Furkan Suresi, 48-49 Ayetlerinin Tefsiri

 

Sayın Adnan Oktar'ın 13 Şubat 2015 tarihli sohbetinden Furkan Suresi ile ilgili açıklamalar.

 

ADNAN OKTAR: “Ve Kendi rahmetinin önünde rüzgarları müjdeciler olarak gönderen O’dur.” Hz. Mehdi (a.s) çıkmadan önce alametleri gelir önden. Gül bahçesine girmeden önce, önce bir gül kokusu gelir. Sonra yaklaşırsın gül ağacına. O gül ağacını bulursun. “Ve rahmetinin önünde” rahmet, Allah’ın rahmetinin önünde “Rüzgarları müjdeciler olarak gönderen O’dur.” Mesela yağmur yağmadan önce değil mi? Rüzgar geliyor anlaşılıyor yağmur yağacağı. “Hava yağmurlu” diyorsun. Hz. Mehdi (a.s) çıkmadan önce de alametler oluyor işte. Hz. İsa (a.s) da tarif ediyor. Buna yakın aşağı yukarı. “Alametler geliyor değil mi önce?” diyor “İşte ben de gelmeden önce böyle alametler gelecek” diyor. “Yağmur yağmadan önce” diyor “alametler oluyor ya” diyor İsa Mesih “ben de gelmeden önce öyle alametler olacak” diyor. “Oradan anlayacaksınız benim geleceğimi” diyor. “Rahmetinin önünde rüzgarları müjdeciler olarak gönderen O’dur. Biz, gökten tertemiz su indirdik;” ( Furkan Suresi, 48) İsa Mesih’e de bakıyor bu. Gökten hakikaten su inmesine de bakıyor ama sembolik anlamda İsa Mesih’e de bakıyor. “Onunla ölü bir beldeyi (toprağı) canlandırmak…” (Furkan Suresi, 49) çünkü ölüyü diriltmek İsa Mesih’in bir mucizesiydi. Şimdi ölü olan dünyadaki imansızlığı ortadan kaldıracak Hz. Mehdi (a.s) ve Hz. İsa (a.s). Ona da işaret ediyor. Zahiri anlamı tabii ki açıkça yağmur olmakla beraber ve bitkilerin açıp, yeşillenip, güzelleşmesi olacakken aynı zamanda bu manaya da bakıyor.

 


Furkan Suresi, 48-49 Ayetlerinin Tefsiri

(Yağmurdaki hikmet)

 

Sayın Adnan Oktar'ın 29 Mayıs 2015 tarihli sohbetinden Furkan Suresi ile ilgili açıklamalar.

 

OKTAR BABUNA: “Ve Kendi rahmetinin önünde rüzgarları müjdeciler olarak gönderen O’dur.” (Furkan Suresi, 48)

ADNAN OKTAR: Mesela yağmur yağmadan önce bir rüzgar esiyor herkes biliyor yağmur yağacak diye. Hazırlık oluyor. Havanın şekli şemaili değişiyor. Önce hafif hafif, sonra güçlü bir şekilde yağıyor. Tane tane böyle küçük küçük, kibar kibar. Bitkileri yıkmayacak şekilde, devirmeyecek şekilde, her yere eşit tertemiz. Hem yıkıyor, hem besliyor toprağı, hem bitkilere su içiriyor. Hem hayvanlar su içiyor. Herkes kanıyor. Evet.

OKTAR BABUNA: “Biz, gökten tertemiz su indirdik;” (Furkan Suresi, 48)

ADNAN OKTAR: Temizliği tabii tertemiz. Arı duru tertemiz su, yağmur suyu.

OKTAR BABUNA: “Onunla ölü bir beldeyi (toprağı) canlandırmak ve yarattığımız hayvanlardan ve insanlardan birçoğunu onunla sulamak için.”(Furkan Suresi, 49)

ADNAN OKTAR: Bir daha.

OKTAR BABUNA: “Onunla ölü bir beldeyi (toprağı) canlandırmak ve yarattığımız hayvanlardan ve insanlardan birçoğunu onunla sulamak için.”(Furkan Suresi, 49)

ADNAN OKTAR: Tabii o suya kana kana kuşlar şunlar bunlar hepsi suya hücum ediyorlar yağmur yağınca maşaAllah.  Onlara bir nimet ve lezzet olmuş oluyor. Bitkiler zaten acayip mutlu oluyorlar. Ağaçlar acayip mutlu oluyorlar.