Furkan Suresi, 56-59, 61 Ayetlerinin Tefsiri

 

Sayın Adnan Oktar'ın 14 Mart 2010 tarihli röportajından Furkan Suresi ile ilgili açıklamalar.

 

ADNAN OKTAR: Furkan Suresi 56. ayet. “Biz seni” diyor Cenab-ı Allah. Hay maşaAllah, maşaAllah. MaşaAllah bugün ne oldu böyle? MaşaAllah elli bini geçmiş. “Biz seni yalnızca”, şeytandan Allah'a sığınırım, “bir müjdeci ve uyarıp korkutucu olarak gönderdik.” 56 ile 25’i çarpıyoruz. 25. sure, 56. ayet. Çarptığımızda ne çıkar, 1400. Hicri 1400’ü veriyor. 56. ayet. 56, 1956 biliyorsunuz Bediüzzaman’ın münafıkane sistemin ediyor çöküşünün başladığı tarihtir diyor. 1956. Ama bunu çok daha önceki bir dönemde belirtiyor, söylüyor. 1956’yı. Yani mesela haber veriyorsa bir konuda, 30 sene öncesinden haber veriyor. 1956 yılını o şekilde haber veriyor. Münafıkane sistemin çöküşünün başladığı tarihtir diyor.

"Biz seni yalnızca bir müjdeci”, Mehdi (a.s) ne yapıyor? Müjde veriyor değil mi? İslam’ın dünya hakimiyetini müjdeliyor, Hz. İsa (a.s)’ın inişini müjdeliyor, değil mi? İslam’ın dünya hakimiyeti çok büyük bir nimettir. Mehdi (a.s)’ın gelişinde öncüleri müjdeliyorlar. Ve uyarıp korkutucu. Bakın diyor Kıyamet yakın, ölüm yakın, aklınızı başınıza alın, iman hakikatleri ortada, Allah’ın varlığı ortada çok açık belli, ortada demeyeyim de aleni belli Allah affetsin. “Ve korkutucu olarak gönderdik.” Korkutmak çok önemli. Allah korkusu, değil mi? Cehennem ile insanların korkutulması, “...olarak gönderdik.”

Ebcedine kardeşlerimiz bir baksınlar, 1981 tarihini veriyor. Yani harf toplamları. Öğrensinler, kolaydır ebced. Bakacaklar harf harf. Her harfin bir karşılığı var. Mesela elifin karşılığı, b’nin karşılığı, t, hepsinin bir karşılığı vardır. Bunu öğrensinler baksınlar. İnternetten görebilirler ebcedi. Kendi gayretleriyle çözebilirler.

“De ki, ben buna karşılık Rabbine doğru bir yol tutmayı dileyen insanlar olmanız dışında sizden bir ücret istemiyorum.” Demek ki Allah yolunda mücadelede herhangi bir ücret alınmıyor. Allah için yapılıyor, değil mi? Biz de o yüzden kitaplarımızdan telif hakkı almıyoruz. İnşaAllah. Sadece benim istediğim ne diyor? “Rabbine doğru bir yol tutmayı dileyen insanlar olmanız dışında sizden bir ücret istemiyorum.” Sadece ben bunu istiyorum. Allah’a yönelin, Kuran’a yönelin, İslam’a yönelin. Ben başka bir şey istemiyorum, ücretim bu diyor. İnşaAllah.

“Sen asla ölmeyen ve daima diri olan Allah’a tevekkül et.” Bak bu nasıl büyük bir nimettir biliyor musun? Ne kadar güzel, elhamdülillah. Cenab-ı Allah asla ölmüyor, sonsuza kadar ölmez, daima diridir. Biz uyuduğumuzda da Allah diri. Ve sonsuz akla sahip. Sonsuz güce sahip. “Allah’a tevekkül et”, O’nu hamd ile tesbih et." Elhamdülillah de. Şimdi “elhamdülillah” deyince ne olur diyor. Allah üstünden belayı alıyor, haberin olmuyor. Bereket geliyor. Mesela bir mal alır. Güzelini almış olur, iyi bir şey olur. Ona yarar. Yiyecek yer o, ona şifa olur. Hamd ettiğinde. Hamd etmediğinde yediği yiyecek başına bela olur. Aldığın mal uğursuz çıkar, başına bela çıkar. Hastalıklar olur, her şey olur. Hastalıklar olur, her şey olur. "Hamd ile tesbih et. “Ve Kullarının günahlarından O’nun haberdar olması yeter” diyor Allah. Bak “kullarının günahlarından O’nun haberdar olması yeter.” Allah her şeyi bilir.

