Sayın Adnan Oktar'ın 10 Aralık 2011 tarihli röportajından Furkan Suresi ile ilgili açıklamalar.
ADNAN OKTAR: Şeytandan Allah’a sığınıyorum. Furkan Suresi, 56. ayet, “Biz seni yalnızca bir müjde verici ve uyarıp-korkutucu olarak gönderdik.” Ebcedi tam; 1980. Çok acayip, maşaAllah.
57-“De ki: "Ben buna karşılık,” yani İslam’ı Kuran’ı yayma hizmetime karşılık “Rabbine doğru bir yol tutmayı dileyen (insanlar olmanız) dışında sizden bir ücret istemiyorum." "Sadece hidayet bulun. İslam’a, Kuran’a hizmet edin, başka bir şey istemiyorum” diyor Peygamberimiz (s.a.v.). Ahir zaman müşrikleri nasıl? Olmadık pislik, olmadık kepazelik, dinden, ticaret peşindeler. Dinden, çıkar peşindeler.
ZEYNEP HANIM: Hocam maşaAllah, sizin hayatınızda da bu ayetin biz tam tecellisini görüyoruz. Hiçbir karşılık beklemeden, sadece insanların doğru bir yol tutması için, yani hiçbir karşılık beklemeden, yıllardır sabırla herkesle tek tek ilgileniyorsunuz. İstanbul’da, dünyada uyarmadığınız hiçbir kitle kalmadı, Allahualem, maşaAllah. Kitaplarınızla, yazılarınızla, tek tek anlatmalarınızla, maşaAllah çok sabırlı bir insansınız. Kuran’ın birçok ayeti, üstünüzde tam tecelli ediyor, inşaAllah. Müslümanlarla ilgili bütün ayetleri, maşaAllah tam tecelli ediyor.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Zeynep çok şefkatlidir, bayağı güzel ahlaklıdır ve acayip sadıktır.
ZEYNEP HANIM: Evet Hocam, maşaAllah. Sizin vesilenizle Hocam ama gerçekten sadakatimi bende biliyorum. Hiçbir güç Allah’ın izniyle, beni ayıramaz sizden, sonsuza kadar, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Türkiye o kadar mübarek bir yer ki. Türk sanat müziği dünyanın hiçbir yerinde yok bu güzellik. Bize mahsustur. Her bir ekolün ayrıdır. Mesela Orhan Baba’nın müziği ayrı bir güzeldir, İbrahim Tatlıses’in ayrı. Hanım sanatçıların ayrı. Hoş milletiz, güzel milletiz, maşaAllah. Her şeyimiz güzel. Yemeklerimiz güzel, müziğimiz güzel, vatan güzel, ahlakımız güzel. Ne güzel insanlarız, maşaAllah. Baklavayı biz öğrettik millete, dolmayı biz öğrettik, şiş kebap, döner hep bize ait. Şeytandan Allah’a sığınırım.
68. ayette Cenab-ı Allah diyor ki; “Ve onlar, Allah ile beraber başka bir İlah'a tapmazlar.” Ne demek? Kuran’ın dışına çıkmazlar. Müşriklerin, putperestlerin, hurafelerine tabi olmazlar. Sadece Allah’a iman eder, sadece Allah’a bağlı kalırlar. “Allah'ın haram kıldığı canı haksız yere öldürmezler.” PKK’nın yaptığı kepazelik, küfrün yaptığı kepazelik. Cenab-ı Allah onlara cevap veriyor. Bunların çirkinliğine. “Ve zina etmezler.” Yani gayri meşru cinsel ilişkide bulunmazlar. “Kim bunları yaparsa 'ağır bir ceza ile' karşılaşır.”
69-“Kıyamet günü, azap ona kat kat artırılır.” Bakın teyitli “ve içinde aşağılanmış olarak temelli kalır.
70- “Ancak tevbe eden, iman eden ve salih amellerde bulunup davranan başka” Samimi ameller, samimi eylemlerde bulunanlar başka. “İşte onların günahlarını Allah iyiliklere çevirir.” Bu çok büyük bir müjde. Günahlarını, Allah iyiliklere çevirir. Günahlarını örtüyor Allah, sadece iyiliği ortaya koyuyor. “Allah, çok bağışlayandır, çok esirgeyendir.” Gafur ve Rahim.
