Sayın Adnan Oktar'ın 14 Ocak 2010 tarihli röportajından Nur Suresi ile ilgili açıklamalar.
ADNAN OKTAR: “Allah göklerin ve yerin nurudur”, şeytandan Allah’a sığınırım. “O'nun nurunun misali, içinde çerağ bulunan bir kandil gibidir; çerağ bir sırça içerisindedir; sırça, sanki incimsi bir yıldızdır ki, doğuya da, batıya da ait olmayan kutlu bir zeytin ağacından yakılır; (bu öyle bir ağaç ki) neredeyse ateş ona dokunmasa da yağı ışık verir. (Bu,) Nur üstüne nurdur. Allah, kimi dilerse onu kendi nuruna yöneltip-iletir. Allah insanlar için örnekler verir. Allah, her şeyi bilendir.” (Nur Suresi, 35) bakın nur üstüne nurdur, Allah kimi dilerse onu kendi nuruna yöneltip-iletir. Ebcedi 1980 tarihini veriyor. Mehdi (a.s.)’nin çıkış tarihini, Mehdi (a.s)’de nurlu bir insan olacak hadis var, değil mi? Siması nurludur diyor, Resulullah (sav).
OKTAR BABUNA: Yüzünün nuru saçına vurur diyor.
ADNAN OKTAR: Kandil gibidir, yüzünü aydınlatacaktır, bu da hadiste var, Mehdi (a.s)’nin özelliği olarak, bak incimsi bir yıldızdır ki diyor, yine Mehdi (a.s) için de incimsi bir yıldız gibi parlar deniyor. Değil mi? Hatta beni içinde yanağındaki beni için de incimsi bir yıldızı andırır diyor, yanağındaki ben için, “doğuya da, batıya da ait olmayan kutlu bir zeytin ağacından yakılır; (bu öyle bir ağaç ki) neredeyse ateş ona dokunmasa da yağı ışık verir.” Nur saçıyor, “Nur üstüne nurdur.” Ve Mehdi (a.s)’nin yine Risale-i Nurla da bağlantısına da işaret var, aynı zamanda Risale-i Nur külliyatından istifade edecek diyor Said Nursi, Risale-i Nur’un gerçek sahibidir diyor Mehdi (a.s), bakın bu bir gerçektir, kimse buna itiraz edemez, Nur talebeleri değildir, Risale-i Nur’un gerçek sahibi, Mehdi (a.s) ve talebeleridir, bunu kim diyor Bediüzzaman diyor. Bu ayet bayağı bir şeyleri açıklıyor fakat fazla bir şey söylemedik, mesela “Allah göklerin ve yerin nurudur” bu ayetin ebcedi de 1959 Bediüzzaman’ın son zamanlarını, son zamanları yani en kamil devirlerine işaret ediyor. “Allah göklerin ve yerin nurudur” 1959. “O'nun nurunun misali” diye de devam ediyor.
Sayın Adnan Oktar'ın 16 Haziran 2010 tarihli röportajından Nur Suresi ile ilgili açıklamalar.
ADNAN OKTAR: Nur Suresi, 35. Şeytandan Allah'a sığınırım. “Allah göklerin ve yerin nurudur.” 1959 söylüyor Ebcedi. “Onun nurunun misali içinde çerağ bulunan bir kandil gibidir. Çerağ bir sırça içerisindedir. Sırça sanki incimsi bir yıldızdır ki, doğuya da batıya da ait olmayan kutlu bir zeytin ağacından yakılır.” Tabi bu çok önemli bir şifre veriliyor bu ayette. Kardeşlerimizin dediği doğru.
“Cinler alemi ve bazı boyutlara geçişte bir nevi şifre mahiyetinde olabileceğine dair bazı yorumlar var” diyor. Doğru. Yani bu bir bilgi de önemli bir bilgi. Çünkü bakın boyutlardan zaten kademelerden bahsediyor. Allah göklerin ve yerin nurudur. Bir kere göklerde ve yerde nurdur Allah diyor. Işıktır diyor Allah. Aydınlıktır. “Onun nurunun misali”, şimdi onu açıklıyor Cenab-ı Allah. “İçinde çerağ bulunan”, kandil bulunan, “çerağ bulunan bir kandil gibidir.” Evet, bunu düzeltelim. “İçinde çerağ bulunan bir kandil gibidir. Çerağ bir sırça içerisindedir. Sırça sanki incimsi bir yıldızdır ki, doğuya da batıya da ait olmayan kutlu bir zeytin ağacından yakılır.”