“O gökleri ve yeri ve ikisinin arasındakileri altı günde yarattı.” Yaratan. Yani bütün kainatı altı günde yaratıyor. Ama altı zaman dilimi. Gün izafi olduğunu Kur'an açıklıyor. “Sonra arşa istiva edendir. Rahmandır. Bunu bundan haberi olana sor.” Arşa istiva edendir. Cenab-ı Allah'ın bir arşı var. Arşını da Allah kaplamıştır. Ne olduğunu ahirette öğreneceğiz. Ahirette birçok şey öğreneceğiz. İnşaAllah.

“Gökte burçlar kılan.” Mesela Cenab-ı Allah gökte burçlar. Kova burcu da var. Diğer burçlarda var. Ama Yusuf suresinde kova burcuya dikkat çekilmiş. Değil mi? “Kovasını sarkıttı” diyor. “Hey müjde” diyor. “Bir çocuk” diyor. Bir çocuk müjdeleniyor. Ve kova burcuna dikkat çekilmiş. “Onların içinde bir aydınlık ve nurlu bir ay var eden Allah ne yücedir.” Güneşe ve aya dikkat çekmiş oluyor Cenab-ı Allah.

 


Furkan Suresi, 56-59, 69, 72-77 Ayetlerinin Tefsiri

 

Sayın Adnan Oktar'ın 7 Ocak 2012 tarihli röportajından Furkan Suresi ile ilgili açıklamalar.

 

ADNAN OKTAR: Furkan Suresi. Şeytandan Allah’a sığınıyorum. 56. ayet. Bunu daha önce söylemiştim; “Biz seni yalnızca bir müjde verici ve uyarıp-korkutucu olarak gönderdik.” Ebcedi; 1980 tarihini veriyor.

57-“De ki: ‘Ben buna karşılık, Rabbine doğru bir yol tutmayı dileyen (insanlar olmanız) dışında sizden bir ücret istemiyorum.’" Tebliğde, çıkar sağlanmamasını Kuran’da sürekli vurguluyor Cenab-ı Allah, çünkü insanları çok derinden sarsan, olumsuz etkileyen bir şeydir o.

58-“Sen, asla ölmeyen ve daima diri olan (Allah)a tevekkül et” Bakın, Allah ne kadar güzel diyerek, önden o bilgiyi verip insanların kalbinde bir ferahlık meydana getiriyor, diyor ki; “asla ölmeyen”. İnsan ölür, Allah ölmez. Ne zamana kadar? Sonsuza kadar ölmez. “ve daima diri olan” sonsuza kadar diri olan ve sonsuz akıllı olan  “(Allah)a tevekkül et” oh, ne güzel. “O'nu hamd ile tesbih et” elhamdülillah. “Kullarının günahlarından O'nun haberdar olması yeter.” Allah zaten yaratıyor, biliyor Allah.

59-“O, gökleri ve yeri ve ikisinin arasındakileri altı günde yaratan ve sonra arşa istiva edendir. Rahman (olan Allah)dır. Bunu (bundan) haberi olana sor” diyor Cenab-ı Allah. Altı günde, yani altı periyot, altı zaman diliminde Cenab-ı Allah, gökleri ve yeri yarattığını belirtiyor. “Kıyamet günü, azap ona kat kat artırılır ve içinde aşağılanmış olarak temelli kalır” diyor Allah

