Şura Suresi, 12-13, 15 Ayetlerinin Tefsiri

 

Sayın Adnan Oktar’ın 2 Mayıs 2014 tarihli sohbetinden Şura Suresi ile ilgili açıklamalar.

 

ADNAN OKTAR: Mesela bak müteşabih ayet. Şura Suresi, 12. “Göklerin ve yerin anahtarları O'nundur. ” Anahtar deyince bildiğimiz klasik anahtar değil. Teşbihtir bu. Bazı yobaz takımı yok diyor, anahtar deyince klasik anahtar, bildiğin anahtar diyor. Değil. Teşbih. Aslan gibi adam deyince yeleli falan birisi çıkmaz. İriyarı anlamındadır, tabii.

Şeytandan Allah'a sığınırım. “O: "Dini dosdoğru ayakta tutun ve onda ayrılığa düşmeyin"”  Dosdoğru ayakta tutun ne demek? Ayrılığa düşmeyin. Kuran'a tam uyun. İlave yapmayın, çıkarma yapmayın. Ayrılığa düşme nedir? Mezheplere ayrılmayın. Ayrı ayrı dinler çıkarmayın. Bak “Senin kendilerini çağırdığın şey, müşriklere ağır geldi.” diyor. Kuran'a uyun dendiği için. Bakıyorlar namaz kolay, abdest kolay. Diyorlar; “nasıl din böyle?”. “Böyle din mi olur?” diyorlar. “Museviler’i görmüyor musun? Ne kadar zor o din” diyor. “Diğer dinler ne kadar zor. Nasıl oluyor böyle? Böyle din mi olur?” diyor. Ağır geldi dediği bu. “Allah, dilediğini buna seçer ve içten Kendisi'ne yöneleni hidayete erdirir.” İçten ne demek? Samimi. Samimiyet çok önemli. Nasıl önemli? Tek kurtuluş yolu. Allah katında en iyi olanınız en takva olanınız diyor. Takva olmak için de ana şartı samimiyet olarak belirtiyor Cenab-ı Allah. (Şura Suresi, 13) “Emrolunduğun gibi doğru bir istikamet tuttur.” Dosdoğru hep, işte dosdoğru yol Kuran. “Onların heva (istek ve tutku)larına uyma.” Yani yobazların sözlerine göre hareket etme. Onların hevalarına, isteklerine göre hareket olmaz. “Ve de ki: Allah'ın indirdiği her kitaba inandım.” Tevrat'a, Zebur'a, İncil'e, hepsine inandım. “Aranızda adaletli davranmakla emrolundum.” Vicdanlı, adaletli davranmak. “Allah, bizim de Rabbimiz, sizin de Rabbinizdir. ” Hıristiyanların, Musevilerin, hepimizin Allah'ı bir diyor ayette. “Bizim amellerimiz bizim, sizin amelleriniz sizindir.” Baskı yok dinde. “Bizimle aranızda 'deliller getirerek tartışma (ya, huccete gerek)' yoktur.” diyor Allah. Hıristiyanlar’la tartışmayın diyor Allah. Musevilerle tartışmayın. “Allah bizi bir araya getirip-toplayacaktır. Dönüş O'nadır."” (Şura Suresi, 15)

 


Doğru yolu bulmanın sırları

 

Yeryüzündeki hemen her insanın kendisine göre doğru ve yanlışları bulunur. Her birinin doğrularını tespit etmedeki kaynağı ise farklıdır. Kimi okuduğu bir kitabı, kimi çevresinde gördüğü bir insanı, kimi bir politikacıyı, kimi ise bir felsefeciyi kendisine rehber edinir. Oysa en doğru ve insanı kurtuluşa kavuşturacak tek yol Allah'ın insanlar için belirlediği dindir. Ve bu yolda insanın tek hedefi Allah'ın hoşnutluğunu, rahmetini ve cennetini kazanmaktır. Diğer yollar, insanlara ne kadar süslü, çekici gibi görünse de, bu aldatıcıdır. Hepsi insanları dünyada ve ahirette sonsuza kadar devam edecek bir yıkıma, ümitsizliğe, mutsuzluğa ve acı bir azaba sürükler.

Kimlerin doğru yola iletildikleri ise Kuran'da bildirilen sırlardır. Bunlara uyanlar, Allah'ın doğru yoluna ileterek, cennetinde ağırladığı kullardır.


Kesin bilgi ile iman etmek

Herşeyden önce kişinin doğru yola iletilmesi için iman etmesi gerekir. Eğer bir insan göklerin yerin ve ikisi arasındakilerin tek sahibi ve yaratıcısının Allah olduğuna ve dünyada var olma amacının Allah'a kulluk etmek olduğuna iman edip, hayatı boyunca Allah'ın rızasını ararsa, Allah onu doğru yola iletir. Allah'a, ahirete ve Kuran'a imanın ise kesin bir iman olması gerekir. Bazı insanlar, her ne kadar iman ettiklerini söyleseler de, imanlarında şüphe veya zayıflık olabilmektedir. Böyle insanlar, inkarcılarla birlikte olduklarında onların etkisine girip din ahlakını yaşamakta kolaylıkla zayıflık gösterebilmekte, Allah'a ve dine karşı bir tutum sergileyebilmektedirler. Oysa, Allah'ın doğru yola ilettiği kullarının imanı kesin ve şüphesizdir:

(Bir de) Kendilerine ilim verilenlerin, bunun (Kur'an'ın) hiç tartışmasız Rablerinden olan bir gerçek olduğunu bilmeleri için; böylelikle ona iman etsinler ve kalpleri ona tatmin bulmuş olarak bağlansın. Şüphesiz Allah, iman edenleri dosdoğru yola yöneltir. (Hac Suresi, 54)


Tam bir teslimiyetle Allah'a yönelmek

İman edenlerin tam bir teslimiyetle Allah'a yönelmeleri, Allah'a kalpleri tatmin bulmuş olarak bağlanmaları da doğru yola iletilmenin sırrıdır. Allah'a iman eden ve ahiretten korkan bir müminin dünyaya yönelik bir hırsı yoktur. Tek amacı Allah'ı razı etmektir. Bu sebeple, bir mümin her tutum ve davranışında Allah'a yönelir, Allah'ın kendisini denediğini bilerek, her olayda Allah'ın kendisi için yazdığı kadere tabi olur. Allah Kendisi'ne teslim olanların doğru yola iletileceğini şu şekilde bildirmiştir:


Allah'ın ayetleri size okunuyorken ve O'nun elçisi içinizdeyken nasıl oluyor da inkar ediyorsunuz? Kim Allah'a sımsıkı tutunursa, artık elbette o, dosdoğru olan bir yola iletilmiştir. (Al-i İmran Suresi, 101)

O: "Dini dosdoğru ayakta tutun ve onda ayrılığa düşmeyin" diye dinden Nuh'a vasiyet ettiğini ve sana vahyettiğimizi, İbrahim'e, Musa'ya ve İsa'ya vasiyet ettiğimizi sizin için de teşri' etti (bir şeriat kıldı). Senin kendilerini çağırdığın şey, müşriklere ağır geldi. Allah, dilediğini buna seçer ve içten Kendisi'ne yöneleni hidayete erdirir. (Şura Suresi, 13)


Verilen öğütleri yerine getirmek

Allah'ın doğru yola iletilmek isteyen kullarına bir diğer emri ise şu şekildedir:


... Onlar, kendilerine verilen öğüdü yerine getirselerdi, bu şüphesiz onlar için hayırlı ve daha sağlam olurdu. Biz de onlara, o zaman yanımızdan büyük bir ecir verirdik. Ve onları mutlaka dosdoğru yola yöneltip-iletirdik. (Nisa Suresi, 66-68)


