman olsa bile ceza hukuku vardır. Suç işleyen cezasını çeker.
Hz. Nuh (a.s) diyor ki: “Ve de ki: "Rabbim, beni kutlu bir konakta indir, sen konuklayanların en hayırlısısın."” (Mü'minun Suresi, 29) O kutlu konak neresi? Türkiye. Kutlu, “kutsal konakta indir beni” diyor. Hz. Nuh (a.s) gemiden Türkiye’de inmiştir. Burada da Mehdiyet’in nerede olacağına dair güzel bir işaret var. “Hiç şüphesiz bunda ayetler vardır ve biz gerçekten denemeden geçiririz.” (Mü'minun Suresi, 30) Bak, ne diyor: “Şüphesiz bunda ayetler vardır.” Bu hükümde. Bunu açıkladıktan sonra Allah bunu söylüyor. “"Bizi o zulmeden kavimden kurtaran Allah'a hamdolsun" diye dua et” (Mü'minun Suresi, 28) diyor Cenab-ı Allah Hz. Nuh (a.s)’a. “Ve deki: Rabbim beni kutlu bir konakta indir.” Türkiye’de. Kutlu konak! Türkiye kutlu konaktır. Kutsanmış konaktır, inşaAllah.
“Biz, Meryem'in oğlunu ve annesini bir ayet kıldık ve ikisini barınmaya elverişli ve akar suyu olan bir tepede yerleştirdik.” (Mü'minun Suresi, 50) Allah Allah! Barınmaya elverişli. Demek ki korunmuş, güvenli, güzel bir konak. Demek ki Seyyidina Hz. İsa Mesih (a.s) böyle bir evde kalacak. Talebeleri onu korunaklı bir evde koruyacaklar. Hz. Mehdi (a.s) da aynı tarzda bir yerde kalacak. Buna işaret var. Yani saldırıya kapalı. “Akarsuyu olan bir tepeye yerleştirdik.” Demek ki ya artezyenle, ya şununla, ya bununla oralardan su çıkartacak Hz. İsa Mesih (a.s)’ın bulunduğu yerde de, Hz. Mehdi (a.s)’ın bulunduğu yerde de su olacak. Buna işaret var inşaAllah.
Şeytandan Allah’a sığınırım: “Ancak onlar, işlerini kendi aralarında (farklı) kitaplar halinde böldüler.” “Farklı kitaplar halinde böldüler” diyor. Farklı mezhepler, farklı görüşler olarak böldüler. “Her bir grup, kendi ellerinde olanla yetinip sevinmektedir.” (Mü'minun Suresi, 53) “‘Biz fırkayı naciyeyiz, kurtuluşta olan biziz. Herkes batacak, biz kurtulacağız’ derler” diyor Allah. Allah bunu bir suç olarak belirtiyor. Neyi? “Onlar, işlerini kendi aralarında (farklı) kitaplar halinde böldüler.” Mezheplere bölünmeyi, Müslümanların bölünmesini Allah suç olarak belirtiyor. Onlar da güzellik olarak göstermeye kalkıyor. Allah “suçtur” diyor.
“Gerçekten sen onları dosdoğru olan bir yola çağırıyorsun.” (Mü'minun Suresi, 73) Bu Mehdiyet’e işaret eden bir ayet. Aynı zamanda güzel bir işaret de var, ahir zamanı güzel vurgulayan bir tarih veriliyor, maşaAllah.
“Hayır, o, onlara hak ile gelmiş bulunmaktadır.” (Mü'minun Suresi, 70) 2022. “Hayır, o, onlara hak ile gelmiş bulunmaktadır ve onların çoğu hakkı çirkin karşılıyorlar” (Mü'minun Suresi, 70) Mehdiyet’i, İttihad-ı İslam’ı bazı insanlar başlangıçta çirkin karşılayacaklar. Bu onları güçlü kılacak mı? Yok. Mağlup olacaklar. Mehdiyet galip olacak.
“Biz hiç kimseye güç yetireceğinden fazlasını yüklemeyiz.” Ne güzel! Bir mucizedir bu. (Mü'minun Suresi, 62)
“İşte onlar, hayırlarda yarışmaktadırlar.” (Mü'minun Suresi, 61) Müminler yarışacak takvada, hizmette.
