Muhammed Suresi, 29-31 Ayetlerinin Tefsiri 

 

Sayın Adnan Oktar'ın 9 Eylül 2010 tarihli röportajından Muhammed Suresi ile ilgili açıklamalar.

 

ADNAN OKTAR: Şeytandan Allah’a sığınırım, “Yoksa kalplerinde hastalık bulunanlar”, bak “münafıklar” demiyor, Allah. “Allah’ın kinlerini hiç ortaya çıkarmayacağını mı sandılar?” Ama bu münafıklarda, yani bak, kalbinde hastalık olanlarla münafıklar ortak hastalık içerisindedirler. Yani, kafirlerinde birçok yönü münafıklarla aynıdır. Bakın kafirlerin, münafıkların ve kalbinde hastalık olanların hepsinin tek blok olarak münafıklıkta toplandığını görürüz. Ama kalbinde hastalık olanlarda, münafıklıkların sert eylemleri aleni saldırıları olmaz. Yani onlar daha değişik oluyor. Küfür ama çok alenidir. Net söyler onlarda bir mertlik vardır. Kalbinde hastalık olanlarda yine bir hastalık yani bulanık zaten ayette diyor “hastalık vardır’’, ama küfür çok net açıktır. “Allah’ın kinlerini hiç ortaya çıkarmayacağını mı sandılar.” Yani kalplerinde bunlar biraz kine yatkın oluyorlar. Kine ve nefrete, öfkeye, dedikoduya, kavgaya, saldırganlığa yatkın oluyorlar, Allah ona dikkat çekiyor. Yani kin içlerinden gitmiyor. Bir tutku gibi oluyor kin. Halbuki müminin kalbinde olmaz bu. Bak: “Eğer dilersek sana onları elbette gösteririz. Böylece onları simalarından tanırsın”. “Simalarına da vurur” diyor Allah. “Ama ben istersem” diyor. Demek ki simalarında da bir kararma, bir bozulma, bir anormallik hissediliyor. “Andolsun sen onları sözlerin söyleniş tarzından da tanırsın.” Yani sivri dilli oluyorlar, yani Müslümanları rahatsız edecek, kızdıracak, onları korkutmaya yönelik, onları huzursuz etmeye yönelik veyahut onları beğenmediğini gösteren, “eleştirir” diyor ya ayette “eleştirir” diyor. Yani eleştirmeden kastı onu küçük düşürmek kastıyla yapıyor. Yani, “ben senden daha akıllıyım, daha büyüğüm” diyor haşa.

“Sözlerin söyleniş tarzından  da tanırsın Allah amellerinizi bilir. Andolsun Biz sizden mücahit olanlarla sabredenleri bilinceye belli edip ortaya çıkarıncaya kadar deneyeceğiz ve haberlerinizi sınayacağız açıklayacağız.’’ İşte kilit ayet bu. Şimdi münafıkla muttakinin, kalbinde hastalık olanla müminin arasındaki farkı ortaya çıkartan Allah’ın sistemi, bunu açıklıyor Cenab-ı Allah. Şeytandan Allah’a sığınırım, bak: “Andolsun, Biz sizden mücahit olanlarla” cehd edenlerle, gece gündüz  Allah’ın dinini yaymak için Müslüman kendini zapt edemez, dayanılmaz bir tutku  duyar. Yani münafıktan akıl almaz nefret eder, yani doğal olarak nefret ederler. Hani nasıl bir Müslüman pislikten, foseptikten nasıl tiksinir, yani tiksin dediğimiz için mi tiksiniyor adam? Doğal olarak tiksinir. Münafıktan da doğal olarak tiksinir bir mümin, kafirden şiddetli nefret eder yani doğal olarak, bedeninden değil, şahsından değil, fikrinden, eyleminden yani bak bu da çok önemlidir. Bedenini Allah yaratır, bedeni değil, şahsı değil, fikir sistemi, onun yaptığı eylemler, ondan rahatsız olur. “Mücahit olanlarla sabredenleri”, şimdi cehd etmek de bir de sabır var. 79 yılından beri aynı aşkla devam ediyorum. Bak benimle beraber yola çıkanlar birçoğu devrildi gittiler. Ne dernekler çıktı, ne gruplar çıktı. Şu an “dört kat ense yan gel Naci” demiş yani böyle. Uyuyorlar. İşlerine güçlerine, bambaşka bir aleme girdiler. Ama bak ben artan bir şevkle devam ediyorum. Buna rağmen tirtir titriyorum Allah’tan korkuyorum Cehenneme giderim diye yani ter basıyor artık “Allah vermesin” diyorum, “ya Cehenneme gidersem” diyorum. Kendimi de övmüyorum ben. Günahkar, acz içinde olan bir insanım. Yani, “ben örneğim” de demiyorum. Yani durup durup ikide bir “sen şöylesin”. Bana bu edebiyatı yapmasınlar yani. İnşaAllah. Ama eleştiriye açığım. Tabii, doğruyu güzeli arıyorum inşaAllah. “Deneyeceğiz ve haberlerinizi sınayacağız açıklayacağız”, “haberlerinizi sınayacağız”. Yani, “sizden gelen her türlü haber, bunu sınayacağız” diyor Allah.