71-“Kim tevbe eder ve Salih amellerde bulunursa” Estağfirullah, estağfirullah, estağfirullah, tevbe edecek müminler. Tevbe ediyoruz Cenab-ı Allah’a. Allah günahlarımızı affetsin. “Ve salih amellerde bulunursa,” Yani samimi. Amel demiyor Allah. Samimi olmasını istiyor Allah. “Gerçekten o, tevbesi (ve kendisi) kabul edilmiş olarak Allah'a döner.” Kabul ederim diyor Allah. Ne kadar büyük müjdeye bakın dikkat edin. Eğer samimiyseniz, samimi tevbe ederseniz, bak açık; “kim tövbe eder ve salih amelde bulunursa, gerçekten o, tövbesi ve kendisi kabul edilmiş olarak Allah'a döner.” Yani samimi tövbe ederseniz, mutlaka kabul eder. MaşaAllah. Bu çok büyük bir müjde ya. Elhamdülillah. Bak samimi, sadece samimi olacak. Çok samimi, o kadar.
“Ki onlar yalan şahitlikte bulunmayanlar.” Yani Müslümanlar, mağdur durumda bırakmamak için yalan şahitlikte bulunmayanlar. “Boş ve yararsız sözle karşılaştıkları zaman onurlu olarak geçenlerdir.” Boş ve yararsız sözler. En gıcık olduğum şeylerden birisi de boş ve yararsız sözler. Dır dır dır dır dır d, fitne, fucur, kargaşa. İki saat konuşuyorlar. Laklaklaklaklak, boş laflar. Bak “boş ve yararsız sözle karşılaştıkları zaman” diyor. Boş ve yararsız. Sözle “karşılaştıkları zaman onurlu olarak geçenlerdir.” Yani televizyon olsa kapatıyor. Veyahut başka kanala geçiyor. Biri konuşuyorsa müsaade alıyor. Çıkıp gidiyor. Mesela internette ise dalıp kalmıyor. İnternete giriyor. Felç oluyor. 4 saat, 3 saat takılıp kalıyor. Boş bir şeye. Merak ediyor. Oradan oraya geçiyor. Ulan belli ki boş. Neye uğraşıyorsun? İnşaAllah. Evet.
“Onlar kendilerine Rablerinin ayetleri hatırlatıldığı zaman”, Kur'an'ın yeterliliği, Allah'ın kitabına uyun dendiği zaman, Allah'ın kitabı bize yeter dendiği zaman “onun üstünde” yani bu konu üstünde “sağır ve kör olarak kapanıp kalmayanlardır.” Anlamazdan geliyor. Yobazlara, müşriklere bunu söylediğimizde ne yapıyorlar? Kur'an yeterlidir deyince anlamazdan geliyor. Kur'an yeterlidir deyince “benim putum da şöyle diyor.” Putunun da Allah belanı versin. Senin de Allah belanı versin. Eğer hakkı gördüğün halde dönmezsen. İnşaAllah. Önce Allah hidayet versin. Ama yapmıyorsan Allah belanı versin diyoruz. Başka ne diyelim yani. İnşaAllah.
Sayın Adnan Oktar'ın 30 Ocak 2010 tarihli röportajından Furkan Suresi ile ilgili açıklamalar.
ADNAN OKTAR: “Biz seni (diyor Cenab-ı Allah 56. ayette) yalnızca bir müjdeci” müjde vereceksin diyor, İslam’ın hakimiyeti, dünya hakimiyeti, Cennetler, sevinçle, dostlukla, kardeşlikle. “Müjdeci ve uyarıp korkutucu” aman helale, harama dikkat edin, Darwinizm, materyalizme inanmayın, komünizme inanmayın, hakka inanın. “Korkutucu olarak gönderdik” yani eğer hakkı tebliğ etmezseniz, Allah’ın azabı üzerinize gelebilir gibi. 25. Sure, 56. Ayet; 25x56, Hicri 1400’ü veriyor, bir. Ebcedi, harf toplamı 1981 yılını veriyor. Aynı tarihi veriyor, Mehdi’nin çıkış tarihi, Said Nursi’nin tam belirttiği tarih.
