Sayın Adnan Oktar’ın 21 Mart 2014 tarihli sohbetinden Fetih Suresi ile ilgili açıklamalar.
ADNAN OKTAR: Allah Allah, bakın ne diyor Cenab-ı Allah, Fetih Suresi 28, “Ki o elçilerini hidayetle hak din ile” bak Cenab-ı Allah elçilerini, Mehdilerini, peygamberlerini “hidayetle ve hak din ile” hidayet, hidayete vesile olacak olan “hak din ile” bak şimdi burada bir detay var “diğer bütün dinlere üstün kılmak için” tek din İslam kalacak şekilde “gönderdi. Şahit olarak Allah yeter.” Bakın burada çık şaşırtıcı bir şey var “diğer bütün dinlere karşı üstün kılmak için” sözünün ebcedi 2022 ayetin. Demek ki, 2022’de bayağı bir şeyler olacak, bak “diğer bütün dinlere karşı üstün kılmak için” Yani tek İslam dini kalıyor. “Gönderdi elçilerini” diyor bak “hidayetle ve hak din olan hak din ile gönderdi” diyor. “Diğer bütün dinlere karşı üstün kılmak için gönderdi, şahit olarak Allah yeter.” 2022 iki, iki üç kere iki tekrarlanıyor. İkinin tekrarları Kuran’da çoktur. “Andolsun Allah elçisinin gördüğü rüyanın hak olduğunu doğruladı.” 1958 yılını veriyor oda. Yine oda Mehdiyet’in bir başlangıç yılı olduğu anlaşılıyor 1958. Çünkü Bediüzzaman; “1956 yılını veriyor ayet” diyor, “ebcedi”. “Bilmiyorum bir yeni nuru Kuran mı başlayacak?” “Yani yeni bir Risale-i Nur hareketi gibi büyük esaslı bir hareket mi başlayacak? Yani Mehdiyet mi başlayacak? “Ama” diyor, “münafıkhane sistemin sonu olduğu anlaşılıyor” diyor. 1956 yılı için. “Bilmiyorum” diyor, “belki de yeni bir nuru Kuran zuhur edecek” diyor. Bak Risale-i Nur hareketi gibi yeni bir hareketin başlayacağını söylüyor. 1956 yılında, başlangıcı diyor ama bu, başlangıcı diyor, 1956. “Şüphesiz sana biat edenler ancak Allah’a biat etmişlerdir” Ebcedi; 2025.
Fetih Suresi 10. Fetih Suresi hep böyle ebcetlerle dolu, çok şaşırtıcı, hayret verici. Fetih Suresi 10, “Şüphesiz” Allah diyor bak “Şüphesiz sana biat edenler” Allahualem Hz. Mehdi (a.s)’ a bir biat olacak herhalde 2025’te, bak “sana biat edenler, ancak Allah’a biat etmişlerdir.” Çünkü Allah rızası için biat ediyorlar. “Allah’ın eli, onların ellerinin üzerindedir.” Yani Peygamber (s.a.v.)’e biat ediyorlar, bir şahıs düşünün bir sahabe, Peygamberimiz (s.a.v.)’in elini tutuyor. Peygamber (s.a.v.)’in eli de onun elini tutuyor. Bak ne diyor Cenab-ı Allah? “Allah’ın eli, onların ellerinin üzerindedir” Biat anında Allah diyor “Benim elimde onların üzerinde” diyor. İkisi birbirinin ellerini tuttuğunda, çünkü her iki eli yaratan da Allah. Her iki elin biatını sağlayan da Allah olduğu için “Allah’ın eli onların üzerindedir” diyor. “Şu halde kim ahdini bozarsa, artık o, ancak kendi aleyhine ahdini bozmuş olur.” Mesela Allah yolunda İslam için hizmet edeceğim, Kuran’a hizmet edeceğim diyor sonra verdiği sözü bozuyor. Bozduğunda “kendi aleyhine bozar” diyor Allah, kendine zarar verir diyor. “Kim de Allah’a verdiği ahdine vefa gösterirse,” Ya Rabbi diyor, ben İttihad-ı İslam için çalışacağım, Hz. Mehdi (a.s)’a talebe olacağım, İsa Mesih’e talebe olmak için gayret edeceğim, fütur vermeyeceğim, en zor şartlarda bile gayret edeceğim diyor. “Kim de Allah’a verdiği ahdine vefa gösterirse” vefa, Allah’a “vefa gösterirse artık O da, ona büyük bir ecir verecektir.” Vefa bak Allah’a ahlak olarak bir kere vefa gösteriliyor, sevdiğine vefa gösteriyorsun, dostlarına vefa gösteriyorsun. Vefa çok önemli bir duygudur.