Allah'tan korkan müminler sürekli olarak hatalarından arınmak ve Allah'ın en çok razı olacağı ahlaka ulaşmak için çalışırlar. Ancak, elbette hatalardan hızla arınmak ve doğru yola iletilmek için kişinin tevazulu olması gerekir. Tevazulu ve arınmayı isteyen bir insan başta Allah'ın emirlerini tam olarak yerine getirir. Ayrıca salih müminler birbirlerinin velileridir. Birbirlerine iyiliği emreder, kötülükten men ederler. Bu sebeple, müminlerin birbirlerinin verdiği öğütlere karşı da tevazulu olması, bir hatayı mümin bir kardeşinin kendisine söylemesinin ahireti için büyük bir nimet olduğunu bilerek söz dinlemesi gerekir. Kendisine verilen öğütleri tutan bir insan hızla hatalarından arınacak ve Allah'ın ayette bildirdiği gibi, doğru yola ulaşacaktır. Allah, şeytana uymaktan kaçınan, kendisini Kuran'a ve güzel ahlaka çağıran kişilere tabi olan kullarına şöyle müjde vermektedir:

Tağuta kulluk etmekten kaçınan ve Allah'a içten yönelenler ise; onlar için bir müjde vardır, öyleyse kullarıma müjde ver. Ki onlar, sözü işitirler ve en güzeline uyarlar. İşte onlar, Allah'ın kendilerini hidayete erdirdiği kimselerdir ve onlar, temiz akıl sahipleridir. (Zümer Suresi, 17-18)

 


Şura Suresi, 13. Ayetinin Tefsiri

(Mezheplere, cemaatlere bölünmek haramdır, birleşme olmadığı müddetçe Müslümanlara günah yazılır)

 

ADNAN OKTAR’IN A9 TV’DEKİ CANLI SOHBETİ (12 ARALIK 2011; 22:00)

ADNAN OKTAR: Bakın, Allah diyor ki, Şura Suresi, 13; “Senin kendilerini çağırdığın şey” Kuran’a çağırıyor ya, “müşriklere ağır geldi” diyor ağır. Ne diyorlar yine müşrikler, Cenab-ı Allah söylüyor, Şura Suresi 13’te, “O dini dosdoğru ayakta tutun ve onda ayrılığa düşmeyin.” Düşmüşler mi ayrılığa? Düşmüşler. Bu haram devam ediyor mu şu an? Ediyor. Bu haramın her saniye günahını alıyorlar mı Müslümanlar üstüne? Alıyorlar. Birleşme olmadığı sürece bu haram devam edecek. Her saniye, her dakika günah yazılır Müslümanlara, birleşme olmadığı müddetçe. “Onda ayrılığa düşmeyin” diyor; düşmüş. Devam ediyor, her on dakikada, her yirmi dakikada bir sürekli günaha girmiş oluyorlar.

ADNAN OKTAR’IN A9 TV’DEKİ CANLI SOHBETİ (3 KASIM 2011; 20:00)

ADNAN OKTAR: Bakın, Şura Suresi, 13, şeytandan Allah’a sığınırım, “O dini dosdoğru ayakta tutun.” İslam’ı dosdoğru ayakta tutun, İttihad-ı İslam olsun İslam’ın hükümleri tam yaşansın, “ve onda ayrılığa düşmeyin”, mezheplere, cemaatlere bölünmeyin, “diye dinden Nuh’a vasiyet ettiğini ve sana vahyettiğimizi” Peygamberimiz (s.a.v.)’e hitap ediyor Cenab-ı Allah, “sana vahyettiğimizi İbrahim’e, Musa’ya ve İsa’ya vasiyet ettiğimizi sizin için de teşri etti” bir şeriat kıldı, bir hüküm hükmullah haline getirdi, “senin kendilerini çağırdığın şey müşriklere” yobaz takımına “ağır geldi” diyor Allah. “Allah dilediğini buna seçer ve içten kendisine yöneleni hidayete erdirir.” İşte bunlar da Hz. Mehdi (a.s) cemaatidir, inşaAllah.

 


Şura Suresi, 13-15, 24 Ayetlerinin Tefsiri

 

Sayın Adnan Oktar'ın 11 Ocak 2010 tarihli röportajından Şura Suresi ile ilgili açıklamalar.

 

ADNAN OKTAR: ‘’Şu halde sen’’ Şura Suresi, şeytandan Allah’a sığınırım. ‘’Şu halde, sen bundan dolayı davet et ve emrolunduğun gibi dosdoğru bir istikamet tuttur. ‘’ Doğru yolda hiç şaşmadan devam et. ‘’Onların hevalarına uyma’’ yani istek ve tutkularına, yapmacık düşüncelerine uyma, Kuran’a uymayan düşüncelerine uyma. ‘’Ve deki; Allah’ın indirdiği her kitaba inandım. ’’ Tevrat’a da, İncil’e de, Kuran’a da hepsine inandım. ‘’ Aranızda adaletli davranılmakla emrolundum. ‘’ Adalet; Hz. Mehdi’nin bir özelliği… Ve yine Hz. Mehdi’nin bir özelliğidir, her kitaba inanır Mehdi. Tevrat’a da, İncil’e de ama Tevrat’ın gerçeğine, İncil’in gerçeğine değil mi? Ve Kuran’a tabiidir Hz. Mehdi. Geldiği vakit ne yapacak? Tevrat’ın aslı ile Musevilere, İncil’in aslı ile Hıristiyanlara hitap edecek. Ayet buna işaret ediyor aynı zamanda. Bak; ‘’aranızda adaletli davranmakla emrolundum’’ Hz. Mehdi’nin en birinci özelliği adalettir. Kan akıtmayacak, uyuyan kişiyi uyandırmayacak. ‘’Allah bizim de Rabbimiz, sizin de Rabbinizdir’’ Bakın Müslümanların da Rabbi, Hıristiyanların da, Musevilerin de Rabbidir. Hepimizin Allah’ı diyecek. ‘’Bizim amellerimiz bizim, sizin amelleriniz sizindir’’ Biz Allah rızası için ibadet ediyoruz, siz de Allah rızası için ibadet ediyorsunuz. Allah nasıl takdir ederse biz bilemeyiz. Ahirette karşılanacaksınız diyecek inşaAllah. ‘’Bizimle aranızda deliller getirerek, tartışmaya gerek yoktur. ’’ Demek ne yapacağız? Hıristiyanlarla, Musevilerle oturup tartışmamıza gerek yok. Bak diyor ki Allah; ‘’ Bizimle aranızda deliller getirerek, tartışmaya gerek yoktur. ’’ tartışmayalım diyor. ‘’Allah bizi bir araya getirip toplayacaktır, dönüş O’nadır. ’’ İlk başta Mehdi ( as) onlara İncil’le davranıyor ve Tevrat’ın gerçeği ile…