69.ayette. Aşağılanma. Ahirette, küfre verilen cezalardan mühim bir yön de; aşağılanmadır, Allah’ın aşağılamasıdır. Fakat tabii cehennem azabının ne olduğunu biz ahirette göreceğiz. Çünkü cehennemde her şeyin ayne-l yakin, hakke-l yakin görüntüsünü alacağız. Herkes görecek. Fakat orada mesela adamlar cehennemde geziyorlar, konuşuyorlar, cehennem ateşi var, hatta “yüreklerinin üstüne tırmanır” diyor. Ama adamların konuşmalarına baktığımızda, sakin bir konuşma olduğunu görüyoruz. Yani öyle feryatlı bir konuşma değil üslupları, hatta birbirleriyle uğraşıyorlar, dedikodu yapıyorlar. Bizim bildiğimiz gibi bir cehennem değil. Kafamızdan hani geçiyor ya bazen, bizim aklımıza ne geliyor; kor ateş, bir benzin yanarken nasıl olur. Öyle bir şey değil. Çünkü öyle bir ateşin içinde bir insan asla konuşamaz, komaya girer, kitlenir yani acıdan, felç olur. Adam alevlerin içerisinde fitne çıkarıyor, konuşuyor. Bunu bilmiyoruz, garip. Ama en çok rahatsız oldukları şey olarak şunu görüyoruz; hep cennettekilere özeniyorlar. Bu azabı sık sık görüyoruz. İşte “Rabbinize söyleyin bize sizin yediklerinizden versin, içtiklerinizden versin.” Ve oradan sıkıldıkları anlaşılıyor. Çıkmak istiyorlar. Yani bir menfez arıyorlar, “çıkabilecek bir yer var mı?” Hapse düşmüş insanın sıkıntısı var üstlerinde, bunu görüyoruz.

72-“Ki onlar, yalan şahidlikte bulunmayanlar, “Bakın, Allah yalan söylemeyi yasaklıyor. Yalan çok çirkin bir şey. ‘boş ve yararsız sözle karşılaştıkları zaman onurlu olarak geçenlerdir.’ Televizyonlarda mesela görüyoruz, dırdırdır iki saat bomboş konuşuyorlar. Bas düğmeye geç. “boş ve yararsız sözle karşılaştıkları zaman onurlu olarak geçenlerdir.” diyor Cenab-ı Allah. Geçme demek illa yürümek demek değil. Düğmeye basarsın, oradan da geçersin, inşaAllah.

73-“Onlar, kendilerine Rablerinin ayetleri hatırlatıldığı zaman, onun üstünde sağır ve körler olarak kapanıp kalmayanlardır.” Bir kısmı anlamazdan geliyor, bir kısmı kör görüntüsü veriyor. ‘Sağır ve kör havası vermeyin’ diyor Allah, ‘anlamazlıktan gelmeyin. Çok açık benim hükmüm, anlayın ve yapın’ diyor.

74-“Ve onlar: ‘Rabbimiz, bize eşlerimizden ve soyumuzdan, gözün aydınlığı olacak (çocuklar) armağan et ve bizi takva sahiplerine önder kıl,’ diyenlerdir.’” Takva sahiplerine önderler; yani bizi, Müslümanlara lider kıl diyenlerdir. Mehdilik isteği Kuran’a göre mecbur oluyor mu? O zaman Müslümanların hepsi, kendilerini lider olması için hazırlayacak, Allah’a dua edecek, Hz. Mehdi (a.s) olmak için, Allah’tan güzel ahlak dileyecek, derin iman dileyecek, inşaAllah.

75-“İşte onlar, sabretmelerine karşılık (cennetin en gözde yerinde) odalarla ödüllendirilirler ve orda esenlik dileği ve selamla karşılanırlar.” İnsanlarda en çok hoşuna gidecek şey nedir? Esenlik ve güvenlik. Selamla karşılanıyorlar. “Hoş geldiniz, Selamun Aleykum” deniyor. “odalarla ödüllendirilirler.” Odalar boş oda değil tabii. Orada sohbetler var, sevgi var, muhabbet var, güzellik var, yemek var, içmek var.