Bak diyor ki; “Biz, seni yalnızca bir müjdeci ve uyarıp korkutucu olarak gönderdik. De ki, ben buna karşılık Rabbine doğru yol tutmayı dileyen insanlar olmanız dışında, sizden bir ücret istemiyorum.” Hiçbir şekilde ne eserlerimden, ne çalışmalarımdan para istemiyorum, sadece Allah’a tam tabi olun yeter diyor. “Sen asla ölmeyen (sonsuza kadar ölmez Allah) ve daima diri olan (mesela biz uyuruz Allah diridir, mesela biz uyurken Allah diri duruyor) Allah’a tevekkül et.” Hiçbir olaydan sen etkilenme diyor Allah, çünkü her olayı ben yaratırım diyor Allah. Her olayı; tutuklanmanı ben yaratırım, hapse atılmanı ben yaratırım, savcılıktaki belgeleri ben yaratırım, mahkemenin kararını ben yazarım diyor Allah. Her mahkeme kararını Allah yazar. Cezaevine giriş kağıdını ben yazarım diyor Allah, cezaevinden çıkış kağıdını ben yazarım diyor. Ben sokarım cezaevine, ben çıkarırım diyor değil mi?
“Allah’a tevekkül et, onu hamd ile tespih et.” “Elhamdülillah” de, diyor Allah, “Kullarının günahlarından onun haberdar olması yeter.” Ben ne yaptıklarını biliyorum diyor Allah, hepsini görüyorum. “O gökleri ve yeri, ikisinin arasındakileri altı günde yaratan, sonra arşa istiva edendir, Rahmandır, bunu haberi olana sor.” Bu altı gün, tabii Kuran’ın açıklaması izafidir, yani altı zaman dilimi, altı büyük zaman dilimi. Belki altı milyar sene. “Sonra arşa istiva edendir”. Cenab-ı Allah’ın bir arşı var. Biz bunu bilmiyoruz, inşaAllah Ahirette Cenab-ı Allah gösterir. Onu kaplayanım ben diyor, her yerindeyim, istiva eden. “Rahmandır”; Allah Rahman ve Rahim yani koruyucu, sevgi dolu. “Bunu bundan haberi olana sor.” Kim? Cebrail. Kim? Peygamber (s.a.v.), müminler inşaAllah.
“Onlara Rahman’a secde edin denildiği zaman (Allah’a secde edin, namaz kılın denildiği zaman) Rahman da neymiş (Allah neymiş bize anlat diyorlar, haşa) biz senin bize emrettiğine mi secde edecekmişiz derler. Bu onların nefretini artırır.” Daha da kızdırır diyor. Yani dini anlattığınızda Allah’tan korkun, Allah’ın sevin dediğinde, öfkeleri katlanır diyor. Zaten nefret ederler ama daha da artar nefretleri diyor. “O gece ile gündüzü birbiri ardınca kılandır. Öğüt alıp düşünmek isteyenler ya da şükretmek isteyenler için”, gece gündüzün peş peşe olması bize bir güzelliktir, süs oluyor. Çünkü bir canlılık, hayatı Allah dümdüz yaratabilirdi. O monotonluğu kırmış Allah, bir gece, bir gündüz yapıyor. Haftalar yapıyor mesela Cumartesi, Pazar geliyor değil mi? Pazartesi oluyor. Gene yıllar seneler geçiyor, bir canlılık olsun diye yapıyor Allah.
“Rabbimiz Cehennem azabını bizden geri çevir, gerçekten onun azabı ödenmesi kaçınılmaz bir borç ve sürekli bir acıdır derler.” Şimdi cehennemle ilgili Allah çok fazla tehdit eder ve dünyada çok fazla bela meydana getirir. Depremler oluyor dünyanın birçok yerinde. Ama hikmet de olur tabii o. Hayır var tabii inşaAllah. Ama bazen de tarih içinde bu azap olarak gelmiştir insanlara. Bazen uyarı olarak gelmiştir. Hikmet de gelir inşaAllah. Ama tarihte bu olmuştur. Ama Müslüman olanlar da hep şehadetle sonuçlanır. Şehitlik sebebidir deprem. İnşaAllah. Ama mesela kanser, ülser, hastalıklar, belalar yağmur gibi yağıyor insanlara görüyorsun.