“Neredeyse ateş ona dokunmasa bile yağı ışık verir. Bu nur üstüne nurdur. Allah kimi dilerse onu kendi nuruna yöneltip iletir. Allah insanlar için örnekler verir. Allah her şeyi bilendir.” “Nur üstüne nurdur. Allah kimi dilerse onu nuruna yöneltip iletir.” Bu da 1980 tarihini veriyor Ebcedi. Mehdi'nin çıkış tarihini veriyor. Bak “nur üstüne nurdur. Allah kimi dilerse onu kendi nuruna yöneltip iletir.” Bak Allah kimi dilerse. Mesela Allah Mehdi'yi diliyor. Değil mi? “Onu kendi nuruna yöneltip iletir” diyor. Ve o nura doğru, İslam'ın hakimiyetine doğru onu yönlendir anlamına geliyor. 1980 tarihi.
Mesela burada “çerağ bir sırça içerisindedir ki sırça sanki incimsi bir yıldızdır ki.” Kelimesi bu da 2037 tarihini veriyor. Bu da Hazreti İsa'nın anlı şanlı vaktini veren bir ayet. Bir ebced. Bak “çerağ bir sırça içerisindedir ki,” yani bir sırça içerisinde saklanmaktadır. “Sırça sanki incimsi bir yıldızdır.” Yani pırıl-pırıl parlayan incimsi bir yıldızdır. Mehdi için de söylenen, Hz. İsa için de söylenen bir özelliktir bu. Yani incimsi bir yıldız. Mehdi'nin mesela yanındaki beni de incimsi bir yıldız gibidir diyor Peygamberimiz. Yanağında bir ben vardır diyor. İncimsi bir yıldız gibidir diyor. Bakın aynısı. Hadiste geçen kelimenin aynısı. İncimsi bir yıldızdır ki. Bu da 2037 veriyor.
“Bu nur Allah onların yüceltilmesine ve isminin zikredilmesine isim verdiği evlerdir. Onlar içine sabah akşam onu tesbih ederler.” Yani Müslümanların evleri, Allah'ın dininin yayıldığı, tebliğ yapılan evler. İslam'ı yayan Müslümanların evleri. Ama bunu başka bir gün çok detaylı böyle hem hadislerle hem diğer Kur'an ayetleriyle destekleyerek anlatırız, inşaAllah.
Sayın Adnan Oktar'ın 25 Ağustos 2010 tarihli röportajından Nur Suresi ile ilgili açıklamalar.
ADNAN OKTAR: “Allah göklerin ve yerin nurudur.” 1959. Demek gibi nur saçılacak 1959'dan itibaren. Ve Risale-i Nur'a da işaret ediyor. “Nur üstüne nurdur. Allah kimi dilerse onu kendi nuruna yöneltip iletir.” Bak, “nur üstüne nurdur. Allah kimi dilerse onu kendi nuruna yöneltip iletir.” 1980. MaşaAllah. Mehdi'nin çıkış tarihi.
Sayın Adnan Oktar'ın 25 Aralık 2010 tarihli röportajından Nur Suresi ile ilgili açıklamalar.
ADNAN OKTAR: Nur Suresi’ni açmışım bak, şeytandan Allah'a sığınırım"Allah göklerin ve yerin nurudur." 1959 tarihini veriyor, Bediüzzaman'ın vakti, Risale-i Nur'un serbest bırakıldığı devir. Bakın "Allah göklerin ve yerin nurudur. Onun nurunun misali içinde çerağbulunan bir kandil gibidir; çerağ bir sırça içerisindedir ki; sırça sanki incimsi bir yıldızdır." 2037 tarihini veriyor bu. Bakın, "çerağ bir sırça içerisindedir, sırça sanki incimsi bir yıldızdır ki;" ‘incimsi bir yıldız’ Mehdi (a.s.)'a bakıyor, 2037. "Doğuya da, batıya da ait olmayan kutlu bir zeytin ağacından yakılır; (bu öyle bir ağaç ki) nerdeyse ateş ona dokunmasa bile yağı ışık verir." Burada da açık açık elektrikten bahsediyor ayette. Bakın, "doğuya da, batıya da ait olmayan kutlu bir zeytin ağacından yakılır." Hiçbir yere ait olmayan bir ağaç. Elektrik şebekesi nasıl? Kökten bütün şehre yayılıyor ağaç dalları gibi. Bakın, "nerdeyse ateş ona dokunmasa da" ateş dokunmadan yanan nedir? Elektriktir. Ateş, kablolu elektrikte elektrik var ama ısı yok. Bir elektrik lambası yandığında kibritle yakmıyoruz, düğmeye bastın mı yanıyor. Ayet ne diyor? "Nerdeyse ateş ona dokunmasa da yağı ışık verir." Bastın mı yanıyor. "(Bu,) Nur üstüne nurdur. Allah, kimi dilerse onu kendi nuruna yöneltip-iletir." "Allah kimi dilerse onu kendi nuruna yöneltip iletir." 1980 tarihini veriyor. Mehdi (a.s.)'ın vazifeye başladığı tarihi veriyor bak. "Allah kimi dilerse onu kendi nuruna yöneltip iletir." 1980, Risale-i Nur'a da bakıyor bu ayet aynı zamanda, Bediüzzaman'nın zamanına da bakıyor. Hakimiyet devrine de bakıyor, Mehdi (a.s.)'ın vazifeye başladığı tarihe de bakıyor, çok önemli bir suredir Nur Suresi’nin 35. ayeti.
