(Sayın Adnan Oktar’ın 27 Ocak 2011 Samsun Aks TV’deki Sohbetinden)
ADNAN OKTAR: Nisa Suresi Şeytandan Allah’a sığınırım, 83.”Kendilerine güven veya korku haberi geldiğinde, onu yaygınlaştırıverirler. Oysa bunu Peygambere ve kendilerinden olan emir sahiplerine götürmüş olsalardı, onlardan 'sonuç-çıkarabilenler,' onu bilirlerdi. Allah'ın üzerinizdeki fazlı ve rahmeti olmasaydı, azınız hariç herhalde şeytana uymuştunuz.”
Mesela bir olay oluyor. Bir haber diyorlar ki, adamın kardeşini doktora götürüyorlar. Adam diyor ki; “bu habis bir tümöre benziyor, bakacağız” diyor. Bütün dayısına amcasına hepsine haber uçuruyor. Adam kalp hastası enfarktüs geçiriyor, öbürü komaya giriyor. Bu akıllı bir hareket değil. Ayette ne diyor, Cenab-ı Allah; “Oysa bunu Peygambere ve kendilerinden olan emir sahiplerine götürmüş olsalardı, onlardan 'sonuç-çıkarabilenler,' onu bilirlerdi.” Bak onlardan sonuç çıkarabilenler; İşin gerçeğini araştırma gücüne sahip yetkili kişiler. Peygamber, bilginler veya emir sahipleri, “onu bilirlerdi” Yani bu yaygınlaştırılması gereken haber mi? Yoksa kendi içinde bir şekle sokulması gereken bir haber mi? Onun için bir haber olduğunda onu ortalığa yaymak değil, onu uzman olan, onu iyi değerlendirecek birine nakletmek gerekir. O gerekirse ilgili kişilere yayar ve yahut yaymaz. “Artık sen Allah yolunda mücadele et, kendinden başkasıyla yükümlü tutulmayacaksın. Müminleri hazırlayıp-teşvik et.” Hangi müminleri? Ehl-i Sünnet müminleri değil, Şiileri değil, Vahhabileri değil, bütün dünya Müslümanlarını. Bütün dünya Müslümanlarına hitap ediyor Allah burada, Ehl-i Sünnete hitap yok. Şiilere hitap yok. Caferilere hitap yok. Alevilere, Bektaşilere hitap yok, değil mi? Kime hitap? Bütün Müslümanlara, ne diyor Cenab-ı Allah; “Müminleri hazırlayıp-teşvik et.” Bütün dünya Müslümanlarını hazırlayıp teşvik etmek, Mehdiyet’in bir görevidir. Hem hazırlayacak ilmi, kültürel yönden onları mücehhez hale getirecek. Kitaplarla, cd’lerle, filmlerle hazırlayacak ve teşvik edecek. Türk İslam Birliği’ne, İttihad-ı İslam’a, güzelliğe, sevgiye, bilime, sanata, demokrasiye teşvik edecek. “Umulur ki Allah, küfredenlerin ağır-baskılarını geri püskürtür.” Darwinistlerin, materyalistlerin, komünistlerin, faşistlerin ağır baskılarına iddia edilen Ergenekon örgütünün ağır baskılarını geri püskürtür.
“Allah, 'kahredici baskısıyla' daha zorlu, acı sonuçlandırmasıyla da daha zorludur” diyor, Allah. Ne görüyoruz şu an? Allah’ın kahredici gücünü görüyoruz. Ayakları kayıyor artık. Dayanmışlardı, kapıyı açtırmak istemiyorlardı. İttiğinde ayakları kayıyor ve kapı sonuna kadar açılıyor. “Kim Resûl’e itaat ederse, gerçekte Allah'a itaat etmiş olur.” Bak; “Kim Resûl’e itaat ederse” Peygambere itaat ederse “gerçekte Allah'a itaat etmiş olur. Kim de yüz çevirirse, Biz seni onların üzerine koruyucu göndermedik.” Kim Resul’e itaat ederse; “Bu ayet sık sık Peygamber (s.a.v.)’e itaate çağırmanın, Peygamber (s.a.v.)’de uluhiyet özelliği olmasından değil tam aksine onun bir kul ve İlahi tebliği ileten bir elçi olma özelliğinden kaynaklandığını vurgular. Aynı zamanda ayet Peygamber (s.a.v.)’i sadece tebliğ göreviyle sınırlandırıp, onu teşride bulunamayacağını iddia edenlere, Sünneti sıradan bir konu seviyesine düşürenlere de önemli bir uyarıdır.” Demek ki, neymiş? “Kim Resûl’e itaat ederse, gerçekte Allah'a itaat etmiş olur.” Peygamber (s.a.v.), “Hz. Mehdi (a.s.)’ı müjdeleyin” derse, yok beni ilgilendirmiyor, diyemezsin. “Hz. Mehdi (a.s.)’ı arayın” diyorsa, yok beni ilgilendirmiyor, diyemezsin. “Karda sürünmek durumunda olsanız dahi, sürünerek de olsa gidip, Mehdi (as)’a biat edin” deyince, o beni ilgilendirmez, diyemezsin. Ne diyor Allah; “Kim Resûl’e itaat ederse, gerçekte Allah'a itaat etmiş olur” diyor, Allah.”Kim de yüz çevirirse, Biz seni onların üzerine koruyucu göndermedik.” Kendileri bilir diyor, Allah. Bu ayet ne demek biliyor musun? “İntikam alırım” diyor, Allah. Allah’ın intikamı da pek çetin oluyor. Dayanamazlar acısına onu söyleyeyim.
“Diğerlerini de sizden ve kendi kavimlerinden güvende olmayı istiyor” Bak “Diğerlerini de sizden ve kendi kavimlerinden güvende olmayı istiyor bulacaksınız. (Ama) Fitneye her geri çağrılışlarında içine başaşağı (balıklama) dalarlar.” Münafıklar için söylüyor, Allah. “sizden ve kendi kavimlerinden güvende olmayı istiyor” Münafıklar diyorlar ki, “Siz bize dokunmayın bir şey demeyin” diyorlar. “Onlar da bir şey demesinler” Tamam ne istiyorsun? “Güvende olmak istiyoruz. Rahat yaşamak istiyoruz” diyorlar. “Ama” diyor, Allah. “Fitneye her geri çağrılışlarında içine başaşağı (balıklama) dalarlar.” Peki Müslümanların aleyhine muhbirlik yapar mısınız? “Hem alasını yaparız” diyor. Fitne çıkarır mısın? “Onu da yaparız” diyor. Küfürle gizli ittifak eder misin? “Onu da yaparız” diyor. Müslümanın kendince bir açığını bulduğunda anında vurur musun? “Vururum” Diyor. Peki bizden ne istiyorsun, diyorsun? “Güven istiyorum” diyor “siz de çok iyi davranın bana” diyor. Peki senin yaptığın kahpelik ne? Sen bütün melanetleri istiyorsun, değil mi? Bu münafık karakterini Kuran’da Allah açıklıyor. Bak, diyor ki; “Fitneye her geri çağrılışlarında içine başaşağı (balıklama) dalarlar.” Her türlü pisliğin içindedirler, diyor. Muhbirlik, iftira, üçkağıtçılık, Müslümanları oyuna getirmek, Müslümanların açığını kollamak. İşte Facebookta, orada burada Müslümanların aleyhine yazılar yazmak, “hepsini yaparız” diyorlar. “Şayet sizden uzak durmaz, barış (şartların)ı size bırakmaz ve ellerini çekmezlerse,” yani pislik yapmaya, iftira atmaya, oyun oynamaya devam ederlerse “artık onları her nerede bulursanız tutun (onları etkisiz hale getirin). İşte size, onların aleyhinde apaçık olan 'destekleyici bir delil' kıldık.” Diyor, Allah.
