Sayın Adnan Oktar'ın 15 Mayıs 2010 tarihli röportajından Nur Suresi ile ilgili açıklamalar.
ADNAN OKTAR: Şeytandan Allah’a sığınırım. “Müminler o kimselerdir ki, Allah'a ve Resûlü'ne iman edenler, onunla birlikte toplu(mu ilgilendiren) bir iş üzerinde iken, ondan izin alıncaya kadar bırakıp-gitmeyenlerdir.” Yani kafasının dikine hareket etmiyor. Bir büyüğü var, lideri var, imamı var ki; “Peygamber (s.a.v.) en üstündür, ondan izin alırlar” diyor Allah. “Gerçekten, senden izin alanlar, işte onlar Allah’a ve elçisine iman edenlerdir. Böylelikle, senden bazı kendi işleri için izin istedikleri zaman, dilediklerine izin ver.” İnsan istişare ederek büyüğünden izin almasına da Kuran’da bir işaret var, değil mi? Mesela ağabeysi olur, Hocası olur bir şey olduğunda; “efendim nasıl takdir buyurursunuz, benim böyle bir niyetim var, uygun mudur sizce?” diye nezaketen söylenir. Bu berekettir bir güzelliktir. “Onlar için Allah’tan bağışlanma dile. ”Herkes birbiri için gıyabında bağışlanma dilemesi güzeldir Müslümanın. “Bütün Müslümanları Ya Rabbi affet” diye dua ederiz, inşaAllah Allah bütün Müslümanları affetsin. “Şüphesiz Allah bağışlayan esirgeyendir. Elçinin çağırmasını, kendi aranızda kiminizin kimini çağırması gibi saymayın.” Yani “kaba olur” diyor, “daha saygılı bir üslupla hareket edin Peygamber (s.a.v.)’e karşı“ diyor Allah.
Biz de mesela bir mürşit, bir büyük olduğunda, bir alim olduğunda saygı gösteriyoruz. Kuran’ın işaretiyle o şekilde hareket ediyoruz. “Allah, sizden bir diğerinizi siper ederek kaçanları gerçekten bilir.” Mesela o devirde Peygamber (s.a.v.) devrinde süper karaktersiz alçaklar var. Birisi çıkıyor; bakın ahmağa bak, siper ediyor onu, Peygamber (s.a.v.) görmesin diye onunla beraber çıkmaya çalışıyor. Çıkacaksan haysiyetsiz söyle direkt. “Efendim benim bir mazeretim var çıkmak istiyorum” dersin. Gizlenmene ne gerek var, sahtekarlık yapıyorsun. Bakın akılsızlığa onun fark edilmeyeceğini zannediyor. Bir de Peygamber (s.a.v.) ayrıca vahiy de alıyor, gözü görmese bile Cibril zaten bildiriyor. “Böylece onun emrine aykırı davrananlar, kendilerine bir fitnenin isabet etmesinden veya onlara acı bir azabın çarpmasından sakınsınlar.” Yani Allah’ın velileriyle, peygamberlerle uğraşanlar mutlaka belaya uğrarlar. Allah buna işaret ediyor. “Uğraşmaya gelmez” diyor Allah, bela veririm, canınızı yakarım diyor. Bak; “kendilerine bir fitnenin isabet etmesinden veya onlara acı bir azabın çarpmasından sakınsınlar.” Yani “yapmaz zannedersiniz ama Allah yapar” diyor anlamayanlara. Ama Müminler zaten iman ederler, bu şekilde kabul ederler.
Sayın Adnan Oktar'ın 16 Ekim 2010 tarihli röportajından Nur Suresi ile ilgili açıklamalar.
ADNAN OKTAR: “Mü'minler o kimselerdir ki,...” şeytandan Allah’a sığınırım, 62’nci ayet; “Allah ve Resûlü’ne iman edenler, onunla birlikte toplu(mu ilgilendiren) bir iş üzerinde iken, ondan izin alıncaya kadar bırakıp-gitmeyenlerdir.” Mesela münasebetsizlik yapanlar var, Peygamber (s.a.v.)’den, imamdan izin almadan paldır küldür gidiyor adam. “İzin almandan gidilmez” diyor, Cenabı Allah. “Gerçekten, senden izin alanlar, işte onlar Allah'a ve elçisine iman edenlerdir. Böylelikle, senden kendi bazı işleri için izin istedikleri zaman, dilediklerine izin ver.” Yani saygı ve Kuran’ın Ruhu bunu gerektiriyor. “Ve onlar için Allah'tan bağışlanma dile. Şüphesiz Allah, bağışlayandır, esirgeyendir.”