76-“Orada ebedi olarak kalıcıdırlar.” Geçenlerde, bir yerleri kırık bir hoca var, diyor ki: “cennette sonsuz hayat yoktur”. Nerede bitiyor peki? Bitince ne olacak? Niye bitsin, neden bitsin? Bir milyon sene sonra bittiğini düşün, onun kafasına göre. Nedir, amaç ne burada? Ne kadar aptal insanlar var, hayrettir. “Orada ebedi olarak kalıcıdırlar” diyor, “ebedi”. Bu adamlara benim aklım sırrım ermiyor. Allah akıl fikir versin bunlara. “o, ne güzel bir karargah ve ne güzel bir konaklama yeridir” diyor Allah.

77-“De ki: ‘Sizin duanız olmasaydı Rabbim size değer verir miydi?’” Dua çok önemli. “Fakat siz gerçekten yalanladınız; artık (bunun azabı da) kaçınılmaz olacaktır." Kuran’ı yalanlıyor, bunun azabı da kaçınılmaz olacak. Bak neden azap çekiyorlar biliyor musunuz? Mesela bir şişko var, geçenlerde, şişko olmak suç değil de gıcık olduğum bir tip onun için. Dinsizlik üstüne bir yazı yazmış, dinsizliğin propagandasını yapıyor, ateistliğin. Senin aklın zayıf, aklın çocuk aklı olduğu için bu halde olabilirsin, tabii onun cezasını çekersin ayrı da, makul bir şey değil yaptığı, zaten yanlış, ama zeki, akıllı bir insanın Allah’ı inkar etmek nasıl mümkün olsun? Aklı berrak adamın, görüyor. Pırıl pırıl bir dünya görüyor beyninin içerisinde, 3 boyutlu. En kaliteli stereo sistemden daha kaliteli ses duyuyor. Ve adam da normal akla sahip, ne demesi gerekir bu durumda? Mesela elinde kalem görüyor, kadeh yaratıyor Allah beyninde. Ne diyecek aklı başında bir adam? “Allah yarattı” diyecek. Biz kadehi sorduğumuzda “fabrika yaptı” diyor. Kafanın içinde kim yaratıyor? Allah yaratıyor. Fabrikadakini boş ver sen. Fabrikadakini zaten göremezsin sen. Fabrikadakiyle bağlantın yok. Onu da Allah yaratır, ayrı. Ama sen onun görüntüsüyle karşılaşıyorsun. Şimdi fabrikadakiyle bağlantın senin bir kere tamamen kopmuş, fabrikadakiyle bağlantı yok, sıfır. Şimdi fabrikada yapıldı değil mi bardak? Saydam bir bardak var dışarıda. Beyindeki bardak onunla uzaktan yakından alakası yok.

O yepyeni görüntüden oluşan bir bardak. Onunla hiç, sıfır alakası vardır. O orada durur dışarıda, onun bir faydası yoktur, kimseye bir faydası olmaz. O durur. Bir tane bardak vardır, beyninde gördüğü bardak vardır. Kim yaratıyor onu? Allah yaratıyor. O da dışarıdaki bardağa kafayı takıyor. Dışarıdaki bardak saydam ve karanlık. Onu da Allah yaratır. Ama o işine yaramaz senin o anlamda.  Beynindeki bardak, bir tane vardır, doğrudan Allah tarafından yaratılır. O dışarıdaki bardağa ihtiyaç yoktur. Şimdi o zannediyor ki, dışarıda bardak olmadan o yaratılmaz zannediyor. Onu ayrı yaratıyor, onu ayrı yaratıyor. Bak dışarıdaki bardak ayrı yaratılıyor, beynindeki bardak ayrı yaratılıyor. İki yaratma vardır. “O, iki doğunun da Rabbidir” diyor ya Cenab-ı Allah. İki alemden bahseder Cenab-ı Allah Kuran’da. Beyindeki bardağın bağımsız yaratıldığını bilmiyor adamlar, ayrı yaratıldığını bilmiyor. Ona bağımlı yaratıldığını zannediyor. Halbuki apayrıdır. Fabrikayı kabul ettin değil mi? Ettin. Peki, bu bağımsız yaratıldı, bu nasıl oluyor o zaman? Bunu da Allah yarattı, değil mi? O zaman fabrikadakini de kim yaratıyor? Onu da Allah yaratıyor. Bitti. Sen bunu gidip de inkar edersen, deli havası verirsen kendine, ahirette de ona göre ızdırap çekersin tabii. Ve orada da kendini deli gibi göstermen seni kurtarmaz.