Sayın Adnan Oktar'ın 25 Şubat 2011 tarihli röportajından Nur Suresi ile ilgili açıklamalar.
ADNAN OKTAR: Şeytandan Allah’a sığınırım. “Allah, göklerin ve yerin nurudur.” Risale-i Nur’un serbest bırakıldığı dönemlerin tarihini veriyor. 1950’li tarihleri veriyor. “Allah, göklerin ve yerin nurudur.” Ama çok manidar Risale-i Nur’un serbest bırakıldığı tarihin yani 1955’ler, 1956’lar, inşaAllah. “Allah, göklerin ve yerin nurudur. O'nun nurunun misali, içinde çerağ bulunan” yani bir kandil bulunan, ateş bulunan, “çerağ bulunan bir kandil gibidir.” Bak kandile dikkat çekmiş. “Çerağ bir sırça içerisindedir,” bir cam içerisindedir. Bak ateş, yanan o şey bir cam içerisindedir. “Sırça, sanki incimsi bir yıldızdır ki,” yani pırıl pırıl parlayan bir ampul gibi parlar ki diyor. “Doğuya da, batıya da ait olmayan kutlu bir zeytin ağacından yakılır; öyle bir ağaç ki neredeyse ateş ona dokunmasa da yağı ışık verir.” Bakın elektrik lambası, elektrikle aydınlanan bir olay, ne kadar net anlatılıyor.
Bu kandilin enerjisinin özelliği ne biliyor musunuz? Ateş ona dokunmamış, ateş yok. Ateş kullanılmıyor. Ateş kullanılmadan yanıyor bu lamba. İkinci özelliği ne? Cam içerisinde, cam içerisinde bir ateş. Ama ateş dokunmadan yanıyor bu. Bu nedir? Elektrik lambası, çok net. “Nur üstüne nurdur. Allah, kimi dilerse onu Kendi nuruna yöneltip-iletir.” Bu da Hz. Mehdi (a.s)’ın çıkış tarihini veriyor. 1980 tarihini veriyor. Bak, “Allah, kimi dilerse onu Kendi nuruna yöneltip-iletir.” Bu ayet, “Allah, kimi dilerse onu Kendi nuruna yöneltip-iletir.” Tam 1980 tarihini veriyor. “Allah insanlar için örnekler verir. Allah, her şeyi bilendir. (Bu nur,) Allah'ın, onların yüceltilmesine ve isminin zikredilmesine izin verdiği evlerdedir.” Bakın diyor ki ayette; “(Bu nur,) Allah'ın, onların yüceltilmesine ve isminin zikredilmesine,” Allah’ın isminin, Allah’ın tebliğ edilmesi, Kuran’ın tebliğ edilmesi, İslam’ı yayacak her türlü faaliyet; “izin verdiği evlerdedir.” Mesela bu evde böyle bir faaliyet var mı şu an? Var, Allah izin vermiş, yapılıyor. Başka evlerde de var. Müslümanlar var. “Onların içinde sabah akşam O'nu tesbih ederler.” Gece vaktinde de tesbih ederler, sabah da tesbih ederler” diyor Allah.
Sayın Adnan Oktar'ın 13 Temmuz 2011 tarihli röportajından Nur Suresi ile ilgili açıklamalar.
ADNAN OKTAR: Nur Suresi, 35, şeytandan Allah’a sığınırım. “Allah, göklerin ve yerin nurudur.” Ebcedi; 1959 tarihini veriyor, “çerağ bir sırça içerisindedir; sırça, sanki incimsi bir yıldızdır ki,” Ebcedi; 2037, dünya hakimiyetini veriyor. “Nur üstüne nurdur. Allah, kimi dilerse onu Kendi nuruna yöneltip-iletir.” O da 1980 tarihi veriyor. Kardeşim, bu kadar tevafukat nedir? Bir mucize değil mi bu? “Nur üstüne nurdur. Allah, kimi dilerse onu Kendi nuruna yöneltip-iletir.” 1980.