“Onlar, kendilerinin inkara sapmaları gibi sizin de inkara sapmanızı istediler.” Ne istiyorsun, diyoruz münafığa? “Kuran’a uyuyorsunuz, güzel. Ama niye Kuran’ı yeterli görüyorsunuz?” diyorlar. Ne yapmamız gerekiyor, diyoruz? “Hurafeler niye çıktı ne güne duruyor, hurafeye uyun” diyor. Başka; “bir de vahiy gelenler var, onlara da uyacaksınız” diyor. “Kuran yetersiz, özetle” diyor. Yok öyle, Allah bize söylüyor “Kuran yeterli” diyor ve “Kuran’dan sorulacaksınız” diyor, “sadece Kuran’dan sorulacaksınız” diyor. Bize sahtekarlık yapmayacak hiçbir münafık. Peygamber (s.a.v.) nasıl tefsir ettiyse Kuran’ı, biz ona göre hareket ederiz. “Onlar, kendilerinin inkara sapmaları gibi sizin de inkara sapmanızı istediler. Böylelikle bir olacaktınız.” Aynı münafıklar kendileri gibi olmasını istiyor insanların. “Allah yolunda hicret edinceye kadar onlardan veliler (dostlar) edinmeyin.” “Eğer sizlerle birlikte değilseler, sizlere dost değilseler, onları arkadaş edinmeyin. Koruyup kollamayın, destek de vermeyin” diyor, Cenab-ı Allah. “Ey iman edenler, Allah yolunda adım attığınız zaman” İslam’ı yaymaya karar verdiğiniz vakit, tebliğe karar verdiğiniz vakit, “gerekli araştırmayı yapın” Gidin kütüphanede mi araştırma yapıyorsunuz, yurt dışında araştırma yapın her türlü dokümanı, bilgiyi, filmi izleyin. “ve size selam verene, dünya hayatının geçiciliğine istekli çıkarak: “Sen mü'min değilsin” demeyin.” Sen kafirsin sen mürtetsin, iftira atmayın millete diyor, Cenab-ı Allah. Hüküm vermeyin, diyor.
“Asıl çok ganimet, Allah Katındadır, bundan önce siz de böyle idiniz;” Siz de küfür içindeydiniz sizin de hatalarınız vardı, diyor Allah, vazgeçtiniz, diyor. Önünüze geleni kafirlikle fasıklıkla itham etmeyeceğiz. “Allah size lütufta bulundu. Öyleyse iyice açıklık kazandırın.” Netlik kazandırın diyor, Allah. “Allah yolunda hicret eden, yeryüzünde barınacak çok yer de bulur, genişlik (ve bolluk) da. Allah'a ve Resulü’ne hicret etmek üzere evinden çıkan, sonra kendisine ölüm gelen kişinin ecri şüphesiz Allah'a düşmüştür. Allah, bağışlayıcıdır, esirgeyicidir.” Allah yolunda hicret, Hz. Mehdi (a.s.) zamanında nasıl yapıyor, Müslüman? Şimdi annesi diyor ki; “İslam’ı, dini biz hurafe olarak görüyoruz. Dini anlatmanı istemiyoruz” diyorlar. “Ben sana annelik hakkımı helal etmem. Namaz kılarsan seni evlatlıktan reddederim.” Nur ala nur çok iyi olur, teşekkür ederim. Bir an önce yaparsan çok memnun olurum” diyecek. “Seni bu evde istemiyorum” diyor “eğer Allah’a, dine, İslam’a yönelirsen, Müslümanları dost edinirsen istemiyorum.” “Eyvallah” diyecek “teşekkür ederim, ver elini öpeyim, bana müsaade” diyecek. Ve Müslümanların yanına hicret edecek. Ne diyor, Allah; “Allah yolunda hicret eden, yeryüzünde barınacak çok yer de bulur, genişlik (ve bolluk) da.” Bulur diyor Allah.Hiçbir şey olmaz. Ben anamın babamın yanında rahatım, başka yere gidersem rahatım kaçar. Yok kaçsın, seni dinden imandan uzaklaştırıyorsa ona itaat olmaz. Ama Müslümanım, elhamdülillah diyor. Evladım ben İslam ahlakını tam yaşamıyorum ama senin yaşamanla iftihar ediyorum diyor. Adam gitmiş mesela şarap içmiş meyhanede “gel beni al” diyor. Tamam senin dinine bir şey demiyor ama, sana karışmıyor; alırsın omzuna babanı meyhaneden evine getirirsin. Uzatırsın yatağına “bir emrin var mı, babacığım?” dersin. Usul budur. Ama dinine imanına laf söylediğinde, o artık senin annen baban değildir, bitti. Hiçbir bağlantın kalmaz. Müslümanların yanına hicret edeceksin.
“Melekler kendi nefislerine zulmedenlerin hayatına son verecekleri zaman derler ki: “Nerede idiniz?” diyorlar. Artık perde elips şekilde perde kalkmış açılmış, net görüntü oluşmuş. Melekler soruyorlar; şeytandan Allah’a sığınırım ““Nerede idiniz?” Onlar: “Biz, yeryüzünde zayıf bırakılmışlar (müstaz'aflar) idik” derler.” “Anam, babam baskı yapıyordu” diyor. “Bana namazı kıldırtmadılar. Oruç tutacaktım, tutturmadılar. İslami eserler okuyordum, okutturmadılar. Kuran’ı alıp elimden yırttılar haşa “zayıf bırakılmıştık” diyorlar. Melekler de diyor ki: “Hicret etmeniz için Allah'ın arzı geniş değil miydi?” Dünya geniş değil miydi, bir sınır mı, vardı, o evde durmaya mecbur muydunuz diyorlar. Niye Müslümanların yanına gitmediniz diyorlar. “İşte onların barınma yeri cehennemdir. Ne kötü yataktır o?” diyor, Allah. Cevap yok tabii. “Mallarınız” diyor, Allah. “Oğullarınız, kardeşleriniz yarım kalmasından korktuğunuz ticaret, evleriniz, aşiretiniz. Allah’tan, Resulünden ve Allah yolunda mücadele etmekten, tebliğden dini yaymaktan daha hoş geliyorsa size” diyor “bekleye durun” diyor, Allah. Beklediğinde, günü geldiğinde Selamun Aleykum diye gelirler. Bir daha da anana babana dönemezsin. “ay keşke yapmasaydım” diyor. Peki süre verilmedi mi, sana? Verildi. Bir sınır var mıydı? Yok. Peki niye bunu yapıyorsun?