Sayın Adnan Oktar'ın 13 Temmuz 2011 tarihli röportajından Mü'minun Suresi ile ilgili açıklamalar.
ADNAN OKTAR: Şeytandan Allah’a sığınıyoruz. Hay maşaAllah, bak ne diyor. Müminin suresi, 50. “Biz Meryem’in oğlunu” Hz. İsa Mesih (a.s.)’ı “ve annesini” Hz. Meryem (a.s.)’ı “bir ayet kıldık ve ikisini barınmaya elverişli ve akarsuyu olan bir tepede yerleştirdik.” Akarsuyu olan, barınmaya elverişli bir tepe. Niye Allah bu detayı veriyor, bilin bakalım. Bak “ikisini” ‘her ikisi için de bu var’ diyor. “... barınmaya elverişli” güvenlik yönünden iyi, “akarsuyu olan bir tepe.” Zaman gelince söyleyeceğim ne hikmeti olduğunu. Şimdi söyleyemeyiz, inşaAllah. 53, şeytandan Allah’a sığınırım. “Ancak onlar işlerini kendi aralarında farklı kitaplar halinde böldüler. Her bir gurup kendi elinde olanla yetinip, sevinmektedir.” Hem Ehl-i Kitap’ın bölünmelerine bakıyor, hem mezahibe de bakıyor. Hz. Mehdi (a.s.) döneminde bu ortadan kalkacaktır, inşaAllah. 70, Müminin Suresi. “Yahut: "Onda bir delilik var" mı diyorlar?”Deli miydi o diyorlar, yani öyle bir iddiada mı bulunuyorlar ya Muhammed (s.a.v.) sana, diyorlar. Yani Peygamberimiz (s.a.v.)’e delilik iddiasında bulunuluyor biliyorsunuz ve Üstad Bediüzzaman’a da delilik iddiasında bulundular. Bana da delilik iddiasında bulundular, şereftir benim için. “Hayır, o, onlara hak ile gelmiş bulunmaktadır.” Doğru diyor Cenab-ı Allah. “... ve onların çoğu hakkı çirkin karşılıyorlar.” “Hayır o onlara hak ile gelmiş bulunmaktadır.” 2022 ebcedi. Doğrudan Hz. Mehdi (a.s.)’a bakıyor, inşaAllah.
Sayın Adnan Oktar'ın 8 Şubat 2015 tarihli sohbetinden Kuran'ın yeterliliği ile ilgili ayet açıklamaları.
ADNAN OKTAR: “Onlar da şirk koşsalardı, elbette bütün yapıp-ettikleri 'onlar adına' boşa çıkmış olurdu.” [En'am Suresi, 88] Şirk koşmadıkları için Allah onları başarılı kıldıklarını söylüyor. O sırrı bir türlü anlamıyor insanlar. Sen Kuran’a uyarsan, şirk koşmamış oluyorsun. Kuran’a uymayıp, uydurma hadislerle hareket ettiğinde, müşrik oluyorsun. Diyor ki; “Suriye niye yerle bir oldu? Irak niye yerle bir oldu? Libya niye yerle bir oldu? Mısır niye yerle bir oldu?” Şirk var, şirk belayı çeker. Şirkten Müslüman kaçınacak.
Şeytandan Allah’a sığınırım: “Ne zaman onlara: "Allah'ın indirdiklerine uyun” sen onları uyardığın vakit “denilse, onlar:” Kuran’la hareket edelim dediğin vakit diyor, onlar seni geleneğe davet ederler diyor, "Hayır, biz, atalarımızı üzerinde bulduğumuz şeye (geleneğe) uyarız" derler.” Atalarına davet ederler. Yani kendi hocalarına, alimlerine, mürşitlerine, mücedditlerine, müçtehitlerine davet ederler. Sen diyorsun ki, “bak bu Kuran’da yok” diyorsun. “Ama o öyle demiyor” diyor. Allah böyle demiyor desene. O öyle demiyor diyor. Kardeşim şirk koşuyorsun. Allah demiyor diyeceksin, Allah böyle bir hüküm vermemiş diyeceksin. Allah’a güvenmiyor, hocasına güveniyor. “O nerden çıkarttı” diyoruz, “uydurma bir rivayetten çıkarttı” diyor. “Kuran’da var mı” diyoruz, yok. “Kuran’da olmayan bir şey nasıl kabul ediyorsun” diyorsun, “olur mu o bir büyük alim bunu söylüyorsa konu bitmiştir” diyor. Allah söylüyor. Allah mı üstün, senin alimin mi üstün? Allah’a uysana. İşte kafa gitmiş, şirke kaymış, alim dediği atasına, örfüne, geleneğine uyuyor. “Geleneğe uyarlar” diyor zaten ayette.
