Sayın Adnan Oktar'ın 13 Şubat 2015 tarihli sohbetinden Furkan Suresi ile ilgili açıklamalar.
ADNAN OKTAR: Furkan Suresi 40. “Andolsun,” diyor Cenab-ı Allah yemin ediyor, “onlar, üstüne felaket yağmuru yağdırılmış bulunan o ülkeye uğramışlardır;” mesela Kobani, felaket yağmuru yağdırıldı. Oraya da uğruyorlar PKK’lılar, değil mi? “...yine de onu görmüyorlar mıydı?” diyor Allah. “Hayır, onlar dirilmeyi ummuyorlardı.” [Furkan Suresi, 40] Yani “ahirete inanmıyorlar, Allah’tan korkmuyorlar, Allahsız, Kitapsızlar” diyor. Tam PKK’nın karakterini, ahlakını vurguluyor Cenab-ı Allah.
Sayın Adnan Oktar’ın 25 Mayıs 2014 tarihli sohbetinden Furkan Suresi ile ilgili açıklamalar.
ADNAN OKTAR: Ya Allah bismillah. Furkan Suresi, 40 “Andolsun, onlar, üstüne felaket yağmuru yağdırılmış bulunan o ülkeye uğramışlardır; yine de onu görmüyorlar mıydı? Hayır, onlar dirilmeyi ummuyorlardı.” Yani “yeniden dirilişi ummuyorlardı” diyor Allah. “Seni gördükleri zaman, seni yalnızca alay konusu edinmektedirler: “Allah'ın, elçi olarak gönderdiği bu mu?” (Furkan Suresi, 41) “Allah’ın elçi olarak Mehdi (a.s) olarak gönderdiği bu mu?” diye. Peygamberimiz (s.a.v)’le alay ediyorlar. Ahir zamanda Hz. Mehdi (a.s)’a tavırları aynı olacaktır.
““Eğer onlara karşı kararlılık göstermeseydik, neredeyse bizi ilahlarımızdan saptıracaktı.” (Furkan Suresi, 42) Yani o devirde onlar Darwinist, materyalist görüşteler. Peygamberimiz (s.a.v) yaratılışı, Allah’ın varlığını, birliğini anlatıyor. Direnmeyi marifet biliyor. Peygamber (s.a.v)’e karşı direnmeyi, hakka karşı direnmeyi marifet biliyor. Onunla övünüyor. Bak “Bizi ilahlarımızdan saptıracaktı. Azabı görecekleri zaman, kim yol bakımından daha sapıkmış, öğreneceklerdir” diyor Cenab-ı Allah. “Kendi istek ve tutkularını (hevasını) ilah edineni gördün mü? diyor Cenab-ı Allah. Demek ki, çok vahim bir şey bu.
Bak “Kendi istek ve tutkularını (hevasını) ilah edineni gördün mü?” Kuran’a göre hareket etmiyor. Kendi kafasına göre, zanlarına göre, kendi hocaları ne diyorsa, kendi âlimleri ne diyorsa ona göre hareket ediyor. Kuran’a göre hareket etmiyor. “Şimdi ona karşı sen mi vekil olacaksın?” (Furkan Suresi, 43) “Yoksa sen onların çoğunu söz işitir ya da aklını kullanır mı sayıyorsun.” Bak “sen onların çoğunu” yüzde elliden çoğunu. Çoğu demek budur. Yüzde elliden çoğunu. “İşitir yâda aklını kullanır mı sayıyorsun. Onlar ancak hayvanlar gibidirler.”
Mesela kedi, köpek nasıl? Bakıyor tamam da. Hoşt dersen onu da duyuyor. Ama şuurlu bir duyma değil. Hayvan varlığının farkında değil ki, duyduğunun farkında olsun. Bir elektronik makine gibi duyuyor o. Bir teybin duyması gibi duyuyor. “Hayır, yol bakımdan daha şaşkın ve aşağıdırlar.” (Furkan Suresi, 44) “Hayvandan da aşağıdırlar” diyor Allah. Demek ki bizim bilemeyeceğimiz bir ruhta, bir özellikte yaratılıyor. Hayvandan ayrı bir varlık. Hayvana benzeyen ama hayvandan daha aşağı özellik. Çünkü hayvanda şefkat var, merhamet var, temizlik var. Hayvan mazlum. Hayvan gibi de değil bu. “Daha aşağı” diyor Allah.
“Allah’ı bırakıp kendilerine yarar ve zarar sağlamayacak şeylere ibadet ediyorlar.” Şeytandan Allah’a sığınırım. “Kâfir asıl kendi Rabbine karşı şeytana arka çıkandır.” (Furkan Suresi, 55) Yani “deccala arka çıkan küfür içindedir” diyor Allah. “Allah’ı bırakıp kendilerine yarar ve zarar sağlamayacak şeylere ibadet ediyorlar.” Mesela Darwinizm’e inanıyor, materyalizme inanıyor. Bilerek veya bilmeyerek küfre düşüyor. Bilerek, bilmeyerek deccala arka çıkmış oluyor. O zaman küfre düşmüş oluyor, dinden çıkmış oluyor. Haberi bile olmuyor bazen. “Biz seni yalnız bir müjdeci ve uyarıp- korkutucu olarak gönderdik.”
