Furkan Suresi, 40-45, 55-58, 77 Ayetlerinin Tefsiri

 

Sayın Adnan Oktar’ın 25 Mayıs 2014 tarihli sohbetinden Furkan Suresi ile ilgili açıklamalar.

 

ADNAN OKTAR: Ya Allah bismillah. Furkan Suresi, 40 “Andolsun, onlar, üstüne felaket yağmuru yağdırılmış bulunan o ülkeye uğramışlardır; yine de onu görmüyorlar mıydı? Hayır, onlar dirilmeyi ummuyorlardı.” Yani “yeniden dirilişi ummuyorlardı” diyor Allah. “Seni gördükleri zaman, seni yalnızca alay konusu edinmektedirler: “Allah'ın, elçi olarak gönderdiği bu mu?” (Furkan Suresi, 41) “Allah’ın elçi olarak Mehdi (a.s) olarak gönderdiği bu mu?” diye. Peygamberimiz (s.a.v)’le alay ediyorlar. Ahir zamanda Hz. Mehdi (a.s)’a tavırları aynı olacaktır.

““Eğer onlara karşı kararlılık göstermeseydik, neredeyse bizi ilahlarımızdan saptıracaktı.” (Furkan Suresi, 42) Yani o devirde onlar Darwinist, materyalist görüşteler. Peygamberimiz (s.a.v) yaratılışı, Allah’ın varlığını, birliğini anlatıyor. Direnmeyi marifet biliyor. Peygamber (s.a.v)’e karşı direnmeyi, hakka karşı direnmeyi marifet biliyor. Onunla övünüyor. Bak “Bizi ilahlarımızdan saptıracaktı. Azabı görecekleri zaman, kim yol bakımından daha sapıkmış, öğreneceklerdir” diyor Cenab-ı Allah. “Kendi istek ve tutkularını (hevasını) ilah edineni gördün mü? diyor Cenab-ı Allah. Demek ki, çok vahim bir şey bu.

Bak “Kendi istek ve tutkularını (hevasını) ilah edineni gördün mü?” Kuran’a göre hareket etmiyor. Kendi kafasına göre, zanlarına göre, kendi hocaları ne diyorsa, kendi âlimleri ne diyorsa ona göre hareket ediyor. Kuran’a göre hareket etmiyor. “Şimdi ona karşı sen mi vekil olacaksın?” (Furkan Suresi, 43) “Yoksa sen onların çoğunu söz işitir ya da aklını kullanır mı sayıyorsun.” Bak “sen onların çoğunu” yüzde elliden çoğunu. Çoğu demek budur. Yüzde elliden çoğunu. “İşitir yâda aklını kullanır mı sayıyorsun. Onlar ancak hayvanlar gibidirler.”

Mesela kedi, köpek nasıl? Bakıyor tamam da. Hoşt dersen onu da duyuyor. Ama şuurlu bir duyma değil. Hayvan varlığının farkında değil ki, duyduğunun farkında olsun. Bir elektronik makine gibi duyuyor o. Bir teybin duyması gibi duyuyor. “Hayır, yol bakımdan daha şaşkın ve aşağıdırlar.” (Furkan Suresi, 44) “Hayvandan da aşağıdırlar” diyor Allah. Demek ki bizim bilemeyeceğimiz bir ruhta, bir özellikte yaratılıyor. Hayvandan ayrı bir varlık. Hayvana benzeyen ama hayvandan daha aşağı özellik. Çünkü hayvanda şefkat var, merhamet var, temizlik var. Hayvan mazlum. Hayvan gibi de değil bu. “Daha aşağı” diyor Allah.

“Allah’ı bırakıp kendilerine yarar ve zarar sağlamayacak şeylere ibadet ediyorlar.” Şeytandan Allah’a sığınırım. “Kâfir asıl kendi Rabbine karşı şeytana arka çıkandır.” (Furkan Suresi, 55) Yani “deccala arka çıkan küfür içindedir” diyor Allah. “Allah’ı bırakıp kendilerine yarar ve zarar sağlamayacak şeylere ibadet ediyorlar.” Mesela Darwinizm’e inanıyor, materyalizme inanıyor. Bilerek veya bilmeyerek küfre düşüyor. Bilerek, bilmeyerek deccala arka çıkmış oluyor. O zaman küfre düşmüş oluyor, dinden çıkmış oluyor. Haberi bile olmuyor bazen. “Biz seni yalnız bir müjdeci ve uyarıp- korkutucu olarak gönderdik.”

56. Ayet Furkan Suresi “Biz seni yalnızca bir müjdeci” neyle müjdeliyor Peygamberimiz (s.a.v)? Dünya hâkimiyeti, cennet. “Ve uyarıp, korkutucu” helal, harama dikkat dikkat çeken, uyaran “olarak gönderdik.” 56. Ayet. Furkan Suresi 25. Sure biliyorsunuz. Daha öncede söylemiştim. Bak 25. Sure Furkan Suresi’nin 56. Ayeti. 25 ile 56’yı çarptığımızda hicri 1400 çıkıyor. Yani 1981. Ebcedi kaç? Ebcedi de 1981. Şimdi burada fevkaladelik var. Anlamazdan gelinecek gibi değil. “Deki buna karşılık Rabbine doğru yol tutmayı dileyen insanlar olmanız dışında sizden bir ücret istemiyorum.” (Furkan Suresi, 57) Sadece istediğim bu. Para istemiyorum, mal da istemiyorum.