Hz. Mesih geldiğinde hepsi Müslüman oluyorlar. O zaman zaten tartışma da yok, inşaAllah ama ondan önceki safhada Allah ‘’tartışmayın’’diyor ‘’deliller getirerek tartışmayın. ’’ Sadece anlatın, hakkı, doğruyu anlatın. Allah’ın birliğini anlatın. Onları kendi haline bırakın. Ne yaparlarsa kendileri bilir artık inşaAllah. . . 13. Ayet; ‘’O dini dosdoğru ayakta tutun ve onda ayrılığa düşmeyin’’ bu ayrılığa düşmeyi işte ortadan kaldıracak Hz. Mehdi, bütün mezhepleri kaldıracak ve İslam’ı sahabe dönemindeki gibi yapacak, Resulullah dönemindeki gibi olacak. Hz. Ebu Bekir ve Hz. Ömer’e hitap neydi? Halifeti Resulullah, ilk halifelerin hepsine o şekilde hitap edilmiştir. Hz. Mehdi’ye Peygamberimiz diyor ki; ‘’ Ona yapılacak hitap böyle değildir ‘’diyor Resulullah. ‘’Benden sonraki halifeler ‘Halifeti Resulullah’ diye anılacak’’ diyor. ’’ Ama o Allah’ın halifesidir’’diyor. ‘’Halifetullah’tır’’diyor Hz. Mehdi için. Bir tek ona mahsus. ‘’Hz. Ebu Bekir ve Ömer ona üstün olamaz’’ diyor Resulullah (SAV)… Hatta ‘’birçok Peygamberlerden daha üstün olacaktır Hz. Mehdi’’ diyor. Peygamberimizin (SAV) açık ifadesi Resulullahın. ‘’ O dini dosdoğru ayakta tutun ve onda ayrılığa düşmeyin. ’’ ‘Bak ’Dosdoğru ayakta tutun’’ nasıl oluyor bu? Sahabe dönemi… ‘’Ve ayrılığa düşmeyin’’ Ama diyor ki Allah arkasından; ‘’Senin kendilerini çağırdığın şey müşriklere ağır geldi’’ adam alışmış şirk koşmaya, alışmış dinde bidatler getirmeye, anormal inançlara, şirke… Onlara ağır geldi diyor, kaldıramayacaklar. Bakın ‘‘Kitaba mirasçı olanlar ise, herhalde ona karşı kuşku verici bir tereddüt içindedirler.’’ Kuran konusunda şüphe içindeler, ehli kitap. Kitaba mirasçılar, Tevrat’ı almışlar ama tahrif olmuş. İnşaAllah o tahrif de kaldırılacaktır, Tevrat’ın gerçeği bulunacaktır. Hz. Mehdi tarafından bulunacaktır. Tevrat’ın aslı ve İncil’in aslı. Antakya’da ki mağarada, başka Teberriye Gölü’nün çamur dolu tabakalarının alt kısmında. Altınla kaplanmış bir sandık içerisinde. Mum ve altınla kaplanmış içi, açıldığında orijinal olarak görülecek. Neden altın? Altın çürümez, asitten etkilenmez, binlerce sene kalır hiçbir şey olmaz inşaAllah. Terütaze olarak sandık açılacak, inşaAllah Allah’ın izniyle.

SUNUCU: Tevratla İncil değişmiş Kuran’ı Kerim değişmemiş mi?

ADNAN OKTAR: Evet değiştirilmedi. Tevrat ve İncil’in değiştirildiği çok açık görülüyor. Zaten İncil; dört tane kitap var. Dört ayrı kitap… 

OKTAR BABUNA: Daha fazlaydı dörde indirmişler sonra.

ADNAN OKTAR: Tabii, dörde indirmişler. Bir de en vahimi teslis inancı eklenmiş. Yani üçleme. Hz. İsa’yı Allah olarak görüyorlar ( Haşa). Allah diyor ki ’’gökler neredeyse parçalanacaktı bu sözlerinden dolayı’’ diyor Allah. Hz. İsa’ya soruyor Allah Ahirette; ‘insanlara, beni ve annemi Allah'ı bırakarak iki ilah edinin, diye sen mi söyledin? " diyor ‘’ ya Rabbi sen bilmişsindir Hâşâ ben öyle bir şey demem’’ diyor. ‘’Allah’ın birliğini savundum, senin birliğini söyledim’’ diyor, inşaAllah.

SUNUCU: Değiştirildiği kanıtlanmış mı? 

ADNAN OKTAR: Her yerinden anlaşılıyor. Bir tane, iki tane, üç tane, dört tane delille değil. Hz. İsa (a.s) Allah’ a dua ediyor. Allah kendine dua eder mi?  

OKTAR BABUNA: Haşa… 

ADNAN OKTAR: Hz. İsa (a.s) yemek yiyor, banyoya gidiyor. Yani doğal ihtiyaçları var. Allah’ da böyle bir şey olur mu, haşa?  

OKTAR BABUNA: Tabii ki haşa, olmaz.

ADNAN OKTAR: Uyuyor, uykusu geliyor, acıkıyor insan bu. Ve sürekli Allah’ın birliğinden bahsediyor Hz. İsa (a.s). Tevrat’tan İncil’den bahsediyor. Buna rağmen teslis inancı var. Ve bu yüzden Hıristiyan ülkelerde dinsizlik acayip yaygın, yoksa çok büyük bir bölümü onların dindar Hıristiyan olurdu. Nasıl inansın adam, delikanlı çocuk? Üniversite genci.

OKTAR BABUNA: Mantıklı gelmiyor.

ADNAN OKTAR: Yemek yiyen, uyuyan bir insana, banyoya giden bir insana nasıl Allah desin? 

SUNUCU: Onlar bu durumda Cehenneme mi gidecek yani? 

ADNAN OKTAR: Şöyle, eğer Kuran’ı incelemediyse, Kuran’dan haberi yoksa Fetret Ehli’dir. Cübbeli diyor ki ‘’Fetret Ehli nasıl olur ? ’’diyor. Resullulah nasıl Fetret Ehli oldu? Hz. İsa’dan hemen biraz sonra geldi Peygamber Efendimiz (sav) değil mi? Hz. İsa (a.s)’ın ayaktaydı dini. Buna rağmen Fetret Ehliydi o. Eğer Resulullah (sav) Hz. İbrahim’in dini bakiyesiyle yaşadı. Bakiye dini ile yaşadı. Vahiy gelmeden, Peygamberlik görevi almadan vefat etseydi, ne olacaktı? Cehenneme mi gidecekti, haşa? Cennete gidecekti. O zaman, demek ki, Fetret Ehli var. Dolayısıyla Hıristiyanlar da eğer Kuran’a ulaşamadıysa, Kuran hakkında bilgileri yoksa, Cehenneme giderler, diyemeyiz. Samimi olarak eğer kendi dinine inanıyorsa ki eğer akılcı bakarsa tek Allah’ın olduğunu İncil’den anlar. Değil mi? Şu anda tahrif olmuş İncil’den de anlar. Namaz’ın olduğu zaten İncil’de açık görülüyor. Namazlarını kılar, zekât verir, helale harama dikkat eder. İnşaAllah, umulur çok samimi ise, Cennete gitmesi umulur. Kuran’dan da haberi yoksa, bilgisi yoksa Fetret Ehli olmuş olur. Ama Kuran’ı bilip de bir insanın Müslüman olmaması, ben samimi olarak söylüyorum… 

SUNUCU: Okumamıştır belki.

ADNAN OKTAR: Onu söylüyorum işte okumadıysa Fetret Ehlidir. Samimi ise ve İncil’in içindeki Kuran’a uygun hususları da uygularsa… Uyguluyorsa çünkü birçok Hıristiyan var namaz kılan. Resimleri var bizde ben göstereyim. Museviler de namaz kılıyor. Normal, kıyam, rükû, secde… Bildiğimiz gibi namaz kılıyor. Buraya gelen Abraham’dı değil mi? Geldi beraber camide namaz kıldılar.  

OKTAR BABUNA: Sultan Ahmet Camii’de namaz kıldık.

ADNAN OKTAR: Kendi inancına göre o, Musevilik’te var namaz, kılıyor. Müslümanlarla birlikte namaz kıldı. Yani bunu yapıyorsa, zekâtını veriyorsa, helale harama dikkat ediyorsa, Allah’ın birliğine inanıyorsa ve samimiyse, umulur.

SUNUCU: Ama bunu yapan insan sayısı azdır bence? Çünkü küçüklükten beri artık kafasında bir şey kurulmuş, bir şeye inanmış. Herkesten beklenemez ki o davranış.