 


Muhammed Suresi, 30-33, 36 Ayetlerinin Tefsiri

 

Sayın Adnan Oktar'ın 2 Mayıs 2010 tarihli röportajından Muhammed Suresi ile ilgili açıklamalar.

 

ADNAN OKTAR: Şeytandan Allah’a sığınırım. “Eğer dilersek, sana onları elbette gösteririz” diyor Cenab-ı Allah. “Böylelikle onları simalarından tanırsın.” Bozuk eşkal belli olur diyor. Mümin de yüzünde nurdan, temiz ifadeden, candanlıktan belli oluyor.  “Andolsun, sen onları, sözlerin söyleniş tarzından da tanırsın.” Yani zırvalama tarzında münasebetsiz konuşmalar yapıyorlar. Oradan da densiz ve bozuk bir insanı tanıyabilirsin diyor Cenab-ı Allah ama samimi bir insanı, son derece samimi ve candan konuştuğu için onun da dürüstlüğünü, güzel ahlakını, samimi Müslüman olduğunu oradan tanıyabilirsin diyor Allah.  “Allah, amellerinizi bilir”. Yani yaptığınız eylemlerin ne olduğunu bilir.  “Andolsun” diyor Allah. Yemin ediyor.  “Biz sizden mücahit olanlarla sabredenleri bilinceye kadar, deneyeceğiz ve haberlerinizi sınayacağız.” Bakın; “Biz sizden mücahit olanlar”, cehd edenler ve “sabredenleri bilinceye kadar, deneyeceğiz ve haberlerinizi sınayacağız.”Bu nedir Oktar? Anlat.

OKTAR BABUNA: Allah, Allah yolunda mücadele edenleri ayırt edinceye kadar onların deneneceğini bildiriyor. Bu şekilde ayırt edileceği, yani zorluklarla.

ADNAN OKTAR: Değil mi?

OKTAR BABUNA: Başlarına gelecek çeşitli sıkıntılarla imtihan edileceklerini inşaAllah ve o şekilde ayrılacaklar iman edenlerle iman etmeyenler.

ADNAN OKTAR: Mesela Peygamberimiz (s.a.v.) imtihan oldu mu? Oldu. Hakaretlere uğradı, iftiraya uğradı, baskıya uğradı, hicret etti. Değil mi? Saldırdılar, savaşlar oldu. Hiç yıldı mı?

OKTAR BABUNA: Hiç yılmadı.