Sayın Adnan Oktar'ın 1 Mart 2010 tarihli röportajından Nisa Suresi ile ilgili açıklamalar.
ADNAN OKTAR: Bir şey mi diyeceksin?
CİHAT GÜNDOĞDU: Bir ayet var Hocam, Nisa suresi 75. ayet. Şeytandan Allah'a sığınırım. “Size ne oluyor ki, Allah yolunda ve: “Rabbimiz, bizi halkı zalim olan bu ülkeden çıkar, bize katından bir veli (koruyucu sahib) gönder, bize katından bir yardım eden yolla” diyen erkekler, kadınlar ve çocuklardan zayıf bırakılmışlar adına savaşmıyorsunuz?”
ADNAN OKTAR: Bu ayeti bana bulsana. Nerede ayet? Bir daha oku ayeti.
CİHAT GÜNDOĞDU: Nisa Suresi, 75. “Size ne oluyor ki, Allah yolunda ve: “Rabbimiz, bizi halkı zalim olan bu ülkeden çıkar, bize katından bir veli (koruyucu sahib) gönder, bize katından bir yardım eden yolla” diyen erkekler, kadınlar ve çocuklardan zayıf bırakılmışlar adına savaşmıyorsunuz?”
ADNAN OKTAR: Bakın 74. ayette ne diyor Allah: “Öyleyse, dünya hayatına karşılık Ahireti satın alanlar,” dünya hayatını bırakmış. Yani evlenmek, üremek, bilmem işte zengin düğün yapmak, hoplamak, zıplamak değil mi? Bunları bırakmış Ahireti satan alanlar Allah yolunda mücadele etsinler diyor Allah. “Kim Allah yolunda mücadele ederken, öldürülürse ya da galip gelirse ona büyük bir ecir vereceğiz.” Çünkü suikast de yapılabilir Müslümana. Her şey yapılabilir. “Galip gelirse ona büyük bir ecir vereceğiz.” Kim galip gelecek? Mehdi (a.s) galip gelecek. Ecir alacak mı? Alacak. Kuran müjdeliyor, “bir ecir vereceğiz” diyor İnşaAllah.
ALTUĞ BERKER: Hocam, 4. Sure’nin 75. ayeti, ikisini toplayınca 79 ediyor. Başına da 19 koyduğumuzda 1979. Hicri 1400 Mehdi (a.s)'ın çıkışı.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Bak Allah diyor ki, “size ne oluyor ki” diyor. Şimdi bir anormallik var ki, “ne oluyor size” diyor Allah. Yani bir soruyor. İrkilir insan bunu duydu mu değil mi? “Size ne oluyor ki Allah yolunda” ve Rabbimiz diyor bak, “bizi halkı zalim olan bu ülkeden çıkar”. Mesela Irak’ta zalimler var, Afganistan’da zalimler var, Filistin’de acı çekiyor kardeşlerimiz. Bu, herkes biliyor bunu. Mora’da, Çad’da, Türkistan’da perişan ediyorlar kardeşlerimizi. Bak artık ülkeden çıkmak istiyor, çıkamıyor da. Bak kaçmak kurtulmak istiyor ona da müsaade etmiyorlar. Hicret edip kurtulmak istiyor. Bak çözüm olarak diyor ki, “bize katından bir veli,” bir Mehdi gönder diyor. Müslüman dua ediyor Allah’a. Bize katından bir yardım eden yolla bir mürşid, bir Mehdi değil mi? Allah yolunda bir yönetici yolla “diyen erkekler, kadınlar ve çocuklardan zayıf bırakılmışlar adına”, Allah rızası için niye savaşmıyorsun, mücadele etmiyorsunuz diyor Allah. Adam diyor ki “ben daha gencim” diyor.
“Dur daha bir okulumu bitireyim, bir evleneceğiz daha” diyor. “Yenge adayınız var şimdi diyor. Onu bırakıp bu işlere mi gireyim” diyor, “böyle bir şeye mi gireyim”. Bir iş demeyim de Allah affetsin yani “mücadelenin içine mi gireyim” diyor. Önce bir okul, sonra meslek, sonra evlilik, sonra üreme, sonra emekli olma, “e ondan sonra bir düşünürüz” diyor. “Biz zaten camiye gidiyoruz, Hoca bize anlatıyor” diyor. “Bir şey yok orada” diyor. Kardeşim bunun yüzünden Osmanlı yıkıldı ve İslam alemi paramparça ve sürünüyor. Perişan vaziyetteler. Allah’tan korkun. Aklınızı başınıza alın. Yani bu yetmiyor gibi bir anlam çıkar o zaman. Değil mi? Yani bundan Müslüman sarsılacak. Bak “iman edenler Allah yolunda mücadele ederler. İnkar edenler ise tağut yolunda”, deccaliyet yolunda savaşırlar diyor, “mücadele ederler.” E, onlarda boş durmuyor. Onlar da mücadele edecekler diyor. Darwinistler, materyalistler, “öyleyse şeytanın dostlarıyla mücadele edin.” Ateizm’le, Darwinizim’le, materyalizmle mücadele edin. “Hiç şüphesiz şeytanın hileli düzeni pek zayıftır.” Bak darmakeşan oldular, fosilleri ortaya koyduk. Proteinlerin tesadüfen meydana gelemeyeceğini ispat ettik. Darmakeşan oldular, pek zayıf. Gücü yok.
Bak diyor ki, “kendilerine elinizi mücadeleden çekin, namazı kılın, zekatı verin denenleri görmedin mi? Oysa mücadele üzerlerine yazıldığında onlardan bir grup, insanlardan Allah’tan korkar gibi hatta daha da şiddetli bir korkuyla korkuya kapılıyorlar.” “Yani aman şimdi ya tutuklanırız, ya yakalanırız ya takip ediliriz ya basında ismimiz çıkar. MazAllah” diyor “ya ismimiz sizinle beraber bir yerde zikredilirse ne oluruz biz” diyor. “Okul hayatımız var, evleneceğim” diyor, “evleneceğim kız bunu duyarsa ne olur” diyor ya. “Evliliğim yatar bir kere” diyor “bu çok hayati bir konu” diyor. Adam hamam böceği gibi yani kafayı takmış bir kere üremeye. Bak diyor ki Cenab-ı Allah, “Allah’tan korkar gibi hatta Allah korkusundan daha şiddetli bir korkuyla kapılıyorlar” diyor Allah. “Ve diyorlar ki Rabbimiz ne diye mücadeleyi üzerimize yazdın.” Evimizde otursaydık, işimize gücüme gitseydik, evlenip rahat rahat hayatımızı yaşasaydık, bu daha rahat ederdik diyorlar.