ADNAN OKTAR: Evet Allah Cennete gidecekleri zaten yaratmış, Cehenneme gidecekleri de yaratmıştır ama Allah diyor ki ’’Size Allah zulmedip de ne yapsın’’ diyor Allah. Ben zulmetmek yanlısı değilim diyor Allah. Zulmetmekten hoşlanıyor değilim diyor Allah. Buna da ihtiyacım yok diyor Allah. Ben sizin iyi olmanızı istiyorum diyor Allah. Bana iman etmenizi, beni sevmenizi, Cennete gitmenizi istiyorum diyor Allah. Ben ne yapayım sizi Cehenneme koyup da… Özetle bu anlamda söylüyor ayette. Allah size ne yapsın diyor size azap edip de değil mi? Ayet var… 

OKTAR BABUNA: Allah ‘’İman edip şükrederseniz, Allah azabınızla ne yapsın’’diyor inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Mesela; Hıristiyanlık da tasaffi vardır. Cübbeli yine burada da cahillik ediyor. Nereden çıkarttı Said Nursi bunu, diyor. Kuran’dan çıkarıyor, ayet var. ‘’ gelin’’ diyor Cenab-ı Allah ‘’bir sözde anlaşalım, Allah birdir diyelim’’ diyor, ayet var Hıristiyanlara, değil mi? Demek ki bu geçerli bir şey ki Allah bu tasaffi, yani tahrifattan kurtulma bir esas ki, Kuran bunu söylüyor. “Nereden çıkarttı? ” diyor. Said Nursi durduk yere bunu söyler mi? Büyük âlim, müceddid. Daha iki günlük cahil insan oturup ortaya nereden çıkardı diyor. Sen Kuran’ı okudun mu? Bu ayetlere o gözle bir baktın mı? Said Nursi Kuran’ı su gibi ezberden bilen bir insan, müceddid ve bütün hadisleri ezberden biliyor. Değil mi? Bak diyor ki ayette: “Allah batılı yok edip ortadan kaldırır.” Batıl nedir? Darwinizm, materyalizm, ateizm. “ve Kendi kelimeleriyle” Kuran’la “hakkı hak olarak pekiştirir. ” Yani perçinler, tam oturtturur ve mükemmel hale getirir. Ebcedi kaç? 2014. Açsın baksınlar. 24. ayet. Şura Suresi, evet. “Yoksa onlar: “Allah’a karşı yalan uydurdu” mu diyorlar? ” bak ayette. “Oysa eğer Allah dilerse senin de kalbini mühürler. ” diyor Peygamber Efendimize Cenab-ı Allah. “Allah, batılı yok edip-ortadan kaldırır ve Kendi kelimeleriyle hakkı hak olarak pekiştirir (gerçekleştirir). Çünkü O, sinelerin özünde olanı bilendir. ” Kalplerinizde ne varsa ben bilirim diyor Allah. Ama bakın buradaki ayet: “Allah batılı yok edip-ortadan kaldırır ve Kendi kelimeleriyle hakkı hak olarak pekiştirir. ” Baksınlar, bu ayet 2014’ü veriyor. İnşaAllah.

 


Şura Suresi, 13. Ayetinin Tefsiri

 

Sayın Adnan Oktar'ın 16 Nisan 2010 tarihli röportajından Şura Suresi ile ilgili açıklamalar.

 

ADNAN OKTAR: “O: "Dini dosdoğru ayakta tutun ve onda ayrılığa düşmeyin" diye dinden Nuh'a vasiyet ettiğini ve sana vahyettiğimizi,” şeytandan Allah’a sığınıyorum. “İbrahim'e, Musa'ya ve İsa'ya vasiyet ettiğimizi sizin için de teşri' etti (bir şeriat kıldı). Senin kendilerini çağırdığın şey, müşriklere ağır geldi. Allah, dilediğini buna seçer ve içten kendisine yöneleni hidayete erdirir”,Şuara Suresi, 13. Tabii ki, hepsi Hak dindir. Hepsi İslam dinidir; Hz. İbrahim (a.s.)’e gelen de, Hz. Musa (a.s.)’ya gelen de, Hz. İsa (a.s.)’ya gelen de. Ama mesela biz Hz. İbrahim (a.s.) zamanında olsaydık, Hz. İbrahim (a.s.)’in dinine mensup olurduk. Ama Hz. İbrahim (a.s.)’in dinindeyken Hz. Musa (a.s.) geldiğinde, Hz. Musa (a.s.)’nın şeriatına uymak durumundayız, yani yeni bir şeriat gelmiş çünkü yeni bir din gelmiş, ona uyacağız. Ama gene İbrahimi oluruz, yani ondan bir kopmamız olmaz. Hz. Musa (a.s.)’nın cemaatindeyken, onun dinindeyken, Museviyken de Hz. İsa (a.s.) geldiğinde de, İsevi oluruz. Yani gene Museviliğimiz gene devam eder, kaybolmaz. Hz. İsa (a.s.)’ya tabiyken de, Hz. Muhammed (s.a.v.) geldiğinde Sallallahu Aleyhi ve Sellem, Muhammedi oluruz. İbrahimilik, Museviliğimiz, İseviliğimiz yine devam eder, kalkmaz. Ama din ve şeriat olarak Kuran’a tam tabi olmuş oluruz. Mesela biz şimdi Hz. İsa (a.s.) ile ilgili ayetler okuyoruz, o yönüyle İseviyiz. Hz. Musa (a.s.) ile ilgili, yani yüzün üzerinde ayet var Kuran’da, o yönüyle Musevi’yiz. Hz. İbrahim (a.s.) ile ilgili ayetler var, İbrahimiyiz. Hz. Nuh (a.s.) ile ilgili ayetler var, Nuhiyiz. Dolayısı ile bütün Peygamberlere uymuş oluyoruz. Ama şeriat olarak, yol olarak Kuran’a tabiyiz tabii ki, inşaAllah. Çünkü son Kitap, herkes Kuran’a tabi olmak durumunda, inşaAllah.

 


Şura Suresi, 13. Ayetinin Tefsiri

 

Sayın Adnan Oktar'ın 15 Haziran 2010 tarihli röportajından Şura Suresi ile ilgili açıklamalar.

 

SUNUCU 1:  ‘O: Dini dosdoğru ayakta tutun ve onda ayrılığa düşmeyin diye dinden Nuh'a vasiyet ettiğini ve sana vahyettiğimizi, İbrahim'e, Musa'ya ve İsa'ya vasiyet ettiğimizi sizin için de teşri' etti (bir şeriat kıldı). Senin kendilerini çağırdığın şey, müşriklere ağır geldi. Allah, dilediğini buna seçer ve içten Kendisi'ne yöneleni hidayete erdirir.’ Sayın Hocam, yukarıdaki ayette Allah (c.c.) aslında tüm Resullerini aynı şeriat üzerinde kıldığını söylüyor. Sizin, "ben İseviyim, Museviyim, İbrahimiyim" demenizden rahatsızlık duyanlar neden bunu görmezler? Aslında tüm Peygamberler aynı şeriat üzerindeler zaten. Saygılarımla. Ali Gürçay, Kastamonu.”

ADNAN OKTAR: Tabii ki aynı şeriat üzerinde ama zaman zaman da şeriatlarda Allah değişiklik yapmış. Mesela Hz. İsa (a.s.) geldiğinde Tevrat’taki bazı ağır teklifi kaldırmıştır. Mesela Peygamberimiz (s.a.v.) geldiğinde, mesela şarap Hıristiyanlarda helaldir, onu haram kılmıştır, Cenab-ı Allah’ın dilemesiyle. Dolayısı ile ana zeminde birbirinin aynıdır. Fakat bazı detaylarda, zaman zaman Allah; zamana göre, duruma göre değişiklikler yapar. Vahiy ile değişiklikler yapar. Ama hiçbir Peygamber mesela şarap içmemiştir, içmez. Harama girmez hiçbir peygamber. Yani diğer Peygamberler de, diğer dinlerde yasak olan bir şeyi, diğer Peygamber yapmaz, inşaAllah.

 


Şura Suresi, 13. Ayetinin Tefsiri

 

Sayın Adnan Oktar'ın 9 Kasım 2010 tarihli röportajından Şura Suresi ile ilgili açıklamalar.