ADNAN OKTAR: Asla. Sabretti mi? Mükemmel sabretti. “Andolsun, Biz sizden mücahit olanlarla sabredenleri bilinceye kadar” yani onlara o hallerini gösterinceye kadar “deneyeceğiz ve haberlerinizi sınayacağız.” Yani Allah denerken Allah bilmediğinden değil, Allah biliyor, bize gösteriyor. “Haberlerinizi sınayacağız” diyor Allah. Mehdi’den alacak olursak, Mehdi (a.s.)’nin mücahitliği denenecektir, sabrı denenecektir. İftiraya uğrayacaktır, hapsedilecektir, acılar çekecektir, bizzat Müslüman kardeşlerinden baskı görecektir ama buna rağmen sabredecektir ve denenmiş olacaktır. İnşaAllah ve mücahit olup olmadığı da anlaşılmış olacak. “Mücahit olanlarla sabredenleri bilinceye kadar” diyor. Mücahit misin? Değil misin? Cehd içinde, gayret içinde misin? Değil misin? Bunu Allah ortaya koyacağım diyor. Yani size göstereceğim diyor.  “Şüphesiz inkar edenler, Allah'ın yolundan alıkoyanlar ve kendilerine hidayet açıkça belli olduktan sonra 'elçiye karşı gelip zorluk çıkaranlar'”. Hidayet açıkça belli olmuş, Kuran’ın hükümleri açıkça belli. Allah’ın yarattığı belli. Darwinizm’in, materyalizmin geçerli olmadığına dair deliller net ama buna rağmen direnip bir de elçiye karşı zorluk çıkartıyorlar, uğraştırıyorlar. “Kesin olarak Allah'a hiçbir şeyle zarar veremezler” diyor Allah. Onları Ben yaratıyorum, diyor. Hiçbir zarar veremezler. “(Allah,) Onların amellerini boşa çıkaracaktır.” Yani istedikleri kadar Darwinistler, komünistler, ateistler, masonlar faaliyet yapsınlar, hiçbir netice alamayacaklar diyor Allah. “Sonra da Ben galip geleceğim” diyor. “Ey iman edenler, Allah'a itaat edin, Resûl’e itaat edin ve kendi amellerinizi geçersiz kılmayın”. “Ey iman edenler, Allah'a itaat edin” nedir? Kuran’a tabi olun. “Resûl’e itaat edin” nedir? Sünnetine tabi olun. “Ve kendi amellerinizi geçersiz kılmayın.”

“Gerçekten dünya hayatı, ancak bir oyun ve tutkulu bir oyalanmadır.” Oyun. İnternet oyunları, şunlar bunlar işte.  “Oyun ve tutkulu bir oyalanmadır.” “Aman işte okulumu bitirseydim, aman işte iyi bir iş sahibi olsaydım” diyor. İyi bir koca bulsan, ama tabii onların iyi koca kavramı ayrı oluyor. Dolarla ölçülüyor. Tabii. Değil mi? Paranın oranıyla. İnşaAllah.

 


Muhammed Suresi, 31. Ayetinin Tefsiri

 

Sayın Adnan Oktar'ın 28 Ocak 2010 tarihli röportajından Muhammed Suresi ile ilgili açıklamalar.

 

ADNAN OKTAR: "Andolsun, Biz sizden mücahid olanlarla sabredenleri bilinceye (belli edip ortaya çıkarıncaya) kadar, deneyeceğiz ve haberlerinizi sınayacağız (açıklayacağız)." diyor Allah, Muhammed Suresi, 31' de.

Burada mücahit nedir biliyor musun? Bütün hayatını Allah’a vakfeden, Allah için gayret eden, cehd eden, İslam’ı yaymak için var gücüyle gayret eden, maddi, manevi bütün imkanlarını kullanan adama mücahit denir. Hz. İbrahim (a.s) bir mücahitti. Peygamber Efendimiz (sav) bir mücahitti. Ne yaptı? Bütün malını, mülkünü, hayatını tam anlamıyla adadı. Sabah erkenden kalkıyordu, Müslümanları hazırlıyordu, değil mi? Sabahtan akşama kadar cihad ve tebliğ ile uğraşıyordu. Oturmuyordu evde. Hz. İbrahim (a.s) de mesela; putlara herkes orada saygı gösteriyordu kimse sesini çıkarmıyordu. O daha çocukken gitti, bütün putları kırdı. Çok da zekiydi, büyük putu bıraktı ama. Bak, o büyük putu bırakması;  ledün ilmidir işte. İlm-i ledün, batıl ilmidir bu. Boynuna baltayı astı, çok da zeki. Sordular; “Ey İbrahim sen mi yaptın?’’ dediler. “Yok’’ dedi “ben yapmadım. Bu büyük put yaptı’’ dedi. Alay ediyor onlarla, aşağılıyor. Demek ki; küfürle mücadelede, nezaketiyle aşağılamak da çok önemlidir. Oradaki akılsızlığı, akıl eksikliğini, muhakeme ve yargı bozukluğunu nezaketiyle vurgulamak önemlidir. Nitekim o, içlerinden geçiriyor adamlar, diyorlar. Kuran ayetinde var. Şeytandan Allah’a sığınırım “Sen de biliyorsun” diyorlar, “biz de biliyoruz böyle bir şey olmayacağını’’ haklı olduğunu söylüyorlar. Ama bir süre sonra birden delileniyorlar, Hz. İbrahim(a.s)’e diyorlar; “seni yakacağız.’. Yakarak şehit etmeye niyet ediyorlar. Cenab-ı Allah biliyorsunuz Hz. İbrahim(a.s)’i kurtardı. “Ey ateş ona karşı soğuk ve selamet ol’’dedi Allah “serin ve selamet ol’’ dedi. Bir mucize meydana geldi, yakamadılar Hz. İbrahim(a.s)’i, Allah onu kurtardı. İşte mücahitlik böyle olur.