 


Furkan Suresi, 56-60, 62, 65, 70 Ayetlerinin Tefsiri

 

Sayın Adnan Oktar'ın 30 Ocak 2010 tarihli röportajından Furkan Suresi ile ilgili açıklamalar.

 

ADNAN OKTAR: “Biz seni (diyor Cenab-ı Allah 56. ayette) yalnızca bir müjdeci” müjde vereceksin diyor, İslam’ın hakimiyeti, dünya hakimiyeti, Cennetler, sevinçle, dostlukla, kardeşlikle. “Müjdeci ve uyarıp korkutucu” aman helale, harama dikkat edin, Darwinizm, materyalizme inanmayın, komünizme inanmayın, hakka inanın. “Korkutucu olarak gönderdik” yani eğer hakkı tebliğ etmezseniz, Allah’ın azabı üzerinize gelebilir gibi. 25. Sure, 56. Ayet; 25x56, Hicri 1400’ü veriyor, bir. Ebcedi, harf toplamı 1981 yılını veriyor. Aynı tarihi veriyor, Mehdi’nin çıkış tarihi, Said Nursi’nin tam belirttiği tarih.

Bak diyor ki; “Biz, seni yalnızca bir müjdeci ve uyarıp korkutucu olarak gönderdik. De ki, ben buna karşılık Rabbine doğru yol tutmayı dileyen insanlar olmanız dışında, sizden bir ücret istemiyorum.” Hiçbir şekilde ne eserlerimden, ne çalışmalarımdan para istemiyorum, sadece Allah’a tam tabi olun yeter diyor. “Sen asla ölmeyen (sonsuza kadar ölmez Allah) ve daima diri olan (mesela biz uyuruz Allah diridir, mesela biz uyurken Allah diri duruyor) Allah’a tevekkül et.” Hiçbir olaydan sen etkilenme diyor Allah, çünkü her olayı ben yaratırım diyor Allah. Her olayı; tutuklanmanı ben yaratırım, hapse atılmanı ben yaratırım, savcılıktaki belgeleri ben yaratırım, mahkemenin kararını ben yazarım diyor Allah. Her mahkeme kararını Allah yazar. Cezaevine giriş kağıdını ben yazarım diyor Allah, cezaevinden çıkış kağıdını ben yazarım diyor. Ben sokarım cezaevine, ben çıkarırım diyor değil mi?

“Allah’a tevekkül et, onu hamd ile tespih et.” “Elhamdülillah” de, diyor Allah, “Kullarının günahlarından onun haberdar olması yeter.” Ben ne yaptıklarını biliyorum diyor Allah, hepsini görüyorum. “O gökleri ve yeri, ikisinin arasındakileri altı günde yaratan, sonra arşa istiva edendir, Rahmandır, bunu haberi olana sor.” Bu altı gün, tabii Kuran’ın açıklaması izafidir, yani altı zaman dilimi, altı büyük zaman dilimi. Belki altı milyar sene. “Sonra arşa istiva edendir”. Cenab-ı Allah’ın bir arşı var. Biz bunu bilmiyoruz, inşaAllah Ahirette Cenab-ı Allah gösterir. Onu kaplayanım ben diyor, her yerindeyim, istiva eden. “Rahmandır”; Allah Rahman ve Rahim yani koruyucu, sevgi dolu. “Bunu bundan haberi olana sor.” Kim? Cebrail. Kim? Peygamber (s.a.v.), müminler inşaAllah.