“Bizi yakın bir zamana ertelemeli değil miydin dediler.” Yani “biz böyle bir mücadele içerisine girmeseydik, yakın bir zaman erteleseydin de hiç böyle bir faaliyete girmeseydik güzel olurdu” diyorlar. “De ki dünyanın metaı azdır.” Mesela doğurduğun çocuk da yok olup ölecek, sen de yok olup öleceksin, baban, anan da yok olup ölecek, uğrunda işte yerlere yattığın nişanlandığın sevgilim dediğin adam da yarın bir gün tuvalet nasıl çirkin kokular saçıyorsa mezarda onun bin beteri çirkin kokular saçarak vefat edip yok olup gideceksin. Bir mezar açıldığında millet dayanmıyor değil mi? Anormal tiksiniyorlar kokusundan. Perişan oluyorlar. Yani fethi kabir yapılıyor, açılıyor. Adamlar yanaşmıyorlar kokusuna. Bak dünyanın metaı azdır diyor Allah ve kısa sürede oluyor bu, çok kısa sürede. Mesela “Boğaziçi’nden sevgilim var” diyor. E kardeşim gözünü yum, bir anda o mezarın altında olmuş oluyor. Toprağın altı Boğaziçi’li, Boğazüstü’lü filan demiyor, boğaz kenarlı demiyor. Hepsinin yediği, bağırsak muhtevası ağzından çıkıyor mezarda. Değil mi? Doktorum daha iyi bilir. Şişiyor hatta patlıyorlar mezarın içerisinde.
Bak “dünyanın metaı azdır” diyor Allah. Allah bunu özel yaratıyor ki dünyaya bağlanmasınlar diye. “Ahiret ise muttakiler için daha hayırlıdır.” Sonsuz mükemmel. “Siz bir hurma çekirdeğindeki ipince bir iplik kadar bile haksızlığa uğratılmayacaksınız.” Hurma ipliğine bakıyorsun, incecik böyle zor görünüyor yani değil mi incecik. O kadar bile haksızlığa uğramazsınız diyor Allah. Bu kadar güzel bir sistem yapacağım diyor Allah. Bak “her nerede olursanız olun ölüm sizi bulur” diyor bakın. Mutlaka öleceksiniz diyor. Doğurduğunuz varlıklar da ölecek. Çünkü doğurunca, o et parçası kalacak zannediyor. O da ölür. Herkes etten kemikten oluşmuştur. Yani zincirleme o da ölecek. “Yüksekçe yerlerde tahkim edilmiş şatolarda olsanız bile” yani uzun gökdelenlerde de yaşıyor olabilirsin, orada da ölürsün diyor Allah. Bak “yüksekçe yerlerde tahkim edilmiş şatolar.” Gökdelenleri işaret ediyor Kuran. “Onlara bir iyilik dokunarsa bu Allah’tandır derler, onlara bir kötülük dokunursa bu sendendir derler.” Ya başımızı belaya soktun kardeşim diyor. Ne kadar güzel şurada geçinip gidiyorduk diyor. Mahvettin bizi mücadele, dava diye diyor. Bak basında ismimiz çıktı diyor, bütün millet aleyhimizde diyor yaktın bizi diyor adam.
“De ki tümü Allah’tandır fakat ne oluyor ki bu topluluğa hiçbir sözü anlamaya çalışmıyorlar” diyor. Hepsini ben yaratıyorum diyor Allah. “Sana iyilikten her ne gelirse Allah’tandır, kötülükten de sana ne gelirse o da kendindendir.” Yani yaptığın eksikliklerine karşılık o olur diyor Allah. Bazen de imtihan için olur. “Biz seni insanlara bir elçi olarak gönderdik şahit olarak Allah yeter” diyor Allah ayette. “Kim Resul’e itaat ederse, gerçekte Allah’a itaat etmiş olur.” Bunu ahir zamana uyguladığımızda, kim Mehdi (a.s)’a itaat ederse gerçekte Allah’a itaat etmiş olur. “Kim de yüz çevirirse biz seni onların üzerine koruyucu göndermedik.” Kendisi bilir diyor Allah. “Tamam kabul derler” diyor Allah. Şeytandan Allah'a sığınırım. Tamam mücadele edelim, gayret edelim. “Ama yanından çıktıkları zaman onlardan bir grup karanlıklara senin söylediğinin tersini kurarlar,” ya ne diyor bu adam diyorlar ya yanından ayrıldıktan sonra dinledikten sonra. Abuk subuk konuşuyor diyorlar haşa. “Allah karanlıklarda kurduğunu yazıyor” diyor gece karanlığında yaptıkları izahları yazıyor. “Sen de onlardan yüz çevir,” muhattap olma, “Allah’a tevekkül et, vekil olarak Allah yeter.” Ben sana yeterim diyor Cenab-ı Allah.
“Onlar hala Kuran’ı iyice düşünmüyorlar mı? Eğer o Allah’tan başkasının katından olsaydı, kuşkusuz içinde birçok aykırılıklar, çelişkiler, ihtilaflar bulacaklardı.” Bakın Kuran’ın bütününde, 1400 yıldan beri Kuran inceleniyor, tek bir tane bile birbiriyle çelişen açıklama yok, tek bir tane. Ne bilimle çelişen bir şey var, ne kendi arasındaki mantıkla çelişen bir açıklama var, bir insana bir kitap yazdırsan binlerce çelişen konu çıkar. Yani Kuran benzeri bir yazı yazmaya kalksa bir insan, çünkü her biri birbirinden ayrı ayrı konular, değil mi? O kadar fazla çelişki olur ki. Bilimle de çelişir, mantıkla da çelişir her şeyle çelişir. Hiçbir şey ile çelişmiyor bu Kuran’ın bir mucizesidir. Ve bilim hep Kuran’ı sonradan tasdik ediyor. Kuran önde gidiyor. Mesela Kuran dedi ki, “zaman ve mekan sonradan yaratılmıştır” dedi. Adamlar “olur mu öyle şey” dediler ya. “Zaman ve mekan sonsuzdan gelir, sonsuza gidiyor” dediler. 1400 yıl sonra ne dediler biliyor musunuz? “Pardon biz yanlış biliyormuşuz” dediler. “Kuran doğrusunu söylüyormuş” dediler. “Hakikaten zaman ve mekan yokmuş, hakikaten izafiymiş, biz yanlış söyledik” dediler. Bak Cenab-ı Allah diyor, “ilk yaratılışta bütün kainat bulut ve dumanlarla kaplıydı” diyor. Olur mu öyle diyor ya sonsuzdan beri böyleydi dünya diyor. Nereden çıkarıyorsunuz böyle şeyleri diyor.
Bak bilim 1400 yıl sonra dedi ki “dünyanın üzeri bulutlarla ve dumanlarla kaplıydı ilk başlangıcında” dediler. Kuran’ın dediğini tasdik ettiler. Kuran ne diyorsa mesela Kuran diyor ki yedi kattır gökyüzü diyor, 1400 yıl sonra “evet dediler gökyüzü yedi kat, doğru” dediler. Ne diyorsa doğru çıkıyor Kuran. MaşaAllah. “Artık sen Allah yolunda mücadele et diyor, kendinden başkasından yükümlü tutulmayacaksın.” Bu Mehdi (a.s)’a da bir hitaptır. “Müminleri hazırlayıp teşvik et.” Biz ne yapıyoruz sizleri şimdi, hazırlayıp teşvik ediyoruz Mehdi (a.s) öncüsü olarak. Hem hazırlıyoruz hemde diyoruz var gücünüzle gayret edin. Bütün Müslümanları teşvik ediyoruz. “Umulur ki Allah küfredenlerin ağır baskılarını geri püskürtür.” Darwinistlerin, materyalistlerin, ateistlerin ve bütün dünyada Müslümanlara zulüm yapanların ağır baskılarını Cenab-ı Allah umulur ki geri püskürtür diyor. “Allah kahredici baskısıyla diyor daha zorlu acı sonuçlandırmasıyla daha zorludur” diyor Allah. Bu Mehdi (a.s)’ın gücünü gösteriyor Allah. Mehdi (a.s)’da tecelli edecektir Cenab-ı Allah bu yönüyle. Ve bu yine dünya hakimiyeti ayetidir bu. “Müminleri hazırlayıp teşvik et.” Bu Mehdi (a.s)’nin bir özelliğidir. Peygamberimiz’e (sav) hitap etmekle beraber ayet, aynı zamanda Mehdi (a.s)’a işaret ediyor.