 

ADNAN OKTAR: Şura suresi 13. “O dini dosdoğru ayakta tutun.” Yani Kuran’a sıkı sıkıya sarılın, “...ve onda ayrılığa düşmeyin.” Bölümlere ayırmayın, İslam alemi parçalanmasın diyor Allah. Onlar ne yapıyor ayrılığa düşmeyin deyince? Tam anlamıyla ayrılığa düştüler. İşte bu ayrılığa düşmeyin ayetini uygulayacak olan Mehdi (a.s.)’dir. O ayrılığa düşmeyin sözü ne demektir? Birleşin demektir. Müslümanları ayrılığa düşmekten kurtaracak olan Mehdi (a.s.)’dir. Ve dolayısıyla Müslümanları birleştirecek.

Bak, “Senin kendilerini çağırdığın şey müşriklere ağır geldi.” diyor Allah. Yani Kuran yeterlidir dediğinde adamların nevri dönüyor. Savaş açacaklar Mehdi (a.s.)’ye bu yüzden. Mehdi (a.s.) ne diyecek? Kuran yeterli, Resullullah (s.a.v.) çok güzel tefsirini yapmış, diyecek. Peygamberimiz (s.a.v.)’in tefsir ettiği gibi Kuran’a uyalım diyecek. Ama diyor bak; “...senin kendilerini çağırdığın şey müşriklere ağır geldi.” Mehdi (a.s.) devrindeki münafıkların mücadelesinin kökeni bu işte, ağır gelmesi. Yani Kuran’a çağırılma ağır gelecek onlara.

 


Şura Suresi, 13. Ayetinin Tefsiri

 

Sayın Adnan Oktar'ın 5 Eylül 2011 tarihli röportajından Şura Suresi ile ilgili açıklamalar.

 

ADNAN OKTAR: Şeytan’dan Allah’a sığınırım. Şura Suresi 13. “O: ‘Dini dosdoğru ayakta tutun ve onda ayrılığa düşmeyin’ diye dinden Nuh'a vasiyet ettiğini ve sana vahyettiğimizi, İbrahim'e, Musa'ya ve İsa'ya vasiyet ettiğimizi sizin için de teşri' etti (bir şeriat kıldı).” Hepsinde aynı şey, bütün peygamberlere aynı din geliyor. “... bir şeriat kıldı.” diyor, hepsi İslam dinidir. “Senin kendilerini çağırdığın şey, müşriklere ağır geldi.” Biz müşriklere ne diyoruz? Gelin, Kuran’a uyun. Müşrikler ne diyor? “Yok biz hurafeye uyacağız, uydurmalara uyacağız.” Kuran’ı kabul ediyor mu? Etmiyor. “Allah, dilediğini buna seçer ve içten Kendisi'ne yöneleni hidayete erdirir.” ‘Samimi olarak İslam’a yöneleni hidayete erdirir’ diyor Cenab-ı Allah, inşaAllah.

 


Ahirette Sorulması Muhtemel Kuran Ayetleri

 

Sayın Adnan Oktar'ın 20 Ocak 2011 tarihli röportajından ahirette sorulması muhtemel Kuran ayetleri ile ilgili açıklamalar.

 

ADNAN OKTAR: Mesela bakın, Al-i İmran Suresi, 103’te Cenab-ı Allah, şeytandan Allah’a sığınırım; “Allah'ın ipine hepiniz sımsıkı sarılın. Dağılıp ayrılmayın.” Bana diyor ki arkadaş; “Ahir zamanda Mehdiyet’i anlatıyorsunuz, İslam’ı anlatıyorsunuz bize ahirette soracaklar mı?” diyor. Ona ahirette sorulacak soruları söylüyorum. Al-i İmran Suresi 103, “Allah'ın ipine hepiniz sımsıkı sarılın. Dağılıp ayrılmayın”. Adam oraya sallanarak gelecek, diyecek “Ben dağıldım ve Allah’ın ipine de sımsıkı sarılmadım” diyecek. Bu nedir? Bu bölünmüşlük işte, ayrılma. Anti-Mehdi hareket demektir. Bunun cevabını vereceksin. Veremezsen ne yapacaksın?

Al-i İmran Suresi 104, “Sizden; hayra çağıran, iyiliği (marufu) emreden ve kötülükten (münkerden) sakındıran bir topluluk bulunsun. Kurtuluşa erenler işte bunlardır.” Bu topluluk nedir? Hz. Mehdi (a.s) grubudur, Mehdiyet’tir. Böyle bir topluluğa yardım ettin mi sen? Allah bunu sorduğunda ne diyeceksin? Bak, diyor ki; “Hayra çağıran, iyiliği (marufu) emreden ve kötülükten (münkerden) sakındıran bir topluluk bulunsun.” “Bu topluluk beni ilgilendirmedi” dersen sen, ne olacak durumun ahirette? Al-i İmran Suresi, 105; “Kendilerine apaçık belgeler geldikten sonra, parçalanıp ayrılan ve anlaşmazlığa düşenler gibi olmayın.” Sen parçalanmışsın, ayrılmışsın; mezheplere, tarikatlara, tarikatlar içinde yine gruplara, gruplar içinde yine gruplara ayrılmışsın ve Müslümanlara yönelik nefret dolu ifadelerin var. Ağzına hiç sevgiyi almazsın, şefkati almazsın; dostluğu, kardeşliği almazsın; birlik, bütünlüğü almazsın. Böyle tiplere dikkat edin, hayatlarında sevgiden bahsetmezler. Bakın yazılarına, açın internetten, oradan buradan, gazetelere de bakabilirsiniz. Mesela 500 tane yazısı çıktıysa bir bakın, hangi yazısında sevgiden bahsetmiş, hangi yazısında şefkatten, merhametten, dostluktan, kardeşlikten, birlikten, beraberlikten, İttihad-ı İslam’dan, Türk-İslam Birliği’nden, İslam ahlakının dünya hakimiyetinden bahsetmiş. Bol bol dedikodu, laf sokma, ona buna iftira atsın, buğz etsin, tekvir etsin. Böyle şeyler olursa ahirette bunun hükmünün ne olacağını kendisi görür ahirette, inşaAllah.

Enfal Suresi, 39; bakın Cenab-ı Allah diyor ki, şeytandan Allah’a sığınırım; “Fitne kalmayıncaya ve dinin hepsi Allah'ın oluncaya kadar onlarla mücadele edin.” Bu Mehdiyet değil mi? Bak, “Fitne kalmayıncaya kadar”; fitne ne demek? İslam’ın, Kuran’ın ulaşmadığı, İslam ahlakının yaşanmadığı her yer fitnedir. Sevginin, merhametin, şefkatin olmadığı; terörün, anarşinin olduğu her yer fitnedir. “Ve dinin hepsi Allah’ın oluncaya kadar,” din her yönden dünyaya hakim oluncaya kadar onlarla mücadele edin” diyor. Sen yapıyor musun bunu? Yok. Bu ayet neyi anlatıyor? Mehdiyet’i anlatıyor. Sen diyorsun ki, “Mehdiyet’ten nerede bahsediyor?” İşte burada bahsediyor. O illa istiyor ki, falanca kişi Mehdi’dir diye Kuran’da yazsın istiyor. Böyle yazmaz. İslam aleminin lideri olan kişiye biz Mehdi (a.s) diyoruz. Ve o topluluğa, İslam’ı dünyaya hakim eden, vesile olan topluluğa Mehdiyet grubu diyoruz, Mehdi topluluğu diyoruz.

Şura Suresi, 13; “Dini (İslam’ı) dosdoğru ayakta tutun ve onda ayrılığa düşmeyin.” Mezheplere, cemaatlere, gruplara ayrılıp birbirinizle uğraşmayın. Birbirinizi tekfir etmeyin. Birbirinizle mücadele etmeyin. Birbirinizi sevin, dost olun. Yemeğinize gidin. İftarlara gidin. Kardeş olun, birbirinizin evine gidin, komşuluk edin, sohbet edin. Birbirinizi koruyup, kollayın. İyi günde, zor günde birbirinize destek olun. Ayetin anlamı bu.