56. Ayet Furkan Suresi “Biz seni yalnızca bir müjdeci” neyle müjdeliyor Peygamberimiz (s.a.v)? Dünya hâkimiyeti, cennet. “Ve uyarıp, korkutucu” helal, harama dikkat dikkat çeken, uyaran “olarak gönderdik.” 56. Ayet. Furkan Suresi 25. Sure biliyorsunuz. Daha öncede söylemiştim. Bak 25. Sure Furkan Suresi’nin 56. Ayeti. 25 ile 56’yı çarptığımızda hicri 1400 çıkıyor. Yani 1981. Ebcedi kaç? Ebcedi de 1981. Şimdi burada fevkaladelik var. Anlamazdan gelinecek gibi değil. “Deki buna karşılık Rabbine doğru yol tutmayı dileyen insanlar olmanız dışında sizden bir ücret istemiyorum.” (Furkan Suresi, 57) Sadece istediğim bu. Para istemiyorum, mal da istemiyorum.
“Rabbine doğru yol tutmayı dileyen insanlar olmanızı istiyorum. Sadece bunu istiyorum” diyor Peygamber (s.a.v). “Sen asla ölmeyen daima diri olan Allah’a tevekkül et.” (Furkan Suresi, 58) Ölmeyen Allah özellikle onu söylüyor ki kalplerinde insanların ferahlık olsun. Çünkü Allah hiç ölmez. Sonsuza kadar ölmez. Sonsuzdan gelir, sonsuza kadar ölmez Cenab-ı Allah. Gelir gider derken, zaman yok Allah için. Gelip, gitmesine ihtiyaç yok. İsterse kendi zamanı içinde her şeyi yapar. Kendi yarattığı zaman içinde. Ama sonsuz kendisi. “Deki; Duanız olmasaydı Rabbim size bir değer verir miydi?” Demek ki, dua çok önemli. Bak “Deki” diyor Cenab-ı Allah “Duanız olmasaydı Rabbim size bir değer verir miydi? Fakat siz gerçekten yalanladınız. Artık bunun azabı da kaçınılmaz olacaktır.” (Furkan Suresi, 77) Demek ki azabı ne engelliyor? Dua. Müslüman’ın neye ihtiyacı var? Duaya.
Mesela konuşma yapacak; “Ya Rabbi beni güzel konuştur” diyecek, Müslüman. Yemek yiyecek. “Ya Rabbi bana bu yiyeceklerden lezzet almayı ve bunların bana şifa olmasını nasip et. Ve bana hamd etmeyi nasip et.” Müslüman duaya kendini iyice vermesi lazım. Ama yorucu dua olmaz. Yani mesela bir buçuk saat dua ediyor. Tamam zaruri durumda etsin. Ama bunu farz hale getirmek doğru olmaz. Bak Kur'an'da dualara bakır hep kısadır peygamberin duası. “Rabbim ilmimi artır.” Bu kadar. Kısa. Kısa fakat sık. “Rabbim beni doğru yoldan ayırma” diyor mesela. “Rabbim sana hamd ediyorum.” “Salih ameller işlemeyi nasip et”. Kuran'ı hep kısalar. Bazı kişiler görüyoruz. Namazdan sonra bir buçuk saat, iki saat dua ediyor her gün. Tamam güzel ama sen farz haline getirmişsin. Kuran'da öyle bir şey demiyor. Öyle sessiz sedasız farzlar meydana getirmek doğru olmaz.
Sayın Adnan Oktar'ın 16 Şubat 2013 tarihli sohbetinden Furkan Suresi ile ilgili açıklamalar.
ADNAN OKTAR: Furkan suresi 40-“Andolsun” Allah yemin ediyor. “Onlar, üstüne felaket yağmuru yağdırılmış bulunan o ülkeye uğramışlardır; yine de onu görmüyorlar mıydı? Hayır onlar dirilmeyi ummuyorlardı.” Rusya’ da mesela felaket yağmuru oldu gökten. “Yine de onu görmüyorlar mıydı” diyor Allah. Yani bundan bir hikmet, bir anlam, bir düşünce şekli çıkarmıyorlar mıydı diyor Allah “Seni gördükleri zaman, seni yalnızca alay konusu edinmektedirler. Allah’ın elçi olarak gönderdiği bu mu?” Hep aynı kanunu görüyoruz, “seni gördükleri zaman” diyor. “Seni yalnızca alay konusu edinmektedirler.” Hz. Mehdi (a.s)’a ne yapacaklar? Hz. Mehdi (a.s)’da da kendi o kavruk kafalarıyla, ceviz beyinleriyle, cevizden daha küçük beyinleriyle, kendilerince alay edecekler. “Allah’ın elçi olarak gönderdiği bu mu? diyecekler.” Peygamberlerin hepsine demişler çünkü. “Öyleyse” diyor Allah, “kafirlere itaat etme, onlara Kuran’la büyük bir cihad ver” “cehdet gayret et, İslam’ı yay.” Bakın “öyleyse kafirlere itaat etme.” Küfre dalanlara itaat etme, kafirlere itaat etme, Allah’a inanmayanlara itaat etme, Darwinistlere, materyalistlere itaat etme, Kuran dışında olanlara itaat etme. “Onlara büyük bir cihad ver.” Büyük bir gayret İslam’ı, Kuran’ı yayarak anlat. Ebcedi kaç? Bir daha tekrar net tek tarih; 1979. Kardeşim taş olsa buna dayanmaz. Bakın 1979, net tarih veriyor, Cenab-ı Allah.1979, tam Hz. Mehdi (a.s)’ın çıkış tarihini veriyor. Kardeşim 1976 olur, 1927 olur. Tam, 79. Yani Hz. Mehdi (a.s)’in çıkışının nokta belirlemesi var. Nokta, net tarih veriyor Kuran.