Hz. İbrahim (a.s) de biliyordu. Alırdı çocuklarını, kızlarını mütedeyyin yetiştirirdi değil mi? Yer içerdi, otururdu, putları da kırmazdı, putlarla bir mücadelesi de olmazdı. Dolayısıyla ateşe atılması diye bir olay olmazdı. Rahatça yaşardı yani, kendi kafası neyi gerektiriyorsa o an onu yapabilirdi. Fakat yapmadı, orada muazzam bir cesaret gösterdi. Onun için, ben mütedeyyinim, biz aklı başında aileyiz, işte çocuğuma kariyer, buziyer bilmem ne, şunu yaptırıyorum, bunu yaptırıyorum. Ahiret’te bunun hesabını verecek insanlar. Bunu bilecekler, bunu anlamadım yok. Bak, açıkça belirtiyor Allah. Kariye yapılır ayrı bir mesele ama onu Allah rızası için yapmak lazım. Yani İslam’a hizmet kastıyla. İslam’a, Müslümanlara fayda getirsin diye yapmak lazım. Onu kendi çıkarı, kendi nefsi için yapıp da İslam’a, Kuran’a hizmet için yapıyorum diye kendini kandırırsa, Allah bunun karşılığını alır. Allah intikam sahibidir. Hem kendi çıkarı için yapacak, hem de Kuran’a mal edecek. Mesela canı gezmek istiyor, sıkılıyorlar ailece. Hadi bakalım bir hacca gidelim diyorlar. Değil mi? Bir değişiklik olsun, ailece cümbür cemaat doluşup gidiyorlar. Böyle olmaz. Sıkıldığı için değil, Allah rızası için yapılır. Yoksa mesela; Suudi Arabistan’da olsun, Kuveyt olsun bunlar akıl almaz zengin ülkeler. İsteseler bütün Avrupa’yı kitaplarla donatabilirler. Muazzam bir kitap faaliyeti yapabilirler, ücretsiz kitap dağıtabilirler. Darwinizm’i, materyalizmi ortadan kaldıracak muazzam çalışmalar yapabilirler. Bilimsel okullar kurabilirler, devlet kütüphaneleri kendi emrinde. Muazzam sayıda kitap bastırıp, ücretsiz, tırlar ile bütün Avrupa’ya, her yere, Müslüman ülkelere dağıtabilirler. Yapmıyorlar, futbol kulüplerine üye oluyorlar, onları satın alıyorlar, Avrupa’da büyük malikaneler satın alıyorlar, büyük kulüplere ortak oluyorlar veyahut tamamen satın alıyorlar. Yani boş işlerle vakit kaybediyorlar. Ama sorsan; tam takva oldukları kanaatindeler, kusursuz şekilde takvayı yerine getirdiği kanaatindeler. Bu samimiyetsizlikten dolayı böyle bir azap içinde Müslümanlar…

 


Muhammed Suresi, 31. Ayetinin Tefsiri

 

Sayın Adnan Oktar'ın 12 Nisan 2010 tarihli röportajından Muhammed Suresi ile ilgili açıklamalar.

 

ADNAN OKTAR: Muhammed Suresi, bakın, Cenab-ı Allah, şeytandan Allah’a sığınırım, Allah diyor ki: “Andolsun, Biz sizden mücahid olanlarla”, yani cehd eden, İslam’ı yayanlarla “sabredenleri bilinceye (belli edip ortaya çıkarıncaya) kadar, deneyeceğiz ve haberlerinizi sınayacağız (açıklayacağız).” Demek ki Allah bizleri deneyecek. Nasıl deneyecek? Bakın yine açıklıyor Allah. “sabredenleri bilinceye (belli edip ortaya çıkarıncaya) kadar, deneyeceğiz ve haberlerinizi sınayacağız (açıklayacağız).” Bütün zorluklar, bütün karşılaştığımız olayların hepsinin imtihan olduğunu Allah belirtiyor. Dolayısıyla en akıllı, en vicdanlı karar vereceğiz.

