Göklerin ve yerin mülkü O'nundur; çocuk edinmemiştir. O'na mülkünde ortak yoktur, her şeyi yaratmış, ona bir düzen vermiş, belli bir ölçüyle takdir etmiştir. (Furkan Suresi, 2)
Allah altın oranla takdir etmiştir. Heryerde bir ölçü var, heryerde bir matematik oran var.
Dediler ki: "Bu elçiye ne oluyor ki, yemek yemekte ve pazarlarda dolaşmaktadır? Ona, kendisiyle birlikte uyarıcı olacak bir melek indirilmesi gerekmez miydi?" (Furkan Suresi, 7)
Peygamberimiz (sav)’e vahiy geldiğinde Cibril’in ağırlığı üstüne çöküyordu. Üzerine örtü örtüyorlardı. Deve ağırlıktan olduğu yere çöküyordu. Herkes oradakiler biz de ağırlığı hissediyoruz diyorlardı. Cibril orada. Ama göremiyorlar. Peygamberimiz 2 defa gördü Cibril’i, ilkinde asliyetiyle gördüğünde, bayıldı. Ama Cübbeli ben görürüm diyor.
"Ya da kendisine bir hazinenin bırakılması veya (ürünlerinden) yemekte olduğu bir bahçesi olması (gerekmez miydi)?" Zulmedenler dedi ki: "Siz olsa olsa, ancak büyülenmiş bir adama uyuyorsunuz." (Furkan Suresi, 8)
Hz. Mehdi (as) zengin de olmayacak. Onda da bunalıyorlar. Veya bağı bahçesi olsun istiyorlar.
Sayın Adnan Oktar'ın 16 Ekim 2010 tarihli röportajından Furkan Suresi ile ilgili açıklamalar.
ADNAN OKTAR: “İnkârcılar dediler ki...” deccal taraftarları; "...bu (Kur'an) olsa olsa ancak Onun uydurduğu bir yalandır, kendisi düzüp uydurmuş ve Ona bir başka topluluk da yardımda bulunmuştur." Böylelikle onlar, hiç şüphesiz haksızlık ve iftira ile geldiler.” Şu an deccaliyet ne diyor? “Peygamber (s.a.v.)” diyor, “iyi bir insandı, devrimciydi, uydurdu kendisi” diyor, deccalî düşünce, şeytanî düşünce, gafil düşünce, gaflet içindeki düşünce veya şaşkınların oluşturduğu sistemde bu var. Ne diyorlar? “Bu (Kur'an) olsa olsa ancak Onun uydurduğu bir yalandır.” Yani, “Peygamber (s.a.v.) kendi çıkartıyor.” Bunu diyen on binlerce, milyonlarca insan var. Bu nedir? Bilerek veya bilmeyerek deccaliyete hizmet etmek demektir. “Ve dediler ki: "Bu, geçmişlerin uydurduğu masallardır.” Mesela bazı kendini bilmez şaşkınlar bu ifadenin aynısını şu an yazıyorlar ve farkında olarak veyahut olmayarak deccaliyete hizmet ediyorlar. “Bir başkasına yazdırmış olup kendisine sabah akşam okunmaktadır” diyor deccaliyet taraftarları. Farkında mı? Haberi bile yok. “
Sayın Adnan Oktar'ın 14 Mayıs 2015 tarihli Hoş Sohbetler programından Furkan Suresi ile ilgili açıklamalar.
ADNAN OKTAR: Bak münasebetsizdirler. Diyor ki, Furkan suresinin 4’te. “İnkarcıları dediler ki; “bu Kur'an olsa olsa ancak onu uydurduğu bir yalandır.” Ya kardeşim. Allah olur da, kuluyla bağlantı kurmaz mı? Yani Allah olacak, televizyonu bir gayeyle yaratacak, ayakkabıyı gayeyle yaratacak, kaşığın gayesi olacak, bardağın gayesi olacak. Eee, insanın gayesi olmayacak. Ya bu kadar aptalca bir şey olur mu? Eee insanın gayesi de ona bildirilmesi gerekir. Nasıl olacak? Kitapta bildirecek. Kur'an'ın büyük bölümü bu dangalakları cevaplarla geçer hep. Asıl anlatılan kısım yani 50 sayfa ya tutar ya tutmaz yani ben açıkça söyleyeyim. İnsanlardan istenen kısım. Elli sayfa falandır yani. Hep bu dangalakların baş belası olmasına karşı verilen cevaplar. Münafıklar, kafirun ve kafirat, münafıkun ve münafıkat, ehli tuğyan ve delalet. Hep bunlara cevaplar. Yoksa Kur'an suhuf halinde de gelebilirdi. Yani çok ince bir kitap haline gelebilirdi. Ama bu psikopatlara mutlaka cevap verilmesi gerekiyor.
“Ve dediler ki; “bu geçmişlerini uydurduğu masallardır. Bir başkasına yazdırmış olup kendisine sabah akşam okunmaktadır.” Yani tam psikopat ifadesi. Ya kardeşim madem öyle bir özelliğin var, sen de yazarsın bir sure yaz değil mi? Benzeri dersin bak ben de yazdım, gösterdirsin. Bu edebi sanat, bu düzgünlükle, bu akılcılıkla Kur'an'ın bir benzeri, 1400'lerden beri yazılamamış. Birçok deneme yapmışlar. Yüzlerce deneme yapmışlar. Hiçbiri olmuyor. Bir mucize bu. Yani o edebi sanatı tutturamıyorlar. Sırf Kur'an'a mahsus bir özellik.
“Bu elçiye ne oluyor ki? Yemek yemekle pazarda dolaşmaktadır.” Şimdi bu adamla uğraşılır mı? Tam bela. Bu pislikleri, münasebetsizleri Kur'an'da hep böyle uzun uzun anlatır. Çünkü biz buna karşılaşacağız. Karşılaşınca mümin şaşırmasın diye Allah bunları söylüyor. Yoksa tedirgin olur Müslüman. Yani bunlar ummadık şeyler zanneder. Halbuki Allah bunların zaten makul olarak küfür tarafından yapılacağını söylüyor. Onun için biz mesela şu an karşılaştığımızda hiç şaşırmıyoruz. Bir münafık çıkıyor. Ayete bakıyoruz aynısı. Bir küfür kafir çıkıyor. Aynısı. Tuğyan delaleti saldırılar oluyor. Bakınız Kuran'dakinin aynısı. Bizi hiç şaşırtmıyor. Çok makul geliyor. Kelimesi kelimesine bazen. Yoksa Kur'an'da istenen çok azdır. Namaz çok kısaca açıklanmıştır. Oruç kısaca açıklanmıştır. Zekat kısaca açıklanmıştır. Merhametli olun, şefkatli olun, yalan söylemeyin, doğru olun, iyi niyetli olun, birbirinizi sevin. Allah'ı çok sevin. Birbirinize yardımcı olun, mal hırsınız olmasın. Mal Allah'ındır. Yani toplam şu kadar bir kitap olur bir araya getirse. Kısacadır, çok kısadır. Ondan gerek kafirlerin pislikleri, küfrün, tabyanın, delaletin, aptalların, münasebetsiz adamların densizlikleri ve bunlara verilen cevaplar.