“Umulur ki Allah küfredenlerin, bütün dünyadaki küfredenlerin ağır baskılarını geri püskürtür.” Bu ahir zamanda olacaktır. Küfredenlerin ağır baskıları tamamen püskürtülecektir. “Allah kahredici baskısıyla daha zorlu,” Allah’ın kahredici baskısında bir vesile vardır. Kimdir bu, bu Mehdi (a.s)’dır ve Hz. İsa (a.s)’dır. Kahredici güçtür bunlar. Cenab-ı Allah’ın kahredici güçleridir. “Daha zorlu” diyor, Mehdi (a.s) daha zorludur deccaliyetten. “Acı sonuçlandırması da daha zorludur.” Çeşitli intikamlar alacağım diyor Allah, ahir zamanda. Ona da bak, “acı sonuçlandırmasıyla” diyor. Çok acı sonuçlar alacaklar diyor. Ekonomik krizler olur, felaketler olur, “birçok şeyle de küfre karşı Allah acı sonuçlandıracağım” diyor. Müminler de bu sevaba, berekete ve şehitliğe sebep olur, küfürde de acı sonuçlanmaya sebep olur. İnşaAllah. Evet. Müslümanlar samimi olacaklar, İslam’ın dünya hakimiyetini candan isteyecekler, istemeyen kişilere alim demeyecekler. Hak yolda mücadele edenlere, dünya hakimiyetini isteyen Müslümanlara karşı mücadele edip, bunlara inanmayacaklar. Değil mi? Mesela bak, bakıyorum internette bir adam şeytan gibi bir kafa yapmış kendisine, şeytan görüntüsünde, sürekli bizim aleyhimizde yazılar çıkartıyor adam. Kimi avanaklar da ona inanıyor. Mesela bakıyorum iman hakikatleri ile ilgili bir sayfa yapmış, kapatıyor onu.
Bak ahmağa bak ahmağa. Ya kardeşim sen orada iman hakikati anlatmışsın, Kuran’ı anlatmışsın. Niye kapatıyorsun onu sen? Bak bana zarar vereceğim diye Kuran’a saldırıyor ahmağa bak sen. Ya kardeşim bana saldır sen. Kuran’a niye saldırıyorsun? Değil mi? Sersem ahmak. Bana saldır, bana istediğini söyle sen, küfret bana vız gelir tırs gider. Niye Kuran’a iman hakikatlerine saldırıyorsun? Niye Darwinizm, materyalizm aleyhinde hazırlanmış siteleri ortadan kaldırmaya çalışıyorsun? Niye Kuran’ın güzel sözlerini, Peygamberimizin güzel sözlerini, değil mi Cenab-ı Allah’ın vahiyini ortadan kaldırmaya çalışıyorsun? Burada bir şeytaniyet var. Burada bir anormallik var. Güya bana zarar verecek. Bana zarar vermek istiyorsan bana saldır köpek. Kuran’a niye saldırıyorsun? Ve böyle iblislerinden oyununa geliyorlar. Yani bu da çok büyük bir akılsızlık. Ayrıca Müslümanlar diyor mu ki, biz çıkıp diyormuyuz ki ideal Müslümanız, kusursuz Müslümanız, haşa Peygamber gibiyiz, siz bize uyun diyor muyuz biz? Biz ne diyoruz? Biz, Allah’ın zavallı kullarıyız. Gariban kullarıyız, günahkarız, eksik yönlerimiz var, gece gündüz Allah’a dua ediyoruz, tevbe ediyoruz. Biz, bize uyun diyor muyuz? Biz Kuran’a uyun diyoruz. Kuran’a uyalım, Allah’ın vahyine uyalım diyoruz. Peygamberlere uyalım, sahabeye uyalım diyoruz. Örnek insanlar onlardır diyoruz. Değil mi?
Günahkar, hatalı, eksikli bir kul çıkıp da bana uyun der mi? Beni çürütünce kendilerince Kuran’a kendilerince zarar vereceklerini zannediyorlar. Bana bir şey yapamasın sen yani. Ne yapacaksın bana? En fazla ağzını bozarsın değil mi? En fazla şehit edersin, ne yapacaksın başka? Değil mi gazi yaparsın. Başka yapacağın bir şey yok. Bunların hepsi benim için şereftir. Ama buradaki bakın ince çizgiyi anlamıyor bir kısım kendine Müslüman diyen insanlar. Bir Müslüman çıkıp da “ben örneğim” diyemez. Bir Şeyh efendi bile diyemez. Biz ne diyebiliriz? Hz. Muhammed (sav)’e benzeyelim, Hz. İbrahim (a.s)’a benzeyelim, Hz. Musa (a.s)’a benzeyelim, Hz. İsa (a.s)’a benzeyelim. Peygamberlere benzeyelim. Sahabeye benzeyelim diyebiliriz ve biz onları örnek gösteriyoruz, kendimizi örnek göstermiyoruz. Ben kendimi örnek mi gösteriyorum sen bana saldırıyorsun değil mi? Hayır bana zaten saldırmasına ben bir şey demiyorum. Kuran’a saldırmalarına şaşırıyorum ben yani buna hayret ediyorum. Ve buna inanan ahmaklara şaşırıyorum.
Mesela ahir zamanı anlatan hadislerle ilgili bir site. Onu kapatıyor zarar vereceğiz diye. Veya arının hayatı anlatılıyor. Arının yaşantısı anlatılıyor, mucizeleri. O siteyi kapatıyor. Bize zarar verecek diye. Ahmak, arıyla benim ne işim var, ne alakam var yani o Allah’ın yarattığı bir mucize, bir güzellik. Ondan ne istiyorsun? Değil mi? Yani koy resmimi istediğin gibi küfret, istediğini söyle yani. Bana ne etkileyecek yani. Hıncını Kuran’dan ve iman hakikatlerinden almaları bir kısım Müslümanların, ahmaklık üstü ahmaklıktır. Ahirette bunun hesabını veremezler. Değil mi? Burada hikmet var mı? E, tabii ki var. Yani adamın Cehenneminin derinleşmesini takdir ediyor Allah belki de. Ona böyle bir yol açmış Cenab-ı Allah. Senin oradan kapamanla hizmet duruyor mu? Durmuyor. Bak demin sordum mesela 27 bin kişi var şu an izleyen, 27 bin küsür. Gece yarısı, saat kaç şu an?
ALTUĞ BERKER: İki buçuk.