“Elçinin çağırmasını, kendi aranızda kiminizin kimini çağırması gibi saymayın.” “Elçi çağırdığı vakit, mutlaka icabet edin...” diyor. Halkın çağırması gibi; “buraya gel” diyor, adam; “yok gelmiyorum” diyor ama Elçi dediğinde, imam dediğinde mutlaka itaat edilmesi lazım. Öbür türlü çok büyük bir saygısızlık, anormallik olur ve harama girer. “Allah, sizden bir diğerinizi siper ederek kaçanları gerçekten bilir.” Münafıklar güya sezdirmediklerini zannediyorlar. Münafıkların pis bir elektriği vardır. Pis bir mücadele metotları vardır ve pis bir stilleri vardır. Güya sezdirmiyor. Peygamberimiz (s.a.v.)’in meclisinde adamlar. Peygamberimiz (s.a.v.)’e yönelik böyle içinde öfke dolu adamın, böyle hasetlik, kıskançlık dolu ve kahpe tıynetli. Nasıl pislik yapsın, rezillik yapsın? Yapamıyor. En sonunda bir Müslüman oradan çıkarken, o da ona siper olarak onunla beraber çıkıyor. Güya sezdirmiyor. Bak, ahmaklığa bak. Bütün milletin içerisinde, herkesin içerisinde çıkıyor; ama ona sorsan sezdirmediği kanaatinde. Burada o çakalın vermek istediği şey şu; bir kere, “Peygamber (s.a.v.) bak bunun farkına varmadı” diyor, “siz farkına varıyorsunuz ama o farkına varmıyor” diyor. “Ben bak, ona nasıl sezdirmeden çıkıyorum?” diyor. “Ben böyle kurnazım” diyor, güya, kendince. Ve terbiyesizlik yapıyor, ahmaklığını ortaya koyuyor. Münafıklarda çok ucuz ve aşağılık kurnazlık kafası vardır. Kendilerini çok kurnaz zanneder. Hakikaten kurnazlardır ama hayvan kurnazlığı vardır. Yani ahmakçasınadır kurnazlıkları. Hakikaten galibiyetleri vardır ama hayvanın galibiyeti gibidir ve mutlaka mağlup olurlar sonunda. Kuran bu aptallıklarına dikkat çekiyor.
“Böylece onun emrine aykırı davrananlar, kendilerine bir fitnenin isabet etmesinden veya onlara bir acı azabın çarpmasından sakınsınlar.” Allah; “belanızı veririm” diyor. Yani “Mehdi (a.s.)’yle uğraşırsanız, Peygamber (s.a.v.)’yle uğraşırsanız, Allah’ın sevdiğiyle uğraşırsanız, belanızı veririm” diyor. Nasıl açıklıyor Allah? “Kendilerine bir fitnenin isabet etmesinden veya onlara acı bir azabın çarpmasından sakınsınlar.” Demek ki, Peygamberlerle mücadele eden mutlaka bir belaya uğrar. Aynı şekilde Mehdiyetle de, Mehdi (a.s.)’yle de mücadele edenler, aynı şekilde Allah’tan bela bulurlar. Kuran buna işaret ediyor.
“Dikkatli olun...” diyor bak Allah. Dikkatli olmak farz. Bak, “...dikkatli olun.” Dikkati kapalı olmayacak Müslüman’ın. “Göklerde ve yerde olanların hepsi Allah'ındır.” Ne var, ne yoksa, bütün mal mülk hepsi Allah’ındır. “O, üzerinde bulunduğunuz şeyi elbette bilir.” Yani, “şu an neredeyseniz sizi bilir” diyor Allah. “Ve O'na döndürülecekleri gün, yaptıklarını kendilerine haber verecektir.” “Ne yaptıysa, ne konuştuysa, ne hareket ettiyse hepsini haber vereceğim” diyor Allah. “Allah, her şeyi bilendir.” Bakın, her yerde, mesela bu sayfayı açtık, buram buram Mehdiyet ve deccaliyet var. Hem deccaliyetten bahsediyor Kuran, deccalların vasfını anlatıyor; hem de Mehdiyetin karşı atağını anlatıyor. Adam da soruyor; “niye bize Mehdiyetten bahsediyorsun?” Mehdiyetin olmadığı bir yer göster bana, herhangi bir, mesela; “şurada yok” de. Her yerde vardır Mehdiyet.