Şura Suresi, 14; şeytandan Allah’a sığınırım, “Onlar, kendilerine ilim geldikten sonra,” yani Kuran’ın bilgisi, İttihad-ı İslam’ın önemi, Türk-İslam Birliği ile ilgili bütün bilgiler geldikten sonra, “yalnızca aralarındaki 'tecavüz ve haksızlık' dolayısıyla ayrılığa düştüler.” Enaniyet, gurur ve kibirden ayrılığa düşüyorlar. Allah bunu telin ediyor işte, Kuran’da. Bunun hesabını verecekler ahirette, bu ayetlerin.

Enfal Suresi, 46; “Çekişip birbirinize düşmeyin, çözülüp yılgınlaşırsınız, gücünüz gider.” Alevi, Sünni, Bektaşi, Vahhabi; birbirinize yönelip düşmanca bakış açınız olmasın. Birbirinizden nefret etmeyin. “Çekişip birbirinize düşmeyin, çözülüp yılgınlaşırsınız, gücünüz gider.” Şimdi çözülüp yılgınlaşmadılar mı? Çözülüp yılgınlaştılar. Güçleri gitmedi mi? Gitti. Bak, “Amerika’dan çekiniyoruz” diyorlar,  “İsrail’den çekiniyoruz” diyorlar. Türk-İslam Birliği’ne yanaşmayan bayağı  bir insan var. Bu ayetin hükmü ahirette sorulacak, inşaAllah.

Enfal Suresi, 73; “İnkâr edenler birbirlerinin velileridir”. Deccaliyet, deccal orduları birbirilerinin velileridir. “Eğer siz bunu yapmazsanız (birbirinize yardım etmez ve dost olmazsanız),” birbirinizi desteklemezseniz,“yeryüzünde bir fitne ve büyük bir bozgunculuk (fesat),” anarşi ve terör,“olur” diyor Allah. Sen bunu yapıyor musun? Yapmıyorsun. Yapana destek oluyor musun? Olmuyorsun.Bu ayetin de hesabını vereceksin, inşaAllah.

Şura Suresi, 39; “Ve haklarına tecavüz edildiği zaman,” Afganistan’a, Irak’a, Moro’ya, Çad’a saldırıldığında; küfür, tuğyan, dalalet Müslümanın ırzına, namusuna, dinine, imanına saldırdığı zaman, “birlik olup karşı koyanlardır” diyor. Sen birlik olup savundun mu? Olmadın. Birlik olmak için gayret ettin mi? Etmedin. İşte bu birlik olması için yapılan gayrete Mehdiyet diyoruz biz, Mehdilik hareketi deniyor, inşaAllah. Birlik olup karşı koyuyorsan başında bir lider olur. Topluca karşılık verirsen ilimle, bilgiyle, akılla, sevgiyle, bunun adına biz Mehdiyet diyoruz.

Saff Suresi, 4; “Şüphesiz Allah, Kendi yolunda, sanki birbirlerine kenetlenmiş bir bina gibi,” binalar var ya, birbirine yapışık binalar,“saf bağlayarak mücadele edenleri Allah sever” diyor. Sen bunu yapıyor musun? Yok. Sen internet sayfalarından, oradan buradan, kudurmuş gibi Müslümanlara saldıracaksın, iftira atacaksın, hakaret edeceksin, tekfir edeceksin, İttihad-ı İslam’a karşı olacaksın, Türk-İslam Birliği’ne karşı olacaksın, Mehdiyet’e karşı olacaksın. Sonra da kendini doğru yolda zannediyorsun. Kuran’ın bu hükmüne giriyorsun. Ahirette bu hükmü açıklamak durumunda kalacaksın. Tabii açıklayabilirsen.

En’am Suresi, 159; “Gerçek şu ki, dinlerini parça parça edip kendileri de gruplaşanlar, sen hiçbir şeyde onlardan değilsin. Onların işi ancak Allah'adır. Sonra O, işlemekte olduklarını kendilerine haber verecektir.” Bak, “Gerçek şu ki, dinlerini parça parça edip,” adam parça parça etmemiş mi dinini? Kendileri de gruplaşmamış mı? “Kendileri de gruplaşanlar” diyor. “Sen hiçbir şeyde onlardan değilsin.” İşte burada Mehdi (a.s)’a hitap var. Mehdi (a.s) çünkü gruplaşmayı ve dinin parça parça olmasını kabul etmiyor. Mehdi cemaati ve Mehdi (a.s) kabul etmez. Biz de kabul etmiyoruz Mehdiyet grubu olarak, çünkü biz de Mehdi (a.s) talebesiyiz. Ben de Mehdi (a.s) talebesiyim ve kabul etmiyorum. Tabii şu an zaruri olarak mezhepler var. Ama Mehdi (a.s.) çıktığında mezhepler kalkıyor, gruplar kalkar. Cemaatler, tarikatlar olmaz. Bütün Müslümanlar, hepsi ittifak halinde olacaklar. Bütün Türklük alemi, bütün İslam alemi bir bütün; blok, bütün olacak, inşaAllah.

Al-i İmran Suresi, 104. O kadar çok ayet var ki; “Sizden; hayra çağıran, iyiliği (marufu) emreden ve kötülükten (münkerden) sakındıran bir topluluk bulunsun. Kurtuluşa erenler işte bunlardır.” İşte bu Mehdi cemaatidir, inşaAllah.

“Size ne oluyor ki, Allah yolunda ve: "Rabbimiz, bizi halkı zalim olan bu ülkeden çıkar” mesela Afganistan, Irak, “Bize Katı’ndan bir veli (koruyucu sahip) gönder, bize Katı’ndan bir yardım eden yolla."” Bu nedir? Mehdi (a.s.), Mehdi (a.s.) beklentisi işte, Kuran’da açık açık geçiyor. “Katı’ndan bir veli” nedir? Koruyucu, sahip; ‘Sahib-i Zaman’ değil mi Mehdi (a.s)’ın lakabı? “...gönder. Bize Katı’ndan bir yardım eden yolla.” Nedir bu, Müslümanların lider istemesinin sebebi? İşte Mehdi (a.s)’ı beklemeleri.  “…diyen erkekler, kadınlar ve çocuklardan zayıf bırakılmışlar adına niye mücadele etmiyorsunuz?” diyor Allah; Nisa Suresi, 75’te.

Nisa Suresi, 76; “İman edenler Allah yolunda mücadele ederler; inkar edenler ise tağut yolunda mücadele ederler. Öyleyse şeytanın” deccalin “dostlarıyla mücadele edin. Hiç şüphesiz, şeytanın,“ deccaliyetin, “hileli-düzeni pek zayıftır” diyor Allah. Darwinizm, materyalizm gibi pek zayıf, vurdun mu gidiyorlar.

Nisa Suresi, 84; “Artık sen Allah yolunda mücadele et, kendinden başkasıyla yükümlü tutulmayacaksın. Mü'minleri hazırlayıp-teşvik et.” Ben ne yapıyorum? Müminleri hazırlayıp teşvik ediyorum. İttihad-ı İslam’a, Türk-İslam Birliği’ne. Demek ki bu Allah’ın hükmü. “Mü'minleri hazırlayıp-teşvik et. Umulur ki Allah, küfredenlerin,” materyalist, Darwinist, ateist düşüncenin, “ağır-baskılarını,” televizyonlardan, radyolarda, internetten yaptıkları; müşriklerin, münafıkların, yobazların,“ağır-baskılarını geri püskürtür. Allah, 'kahredici baskısıyla' daha zorlu, acı sonuçlandırmasıyla da daha zorludur.” Yani Mehdiyet’i yenmenin imkanı olmadığını söylüyor Allah.

 


Hz. Mehdi (as)'ın Mezhepleri Kaldıracağına İşaret Eden Ayetler

 

Sayın Adnan Oktar'ın 17 Ocak 2011 tarihli röportajından Hz. Mehdi (as)'ın mezhepleri kaldıracağına işaret eden ayet açıklamaları.