ADNAN OKTAR: Daha yeni haber verdik. Herkesin işi gücü var. Bak gece yarısı seyrediyorlar. Düşün 27 bin çok yüksek bir miktar yani. 27 bin küsür yani. Elhamdülillah. MaşaAllah. Dolayısıyla Müslümanların akılcı bir çizgide Peygamberin (sav) talimatlarına göre hareket etmesi lazım. Ahir zamanda Peygamberimiz (sav) vefatından önce diyor ki “ben vefat edeceğim Allah’ın izniyle. Ben sonsuz yaşayacak bir varlık değilim. Ben sonluyum, her Allah’ın kulu gibi ben vefat edeceğim. Ben sizin imamınızım” diyor, “bütün ümmetin imamıyım. Şimdi Kıyamete kadar sizin imamınız olarak...” Peygamberimiz (sav) komutanımız değil mi? Bizim imamımız. “Kıyamete kadar sizin ne yapmanız gerektiğini, size emrediyorum” diyor Peygamber (sav). “Şu tarihte şunu yapacaksınız, bu tarihte bunu yapacaksınız, hicri 1400’lerde gemi patlayacak” diyor. Şu olaylar olacak; “Ay ve Güneş tutulmaları olacak. Afganistan işgal edilecek, benim evlatlarından Mehdi (a.s) gelecek, ona tabi olacaksınız. Mehdi (a.s) şöyle faaliyet yapacak, İstanbul’a gelecek” diyor. “Yer de belirtiyor Peygamberimiz (sav) bak bahane de yok. “İstanbul’a gelecek” diyor, “İstanbul’da şu kadar faaliyet yapacak” diyor. “Sonra arkasında Hz. İsa (a.s) gelecek, o da, ona tabi olacak” diyor. Binlerce, yüzlerce talimat vermiştir Paygamberimiz (sav), Kıyamete kadar imamlığı geçerliğidir. Biz onun emrine tabiyiz Peygamber efendimizin (sav). Peygamberin imamlığına itaat farzdır, yani onun emrini tutmak farzdır, kalk derse kalkarsın, otur der oturursun. Şimdi kendisinden sonra, ki hayatı istese anlatmayabilirdi, Cenab-ı Allah ona bildirmeyebilirdi. Ama diyor ki Cenab-ı Allah: “ Kıyamete kadar imamınız olarak ben ona her türlü bilgiyi verdim, onun emrine uyun diyor. “Allah.
ALTUĞ BERKER: Bir de Hocam bir ayeti kerimede, “O nefsinden konuşmaz” diyor Hocam ayette.
ADNAN OKTAR: Tabii “o hevasından konuşmaz” diyor değil mi? Şimdi verdiği talimatların hepsi farzdır, biz onun emrine tabiiyiz. Mehdi (a.s) de Peygamberin emir eridir, ona tabidir. O, ne diyorsa yapıyor, Hz. İsa (a.s) da Peygamber efendimize (sav) tabidir. O da ne diyorsa yapacaktır. Dolayısıyla Müslümanların şu an epey bir bölümü, Peygamberin (sav) talimatlarını dinlemiyorlar. Bakın Peygamber (sav) “Bu vaktin benim emrimin ne zaman yapılacağına dair ben size alametler söyleyeceğim diyor. Bu alametleri gördüğünüzde benim emirlerimi yapmaya başlayın” diyor. “Şu şu emirlerim var” diyor, bütün alametleri saymış. Adamlar “biz bunu kabul etmiyoruz diyorlar, biz ehl-i sünnetiz diyorlar, yani dinlemiyoruz” diyor. Onun hesabını verecekler. Dinlemeyince ne oluyor? Zaten dinlememeleri gerekiyor, ahir zamanda onların görevi dinlememeleridir. Yani ahir zamanda Mehdi (a.s)’ı az bir topluluk dinleyecektir, epey bir bölüm insan dinlemeyecektir. Hatta bak Bediüzzaman Said Nursi diyor ki Risale-i Nur külliyatı için: “Risale-i Nur’un diyor sahibi nur talebeleri değildir” diyor. Ya normal de nur talebeleri olması gerekmiyor mu? Risale-i Nur’un sahibi onlar değil diyor.
“Peki kimdir üstadımız?” diyoruz. Said Nursi’ye soruyoruz, “Mehdi ve talebeleridir gerçek sahibi” diyor. Bakın burada bile bir harika durum var. Bak nur talebeleri yine olmuyor. Mehdi ve talebeleri, bütün ağırlık onlarda. “Risale-i Nur’u Hazır bir program olarak neşr ve tatbik edecektir” diyor, “buradan da anlaşılıyor ki” diyor (Said Nursi Hazretleri) “ahir zamanda gelecek o eşhas” diyor yani Mehdi “Risale-i nuru hazır bir program olarak neşr ve tatbik edecektir” diyor. “O da Risale-i Nur’a uyacaktır diyor. Yani Kuran’a uyacak, Risale-i Nur’a uyacak, hadis-i şeriflere uyacak, İmam-ı Rabbani’nin eserlerinden istifade edecek, Darwinist-materyalist alimlerin eserlerinden istifade edecek ve İslam’ı dünyaya hakim edecek, vesile olacak. Ama “Risale-i Nur’un gerçek sahibi O’dur” diyor. Ahir zaman işte böyle bir vakittir. Peygamberin (sav) emirlerini insanlar tutmayacaklar, belirttiği halde, anlattığı halde ve alimim diyen sahtekarların peşine gidecekler. Peygamberin (sav) talimatının zıttı açıklamalar yapanların peşine gidecekler. Peygamber mesela “7000 yıldır ömrü”, bir tarih veriyor 7000 yıl, “5600 yılı da geçmiştir” diyor. Yani ne kadar kolaylık Peygamber’den. 1400 ile 1500 arasın da olduğu anlaşılıyor çok net. “Yok diyor oradan hesap çıkmaz” diyor. Binlerce insan da buna inanıyor, ya kardeşim Peygamber (sav) rakam veriyor. Bakın ‘7000 ve 5600’. Bu rakamlar niçin verilir? 5600 yılı geçmiştir niye denir yani? Hesap yapılsın diye verilir. 7000’den 5600’ü çıkart diye verilir. Bunun hesabını geri zekalı bir insan bile olsa, bunu yapar; çok kolay bir şeydir bu değil mi? Yaptığımızda 1400 ile 1500 arası olduğu anlaşılıyor. Bunu anlamamazlıktan geliyorlar. Niye anlamamazlıktan geliyorlar? Çünkü kaderleri öyle de onun için.
CİHAT GÜNDOĞDU: Hatta hadisi reddediyor.