“Onlara Rahman’a secde edin denildiği zaman (Allah’a secde edin, namaz kılın denildiği zaman) Rahman da neymiş (Allah neymiş bize anlat diyorlar, haşa) biz senin bize emrettiğine mi secde edecekmişiz derler. Bu onların nefretini artırır.” Daha da kızdırır diyor. Yani dini anlattığınızda Allah’tan korkun, Allah’ın sevin dediğinde, öfkeleri katlanır diyor. Zaten nefret ederler ama daha da artar nefretleri diyor. “O gece ile gündüzü birbiri ardınca kılandır. Öğüt alıp düşünmek isteyenler ya da şükretmek isteyenler için”, gece gündüzün peş peşe olması bize bir güzelliktir, süs oluyor. Çünkü bir canlılık, hayatı Allah dümdüz yaratabilirdi. O monotonluğu kırmış Allah, bir gece, bir gündüz yapıyor. Haftalar yapıyor mesela Cumartesi, Pazar geliyor değil mi? Pazartesi oluyor. Gene yıllar seneler geçiyor, bir canlılık olsun diye yapıyor Allah.

“Rabbimiz Cehennem azabını bizden geri çevir, gerçekten onun azabı ödenmesi kaçınılmaz bir borç ve sürekli bir acıdır derler.” Şimdi cehennemle ilgili Allah çok fazla tehdit eder ve dünyada çok fazla bela meydana getirir. Depremler oluyor dünyanın birçok yerinde. Ama hikmet de olur tabii o. Hayır var tabii inşaAllah. Ama bazen de tarih içinde bu azap olarak gelmiştir insanlara. Bazen uyarı olarak gelmiştir. Hikmet de gelir inşaAllah. Ama tarihte bu olmuştur. Ama Müslüman olanlar da hep şehadetle sonuçlanır. Şehitlik sebebidir deprem. İnşaAllah. Ama mesela kanser, ülser, hastalıklar, belalar yağmur gibi yağıyor insanlara görüyorsun.

Televizyonu açıyoruz işte bel sırt ağrılarına karşı işte bilmem ne doktor bilmem ne kuşağı var. Bunu takın. İşte baş ağrısına karşı diyor şu ilacı bulduk bunu yapın. Doktor programları oluyor. İşte migrene karşı ne yapabiliriz doktor bey diyor. Onu anlatıyor. Migren ağrısı. Kulak ağrısı. Efendim cinsel hastalıklar. Akciğer hastalıkları, karaciğer hastalıkları, kalp hastalıkları, ona karşı ne yapabilirsiniz, şu yemeği yemeyin. Yani yüzlerce hastalığa, yüzlerce tedavi tavsiyesi var. İşte kuşburnu çayı için gazoz içmeyin bilmem ne falan. Aman şunu içerseniz, şunu fazla içerseniz şundan zarara uğrarsınız yani insanın ne yiyeceğini bilemiyor mesela diyorlar ki, “et yemeyin kolesterolünüz çıkar” diyor ama öbürü de diyor ki, “et yemezsen grip olursun” diyor “ve ölürsün” diyor, değil mi? Mesela diyor ki, “o esansiyel yağlardan almanız gerekir” diyor.

Mesela sırf ondan da beslenirsen vücut dokusu bozulur diyor. Öbür katı yağlardan da alman gerekiyor diyor. Aldığında kolesterol yükseliyor. Yükseliyor. Değil mi? Mesela spor yapın iyi gelir diyor. Bir sefer mafsallarda aşınma oluyor. Spordan dolayı. Rahatsızlık meydana giriyor tabii. Mesela tuz alman gerekiyor diyor. Tuzu alıyor, tansiyonu çıkıyor. Tuz almıyor, tansiyonu düşüyor, yerlere yatmaya başlıyor. Değil mi? Mesela dişini yıkamaya dişleri çürüyor. Mesela vücudun herhangi birinin giremediği hemen o vücut oradan isyan ediyor. Değil mi? Mesela cilt bozuklukları başlıyor. Birçok şey. Yani insanlar sürekli bunlardan boğuşuyorlar. Ama bütün bunlara rağmen Allah'la bağlantıyı bir türlü kabul etmiyorlar. Birçok insan.