Sayın Adnan Oktar'ın 14 Mayıs 2015 tarihli Hoş Sohbetler programından Nur Suresi ile ilgili açıklamalar.
ADNAN OKTAR: Cenab-ı Allah peygambere de, diğer insanlara da insanlar saygıda kusur ediyorlar. Çok münasebetsiz adamlar var, halen askerimizde de varlar. Dangalak adam yani, peygamberle konuşmayı bilmiyor, ona saygıyı bilmiyor, bir kısmı nezakette hata yapıyor. Bunlar tabi çok hayat kalitesini bozan, rahatsız eden şeyler. Onun için Kur'an bu konulara da çok dikkat çekmiş.
“Müminler o kimselerdir” diyor Cenab-ı Hak. Şeytandan Allah'a sığınırım. 62. ayet. “Allah'a ve Resulüne iman edenler, onunla birlikte toplumu ilgilenen bir iş üzerindeyken onların izini alıncaya kadar bırakıp gitmeyenlerdir.” Ya yanında peygamber var sen, langur lungur nasıl gidersin ya? Yani nasıl senin mühim bir işin olabilir ki, peygamberi bırakıp gidiyorsun. Peygamberin ehemmiyetini anlamamışsın. Sen güzelliğini derinliğini anlamamışsın ve sevgiyi bilmiyorsun.
“Gerçekten senden izin alanlar ise işte onlar Allah'a ve elçisine iman edenlerdir”. Demek ki, sevgi böyle tecelli ediyor. Sevgi varsa iman oluyor. Yani oradaki nezaket sevgi alameti oluyor. Sevgi de imandan kaynaklanıyor. Ne diyor ayet bak? “Senden izin alanlar işte onlar Allah'a ve elçisine iman edenlerdir.” Gerçek iman alamet. “Böylelikle senden kendi bazı işler için izin istedikleri zaman dilediklerine izin ver ve onlar için Allah'tan bağışlanma dile.” Peygamberin bağışlanma dilemesi geçerli oluyor. Ama zaten onu da bir güzel ahlak görüyor peygamber. Allah bağışlanma diletiyor. Allah affedecek oluyor, peygambere bağışlanma diletiyor. Peygamber bağışlanma dilediği için değil. Allah bağışlanmayı, bağışlamayı istediği için peygamberi vesile ediyor. Dinlediklerine izin ver. Herkese izin verecek diye bir şey yok. Yani müsait görürse izin verir. Müsait görmüyorsa izin vermez. İzin vermedi diye de adam bozuluyorsa, e bu da bir anormallik. Bu da sevgi noksanlığı.
“Şüphesiz Allah bağışlayandır, esirgeyendir.” Ne güzel Allah'ın bağışlayıcı olması. Bak, mesela o devirdeki anormalliklere bak ya. Şeytandan Allah'a sığınırım, “elçinin çağırmasını, peygamberin çağırmasını kendi aranızda kiminizin kiminin sizi çağırması gibi saymayın.” Sanki adalede bir insan onu çağırıyormuş gibi. Anlamıyorlar. Yani her devirde bu kabalık vardır. Her devirde.
“Allah sizden bir diğerinizi siperi ederek kaçanları gerçekten bilir.” Ya ne kadar büyük terbiyesizlik. Kimden gizleniyorsun? Salak, Allah görüyor seni orada. Ya bu kadar akılsızlık olur mu ya? Gizleniyor güya. Bir de peygamberin dikkati çok keskin. Sahabelerin dikkati keskin. Yani kimden gizleniyorsun ya deve kuşu gibi? Olacak hiçbir iş mi yani. Ne kadar münasebetsizlik.
“Böylece onun emrine aykırı davrananlar kendilerine bir fitnenin isabet etmesinden veya onlara acı bir azabın çarpmasından sakınsınlar.” Bela hemen geliyor. Bu bir mucizedir. İşte Kur'an mucizesi. Yani süratle bela geliyor. Peygambere adam münasebetsizlik yapıyor. Allah belasını veriyor. Dinle uğraşıyor. Allah belasını veriyor. İslam’la uğraşıyor. Allah belasını veriyor. Mücahit Allah'a hizmet eden bir insandan uğraşmaya kalkıyor. Allah belasını veriyor. Bakın, inceleyin görürsünüz. Hangi evliya, hangi Allah yolunda mücadele eden insanla kim uğraşırsa bakarsın ki, Allah belasını vermiş.