 

ADNAN OKTAR: Bakın bu ayetin hükmünü uygulamış olacak, Müminun Suresi, 52-53. “İşte sizin ümmetiniz bir tek ümmettir.” Bir tane ümmet, nerede mezhebler, cemaatler, gruplar? Bir ümmetsiniz, diyor Allah, tek bir ümmetsiniz. “Ve Ben de sizin Rabbinizim; öyleyse Benden korkup-sakının. Ancak onlar, işlerini kendi aralarında (farklı) kitaplar halinde böldüler; her bir grup, kendi ellerinde olanla yetinip sevinmektedir.”Mezheblere, gruplara ayrıldılar paramparça oldular ve doğru yolda olduklarını düşünüp, seviniyorlar, diyor Cenab-ı Allah. Müminun Suresi, 52-53. “Ki onlar Kuran’ı parça parça kıldılar.” Kimi Kuran’a bir başka türlü uyuyor, kimi başka türlü uyuyor, kimi başka türlü uyguluyor, halbuki Kuran bir tane. Ama Cenab-ı Allah ne diyor? “Ki onlar Kuran’ı parça parça kıldılar.” Yaptıkları suçu hatırlatıyor Allah. Hicr Suresi, 91. “O dini dosdoğru ayakta tutun.” Bakın, dosdoğru ayakta tutun dini. “Ve onda ayrılığa düşmeyin.” Mezheblere, gruplara ayrılıp, paramparça olmayın. “Diye dinden Nuh’a vasiyet ettiğini, sana vahyettiğimizi İbrahim’e, Musa’ya ve İsa’ya vasiyet ettiğimizi, sizin de içinde teşri ettiği bir hüküm olarak kıldı.” diyor Allah. Bu bütün Peygamberler için geçerlidir, din bölünmez, mezheblere, gruplara ayıramazsınız, diyor Cenab-ı Allah. “Senin kendilerini çağırdığın şey müşriklere ağır geldi.” Tek din olsun, mezhebler kalksın, diyecek Mehdi (a.s.). Bakın ama ona ne yapıyorlar o zaman; “Senin kendilerini çağırdığın şey müşriklere ağır geldi.” Biz buna alıştık, biz yapamıyız, diyorlar. Biz atalarımıza göre hareket edeceğiz, diyorlar. O diyor ki; sahabe dönemi gibi olacak. Resulullah’(s.a.v.)’in sünnetine tam uyacağız, aynı Resulullah (s.a.v.) dönemi gibi yaşamak istiyoruz, diyecek. Hayır, biz kabul etmeyiz onu, diyorlar. Bakın, “Senin kendilerini çağırdığın şey müşriklere ağır geldi.” Nitekim Mehdi (a.s.)’a karşı ayaklanacaklarını ve yobazların azgınlık göstereceklerini Peygamberimiz (s.a.v.) çok detaylı, kapsamlı anlatıyor. Ve bu şahıs, İstanbul’daki bir alim, İstanbul’un azılı yobazı, Mehdi (a.s.) için; bu bizim dinimizi kaldırdı, bu mürted. Bu dinden çıkmış, bizim dinimizi kaldırdı bu adam. Ey Müslümanlar dikkatli olun, bu dine, İslam ahlakına karşı mücadele veriyor bu, diyor inşaAllah. Bunu İmam-ı Rabbani de naklediyor. “Senin kendilerini çağırdığın şey müşriklere ağır geldi. Allah dilediğini buna seçer ve içten kendisine yöneleni hidayete erdirir.”“İçten kendisine yöneleni hidayete erdirir.” Aynı zamanda Mehdi (a.s.)’a bakan bir ayet çünkü Mehdi  demek, Allah’ın hususi surette hidayete erdirdiği anlamına gelir aynı zamanda. “Bu Allah’ın Kitab’ı şüphesiz hak olarak indirmesindendir. Kitap konusunda anlaşmazlığa düşenler ise, uzak bir ayrılık içindedirler.” diyor Allah. Bakara Suresi, 176. Halbuki bir tane Kitap var, Kuran’a tam tabi olmak durumundalar. Paramparça oldu ümmet, bunu düzeltecek Mehdi (a.s.), inşaAllah.

 


İttihad-ı İslam ile İlgili Ayet Tefsirleri

 

Sayın Adnan Oktar'ın 9 Ocak 2013 tarihli sohbetinden İttihad-ı İslam ile ilgili ayet açıklamaları.

 

ADNAN OKTAR: Hucurat Suresi 10. ayet. Gülgün Hocam buyurunuz.

GÜLGÜN HANIM: Kovulmuş şeytandan Allah’a sığınırım. “Müminler ancak kardeştirler. Öyleyse kardeşlerinizin arasını bulup düzeltin ve Allah’tan korkup sakının. Umulur ki esirgenirsiniz.” Hucurat Suresi, 10.

ADNAN OKTAR: Arasını derken, mesela Suriye ile aramız nasıl düzelir? Birleşince. Irakla? Birleşince. Pakistan’la? Birleşince. Demek ki, Müslümanlar birleşecek. Aralarında bir bozukluk varsa, o aradaki bozukluk izale edilecek, düzeltilecek. Bakın, “arasını bulup” diyor. Arasını bulacaksınız. Ve “düzeltin” diyor. Eğrilik varsa, kopukluk varsa, bağlantı kopukluğu varsa, onu düzeltiyorsun, birleştiriyorsun, öz kardeş gibi oluyorsun.

Enfal Suresi 46.

BERİL HANIM: “Allah ve Resulüne itaat edin ve çekişip birbirinize düşmeyin. Çözülüp yılgınlaşırsınız, gücünüz gider. Sabredin. Şüphesiz Allah sabredenlerle beraberdir.”

ADNAN OKTAR: “Allah ve Resulüne itaat edin.” Nasıl itaat edeceğiz? Kuran’a uyacağız. Kuran’a uyduğumuzda zaten İttihad-ı İslam’ın farz olduğunu görüyoruz. “Çekişip birbirinize düşmeyin.” Uğraşmayın. Yani mezheplere ayrılıp, cemaatlere ayrılıp, birbirinizle uğraşmayın. Birbirinizle didişmeyin, birbirinizin aleyhinde konuşmayın, birbirinizi sevin” diyor Allah. Aksini yaparsanız, çözülüp bakın birleşmiş bir şey ayrılınca ne oluyor? Çözülüyor değil mi? Çözülme. Birleşmeniz gider o zaman diyor Allah. Birleşmeniz gider, çözülme olur diyor. Çözülme, birleşik bir şeyin ayrılması. “Çözülürsünüz” diyor. “Ve yılgınlaşırsınız” Teslimiyetçi ruh gelişir o zaman. Öyle bir şey olmaz. Müslüman asla yılgınlaşmaz. Allah diyor ki: “Gücünüz gider.” Bölünürsen gücün gider, paramparça olursan. Birleşirsen, İttihad-ı İslam olursa, müthiş bir güce kavuşursun, Allah’ın dilemesiyle. “Sabredin” diyor Cenab-ı Allah. Yani yılgınlığa düşmeyin, irade kullanın, aklınızı kullanın, sabırlı olun, dirençli olun, kararlı olun. “Şüphesiz Allah sabredenlerle beraberdir.” Eğer sabrederseniz, ittifak etmede kararlı olursanız, ben sizi başarılı kılarım diyor. Allah’ın sabredenlerle beraber olması ne demek? İttihad-ı İslam’ın olması, dünya hakimiyeti demektir. Nur Suresi 55’in tahakkuku demektir.

Saff suresi,4. Şeytandan Allah’a sığınırım; “Şüphesiz Allah, kendi yolunda, sanki birbirlerine kenetlenmiş bir bina gibi saf bağlayarak mücadele edenleri sever.”