“Rabbine doğru yol tutmayı dileyen insanlar olmanızı istiyorum. Sadece bunu istiyorum” diyor Peygamber (s.a.v). “Sen asla ölmeyen daima diri olan Allah’a tevekkül et.” (Furkan Suresi, 58) Ölmeyen Allah özellikle onu söylüyor ki kalplerinde insanların ferahlık olsun. Çünkü Allah hiç ölmez. Sonsuza kadar ölmez. Sonsuzdan gelir, sonsuza kadar ölmez Cenab-ı Allah. Gelir gider derken, zaman yok Allah için. Gelip, gitmesine ihtiyaç yok. İsterse kendi zamanı içinde her şeyi yapar. Kendi yarattığı zaman içinde. Ama sonsuz kendisi. “Deki; Duanız olmasaydı Rabbim size bir değer verir miydi?” Demek ki, dua çok önemli. Bak “Deki” diyor Cenab-ı Allah “Duanız olmasaydı Rabbim size bir değer verir miydi? Fakat siz gerçekten yalanladınız. Artık bunun azabı da kaçınılmaz olacaktır.” (Furkan Suresi, 77) Demek ki azabı ne engelliyor? Dua. Müslüman’ın neye ihtiyacı var? Duaya.

Mesela konuşma yapacak; “Ya Rabbi beni güzel konuştur” diyecek, Müslüman. Yemek yiyecek. “Ya Rabbi bana bu yiyeceklerden lezzet almayı ve bunların bana şifa olmasını nasip et. Ve bana hamd etmeyi nasip et.” Müslüman duaya kendini iyice vermesi lazım. Ama yorucu dua olmaz. Yani mesela bir buçuk saat dua ediyor. Tamam zaruri durumda etsin. Ama bunu farz hale getirmek doğru olmaz. Bak Kur'an'da dualara bakır hep kısadır peygamberin duası. “Rabbim ilmimi artır.” Bu kadar. Kısa. Kısa fakat sık. “Rabbim beni doğru yoldan ayırma” diyor mesela. “Rabbim sana hamd ediyorum.” “Salih ameller işlemeyi nasip et”. Kuran'ı hep kısalar. Bazı kişiler görüyoruz. Namazdan sonra bir buçuk saat, iki saat dua ediyor her gün. Tamam güzel ama sen farz haline getirmişsin. Kuran'da öyle bir şey demiyor. Öyle sessiz sedasız farzlar meydana getirmek doğru olmaz.

 


Furkan Suresi 21-22, 25, 31, 33-36, 39, 41-43, 48 Ayetlerinin Tefsiri

 

Sayın Adnan Oktar'ın 13 Şubat 2013 tarihli sohbetinden Furkan Suresi ile ilgili açıklamalar.

 

ADNAN OKTAR: “Seni gördükleri zaman, seni yalnızca alay konusu edinmektedirler: "Allah'ın, elçi olarak gönderdiği bu mu?"” Ahir zamanda ne diyecekler? “Allah’ın gönderdiği Hz. Mehdi (a.s) bu mu? Hz. İsa Mesih (a.s) bu mu?” diye alay etmeye kalkacaklar; bazı hamakat ehli, bazı ahmaklar böyle tavır gösterecekler. “Eğer onlara karşı kararlılık göstermeseydik, neredeyse bizi ilahlarımızdan saptıracaktı.” “Nerdeyse dediklerine inanacaktık” diyorlar. “Azabı görecekleri zaman, kim yol bakımından daha sapıkmış, öğreneceklerdir.” Çünkü Peygamberlere sapık diyorlar, Hz. Mehdi (a.s)’a da sapkın diyecekler. Allah vermesin. Allah, “kimin sapık olduğunu göstereceğim Ben ahirette” diyor.

“Kendi istek ve tutkularını (hevasını) ilah edineni gördün mü?” diyor Allah. İlginç bir vaka olduğu için bunlar. “Şimdi ona karşı sen mi vekil olacaksın?” Yani “onları etkilemek mümkün olmaz” diyor Cenab-ı Allah. “Ben onları öyle yarattım” diyor. Onun için müminin kalbi rahat olacak. Onun için vicdan azabı çekmeyecek, gerilime düşmeyecek; huzursuz, rahatsız olmayacak. Tevekkül edecek.

“Ve rahmetinin önünde rüzgarları müjdeciler olarak gönderen O'dur.” Hz. Mehdi (a.s) çıkmadan önce alametler önden geliyor, değil mi? Ayet ne diyor, bak; “Ve rahmetinin önünde,” rahmet gelmeden önce; yani Hz. Mehdi (a.s)’a işaret var aynı zamanda. Tabii ilk anlamı yağmur anlamında ama işari anlamını söylüyorum. “Ve Kendi rahmetinin önünde rüzgarları müjdeciler olarak gönderen O'dur.” Biz de Hz. Mehdi (a.s) müjdecisiyiz. Bediüzzaman önden gelmiş, Hz. Mehdi (a.s)’ı müjdeliyor. “Biz, gökten tertemiz su indirdik.” Gökten su indiren Allah Hz. İsa Mesih (a.s)’ı da indirecek, inşaAllah. O da tertemiz bir su gibi. “Sular akarak gelir” diyor. “Su akar gibidir üstünden” diyor. “Islak gibidir saçları, sanki banyodan çıkmış gibidir” diyor. Kuru olduğu halde saçları.

“Onunla ölü bir beldeyi (toprağı) canlandırmak” diyor Cenab-ı Allah. Dünyayı da Allah Mehdiyet’le canlandıracak. Hz. İsa Mesih (a.s)’la canlandıracak. “Andolsun bunu, onların arasında öğüt alıp-düşünsünler diye çeşitli biçimlerde açıkladık” diyor Cenab-ı Allah. Çeşit çeşit. “Ama insanların çoğu nankörlük edip ayak direttiler.” Şu an dünyada olduğu gibi. “Öyleyse kafirlere itaat etme,” şimdi ayetin neye işaret ettiğini gösteriyor Cenab-ı Allah. Konu hep geliyor, geliyor, bir yer doğru geliyor. En sonunda diyor ki ayet, şeytandan Allah’a sığınırım; “Öyleyse kafirlere itaat etme.” Deccale itaat etme, Deccaliyete itaat etme, Darwinizm’e-materyalizme boğun eğme.