Televizyonu açıyoruz işte bel sırt ağrılarına karşı işte bilmem ne doktor bilmem ne kuşağı var. Bunu takın. İşte baş ağrısına karşı diyor şu ilacı bulduk bunu yapın. Doktor programları oluyor. İşte migrene karşı ne yapabiliriz doktor bey diyor. Onu anlatıyor. Migren ağrısı. Kulak ağrısı. Efendim cinsel hastalıklar. Akciğer hastalıkları, karaciğer hastalıkları, kalp hastalıkları, ona karşı ne yapabilirsiniz, şu yemeği yemeyin. Yani yüzlerce hastalığa, yüzlerce tedavi tavsiyesi var. İşte kuşburnu çayı için gazoz içmeyin bilmem ne falan. Aman şunu içerseniz, şunu fazla içerseniz şundan zarara uğrarsınız yani insanın ne yiyeceğini bilemiyor mesela diyorlar ki, “et yemeyin kolesterolünüz çıkar” diyor ama öbürü de diyor ki, “et yemezsen grip olursun” diyor “ve ölürsün” diyor, değil mi? Mesela diyor ki, “o esansiyel yağlardan almanız gerekir” diyor.
Mesela sırf ondan da beslenirsen vücut dokusu bozulur diyor. Öbür katı yağlardan da alman gerekiyor diyor. Aldığında kolesterol yükseliyor. Yükseliyor. Değil mi? Mesela spor yapın iyi gelir diyor. Bir sefer mafsallarda aşınma oluyor. Spordan dolayı. Rahatsızlık meydana giriyor tabii. Mesela tuz alman gerekiyor diyor. Tuzu alıyor, tansiyonu çıkıyor. Tuz almıyor, tansiyonu düşüyor, yerlere yatmaya başlıyor. Değil mi? Mesela dişini yıkamaya dişleri çürüyor. Mesela vücudun herhangi birinin giremediği hemen o vücut oradan isyan ediyor. Değil mi? Mesela cilt bozuklukları başlıyor. Birçok şey. Yani insanlar sürekli bunlardan boğuşuyorlar. Ama bütün bunlara rağmen Allah'la bağlantıyı bir türlü kabul etmiyorlar. Birçok insan.
İşte dünyadaki azapların kökeninde bu var. Yani Allah'ın ağırına gidiyor bu. Öyle söyleyeyim insanların anlaması için. İnşaAllah. Allah'ı gücendiren bir şey bu. Yani çünkü hem bu kadar nimeti veriyor. Can veriyor, kan veriyor, güzellik veriyor, sağlık, sıhhat veriyor. Adamı bu ilgilendirmiyor. Yani bu bir insan için bile çok kızdırıcı değil mi? Bayağı öfkelendirecek bir şey. Adama sen sofra hazırlıyorsun mesela. Haşa Cenab-ı Allah'a tenzih ederim. Ballar, baklavalar, börekler koyuyorsun. Ev, odayı güzel ısıtıyorsun. Mobilyalar mükemmel. Ev çok şahane.
Manzarasını çok güzel yapıyorsun. Adam geliyor içeriye sığır gibi bacaktan uzatıyor. Yemeği yiyor. Çok özür dilerim. Böyle geğirerek falan çekip gidiyor. Kardeşim diyorsun yolda “sen hiç merak etmedin mi bu evin sahibini?” diyorsun. Bu yiyecekleri kim yaptı? “Yok beni ilgilendirmiyor” diyor. E kardeşim bu belasını bulduğunda hak yerine gelmiş olmuyor mu o zaman? Cenab-ı Allah'ın dediği bu işte yani. Böyle bir zulüm olur mu? Nasıl ilgilendirmez seni yani hiçbir şekilde? Değil mi? Bu olağanüstü yapıyı nasıl göremezsin? İnşaAllah.