ALTUĞ BERKER: Tam Hz. Mehdi (a.s)’ın çıkış, zuhur tarihi maşaAllah, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah.
Sayın Adnan Oktar'ın 15 Şubat 2013 tarihli sohbetinden Nur Suresi ile ilgili açıklamalar.
ADNAN OKTAR: Nur Suresi 35. ayet-“Allah, göklerin ve yerin nurudur.” 1959 tarihini veriyor. Bediüzzaman; “Yeni bir nur-u Kuran mı zuhur edecek” diyor. “Yeni bir hareket mi” diyor 1956 için. “Tam çıkaramıyorum” diyor. “Yeni bir nur-u Kuran mı?” Yani bir Mehdi hareketi mi başlıyor? Mehdiyet’in başlangıcı mı? “Ama münafıkhane sistemin sükut mertebesine işaret ediyor” diyor. Yani Hz. Mehdi (a.s)’ın zuhuru, deccaliyetin bitişine işaret ediyor 1959” diyor. “Fakat yeni bir nuru-u Kuran’ın zuhur ettiğine işaret ediyor” diyor. Yani Hz. Mehdi (a.s)’a, 1956 tarihi için. 1959 veriyor buradaki ayette. “Allah göklerin ve yerin nurudur. O'nun nurunun misali, içinde çerağ bulunan bir kandil gibidir; çerağ bir sırça içerisindedir; sırça, sanki incimsi bir yıldızdır ki,” 2037 ebced tarihi.
“(Bu,) Nur üstüne nurdur. Allah, kimi dilerse onu kendi nuruna yöneltip-iletir.” Bir tane tarih çıkıyor; 1980. Bu kadar harika bir araya gelince nasıl açıklanabilir bu? Kaç tane Nur Suresi var? Bir tane Nur Suresi var. Kaç tane var bu ayetler? Bu anlatım bir tane var. Kaç tane ebcedi var? Bir tane ebcedi var. “(Bu,) Nur üstüne nurdur. Allah, kimi dilerse onu kendi nuruna yöneltip-iletir.” 1980, alenen Mehdiyet’e bakıyor.
Sayın Adnan Oktar'ın 16 Ağustos 2014 tarihli sohbetinden Nur Suresi ile ilgili açıklamalar.
ADNAN OKTAR: Şeytandan Allah'a sığınıyorum. Nur Suresi, 35. “Allah, göklerin ve yerin nurudur.” Bütün kainatta Allah nurdur. Nur insanın aklının alabileceği en güzel görüntü. Ferahlık, iç açıcılık, güzellik, imandan kaynaklanan ferahlık. “O'nun nurunun misali, içinde çerağ bulunan bir kandil gibidir; çerağ bir sırça içerisindedir; sırça, sanki incimsi bir yıldızdır ki, doğuya da, batıya da ait olmayan kutlu bir zeytin ağacından yakılır; (bu öyle bir ağaç ki) neredeyse ateş ona dokunmasa da yağı ışık verir. (Bu,) Nur üstüne nurdur. Allah, kimi dilerse onu kendi nuruna yöneltip-iletir. Allah insanlar için örnekler verir. Allah, her şeyi bilendir.” (Nur Suresi, 35) Mesela müminde nur oluyor. Camilerde bir nur oluyor. Güzel sözde, güzel tavırda bir nur oluyor. Nur tarif edilemiyor. Yani kalbe ferahlık veren, imanın güzelliğini yansıtan bir ışık. Ama bizim bildiğimiz ışık gibi değil. Mesela bir zencide de nur oluyor. O güvenilirlik tarzında, yüzünde bir ferahlık esintisi tarzında hoşluk meydana geliyor. Mesela cennetin her tarafı nurlu, cennetin her yeri nur. Ama mesela zulümat nursuz oluyor, küfür nursuz oluyor. Allah onlardan nuru alıyor. Mümine veriyor nuru. Mümin nuru görebiliyor, mesela müminin yüzündeki nuru görebiliyor. Küfrün yüzündeki nursuzluğu da görebiliyor. Nur olmuyor. Onun için mümin nura kavuşmak için Allah'a dua ediyor. Peygamberimiz (sav) “Ya Rabbi” diyor, “Her tarafımı nur kıl. Yüzümü nurlandır, bedenimi nurlandır, damarlarımı nurlandır, bütün vücudumu nur eyle” diyor. Müslümanın da Allah'tan önemli bir talebi, duası nur istemek, nurlanmayı istemek.