“Ve onlara (Kur'an'la) büyük bir cihad ver.” Neyle? Kuran’la. Bir tane tarihi var, çok acayip; 1979. Hz. Mehdi (a.s)’ın çıkış tarihi, yani hicri 1400. Bir tane tarih veriyor. Hicri 1979’un tarihini veriyor. “Öyleyse kafirlere itaat etme” diyor. Bütün bu ayetin akışının sonunda kime işaret etiğini Allah göstermiş oluyor, inşaAllah. “Ve onlara (Kuran'la) büyük bir cihad ver.” Arkasından 53. ayette de diyor ki; “İki denizi (birbirine) salıp katan O'dur.” Yerini de söylüyor Kuran bu sefer Hz. Mehdi (a.s)’ın. İki denizin birleştiği yer İstanbul. Bak diyor ki sonra, Mehdiyet’e işarete bak, dikkat edin ayete; “Ve insanı bir sudan yaratıp onu, neseb ve sihriyyet (sahibi) kılan O'dur.” Bif soydan gelen, neseb. Hz Mehdi (a.s)’ın nesebi ne? Resulullah (s.a.v)’in soyu. Kuran ona da işaret etmiş.

“Allah'ı bırakıp kendilerine yarar ve zarar sağlayamayacak şeylere ibadet ediyorlar. Kafir, (asıl) kendi Rabbine karşı (şeytana) arka çıkandır.” Bak Rabbine karşı şeytana arka çıkıyor. Şeytana destek oluyor. Kafir budur diyor Cenab-ı Allah. Deccal. Deccal'i anlatıyor. Bakın ayet yine devam ediyor. Mehdi'ye işaret etmeye. Israrla.

56-“Biz seni” diyor 56. ayet. “Biz seni yalnızca bir müjdeci ve uyarıcı ve korkutucu olarak gönderdik.” 1981 Mehdi'nin yine çıkış tarihi. Peki 56. ayet 25. sure 56. ayet. Yirmi beşle elli altıyı çarpıyoruz. 1400. MaşaAllah. Yine Mehdi'nin tarihini veriyor. MaşaAllah. Bak 1980’de yoğun bir ittifak var. Ayet siyak ve sibakında, ayetin akışında, gelişinden gidişine sürekli Mehdiyet’e işaret var. Kesintisiz ama. Ve çok net tarihlerle. Bak 56. ayet, 25. sure, 56. ayet çarpıyoruz. Hicri 1400. Ebcedine bakıyoruz 1981. Daha önce Mehdi’nin çıkış tarihi yine 1980, 79-80. Israrla ayet devam ediyor Mehdiyet’i işaret etmeye. Bak diyor ki ayete,

“De ki: “Ben buna karşı Rabbine doğru Bir yol tutmayı dileyen İnsanlar olmanız dışında Sizden bir ücret istemiyorum”. Yine bu Mehdi karakteri. Ücretsiz Allah rızası için tebliğ yapan bir insandan bahsediyor Cenab-ı Allah. Bak diyor ki, “Gökte burçlar kılan”. Gökte burçlar kılan. Ne var? Kova burcu var, aslan burcu var. Ahir zamanda ne? Şu an kova burcundayız. Kova çağındayız. İsa Mesih'in işaret ettiği Faraklit, “testi taşıyan insan” hangi burçtan olduğu anlaşılıyor? Kova burcundan. Çünkü “su testisi taşıyan adam”. Nedir? Kova burcu. Mesela bak bu Furkan suresinde Mehdiyet’e o kadar güçlü vurgular var ki.

“Onların sana getirdikleri Hiçbir örnek yoktur ki”, demin okuduğumuz ayet. “Biz ona karşı sana hakkı ve en güzel açıklama tarzını getirmiş olmayalım”. Mesela Darwinist'lerin getirdiği delillere karşı O kadar mükemmel bir açıklama yapacak ki, Mehdiyet ve Mehdi. Dümdüz olacaklar. Bu Kur'an'a işaret etmekten beraber Ahir zamanda Deccaliyetin nasıl dümdüz olacağını gösteriyor. Ne diyor? “Sonunda onları kökünden darmadağın ettik” diyor Cenab-ı Allah. Şu anda ne oldu? Kökünden darmadağın oldular. 36. ayet. 36 size aklınıza ne getiriyor? Bir şey getirmiyor. Tamam. Sonra söylerim. İnşaAllah.

Bak, “biz onlardan her birine örnekler verdik ve her birini darmadağın edip” mahvettik diyor Cenab-ı Allah. Şu anda Darwinist'ler darmadağın olmuş durumdalar. İlimle, irfanla, bilimle. 39. ayette.

Bize kavuşmayı ummayanlar dediler ki: “bize meleklerin indirilmesi ya da Rabbimizi görmemiz gerekmez miydi?” Ne diyor bazı kardeşlerimiz? Mehdi madem var diyor üstündeki meleği görelim diyor. Melek de gelsin diyorlar. Ne diyor ayet? Bize kavuşmayı ummayanlar. Furkan Suresi 21. “Dediler ki: bize meleklerin indirilmesi ya da Rabbimizi görmemiz gerekmez miydi? Andolsun onlar kendi nefislerinde büyüklüğe kapıldılar.” Enayet yaptılar diyor. “Büyüklük ve azgınlıkla başkaldırırlar. Melekleri görecekleri gün” diyor Cenab-ı Allah.