“Ancak tövbe eden” diyor Cenab-ı Allah, şeytandan Allah'a sığınırım, “iman eden.” Bak tövbe eden. “Ya Rabbi bir daha yapmayacağım” diyorsun. “İman eden.” Yani Allah'ın varlığına samimi kanaati geliyor. “Ve salih amellerde bulunup davranan,” samimi, candan. Mesela bak sen çok samimi hareketler yapıyorsun. Allah yüzünden çok tatlı bir nur veriyor. Mesela Allah sana karşı bir sevgi kılıyor. Kalplerde bir sevgi meydana getiriyor. O sevgi de senin korunmanı sağlıyor. Allah onu vesile ediyor, inşaAllah.
“İşte onların günahlarını Allah iyiliklere çevirir.” Mesela günah da işlemiş olabilir o insan. Allah “onu iyiliklere çevireceğim” diyor. İnşaAllah. “Allah çok bağışlayandır, çok esirgeyendir.” Allah sonsuz akıllı. Mesela sokağa çıkıyorum binlerce, milyonlarca araba yapmış Allah insanlar için. Binsinler diye. Arabalara klima araba yapmış Allah insanlar için. Binsinler diye. Evet inşallah. Arabalara klima sistemleri yapmış Allah. Mesela tekerlekleri rahat gitsin diye, değil mi? Caddeler yapmış. “Siyah yollar yaptım” diyor Kur'an'da Allah ayette. Arabanın içine ışık koymuş. Önlerine far koymuş. Yolu aydınlatsın diye. Bak Allah bizi bu kadar detaylı düşünmüş. Anlayın diyoruz. Allah'ın düşünmeye ihtiyacı yok da. İnşaAllah. Çünkü an içinde olup bitiyor. Kuşlarda, böceklerde, balıklarda, hücrede, her şeyde muazzam detaya girmiş Allah. Sistemleri.
Tabii, mesela bir proteinin olması için proteine ihtiyaç var dedik. Bakın Darwinist’lerin cahilliğinden bunu bilmiyorlardı. Bunu bizden öğrendiler. Bakın bir proteinin olması için %100 anma bir proteine ihtiyaç var. Bu sıfır, eksi sıfır, eksi sıfır her imkansız demektir. Yani hiçbir şekilde olamaz demektir. Yani Allah'ın yaratması dışında imkansız anlamına giriyor. O hormonların imal edilmesi var vücutta. Diğer protein cinslerinin oluşması var. Kofulları, mitokondrilerin oluşmaları var. Yani nefes kesici. Bu arabalar falan hiç kalır yani. Bilgisayar şu bu falan hiç kalır. Mesela insan beyninin yapısıyla şu bilgisayar akıl almaz ilkel kalır. Çok çok ilkel kalır. Bilgisayarı da yaratan Allah'tır. Beyni yaratan da Allah'tır. Her ikisini de Allah yaratır.
Şimdi “bunların hiçbiri beni ilgilendirmiyor” diyorsa bir adam. Yani ahirette işte cehennemde Müslümanlar onları böyle dolu-dolu orada gördüğünde müminin kalbi rahatlıyor. İnşaAllah. Yani çünkü bu çok büyük bir zulüm bu. Kardeşim görüyorsun sen %100 ispat edilmiş bu. Değil mi? Açıklaması yok bunun. Sırf kalabalığa uymak için. Bir kısmı hakikaten kendi kanaatiyle öyle şey yapıyor. Allah onlara hidayet versin, ıslah etsin. Ama sırf züppelik olsun diye yapan milyonlarca insan var dünyada. Sırf züppelik. Mesela bakıyor arkadaşı satanist. O da züppelik yapıyor. O da satanist oluyor. Mesela arkadaşı ateist. Dine, Allah'a çirkin sözler ediyor haşa. Sırf züppelik olsun diye onlara uyum sağlamak için, onların grubunda dışlanmamak için böyle yalakalık yapıp, sahtekarlık yapıp onlara uymaya çalışıyor.