ADNAN OKTAR: Hadisleri de bir anlamamazlıktan geliyor. Önce yok diyor, sonra var diyor. Değil mi? Bir de ona inananlar da oluyor. Mesela haşa huzurdan, neyse artık söylemeyeyim. Böyle akıl almaz bilgiler onlara öğretiyor. Akıl almaz şeyler yani Kuran’a, İslam’a tamamen zıt şeyler. Onun peşinden gidiyorlar. Evlilik üzerine, cinsel organının sağlığını nasıl sağlayabilir, işte diğer cinsel ilişkiyi nasıl yapabilirler, pilavı nasıl yiyebilir, kavunu neyin üstüne yemesi gerekir; sanki hayati hayati konular bunlarmış gibi. Bir de gösterdiği metotlar da akıl almayacak gibi. Yani ben anlatmaya haya ediyorum, burada izah etmeye ve bunu büyük bir huşu içinde dinleyip, bunları uyguluyor. Sen cinsel organının sağlığı ile ilgileneceğine, İslam’ın dünyaya hakimiyeti ile ilgilen. Değil mi? Acil olan bu, yani onunla ilgili konuları öğreniyor. Onunla ilgili karmakarışık Kuran’a, İslam’a zıt bilgiler öğreniyor; hakaretamiz şeyler öğreniyor, garip izahlar. Yani Kuran’ı tenzih ederim, Kurani her türlü izahı tenzih ederim. Dolayısıyla ana konulardan Müslümanları uzaklaştırıyorlar, ana hedeflerden uzaklaştırıyorlar ve bunu din ve Allah adına yapıyorlar. Bir kısmı da siyasi görüş nedeniyle oturup destekliyor böyle tipleri. Halbuki bak uğursuzluk ve bereketsizlik getirir. Yani bu kişilerin yüzünden koskoca davalar kaybedilmiştir. Yani “zarar verir” diyor, bereketsizlik getirir ve uğursuzluk getirir. Yani bir uğursuzluk ve bereketsizlik varsa bunun kökenini insan araştırmaz mı? Bu tip vakalardan oldu, birçok Müslümanın zor durumda kalmasının nedeni.
Sayın Adnan Oktar'ın 20 Ocak 2011 tarihli röportajından ahirette sorulması muhtemel Kuran ayetleri ile ilgili açıklamalar.
ADNAN OKTAR: Mesela bakın, Al-i İmran Suresi, 103’te Cenab-ı Allah, şeytandan Allah’a sığınırım; “Allah'ın ipine hepiniz sımsıkı sarılın. Dağılıp ayrılmayın.” Bana diyor ki arkadaş; “Ahir zamanda Mehdiyet’i anlatıyorsunuz, İslam’ı anlatıyorsunuz bize ahirette soracaklar mı?” diyor. Ona ahirette sorulacak soruları söylüyorum. Al-i İmran Suresi 103, “Allah'ın ipine hepiniz sımsıkı sarılın. Dağılıp ayrılmayın”. Adam oraya sallanarak gelecek, diyecek “Ben dağıldım ve Allah’ın ipine de sımsıkı sarılmadım” diyecek. Bu nedir? Bu bölünmüşlük işte, ayrılma. Anti-Mehdi hareket demektir. Bunun cevabını vereceksin. Veremezsen ne yapacaksın?
Al-i İmran Suresi 104, “Sizden; hayra çağıran, iyiliği (marufu) emreden ve kötülükten (münkerden) sakındıran bir topluluk bulunsun. Kurtuluşa erenler işte bunlardır.” Bu topluluk nedir? Hz. Mehdi (a.s) grubudur, Mehdiyet’tir. Böyle bir topluluğa yardım ettin mi sen? Allah bunu sorduğunda ne diyeceksin? Bak, diyor ki; “Hayra çağıran, iyiliği (marufu) emreden ve kötülükten (münkerden) sakındıran bir topluluk bulunsun.” “Bu topluluk beni ilgilendirmedi” dersen sen, ne olacak durumun ahirette? Al-i İmran Suresi, 105; “Kendilerine apaçık belgeler geldikten sonra, parçalanıp ayrılan ve anlaşmazlığa düşenler gibi olmayın.” Sen parçalanmışsın, ayrılmışsın; mezheplere, tarikatlara, tarikatlar içinde yine gruplara, gruplar içinde yine gruplara ayrılmışsın ve Müslümanlara yönelik nefret dolu ifadelerin var. Ağzına hiç sevgiyi almazsın, şefkati almazsın; dostluğu, kardeşliği almazsın; birlik, bütünlüğü almazsın. Böyle tiplere dikkat edin, hayatlarında sevgiden bahsetmezler. Bakın yazılarına, açın internetten, oradan buradan, gazetelere de bakabilirsiniz. Mesela 500 tane yazısı çıktıysa bir bakın, hangi yazısında sevgiden bahsetmiş, hangi yazısında şefkatten, merhametten, dostluktan, kardeşlikten, birlikten, beraberlikten, İttihad-ı İslam’dan, Türk-İslam Birliği’nden, İslam ahlakının dünya hakimiyetinden bahsetmiş. Bol bol dedikodu, laf sokma, ona buna iftira atsın, buğz etsin, tekvir etsin. Böyle şeyler olursa ahirette bunun hükmünün ne olacağını kendisi görür ahirette, inşaAllah.
Enfal Suresi, 39; bakın Cenab-ı Allah diyor ki, şeytandan Allah’a sığınırım; “Fitne kalmayıncaya ve dinin hepsi Allah'ın oluncaya kadar onlarla mücadele edin.” Bu Mehdiyet değil mi? Bak, “Fitne kalmayıncaya kadar”; fitne ne demek? İslam’ın, Kuran’ın ulaşmadığı, İslam ahlakının yaşanmadığı her yer fitnedir. Sevginin, merhametin, şefkatin olmadığı; terörün, anarşinin olduğu her yer fitnedir. “Ve dinin hepsi Allah’ın oluncaya kadar,” din her yönden dünyaya hakim oluncaya kadar onlarla mücadele edin” diyor. Sen yapıyor musun bunu? Yok. Bu ayet neyi anlatıyor? Mehdiyet’i anlatıyor. Sen diyorsun ki, “Mehdiyet’ten nerede bahsediyor?” İşte burada bahsediyor. O illa istiyor ki, falanca kişi Mehdi’dir diye Kuran’da yazsın istiyor. Böyle yazmaz. İslam aleminin lideri olan kişiye biz Mehdi (a.s) diyoruz. Ve o topluluğa, İslam’ı dünyaya hakim eden, vesile olan topluluğa Mehdiyet grubu diyoruz, Mehdi topluluğu diyoruz.
Şura Suresi, 13; “Dini (İslam’ı) dosdoğru ayakta tutun ve onda ayrılığa düşmeyin.” Mezheplere, cemaatlere, gruplara ayrılıp birbirinizle uğraşmayın. Birbirinizi tekfir etmeyin. Birbirinizle mücadele etmeyin. Birbirinizi sevin, dost olun. Yemeğinize gidin. İftarlara gidin. Kardeş olun, birbirinizin evine gidin, komşuluk edin, sohbet edin. Birbirinizi koruyup, kollayın. İyi günde, zor günde birbirinize destek olun. Ayetin anlamı bu.
Şura Suresi, 14; şeytandan Allah’a sığınırım, “Onlar, kendilerine ilim geldikten sonra,” yani Kuran’ın bilgisi, İttihad-ı İslam’ın önemi, Türk-İslam Birliği ile ilgili bütün bilgiler geldikten sonra, “yalnızca aralarındaki 'tecavüz ve haksızlık' dolayısıyla ayrılığa düştüler.” Enaniyet, gurur ve kibirden ayrılığa düşüyorlar. Allah bunu telin ediyor işte, Kuran’da. Bunun hesabını verecekler ahirette, bu ayetlerin.