“Suçlu günahkarlara bir müjde yoktur” diyor Cenab-ı Allah. Mahvedeceğim onları diyor Cenab-ı Allah. “Ve o gün melekler onlara derler ki sizi sevinçli haber yasaktır. Yasak” diyor Cenab-ı Allah. “Göğün bulutlarla parçalanacağı ve meleklerin bir indirilme ile indirileceği gün”, kıyamet günü indiriliyor ancak. Daha önce yok. “Ve elçi dedi ki: “Rabbim gerçekten benim kavmim. Bu Kur'an'ı terk edilmiş bir kitap olarak bıraktılar.” 30. Furkan Suresi. Peygamberimiz zamanında Kur'an gürül-gürül okunuyordu. Ayet nereye bakıyor? Alenen Mehdi'ye bakıyor. Alenen. Tabi ki, Peygamberimiz zamanında ilk dönemlerde Kur'an'ı terk etmişlerdi. Yani yaklaşmıyorlardı. Ama kısa süre sonra herkes Kur'an'a tabi oldu. Ama işarı anlamıyla Mehdi'ye baktığı çok açık.

“Ve elçi dedi ki: “Rabbim gerçekten benim kavmim bu Kur'an'ı terk edilmiş bir kitap olarak bıraktı.” Mehdi'nin en şikayetçi olduğu konu ahir zamanda ümmetin Kur'an'ı terk etmiş olması olacaktır. Hocam tam karizma olmuş. Evet yani bu kadar olur. MaşaAllah. Böyle bir helikopter pilotu gibi. Furkan suresinde Mehdi'ye ve Deccaliyete işaretleri anlatan bir yazı hazırlayın. İnşaAllah. Onu bir yerde yayınlarsanız daha iyi anlaşılır.

Mesela bak diyor ki, Furkan Suresi 31. “İşte böyle biz her peygambere, her mehdiye, her elçiye suçlu günahkarlardan bir düşman kıldık,” bir deccal kıldık. “Yol gösterici ve yardımcı olarak Rabbin yeter.” Yani sen Allah'a tevekkül et, Allah gereğini yapar diyor Cenab-ı Allah. Ama bak mutlaka bir deccal musallat oluyor. Mesela Peygamber Efendimize Ebu Cehil, Ebu Leheb Mehdi'ye Deccal ve Süfyan, Hazreti İbrahim'e Nemrut, Hazreti Musa'ya Firavun.


Furkan Suresi, 41-44 Ayetlerinin Tefsiri

 

Sayın Adnan Oktar'ın 13 Şubat 2015 tarihli sohbetinden Furkan Suresi ile ilgili açıklamalar.

 

ADNAN OKTAR: “Rabbini görmedin mi gölgeyi nasıl uzatıvermiştir? Eğer dilemiş olsaydı onu durgun kılardı.” “Gölge ve ışık ayrı ayrı yaratılıyor” diyor Allah. “Gölgeyi ayrı yaratıyorum, ışığı ayrı.” Mesela “ışık olurdu ama gölgeyi hareket ettirmezdim” diyor Allah “isteseydim ama gölgeyle ışığı uyumlu olarak hareket ettiriyorum” diyor. Bir mucize bu. “Sonra Biz Güneş’i ona bir delil kılmışızdır.” (Furkan Suresi, 45) Bak ışık için bir delil, vesile Güneş. “Güneşsiz de aydınlatırım” diyor Allah. “Güneş olmaz normal aydınlık olur ortalık” diyor. “Sonra da onu tutup Kendimize ağır ağır çekmişizdir.” (Furkan Suresi, 46) diyor Allah, yavaş yavaş. Zaten görüyorsunuz çok çok ağır, yavaş yavaş Güneş batıyor. Süratle değil.

 


Furkan Suresi 41-44 Ayetlerinin Tefsiri

 

Sayın Adnan Oktar'ın 13 Şubat 2015 tarihli sohbetinden Furkan Suresi ile ilgili açıklamalar.

 

ADNAN OKTAR: “Seni gördükleri zaman, seni yalnızca alay konusu edinmektedirler:” “Sürekli seninle kendilerince alay ettiklerini zannederler” diyor. O devrin Mehdi’si Peygamberimiz (s.a.v.). “Allah'ın, elçi olarak” Mehdi olarak “gönderdiği bu mu?” [Furkan Suresi, 41] Derler diyor. “Kim oluyor ki bu?” derler diyor. Şimdiki ilahiyat hocaları şu bu falan da böyle, enaniyet yarışına giren bir kısmı Mehdiyet’e karşı bütün güçleriyle tavır almış vaziyetteler. İsim vermiyorlar ama tek bir dertleri var, güya anlamıyor. “Son zamanlarda görüyoruz duyuyoruz birileri var” diyor, “bazıları var” diyor ama bir kişiden bahsediyor. Niye öyle yapıyorsunuz? Hindistan’da var, Pakistan’da var, Mısır’da var, Fas, Tunus, Cezayir’de var, Türkiye’de var kaynıyor adamlar. Onlara niye dikkat çekmiyorsun da sen tek bir kişiye takıldın kaldın? Niye bu kadar emin oldun, niye bu kadar kanaatin geldi? Nasıl güçlü delillerin var da aklından çıkmıyor bu böyle? Sakin ol.