Bir kısmı da hakikaten Allah aklını almış. Yani aklı yetersiz. Hakikaten kavrayamıyorlar yani. Bir mucize olarak Allah meydana getiriyor. Ama ahir zaman, şu bulunduğumuz dönem Allah'ın Hadi ismin tecelli edeceği bir yüzyıldır. İnşaAllah. Bu yüzyılda küfrün hiç imkanı yoktur. Bakın göreceksiniz buldozer ezer gibi ezilecekler. İnşaAllah. Fikren. Ve yerle bir olacaklar. Hiç kimse bunu durduramayacak. İnşaAllah. Bak bağırıp çağırıp çırpınıyorlar. Minik çekirgeler gibi böyle çıtır çıtır altta ezilip gidiliyor. Şu Darwinist’lerin suskunluğunu görüyor musun Türkiye'de şu an? Nasıl garibanlaştılar. Nasıl zavallılaştılar. Ya kardeşim tek başına bir adamım ben. Akademik eğitim de almadım ben darwinizm konusunda falan. Ama o kadar ilkel bir teori ki. Yani 7 yaşında çocuk bile boğar bu teoriyi yani. O kadar ilkel. Ya kardeşim bir kere olay bak şurada bitiyor. Diyorsun ki bir protein olması için başka bir protein ihtiyaç var. Yani bu darwinizm al rafa koy bitti konu kapandı yani.
OKTAR BABUNA: Bunu bilmiyorlardı siz söylediniz. 300 milyon fosili de kimse bilmiyordu. Siz ortaya çıkardınız, paleontolog da değilsiniz ama.
ADNAN OKTAR: Yani sinirden başlarından buhar çıktı ama yenildiler. Yani. Bazen Habertürk'e çıktıklarında da. Ya kardeşim ne heyecanlıyorsun? Pirokronik hareketler falan böyle anormal. Bilmiyorum gördün mü böyle? Kovboy kasabasına dönüyoruz. Böyle viski içer gibi. Çayı tepesine dikiyor falan. O olan sırrını ben daha hala anlayamadım. Şu hareket nedir böyle? Duruyor duruyor yine böyle yapıyor. Hayır rüzgarlanıyor desek. Yani iki kere niye olsun? Değil mi? Mesela adam bir herhangi bir kağıt parçası alıp muntazam yapar bunu. Yani sırf iki kere yapıyor. Bir tane bilmiyorum bir şey olmuş.
Müminlerin hedefi Allah'ın hoşnutluğunu, rahmetini ve cennetini kazanmaktır. Ancak, insan zayıf ve unutkan yaratılmıştır; bu nedenle birçok hatası veya eksiği olabilir. Kullarını en iyi bilen, sonsuz merhamet ve şefkat sahibi olan Allah, samimi kullarının kötülüklerini örteceğini ve onları kolay bir hesap ile sorguya çekeceğini bildirmiştir:
Artık kimin kitabı sağ yanından verilirse, o, kolay bir hesap (sorgu) ile sorguya çekilecek ve kendi yakınlarına sevinç içinde dönmüş olacaktır." (İnşikak Suresi, 7-9)
Allah, elbette ki her insanın kötülüklerini iyiliğe çevirmez. Allah'ın kötülüklerini örterek affettiği müminlerin özellikleri de Kuran'da bildirilmiştir:
Büyük günahlardan kaçınanlar
Allah bir ayette "Size yasaklanan büyük günahlardan kaçınırsanız, sizin kusurlarınızı örteriz ve sizi 'onurlu-üstün' bir makama sokarız." (Nisa Suresi, 31) diye bildirir. Bunu bilen müminler Allah'ın çizdiği sınırlara çok dikkat eder, bunların dışına çıkmaktan ve harama girmekten sakınırlar. Eğer unutarak, yanılarak veya gaflete kapılarak bir hataları olursa, hemen Allah'a yönelir ve tevbe ederek, O'ndan bağışlanma dilerler.