İşte dünyadaki azapların kökeninde bu var. Yani Allah'ın ağırına gidiyor bu. Öyle söyleyeyim insanların anlaması için. İnşaAllah. Allah'ı gücendiren bir şey bu. Yani çünkü hem bu kadar nimeti veriyor. Can veriyor, kan veriyor, güzellik veriyor, sağlık, sıhhat veriyor. Adamı bu ilgilendirmiyor. Yani bu bir insan için bile çok kızdırıcı değil mi? Bayağı öfkelendirecek bir şey. Adama sen sofra hazırlıyorsun mesela. Haşa Cenab-ı Allah'a tenzih ederim. Ballar, baklavalar, börekler koyuyorsun. Ev, odayı güzel ısıtıyorsun. Mobilyalar mükemmel. Ev çok şahane.

Manzarasını çok güzel yapıyorsun. Adam geliyor içeriye sığır gibi bacaktan uzatıyor. Yemeği yiyor. Çok özür dilerim. Böyle geğirerek falan çekip gidiyor. Kardeşim diyorsun yolda “sen hiç merak etmedin mi bu evin sahibini?” diyorsun. Bu yiyecekleri kim yaptı? “Yok beni ilgilendirmiyor” diyor. E kardeşim bu belasını bulduğunda hak yerine gelmiş olmuyor mu o zaman? Cenab-ı Allah'ın dediği bu işte yani. Böyle bir zulüm olur mu? Nasıl ilgilendirmez seni yani hiçbir şekilde? Değil mi? Bu olağanüstü yapıyı nasıl göremezsin? İnşaAllah.

“Ancak tövbe eden” diyor Cenab-ı Allah, şeytandan Allah'a sığınırım, “iman eden.” Bak tövbe eden. “Ya Rabbi bir daha yapmayacağım” diyorsun. “İman eden.” Yani Allah'ın varlığına samimi kanaati geliyor. “Ve salih amellerde bulunup davranan,” samimi, candan. Mesela bak sen çok samimi hareketler yapıyorsun. Allah yüzünden çok tatlı bir nur veriyor. Mesela Allah sana karşı bir sevgi kılıyor. Kalplerde bir sevgi meydana getiriyor. O sevgi de senin korunmanı sağlıyor. Allah onu vesile ediyor, inşaAllah.

“İşte onların günahlarını Allah iyiliklere çevirir.” Mesela günah da işlemiş olabilir o insan. Allah “onu iyiliklere çevireceğim” diyor. İnşaAllah. “Allah çok bağışlayandır, çok esirgeyendir.” Allah sonsuz akıllı. Mesela sokağa çıkıyorum binlerce, milyonlarca araba yapmış Allah insanlar için. Binsinler diye. Arabalara klima araba yapmış Allah insanlar için. Binsinler diye. Evet inşallah. Arabalara klima sistemleri yapmış Allah. Mesela tekerlekleri rahat gitsin diye, değil mi? Caddeler yapmış. “Siyah yollar yaptım” diyor Kur'an'da Allah ayette. Arabanın içine ışık koymuş. Önlerine far koymuş. Yolu aydınlatsın diye. Bak Allah bizi bu kadar detaylı düşünmüş. Anlayın diyoruz. Allah'ın düşünmeye ihtiyacı yok da. İnşaAllah. Çünkü an içinde olup bitiyor. Kuşlarda, böceklerde, balıklarda, hücrede, her şeyde muazzam detaya girmiş Allah. Sistemleri.