“Seni gördükleri zaman, seni yalnızca alay konusu edinmektedirler:” yani görme bak dikkat et; görme, duydukları zaman demiyor, sadece görmeleri. Ahir zamanda Hz. Mehdi (a.s)’a da işaret ediyor bu. Mesela televizyondan görür, bir şekilde görür, resmini görür. “Seni gördükleri vakit” diyor. Televizyonda, gazetede, dergide herhangi bir yerde resmini görüntüsünü görmeleri, “gördükleri zaman, seni yalnızca alay konusu edinmektedirler:” kendi kafalarına göre alay ettiğini zannediyor. “Allah'ın, elçi olarak gönderdiği bu mu?” “Allah’ın tebliğci olarak, Mehdi olarak gönderdiği bu mu? derler” diyor. Peygamberimiz (s.a.v.) devrinin Mehdi’si. “Eğer onlara karşı kararlılık göstermeseydik” yani direnmeseydik. Mesela şu an Darwinist, materyalistler direniyorlar. “Direnmeseydik” “onlara karşı kararlılık göstermeseydik neredeyse bizi ilahlarımızdan saptıracaktı.” “Nerdeyse bizim inancımızı değiştirecekti.” Şimdi bak, bu “Hz. Mehdi (a.s) yok” diyenlerin de paniği o. Çünkü nerdeyse inanacak. Şu an direniyor. Aslında inanmış da ondan vicdanen kurtulmaya çalışıyor.

“Azabı görecekleri zaman, kim yol bakımından daha sapıkmış, öğreneceklerdir.” (Furkan Suresi, 42) Demek ki bir sapıklık iddiası var. Kime? Allah’ın Resulü’ne. Allah’ın Mehdi’sine. Çünkü bak buradaki ifadeye göre “kim yol bakımından daha sapıkmış öğrenecekler.” “En sapık bu” diyorlar. “Kimin sapık olduğunu yakında görecekler” diyor Allah. “Kendi istek ve tutkularını (hevasını)” enaniyetini, kibrini “ilah edineni gördün mü?” diyor Allah. Bak, yine görmeden bahsediyor. Demek ki biz bunları, televizyonlardan, radyolardan göreceğiz. Televizyondan, basından oradan buradan göreceğiz. Her devre bakıyor bu, ben asrımıza bakan yönüyle söylüyorum.

“Şimdi onlara karşı sen mi vekil olacaksın?” (Furkan Suresi, 43) Yani “sen onlara söz dinletemezsin” diyor. “Onlar öyle gider kaderleri öyle” diyor Allah. “Yoksa sen, onların çoğunu (söz) işitir ya da aklını kullanır mı sayıyorsun?” Bir kere kafa kemik gibi oluyor söz dinlemez, anlatsan da anlamaz. Çünkü enaniyetten kafa kemikleşiyor. Hepsi için demiyorum da bayağı bir kısım için böyle. O yüzden işitme özelliği olmuyor. Getir yavrum.

“Çoğunu söz işitir ya da aklını kullanır mı sanıyorsun?” Aklını hiç kullanmıyor zaten. Sen ne anlatırsan anlat o kafasındaki kemikleşmiş, taşlaşmış bir inancı oluyor. Çok görmüştürsün değil mi? Yüzünde de bunlara bir kemikleşmiş ifade oluyor. İnsani bir özellikle mesela monoton bir ses, monoton bir bakış, yani her şeyinden taşlaşmış ve kemikleşmiş. Taş kafa derler ya. Tam taş kafa yani. İstediğini anlat. Ne yaparsan yap. O taş kafalıktan çıkmaz. Gördünüz mü öyle tipleri? Çok fazladır. Bayağı da emindir bunlar kendine. Yani açık elle tutunur. Deliği koysa bile inanmaz. Mesela desen ya bu bardakta su var de. Bardağın içine suyu koy. Önüne koy. Yine inanmaz. Yani taş kafa. Katı inançlı. Ona bir açıklama getirir. Başka bir açıklama getirir.

“Aklını” bak, “onların çoğunu işitir ya da aklını kullanır mı sayıyorsun?” Bak çoğunu. Hepsini demiyor. Çoğunu. “Söz işitir ya da aklını kullanır mı sayıyorsun? Onlar ancak hayvanlar gibidirler.” Kemikleşmiş, odunlaşmış. “Hayır, yol bakımından daha şaşkın ve aşağıdırlar.” Çünkü hayvana yine pisi pisi diyorsun geliyor. Köpeğe bir şey dersin gider. Bunlarda o da yok diyor, Allah. Hayvandan da aşağıdır diyor yani. Hayvandan da daha akılsızdır. Daha kemik kafadır.

 


Furkan Suresi, 41-43 Ayetlerinin Tefsiri

 

Sayın Adnan Oktar'ın 11 Nisan 2010 tarihli röportajından Furkan Suresi ile ilgili açıklamalar.

 