 


Muhammed Suresi, 31-33, 36-38 Ayetlerinin Tefsiri

 

Sayın Adnan Oktar’ın 25 Şubat 2014 tarihli sohbetinden Muhammed Suresi ile ilgili açıklamalar.

 

ADNAN OKTAR: Muhammed Suresi 31. Şeytanda Allah'a sığınırım. "Andolsun biz sizden ceht ehli olan" gayret edenlerle "sabır edenleri belli edip, ortaya çıkarıncaya kadar deneyeceğiz ve haberlerinizi sınayacağız" her türlü haberi sınayacağız, açıklayacağız "Şüphesiz inkar edenler" gene Şeytandan Allah'a sığınıyorum "Allah'ın yolundan alıkoyanlar" Müslümanların faaliyeti durdurmaya çalışanlar. "Ve kendilerine hidayet açıkça belli olduktan sonra, elçiye karşın gelip zorluk çıkaranlar" bunu ahir zamana uyarlarsak Hz. Mehdi (a.s)'a karşı gelip, zorluk çıkaranlar hidayet açıkça belli olduktan sonra. "Kesin olarak Allah'a hiç bir şeyle zarar veremezler. Allah onların amellerini boşa çıkaracaktır. Ey iman edenler Allah'a itaat edin, Resul’e itaat edin ve kendi amellerinizi geçersiz kılmayın. Gerçekten dünya hayatı ancak bir oyun ve tutkulu oyalanmadır" yani boştur diyor Cenab-ı Allah o yönüyle "Eğer iman ederseniz ve sakınırsanız o size ecirlerinizi verir ve mallarını da istemez" malda istemiyorum diyor Cenab-ı Allah, çünkü mal zaten Allah'a ait. "Eğer sizden onların tümünü isteyip, sizi çıplak bırakacak olursa cimrilik edersiniz" genel olarak, insan karakteri olarak vurguluyor Allah "Ve sizin kinlerinizi ortaya çıkarmış olur" kalpleriniz samimiyetsizlik ve kin olur diyor Cenab-ı Allah. Eğer malınızın hepsini istesem vermeyebilirsiniz halbuki mal Allah'a ait Allah'ın malını Allah'a geri verecek, bunu yapmaya bilirsiniz diyor. İnsan karakterindeki genel hastalığa dikkat çekiyor Cenab-ı Allah. "İşte sizler böylesiniz Allah yolunda infak etmeye çağırılıyorsunuz, buna rağmen bazılarınız cimrilik ediyor" Ağrına gidiyor, vermek istemiyor. "Kim cimrilik ederse artık o ancak kendi nefsine cimrilik eder" Kendine zarar verir. Kendi görüntüsünde Allah ona öyle bir görüntü gösterir. “Allah ise Gani (hiçbir şeye ihtiyacı olamayan)’dır. Fakir olan sizlersiniz” diyor Allah. “Hiçbir şeyiniz yok” diyor. “Eğer siz, yüz çevirecek olursanız, sizden başka bir kavmi getirir, değiştirir” yani “başka bir ekibi getiririm” diyor Allah. “Sonra onlar sizin benzeriniz de olmazlar.” “Daha başka türlü daha iyi olurlar” diyor Allah.

 


Muhammed Suresi, 31, 33, 37 Ayetlerinin Tefsiri

 

Sayın Adnan Oktar’ın 9 Nisan 2014 tarihli sohbetinden Muhammed Suresi ile ilgili açıklamalar.

 

ADNAN OKTAR: Cenab-ı Allah diyor ki, Muhammed Suresi, 31: “Andolsun, Biz sizden mücahid (cehd eden) olanlarla İslam’ı yayanları sabredenleri bilinceye (belli edip ortaya çıkarıncaya) kadar, deneyeceğiz ve haberlerinizi sınayacağız (açıklayacağız)”. Burası demek ki denenme ve sınanma yeri.

Şeytandan Allah’a sığınırım, Muhammed Suresi, 33: “Ey iman edenler, Allah'a itaat edin, Resûl'e itaat edin ve kendi amellerinizi geçersiz kılmayın.”

Muhammed Suresi, 37: “Eğer sizden onları(n tümünü) isteyip sizi çıplak bırakacak olursa, cimrilik edersiniz ve sizin kinlerinizi de ortaya çıkarmış olur.” İnsanlarda böyle bir mal hırsı olduğu için, Cenab-ı Allah buna dikkat çekiyor. İnsan alabildiğine cömert olacak, Allah için.