Tabii, mesela bir proteinin olması için proteine ihtiyaç var dedik. Bakın Darwinist’lerin cahilliğinden bunu bilmiyorlardı. Bunu bizden öğrendiler. Bakın bir proteinin olması için %100 anma bir proteine ihtiyaç var. Bu sıfır, eksi sıfır, eksi sıfır her imkansız demektir. Yani hiçbir şekilde olamaz demektir. Yani Allah'ın yaratması dışında imkansız anlamına giriyor. O hormonların imal edilmesi var vücutta. Diğer protein cinslerinin oluşması var. Kofulları, mitokondrilerin oluşmaları var. Yani nefes kesici. Bu arabalar falan hiç kalır yani. Bilgisayar şu bu falan hiç kalır. Mesela insan beyninin yapısıyla şu bilgisayar akıl almaz ilkel kalır. Çok çok ilkel kalır. Bilgisayarı da yaratan Allah'tır. Beyni yaratan da Allah'tır. Her ikisini de Allah yaratır.

Şimdi “bunların hiçbiri beni ilgilendirmiyor” diyorsa bir adam. Yani ahirette işte cehennemde Müslümanlar onları böyle dolu-dolu orada gördüğünde müminin kalbi rahatlıyor. İnşaAllah. Yani çünkü bu çok büyük bir zulüm bu. Kardeşim görüyorsun sen %100 ispat edilmiş bu. Değil mi? Açıklaması yok bunun. Sırf kalabalığa uymak için. Bir kısmı hakikaten kendi kanaatiyle öyle şey yapıyor. Allah onlara hidayet versin, ıslah etsin. Ama sırf züppelik olsun diye yapan milyonlarca insan var dünyada. Sırf züppelik. Mesela bakıyor arkadaşı satanist. O da züppelik yapıyor. O da satanist oluyor. Mesela arkadaşı ateist. Dine, Allah'a çirkin sözler ediyor haşa. Sırf züppelik olsun diye onlara uyum sağlamak için, onların grubunda dışlanmamak için böyle yalakalık yapıp, sahtekarlık yapıp onlara uymaya çalışıyor.

Bir kısmı da hakikaten Allah aklını almış. Yani aklı yetersiz. Hakikaten kavrayamıyorlar yani. Bir mucize olarak Allah meydana getiriyor. Ama ahir zaman, şu bulunduğumuz dönem Allah'ın Hadi ismin tecelli edeceği bir yüzyıldır. İnşaAllah. Bu yüzyılda küfrün hiç imkanı yoktur. Bakın göreceksiniz buldozer ezer gibi ezilecekler. İnşaAllah. Fikren. Ve yerle bir olacaklar. Hiç kimse bunu durduramayacak. İnşaAllah. Bak bağırıp çağırıp çırpınıyorlar. Minik çekirgeler gibi böyle çıtır çıtır altta ezilip gidiliyor. Şu Darwinist’lerin suskunluğunu görüyor musun Türkiye'de şu an? Nasıl garibanlaştılar. Nasıl zavallılaştılar. Ya kardeşim tek başına bir adamım ben. Akademik eğitim de almadım ben darwinizm konusunda falan. Ama o kadar ilkel bir teori ki. Yani 7 yaşında çocuk bile boğar bu teoriyi yani. O kadar ilkel. Ya kardeşim bir kere olay bak şurada bitiyor. Diyorsun ki bir protein olması için başka bir protein ihtiyaç var. Yani bu darwinizm al rafa koy bitti konu kapandı yani.

OKTAR BABUNA: Bunu bilmiyorlardı siz söylediniz. 300 milyon fosili de kimse bilmiyordu. Siz ortaya çıkardınız, paleontolog da değilsiniz ama.

ADNAN OKTAR: Yani sinirden başlarından buhar çıktı ama yenildiler. Yani. Bazen Habertürk'e çıktıklarında da. Ya kardeşim ne heyecanlıyorsun? Pirokronik hareketler falan böyle anormal. Bilmiyorum gördün mü böyle? Kovboy kasabasına dönüyoruz. Böyle viski içer gibi. Çayı tepesine dikiyor falan. O olan sırrını ben daha hala anlayamadım. Şu hareket nedir böyle? Duruyor duruyor yine böyle yapıyor. Hayır rüzgarlanıyor desek. Yani iki kere niye olsun? Değil mi? Mesela adam bir herhangi bir kağıt parçası alıp muntazam yapar bunu. Yani sırf iki kere yapıyor. Bir tane bilmiyorum bir şey olmuş.