ADNAN OKTAR: Şeytandan Allah’a sığınırım. “Seni gördükleri zaman, seni yalnızca alay konusu edinmektedirler” yani eleştiriyorlar, işte espriler yapıyorlar, alay ediyorlar, yahut baskı yapıyorlar, psikolojik baskı yapıyorlar. "Allah'ın, elçi olarak gönderdiği bu mu?" diyorlar. Biz bunun aynısını Mehdi (as)’da göreceğiz. Bak, “Seni gördükleri zaman,” Mehdi (as)’ı gördükleri zaman, “seni yalnızca alay konusu edinmektedirler.” Mehdi (as) ile de insanlar alay edecektir. İftira edecekler, hakaret edeceklerdir, baskı edeceklerdir ve “Allah’ın tebliğci olarak gönderdiği sen misin?”, bu mu diyecekler. "Eğer onlara karşı kararlılık göstermeseydik,” küfür ne diyor bakın: "Eğer onlara karşı kararlılık göstermeseydik,” yani Müslümanlara karşı, “neredeyse bizi ilahlarımızdan saptıracaktı." Neredeyse bizi Darwinizm’den, materyalizmden çıkaracaktı. Yahut neyse, iddia edilen Ergenekon Örgütü’nün ideoleojisinden çıkaracaktı. “Azabı görecekleri zaman, kim yol bakımından daha sapıkmış, öğreneceklerdir.” Bakın yol bakımından sapık görüyorlar ayrıca. Yani sapıklıkla suçluyorlar. Mehdi (as) da aynı şekilde suçlanacaktır. “Yol bakımından kim daha sapıkmış öğrenecekler” diyor Allah. “Kendi istek ve tutkularını (hevasını) ilah edineni gördün mü? Şimdi ona karşı sen mi vekil olacaksın?” Biz kendi hevamıza göre değil, Kuran’a göre hareket etmekle mükellefiz. Kuran’ın dışında hareket edersek heva ve hevesimize göre hareket etmiş oluruz. 

 


Furkan Suresi, 41, 43 Ayetlerinin Tefsiri

 

Sayın Adnan Oktar'ın 16 Haziran 2010 tarihli röportajından Furkan Suresi ile ilgili açıklamalar.

 

ADNAN OKTAR: Evet, Şeytandan Allah’a sığınırım. “Seni gördükleri zaman, seni yalnızca alay konusu edinmektedirler” mesela; Peygamberimiz (s.a.v.)’e karşı tek yaptıkları bu bak, ”seni gördükleri vakit.” Demek ki Mehdi (as) ile karşılaştığında insanlar, onu alay konusu edinecekler, ona saldıracaklar, iftira edecekler, uğraşacaklar, bu Allah’ın sünneti. Hz. İsa (as) da aynı şekildedir, inşaAllah. "Allah'ın, elçi olarak gönderdiği bu mu?" Onlarda diyecekler ki, Allah’ın Mehdi (as) olarak gönderdiği bu mu, diyecekler inşaAllah. Yahut Hz. İsa (as), Allah’ın Mesih (as) olarak gönderdiği bu mu, diyecekler inşaAllah.

“Eğer onlara karşı kararlılık göstermeseydik, neredeyse bizi ilahlarımızdan saptıracaktı." Yani Darwinist, materyalist düşünceye eğer direnmeseydik, neredeyse bizi ikna edecekti diyor. Mesela şu an değil mi? Asrımıza uygulamasında. Ama direniyoruz diyor. Nasıl direniyor? Çocuklar gibi direniyor değil mi? Görüyorsunuz. Yani akla, hayale gelemeyecek, mantıksız izahlarla, mantıksız delillerle, işte tesadüf iddialarıyla, olmayan delillerle kendini savunmaya çalışıyor. Bak, “Eğer onlara karşı kararlılık göstermeseydik, neredeyse bizi ilahlarımızdan saptıracaktı." Yani Darwinist, materyalist, Leninist çizgiden bizi saptıracaktı diyor.

“Azabı görecekleri zaman, kim yol bakımından daha sapıkmış, öğreneceklerdir.” Müslümanları onlar sapkın olarak görüyor, tabii Müslümanlar da onların anormal bir görüş içerisinde olduğunu söylüyor. “Kendi istek ve tutkularını (hevasını) ilah edineni gördün mü? Şimdi ona karşı sen mi vekil olacaksın?” Halbuki orada onların kastı, Allah diyor; “Kendi istek ve tutkularına hevasına göre hareket ediyor” diyor. Yani kendi kafasında bir inanç, bir sistem yaratıyor. Onu uygulamaya çalışıyor. Kendine has bir eğlence sistemi, bir hayat sistemi var, onu elde etmeye çalışıyor. Bunu söylüyor ayet, inşaAllah. “Öyleyse kafirlere itaat etme ve onlara (Kur’an’la) büyük bir cihat ver” diyor, Allah.  Büyük bir mücadele ver. Ebcedi tam 1979 yılını veriyor. Mehdi (as)’nin çıkış tarihini veriyor, harf toplamı.

SUNUCU: Hocam bu konuyla ilgili size bir soru sorabilir miyim? Hocam, Mehdi (as) de bir insan gibi bizim içimizde şu anda yaşıyor olabiliyormuş. Hani o da insan gibi çıkacakmış. Bu konu üzerinde...

ADNAN OKTAR: Doğru, Mehdi (as) de insandır. Hz. İsa (as) da insandır. Hızır (as) da insandır. Ama Hızır (as) biraz Meleği andırıyor, yani değişik, bizim alıştığımız insan gibi değil. Hz. İsa (as) da biraz Meleği andırır. Yapısı itibariyle öyledir demiyorum ama Melekle insan karışımı gibi. Çok olağanüstü, 2000 yıl önce göğe alınıyor Allah tarafından, sonra geri geliyor, devam ediyor kaldığı yerden. Şimdi bu normal bir insanda olmaz böyle bir şey, değil mi? Bu çok olağanüstü bir şey bu.