BÜLENT SEZGİN: Ayetin devamında: “(Peki) Ya atalarının aklı bir şeye ermez ve doğru yolu da bulamamış idiyseler mi uyacaklar” diyor. [Bakara Suresi, 170]
ADNAN OKTAR: Tabii, “eğer ataları bir şey bilmeyen boş cahil insanlarsa yine mi uyacaklar” diyor Allah. “Evet uyacağım” diyor adam. “Dillerinizin yalan yere nitelendirmesi dolayısıyla şuna helal, buna haram demeyin. [Nahl Suresi, 116] Demeyin diyor Allah. Atası diyor, örfü diyor, geleneği diyor ve ona da esir oluyor hayatı da kötü geçiyor, sürünüyor, eziliyor, mahvoluyor yine mahvoluyor. Konu bitecek Kuran’a uysalar.
Şeytandan Allah’a sığınırım: Yahut: "Onda bir delilik var" mı diyorlar.” [Mü'minun Suresi, 70] Kuran yeterlidir deyince, bak Kuran’ın yeterliliğini söyleyince peygamber. “Hayır, o, onlara hak ile gelmiş bulunmaktadır” Kuran haktır, “ve onların çoğu hakkı çirkin karşılıyorlar” diyor Allah. Yeteriz görüyor yani.
Kasas Suresi 87. ayette, o zamanın müşrikleri de Kuran’dan alıkoymaya çalışıyorlar Müslümanları, yani Kuran’ın yetersizliğini anlatıyorlar; “Sana indirildikten sonra, sakın seni Allah'ın ayetlerinden” Kuran’dan, “alıkoymasınlar” diyor Peygamber (s.a.v)’e Cenab-ı Allah. “Sakın Kuran’dan alıkoymasınlar.” Yani Kuran’a göre hüküm vermekten alıkoymasınlar. Kuran’a ilave veya ek yaptırmasınlar. “Sen Rabbine çağır ve sakın müşriklerden olma” diyor Allah. [Kasas Suresi, 87] Çünkü müşrik olduğunda, Allah felaket yağdırıyor, mahvediyor.
Rum Suresi 32. ayette, şeytandan Allah’a sığınırım: “(O müşrikler ki,) Kendi dinlerini fırkalara ayırmış” mezheplere, bölümlere, “ve kendileri de parça parça olmuşlardır;” kendileri de ayrıca cemaatler halinde bölünmüşler, “ki her grup kendi elindekiyle övünüp sevinç duymaktadır.” [Rum Suresi, 32] Fırkayı naciye, kurtulan naciye grup olduğuna inanmaktadır. Hakikaten gidip sorduğunda, “ne bu gurubun özelliği” diyorsun, “fırkayı naciye bu” diyor. Ne demek? “Tek kurtulan grup” diyor. Öbür gruba gidiyorsun, “sizin grubun özelliği ne” diyorsun, “fırkayı naciye” diyor. “Ne demek yani” diyorsun, “tek kurtulan grup” diyor. Öbürüne gidiyorsun, “fırkayı naciye.” Nasıl oluyor bu? Aklınızı başınıza alın, felaketin içine girmişsiniz, Allah size hidayet versin.
GÖKALP BARLAN: Bir ayette diyor, kovulmuş şeytandan Allah’a sığınırım: “Elçiler, onlara Allah’ın ayetleriyle geldiği zaman, ‘siz ancak yürürlükte olan dinimizi değiştirmekte olanlardan başkası değilsiniz’ derler” diyor, her bir elçi için, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Allah’ın Kitabı’na uyma konusunda müthiş dirençliler.