Enfal Suresi, 46; “Çekişip birbirinize düşmeyin, çözülüp yılgınlaşırsınız, gücünüz gider.” Alevi, Sünni, Bektaşi, Vahhabi; birbirinize yönelip düşmanca bakış açınız olmasın. Birbirinizden nefret etmeyin. “Çekişip birbirinize düşmeyin, çözülüp yılgınlaşırsınız, gücünüz gider.” Şimdi çözülüp yılgınlaşmadılar mı? Çözülüp yılgınlaştılar. Güçleri gitmedi mi? Gitti. Bak, “Amerika’dan çekiniyoruz” diyorlar, “İsrail’den çekiniyoruz” diyorlar. Türk-İslam Birliği’ne yanaşmayan bayağı bir insan var. Bu ayetin hükmü ahirette sorulacak, inşaAllah.
Enfal Suresi, 73; “İnkâr edenler birbirlerinin velileridir”. Deccaliyet, deccal orduları birbirilerinin velileridir. “Eğer siz bunu yapmazsanız (birbirinize yardım etmez ve dost olmazsanız),” birbirinizi desteklemezseniz,”yeryüzünde bir fitne ve büyük bir bozgunculuk (fesat),” anarşi ve terör,”olur” diyor Allah. Sen bunu yapıyor musun? Yapmıyorsun. Yapana destek oluyor musun? Olmuyorsun.Bu ayetin de hesabını vereceksin, inşaAllah.
Şura Suresi, 39; “Ve haklarına tecavüz edildiği zaman,” Afganistan’a, Irak’a, Moro’ya, Çad’a saldırıldığında; küfür, tuğyan, dalalet Müslümanın ırzına, namusuna, dinine, imanına saldırdığı zaman, “birlik olup karşı koyanlardır” diyor. Sen birlik olup savundun mu? Olmadın. Birlik olmak için gayret ettin mi? Etmedin. İşte bu birlik olması için yapılan gayrete Mehdiyet diyoruz biz, Mehdilik hareketi deniyor, inşaAllah. Birlik olup karşı koyuyorsan başında bir lider olur. Topluca karşılık verirsen ilimle, bilgiyle, akılla, sevgiyle, bunun adına biz Mehdiyet diyoruz.
Saff Suresi, 4; “Şüphesiz Allah, Kendi yolunda, sanki birbirlerine kenetlenmiş bir bina gibi,” binalar var ya, birbirine yapışık binalar,”saf bağlayarak mücadele edenleri Allah sever” diyor. Sen bunu yapıyor musun? Yok. Sen internet sayfalarından, oradan buradan, kudurmuş gibi Müslümanlara saldıracaksın, iftira atacaksın, hakaret edeceksin, tekfir edeceksin, İttihad-ı İslam’a karşı olacaksın, Türk-İslam Birliği’ne karşı olacaksın, Mehdiyet’e karşı olacaksın. Sonra da kendini doğru yolda zannediyorsun. Kuran’ın bu hükmüne giriyorsun. Ahirette bu hükmü açıklamak durumunda kalacaksın. Tabii açıklayabilirsen.
En’am Suresi, 159; “Gerçek şu ki, dinlerini parça parça edip kendileri de gruplaşanlar, sen hiçbir şeyde onlardan değilsin. Onların işi ancak Allah'adır. Sonra O, işlemekte olduklarını kendilerine haber verecektir.” Bak, “Gerçek şu ki, dinlerini parça parça edip,” adam parça parça etmemiş mi dinini? Kendileri de gruplaşmamış mı? “Kendileri de gruplaşanlar” diyor. “Sen hiçbir şeyde onlardan değilsin.” İşte burada Mehdi (a.s)’a hitap var. Mehdi (a.s) çünkü gruplaşmayı ve dinin parça parça olmasını kabul etmiyor. Mehdi cemaati ve Mehdi (a.s) kabul etmez. Biz de kabul etmiyoruz Mehdiyet grubu olarak, çünkü biz de Mehdi (a.s) talebesiyiz. Ben de Mehdi (a.s) talebesiyim ve kabul etmiyorum. Tabii şu an zaruri olarak mezhepler var. Ama Mehdi (a.s.) çıktığında mezhepler kalkıyor, gruplar kalkar. Cemaatler, tarikatlar olmaz. Bütün Müslümanlar, hepsi ittifak halinde olacaklar. Bütün Türklük alemi, bütün İslam alemi bir bütün; blok, bütün olacak, inşaAllah.
Al-i İmran Suresi, 104. O kadar çok ayet var ki; “Sizden; hayra çağıran, iyiliği (marufu) emreden ve kötülükten (münkerden) sakındıran bir topluluk bulunsun. Kurtuluşa erenler işte bunlardır.” İşte bu Mehdi cemaatidir, inşaAllah.
“Size ne oluyor ki, Allah yolunda ve: “Rabbimiz, bizi halkı zalim olan bu ülkeden çıkar” mesela Afganistan, Irak, “Bize Katı’ndan bir veli (koruyucu sahip) gönder, bize Katı’ndan bir yardım eden yolla.” Bu nedir? Mehdi (a.s.), Mehdi (a.s.) beklentisi işte, Kuran’da açık açık geçiyor. “Katı’ndan bir veli” nedir? Koruyucu, sahip; ‘Sahib-i Zaman’ değil mi Mehdi (a.s)’ın lakabı? “...gönder. Bize Katı’ndan bir yardım eden yolla.” Nedir bu, Müslümanların lider istemesinin sebebi? İşte Mehdi (a.s)’ı beklemeleri. “…diyen erkekler, kadınlar ve çocuklardan zayıf bırakılmışlar adına niye mücadele etmiyorsunuz?” diyor Allah; Nisa Suresi, 75’te.
Nisa Suresi, 76; “İman edenler Allah yolunda mücadele ederler; inkar edenler ise tağut yolunda mücadele ederler. Öyleyse şeytanın” deccalin “dostlarıyla mücadele edin. Hiç şüphesiz, şeytanın,” deccaliyetin, “hileli-düzeni pek zayıftır” diyor Allah. Darwinizm, materyalizm gibi pek zayıf, vurdun mu gidiyorlar.
Nisa Suresi, 84; “Artık sen Allah yolunda mücadele et, kendinden başkasıyla yükümlü tutulmayacaksın. Mü'minleri hazırlayıp-teşvik et.” Ben ne yapıyorum? Müminleri hazırlayıp teşvik ediyorum. İttihad-ı İslam’a, Türk-İslam Birliği’ne. Demek ki bu Allah’ın hükmü. “Mü'minleri hazırlayıp-teşvik et. Umulur ki Allah, küfredenlerin,” materyalist, Darwinist, ateist düşüncenin, “ağır-baskılarını,” televizyonlardan, radyolarda, internetten yaptıkları; müşriklerin, münafıkların, yobazların, “ağır-baskılarını geri püskürtür. Allah, 'kahredici baskısıyla' daha zorlu, acı sonuçlandırmasıyla da daha zorludur.” Yani Mehdiyet’i yenmenin imkanı olmadığını söylüyor Allah.