Ayetin devamında, Furkan Suresi bu okuduğum sure, “Biz seni yalnızca bir müjdeci ve uyarıcı-korkutucu olarak gönderdik.” Buda 1981 yılını veriyor, 56. ayetin ebcedi. Ebcedde, şu Arapça harflerin hepsinin bir karşılığı var. Yani harf karşılıkları var, onlar toplandığında bir rakam çıkıyor, onun adına ebced deniliyor. Mesela; “elif” in karşılığı 1 farz edelim. Başka; “B” var, “T” var, işte “Cim” var, hepsinin bir kaşılıkları var, harf karşılıkları var. Onları rakamsal olarak topladığımızda mesela 1981 çok keskin bir rakam. Normalde mesela 7918 çıkıyor. 3921 çıkıyor. Hiç alakasız rakamlar çıkıyor. Ama mesela “biz seni yalnızca bir müjdeci ve uyarıcı ve korkunç olarak gönderdik.” Çok anlamlı bir ayet. Değil mi? Mehdiyet’i tam tarif eden bir ayet. Ebcedi de tam çıkıyor, 1981. Mesela Hz. İsa'nın inişiyle ilgili ayetlere bakıyoruz. Tam Hz. İsa'nın iniş tarihiyle ilgili ebcedleri veriyor, tarihleri veriyor. Bir tane, iki tane, on tane değil biliyorsunuz. Çok çok fazla.

SUNUCU: Hocam uyarıcı derken hani Bediüzzaman da kırk sene boyunca şey yapacağını materyalizmi, Darwinizm'i şey yapacağını önlemeye çalışacağını söylemişti. O uyarıcı oradaki uyarıcı olabilir mi hocam?

ADNAN OKTAR: Tabii uyarı, korkutucu. Yani uyarıyor. Darwinizm’i, materyalizmi dinsizliğe karşı insanı uyarıyor. Allah'ın varlığını hatırlatıyor. Cehenneme karşı insanların tedbirli ve dikkatli olmasını onlara tavsiye ediyor. Müjde veriyor. İslam'ın hakimiyeti, Hazreti İsa'nın nüzulü, cennetle ilgili müjde veriyor. Helaller, haramlar konusunda uyarıyor. Tehlikeye karşı uyarıyor. Yani dış tehlikelere karşı, küfrün yapacağı ataklara karşı insanları uyarır. Değil mi? Komünist tehlikeye karşı uyarıyor. Ateist Siyonizm’in yapacağı tehlikeye karşı uyarabilir. Hepsi olabilir, inşaAllah.

SUNUCU: 81 de başlayıp 40 yıldı.

ADNAN OKTAR: Evet. İnşaAllah. Yalnız ben dediklerim içinde bizzat görerek gelişiyor dikkat ederseniz. Mesela ben dedim ki, Türk-İslam Birliği gelişecek. Hamiyeti İslimiye feveran edecek dedim. Hatta üç gün öncesinden söyledim. Hamiyeti İslamiye feveran edecek dedim. Hemen söyleyelim arkasından bütün dünyada Hamiyeti İslamiye feveran etti. Birden. Hemen İttihattı İslam yazıları çıkmaya başladı. Bütün Risale-i Nur sitelerinde. Üç gün öncesinden söyledim. Çıktı aynısıyla.

SUNUCU: Haberlerde de İsrail ile olan sorunu sadece Türkler çözebilir diye de yazıyordu. Onun güvenliğinde, onun samimiyetinde.

ADNAN OKTAR: Şimdi işin doğrusu şey yani Gazze'nin, Filistin'in kontrolünü bize verecekler, inşaAllah. Yani ben aslında bunu aylar önce duydum da söylemedim. Yani İsrail ile böyle bir teklif getirdiler. Yani çok biraz evvel söyledim ama çok-çok önce söylüyorlardı. Sizin kontrolünüzde olsun Gazze'nin kontrolü, Filistin'in kontrolü gibisinden. Tamam da yani bir tek o yetmez. Bütün bölgenin kontrolü bizde olması lazım. Yani biz sadece Filistin'in sorunu. Değil mi? Irak'ta, Suriye'de, Ürdün'de tamamen kontrol Türkiye'de olması lazım. İnşaAllah.

 


Furkan Suresi, 42-43 Ayetlerinin Tefsiri

 

Sayın Adnan Oktar’ın 22 Ağustos 2013 tarihli sohbetinden Furkan Suresi ile ilgili açıklamalar. 

 

MERVE BÜYÜKBAYRAK: Şeytandan Allah’a sığınıyorum."Eğer onlara karşı kararlılık göstermeseydik, neredeyse bizi ilahlarımızdan saptıracaktı."

ADNAN OKTAR: Hz. Mehdi (a.s), Darwinizme, materyalizme karşı öyle mücadele verecek ki eğer kararlılık göstermeseydi neredeyse Darwinizmden, materyalizmden vazgeçecektik” diyecekler. Ama bunu derken bir de bakacaklar vazgeçmişler. Direnirken direnirken vazgeçmiş olduklarını görecekler. Evet.

MERVE BÜYÜKBAYRAK: “Azabı görecekleri zaman, kim yol bakımından daha sapıkmış, öğreneceklerdir.”

ADNAN OKTAR: Hz. Mehdi (a.s), sapıklıkla itham edilecek, Allah’ta kimin sapık olduğunu onlara gösterecek. Felaketleriyle etkisiyle, Hz. Mehdi (a.s)’a verdiği başarısıyla, Hz. Mehdi (a.s)’ın doğru yolda olduğunu asıl sapıkların bağnaz takımı olduğunu onlara göstermiş olacak, inşaAllah. Evet.

MERVE BÜYÜKBAYRAK: “Kendi istek ve tutkularını (hevasını) ilah edineni gördün mü?”

ADNAN OKTAR: Kendi istek ve tutkusu ne demek? Müşrik inançlar, Kuran’a uygun olmayan inançlar.

MERVE BÜYÜKBAYRAK: “Şimdi ona karşı sen mi vekil olacaksın?”

ADNAN OKTAR: Allah “Ben onlara gereğini yaparım, sen rahat ol” diyor. İnşaAllah.