Allah hangi kulların tevbesini kabul edeceğini ise yine Kuran'da bildirmiştir. Buna göre bir insanın "Allah nasıl olsa affeder" diye düşünerek sürekli hata işlemesi büyük bir yanılgıdır. Çünkü Allah ancak cehalet nedeniyle kötülük yapan ve yaptığını farkettiği anda direnmeden ve vakit kaybetmeden tevbe eden ve davranışlarını düzelten kullarının tevbelerini kabul etmektedir. (Nisa Suresi, 17-18)
Ayetlerden de anlaşıldığı gibi, bir insanın kusurlarının örtülmesi ve din gününde pişman olmaması için yapması gereken şeylerden biri günaha girmekten şiddetle kaçınmasıdır. Günaha giren bir müminin ise yapması gereken, hemen Allah'a kesin bir tevbe ile tevbe etmektir.
Salih ameller işleyenler
Allah, başka ayetlerinde ise, salih amellerde bulunanların kötülüklerini örteceğini bildirir. Bu ayetlerden bazıları şöyledir:
Sizi toplanma günü için bir arada toplayacağı gün; işte bu aldanma (teğabün) günüdür. Kim Allah'a iman edip salih bir amelde bulunursa (Allah) onun kötülüklerini örter ve içinde ebedi kalıcılar olmak üzere altından ırmaklar akan cennetlere sokar. İşte büyük 'mutluluk ve kurtuluş (fevz)' budur. (Tegabun Suresi, 9)
Ancak tevbe eden, iman eden ve salih amellerde bulunup davranan başka; işte onların günahlarını Allah iyiliklere çevirir. Allah, çok bağışlayandır, çok esirgeyendir. (Furkan Suresi, 70)
Bir insanın, sadece Allah'ın hoşnutluğunu kazanmak için yaptığı her eylem ve davranış salih bir ameldir. Örneğin bir insanın din ahlakını insanlara anlatması, tevekkülsüz birine kaderi hatırlatması, dedikodu yapanı engellemesi, evini ve bedenini temiz tutması, ilmini ve kültürünü artırması, güzel söz söylemesi, insanlara ahireti hatırlatması, hasta olan birini kollaması, yaşlı birine sevgi ve şefkat göstermesi, hayır için kullanacağı parayı kazanmak için çalışması, kötü söze iyilik ve sabırla karşılık vermesi gibi insanın her tavrı Allah'ın hoşnutluğu için yapıldığında salih amel olur.
Ahirette, Allah'ın kötülüklerini örterek iyiliklere çevirmesini dileyenler, daima Allah'ın en hoşnut olacağı tavrı seçmelidirler. Bunun için insanın ahiret günü vereceği hesabı düşünmesi gerekir. Örneğin ahiret gününde cehennem ateşinin yanında durdurulan bir insana, dünya hayatında işlediği kötülükler gösterilse ve ona, bu kötülüklerinin bağışlanması için salih amellerde bulunması gerektiği söylense bu insanın tavrının nasıl olacağı açıktır.
Cehennem ateşini yanı başında gören, cehennemdeki insanların umutsuzluklarını, pişmanlıklarını, azaptan dolayı çıkardıkları ızdırap dolu inlemeleri duyan, cehennemdeki azabın nasıl olacağına gözleriyle şahit olan bir insan, Allah'ı en hoşnut edecek davranışları seçecek ve vargücüyle çaba gösterecektir. Bu durumdaki bir insan, salih amellerde bulunmak konusunda gevşeklik gösteremez, asla tembellik yapamaz, Allah'ı hoşnut edecek bir tavır varken, başka bir tavır sergilemez, umursuzluk yapamaz veya asla gaflete düşemez. Çünkü cehennem her an yanı başındadır ve ona sonsuz hayatını ve Allah'ın azabını her an hatırlatmaktadır. Bu durumdaki bir insan yapacağı amelleri geciktirip ertelemez de. Vicdanının emrettiği herşeyi derhal ve eksiksizce yapar. İbadetlerinde çok titiz ve devamlı olur.
İşte, Allah, dünya hayatında da, sanki cehennemi görüp de gelmiş ya da cehennemi her an yanı başında gören biri gibi, salih amellerde bulunan, Allah'tan ve ahiretten korkup sakınarak davrananların kötülüklerini iyiliğe çevirecektir. Bu müminler, ahirete kesin bir bilgiyle iman ederler ve Allah'ın azabından şiddetle korkup sakınırlar.