ENDER DABAN: Hocam bir ayette Allah şöyle bildiriyordu, “Belirtileri, secde izinden yüzlerindedir.” (Fetih Suresi, 29) diye bildiriyordu inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Evet. Yani onu yanlış anlıyor bazı selefiler falan. Alnını kirli toprağa oraya buraya sürterek yahut kirli halıya sürterek yara yapıyor alnını. Alnında mantar oluşuyor, hastalık oluyor, enfeksiyon oluşuyor. “Bak” diyor, “Allah alnımda secde izi meydana getirdi” diyor. Halbuki secde izinden kasıt yüzündeki nurdur Müslümanın. Yüzündeki ferahlık verici etki. Alnındaki yara değil, enfeksiyon değil.
EMRE ACAR: Başka bir ayette de Hocam Allah, kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım, “onların yüzlerini ne bir korku sarar ne de bir zillet” (Yunus Suresi, 26) diye bahsediyor müminlerden Hocam inşaAllah.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Bak zillet de olmuyor korku da olmuyor.
BÜLENT SEZGİN: Hocam sadece müminler mi fark ediyor nurlu insanı yoksa herkes genelde fark eder mi?
ADNAN OKTAR: Tabii. Bediüzzaman diyor ya, imanın nuruyla, ahir zamanda o eşhas-ı ahir zaman imanın nuruyla fark edilebilir diyor. İmandan gelen nur. Yani dürüst kafa, dürüst ruh. Mesela şuan insanların Hz. Mehdi (as)'ı görse bile tanıyamayacağı bir ortam var. Epey bir insanın tanıyamayacağı bir ortam var. Çünkü Allah ruhunda, bedeninde nur oluşturmuyor birçok Müslümanın. Farkında değil mesela zulümat kaplamış. O yüzden imanın nuruyla bakamıyor ve göremiyor. Fark edemiyor.
Adnan Oktar’ın 25 Aralık 2010 Kahramanmaraş Aksu Tv ve Gaziantep Olay Tv’deki Sohbetinden
Şeytandan Allah'a sığınırım "Allah göklerin ve yerin nurudur." 1959 tarihini veriyor, Bediüzzaman'ın vakti, Risale-i Nur'un serbest bırakıldığı devir. Bakın "Allah göklerin ve yerin nurudur. Onun nurunun misali içinde çerağ bulunan bir kandil gibidir; çerağ bir sırça içerisindedir ki; sırça sanki incimsi bir yıldızdır." 2037 tarihini veriyor bu. Bakın, "çerağ bir sırça içerisindedir, sırça sanki incimsi bir yıldızdır ki;" ‘incimsi bir yıldız’ Mehdi (a.s.)'a bakıyor, 2037. "Doğuya da, batıya da ait olmayan kutlu bir zeytin ağacından yakılır; (bu öyle bir ağaç ki) nerdeyse ateş ona dokunmasa bile yağı ışık verir." Burada da açık açık elektrikten bahsediyor ayette. Bakın, "doğuya da, batıya da ait olmayan kutlu bir zeytin ağacından yakılır." Hiçbir yere ait olmayan bir ağaç. Elektrik şebekesi nasıl? Kökten bütün şehre yayılıyor ağaç dalları gibi, "nerdeyse ateş ona dokunmasa da" ateş dokunmadan yanan nedir? Elektriktir. Ateş, kablolu elektrikte elektrik var ama ısı yok. Bir elektrik lambası yandığında kibritle yakmıyoruz, düğmeye bastın mı yanıyor. Ayet ne diyor? "Nerdeyse ateş ona dokunmasa da yağı ışık verir." Bastın mı yanıyor. "(Bu,) Nur üstüne nurdur. Allah, kimi dilerse onu Kendi nuruna yöneltip-iletir." "Allah kimi dilerse onu kendi nuruna yöneltip iletir." 1980 tarihini veriyor. Mehdi (a.s.)'ın vazifeye başladığı tarihi veriyor bak. "Allah kimi dilerse onu Kendi nuruna yöneltip iletir." 1980, Risale-i Nur'a da bakıyor bu ayet aynı zamanda, Bediüzzaman'nın zamanına da bakıyor. Hakimiyet devrine de bakıyor, Mehdi (a.s.)'ın vazifeye başladığı tarihe de bakıyor, çok önemli bir suredir Nur Suresi’nin 35. ayeti.