ADNAN OKTAR: Nasıl olacakmışız? Kenetlenmiş olarak, birbirine tam bağlanmış. Müslümanların hali paramparça, cemaatler paramparça, gruplar paramparça, partiler var, dernekler var, o ona karşı o ona karşı, o ona karşı. Halbuki Allah ne diyor, “kendi yolunda” yani Kuran yolunda, her hangi bir yolda değil. Kendi yolunda olmadıktan sonra o kabul edilmez. Allah kabul etmiyor onu bak. “Şüphesiz” diyor. Allah Kendi yolunda, şart bu, Kuran yolunda, Allah yolunda, Kendi yolunda, birbirine kenetlenmiş bir bina gibi. Yani bir apartman düşlünün, betonarme, blok, İslam alemi böyle olacak diyor, Cenab-ı Allah. Bir apartman gibi bir bina gibi, betonarme gibi kenetlenmiş, olacak diyor. “Saf bağlayarak mücadele edenleri Allah sever” diyor. Cenab-ı Allah.

Al-i İmran Suresi,103.

DİDEM HANIM: “Kovulmuş Şeytandan Rabbim sana sığınırım; “Hepiniz Allah'ın ipine sımsıkı sarılın. Dağılıp ayrılmayın. Ve Allah'ın sizin üzerinizdeki nimetini hatırlayın. Hani siz düşmanlar idiniz. O, kalplerinizin arasını uzlaştırıp-ısındırdı ve siz, O'nun nimetiyle kardeşler olarak sabahladınız. Yine siz, tam ateş çukurunun kıyısındayken, oradan sizi kurtardı. Umulur ki hidayete erersiniz diye, Allah, size ayetlerini böyle açıklar.”

ADNAN OKTAR: MaşaAllah. “Hepiniz Allah'ın ipine sımsıkı sarılın.” Ne? Kuran. Nasıl sarılacağız? Sımsıkı, tavizsiz. “Dağılıp ayrılmayın.” Bütün olarak durun. Müslüman alemi ne olmuşlar? Dağılmışlar. Ayrılmada oluşmuş, ayrılmışlar. Güneydoğu’da diyor ki; ‘Bizde ayrılmak istiyoruz’ diyor. Allah; “ayrılmayın” diyor. “Allah'ın üzerinizdeki nimetini hatırlayın.” Nimetleri sürekli Müslüman düşünecek. “Hani siz düşmanlar idiniz.” Müslüman alemi, Şii, Sünni birçok yerde birbirlerine düşman gibiler, savaşıyorlar. Cemaatler birbirine düşmen gibiler, bir kısmı, mücadele var aralarında. “O, kalplerinizin arasını uzlaştırıp-ısındırdı.” Şimdi olacak olan. Kalplerinin arası uzlaşıp, Mehdiyet sayesinde uzlaşıp, “uzlaşma” yani asgari müşterekte ittifak, uzlaşıp ısındırdı. O soğukluk gitti. Soğukluk gidecek, Mehdiyet’in vesilesiyle, inşaAllah. “O'nun nimetiyle kardeşler olarak sabahladınız”. İttihad-ı İslam olduğunda, sabaha birde bakacağız ki; hepimiz kardeşiz. Sabah kalktığımızda, bütün İslam aleminin kardeş olduğuna inanacağız. Akşama Hz. Mehdi (a.s)’a bağlanacağız, sabahına böyle kalkacağız. Çünkü bağlanma akşam, hadiste. Akşam. Ayette de ne diyor; “ Sabahladınız. O'nun nimetiyle kardeşler olarak sabahladınız” Sabahleyin, İttihad-ı İslam ilan edildiğinde, bütün ümmet kardeşler olarak sabahlayacaklar, inşaAllah. “Yine siz, tam ateş çukurunun kıyısındayken” yani anarşinin, terörün, savaşların içindeyken ve bunu yaşarken, yaşamak üzere iken, “oradan Allah sizi kurtardı.” Yani büyük Armageddon’dan, büyük savaşlardan, büyük felaketlerden, Mehdiyet vesile ile Allahi kurtardı ve Allah’tan gelecek büyük belalardan, büyük depremlerden kurtardı, Hz. Mehdi (a.s) vesilesiyle, inşaAllah. “Umulur ki hidayete erersiniz.” Hidayete ermek ne demek? Mehdi-hidayet aynı kelimeler, inşaAllah. Aynı kökten kelimeler. “Umulur ki hidayete erersiniz.” Mehdiyet vesilesiyle ümmet, hidayete erecek, inşaAllah. Hepsi. Mehdi demek, hidayete erdiren, hidayete vesile olan demek. “Umulur ki hidayete erersiniz. Allah size ayetlerini böyle açıklar” diyor. Ne güzel açıklıyor, ne güzel anlıyoruz, maşaAllah.

Şûrâ Suresi, 13.

BEYZA HANIM: Şeytandan Allah’a sığınırım; “O 'Dini dosdoğru ayakta tutun ve onda ayrılığa düşmeyin' diye dinden Nuh'a vasiyet ettiğini ve sana vahyettiğimizi, İbrahim'e, Musa'ya ve İsa'ya vasiyet ettiğimizi sizin için de teşri' etti (bir şeriat kıldı). Senin kendilerini çağırdığın şey, müşriklere ağır geldi. Allah, dilediğini buna seçer ve içten kendisine yöneleni hidayete erdirir”.

ADNAN OKTAR: Bakın, hep hidayete erdirme var, hep Mehdiyet’e dikkat var, inşaAllah. “O dini dosdoğru ayakta tutun.” Kuran’a sıkı sıkıya sarılın, dosdoğru ayakta tutun, dini ayakta tutun. Din devrilmiş şu an, din yıkılmış, birçok yerde. Allah onu ayakta tutun diyor. Her yönüyle, hayata hakim olan her yönüyle. Dinin her yönüyle ayakta tutun onu diyor, Cenab-ı Allah, yıkılmasına müsaade etmeyin, yıkıldı ise de ayağa kaldırın, ayakta tutun. “Ve onda ayrılığa düşmeyin” cemaatlere, mezheplere, gruplara ayrılıp birbirinizle uğraşmayın. Birbirinize savaş açmayın, birbirinizden nefret etmeyin, “diye dinden Nuh’a vasiyet edin.” Hz. Nuh (a.s)’a da vasiyet ettim diyor Cenab-ı Allah. “ ve sana vahyettiğimizi” Peygamberimiz (s.a..v)’e, sana da söyledim diyor, “İbrahim'e, Musa'ya ve İsa'ya vasiyet ettiğimizi” O’na da söyledim diyor Cenab-ı Allah. Onlara da “İbrahim'e, Musa'ya ve İsa'ya” da, yani her üç din mensuplarına da. Hıristiyan, Musevi din mensuplarına da söyledim diyor, Cenab-ı Allah, Müslümanlara da söyledim diyor. “Sizin için de teşri' etti” size de şeriat kıldım diyor bu hükmü. “Senin kendilerini çağırdığın şey” İttihad-ı İslam, Müslümanların birleşmesi, topluluk bir arada olmak, müşriklere yobaz takımına ağır geldi. Yobazları istemiyor. Ne  Hz. Mehdi (a.s)’dan hoşlanıyorlar, ne Hz. İsa Mesih (a.s)’dan hoşlanıyorlar, ne İttihad-ı İslam’dan hoşlanıyorlar. Ağır geldi enaniyetlerine, hükümranlıklarına, çıkarlarına, holdinglerine, kibirliklerine, büyüklük hislerine, en büyük benim diyor çünkü birçoğu. “Müşriklere ağır geldi” diyor Allah, enaniyetlerine. "Allah dilediğini buna seçer.” Kimi seçiyor? Hz. Mehdi (a.s)’ı seçiyor. Kimi seçiyor? Hz. İsa Mesih (a.s)’ı seçiyor. Kimi seçiyor? Hz. Mehdi (a.s) talebelerini, Hz. İsa (a.s) talebelerini seçiyor. “Ve içten kendisine yöneleni hidayete erdirir.” Samimi ise “içten yöneldi ise” diyor, samimiyse hidayete erdirir. Hz. Mehdi  (a.s)’ı vesile eder, Kuranı vesile eder, hidayete erdirir, inşaAllah.