 


Furkan Suresi 41-47, 50, 52, Ayetlerinin Tefsiri

 

Sayın Adnan Oktar'ın 5 Eylül 2011 tarihli röportajından Furkan Suresi ile ilgili açıklamalar.

 


ADNAN OKTAR: Ya Allah bismillah. Şeytandan Allah’a sığınıyorum. Furkan Suresi, 44. “Yoksa sen, onların çoğunu (söz) işitir ya da aklını kullanır mı sayıyorsun?” Bak insanların çoğu bir kere söz işitmiyor, ayet. “Ya da aklını kullanır mı sayıyorsun?” Çoğu akılsızdır, aklını kullanamazlar diyor Allah. “Onlar, ancak hayvanlar gibidirler; hayır, onlar yol bakımından daha şaşkın (ve aşağı)dırlar” Dünyanın şimdi büyük bölümü berbat durumda, Allah esirgesin. Demin ki konuyu tasdik eden bir açıklama. “Rabbini görmedin mi, gölgeyi nasıl uzatıvermiştir?” Bak, “gölgeyi özel yaratıyorum” diyor Allah. Işık ayrı, gölge ayrı yaratılır. “Eğer dilemiş olsaydı onu durgun kılardı.” Gölge hareket etmezdi diyor Cenab-ı Allah. Ben hareket ettiriyorum gölgeyi diyor. İnsanlar gölge otomatik kendiliğinden oluşuyor zannediyor. Halbuki gölge ayrı yaratılıyor, ışık ayrı yaratılıyor. “Sonra Biz güneşi ona bir delil kılmışızdır.” Bak; “güneşi gölgeye delil kıldım” diyor Allah. İkisinin ayrı yaratıldığını söylüyor. Güneş için ışığı ayrı yaratıyorum, gölgeyi ayrı yaratıyorum diyor Allah. “Sonra da onu tutup Kendimize ağır ağır çekmişizdir” diyor Allah. “Çektim” diyor. Yani, o ağır ağır çekme işini de Ben yapıyorum diyor Allah.

“O, geceyi sizin için bir elbise, uykuyu bir dinlenme ve gündüzü de yayılıp-çalışma (zamanı) kılandır.” Faaliyet zamanı kılandır. “Andolsun bunu, onların arasında öğüt alıp-düşünsünler diye çeşitli biçimlerde açıkladık.” Yani öğüt almak, düşünmek, derin düşünmek Kuran’ın hep bize bildirdiği, Allah’ın bize bildirdiği hükümler. “Ama insanların çoğu nankörlük edip ayak direttiler.” Bak çoğu. İşte onun için iman hakikatleri çok önemli. İman hakikatlerinin anlatılması çok önemli. Mesela biz insanların çoğuna fıkıh anlatırsak anlamaz adam. Ama iman hakikati anlatırsak anlar inşaAllah. Bak; “insanların çoğu nankörlük edip ayak direttiler”. “Öyleyse kafirlere itaat etme ve onlara (Kur'an'la) büyük bir cihad ver.” Neyle? Sadece Kuran’la. Biz ne yapıyoruz? Kuran’la anlatıyoruz. İlave yapıyor muyuz? Yok. Dikkat etmiyorlar bir kısım insanlar; Kuran’da Allah sürekli “insanların çoğunluğunun iman etmediğini, düşünmediğini, akıl edemediklerini” söylüyor Allah. 41. ayet; “Seni gördükleri zaman, seni yalnızca alay konusu edinmektedirler: "Allah'ın, elçi olarak gönderdiği bu mu?" Bak insanlarda hep böyle bir sapıklık vardır.

Mesela Hz. Mehdi (a.s.) ile de alay edeceklerdir. “Allah’ın gönderdiği Hz. Mehdi (a.s.) bu mu? İsa Mesih (a.s.) bu mu?” gibisinden. "Eğer onlara karşı kararlılık göstermeseydik, neredeyse bizi ilahlarımızdan saptıracaktı." Yani gelen Mehdi’ler o kadar şiddetli mücadele veriyorlar ki, küfür “az kalsın iman edecektik neredeyse, o kadar güçlü etki yapıyorlar” diyor. Şimdi de direniyorlar, ama bir süre sonra iman ediyorlar. “Kendi istek ve tutkularını (hevasını) ilah edineni gördün mü? Şimdi ona karşı sen mi vekil olacaksın?” “Kendi istek ve tutkularını”; kendi kafasına göre hareket ediyor, Kuran’a göre hareket etmiyor. Kuran’daki açık hükümleri açıklıyoruz, mesela Kuran’dan delil veriyoruz; Mesela Hz. Musa (a.s.)’ın örneğini de verdim, Hz. Süleyman (a.s.)’dan örnek verdim, Peygamberimiz (s.a.v.)’den örnek verdim. Adam kabul etmiyor. İlla ki puttan delil istiyor adam, put delili istiyor. Putlardan delil istiyor. Allah Kuran’dan delil vermemizi istiyor. “Kuran’dan delil verdim” diyorum, “yok ben Kuran’ın delilini kabul etmiyorum.” Peki, nasıl bir delil istiyor? “Bana put olursa kabul ederim” diyor. Putu da ben kabul etmiyorum ne yapacağız? Olmadı o zaman. Sen Kuran’ı kabul edeceksin, başka türlü olmaz. Bana putla gelirsen Kuran’a karşı, yapacak bir şey olmaz. Çünkü sen Kuran’ı kabul ettim diye geliyorsun karşıma, “artı put” diyorsun. Biz de diyoruz ki “putu bırak, sadece Kuran”. “Sadece Kuran bana yeterli değil” diyor. O zaman dinle alaka kalmaz. Çünkü ahirette biz Kuran’dan sorulacağız inşaAllah.