Diğer türlü vefasızlık olur. “Bedevilerden” bedevi demek, biraz işte okuma yazması az olan, kültürü az olan, görgüsü bilgisi az olan, biraz ruhu kütleşmiş olan diyelim bazı kişiler. “bedevilerden geride bırakılanlar, sana diyecekler ki: “Bizi mallarımız ve ailelerimiz meşgul etti” Bak mallarımız ve ailelerimiz, zaten başka derdi yok adamın. Ne için okuyorsun diyorsun? Evlenmek için diyor, aile kurmak için, zengin olmak için. Allah rızası için desene. Ama bazı bedeviler de iyidir, Kuran’da övülmüştür. Bak “Bizi mallarımız ve ailelerimiz meşgul etti” insanın başını hep belaya sokan olay budur. Mallar, oğullar, ticaret. Halbuki bunlarda da Allah rızası için, malı Allah rızası için, oğlu Allah rızası için, evliliği Allah rızası için, hepsini Allah rızası için yapmaları lazım. Bak “Bizi mallarımız ve ailelerimiz meşgul etti. Bundan dolayı bizim için mağfiret dile.” Onlar, kalplerinde olmayan şeyi dilleriyle söylüyorlar” diyor Allah, yalan söylüyorlar diyor. “De ki: “Şimdi Allah, size bir zarar isteyecek olsa ya da bir yarar dileyecek olsa, sizin için Allah’a karşı kim herhangi bir şeyle güç yetirebilir?” bütün güç Allah’ındır diyor Peygamber (s.a.v.). “Hayır, Allah yaptıklarınızı haber alandır.” Habir’dir Allah. Her türlü bilgiye sahip oluyor. “Hayır, siz peygamberin ve müminlerin, ailelerine ebedi olarak bir daha dönmeyeceklerini zannettiniz;” Peygamber ve müminlerin, peki şimdi nasıl oluyor? Mümin 12 yaşında Peygamberimiz (s.a.v.)’in yanına geliyor. “Bu ailesinin yanına dönmez, annesinden babasından koptu” diyorlar, “bir daha dönmeyecek” diyorlar. Veya bir hanım eşinden ayrılıyor, Peygamber (s.a.v.)’in yanına gidiyor. Veya bir bey hanımından ayrılıyor, Peygamber (s.a.v.)’in yanına gidiyor. “Hayır, siz peygamberin ve müminlerin, ailelerine ebedi olarak bir daha dönmeyeceklerini zannettiniz; bu, kalplerinize çekici kılındı ve kötü bir zan ile zanda bulundunuz” Diyorlar, “Peygamber (s.a.v.)’in yanına gidiyor, okulunu bırakıyor, eğitimini bırakıyor, ticareti bırakıyor, Peygamber (s.a.v.)’in yanına gidiyor. “Bir daha da dönmez” diyorlar, “dönmez bunlar, onun için Peygamber (s.a.v.)’in yanına gitmeyin” diyorlar. “Onun yanına gitmeyin, onun yanına giden ailesinden kopuyor, annesinden-babasından kopuyor, eşinden kopuyor.
Onlar Allah rızası için yaşıyoruz diyerek aileleri parçalıyorlar, ailelerinden kopuyorlar” diyorlar o devirde. Bak “Hayır, siz peygamberin ve müminlerin, ailelerine ebedi olarak bir daha dönmeyeceklerini zannettiniz.” Bunun propagandasını yapıyorlar Peygamber (s.a.v.)’e karşı. “Bu, kalplerinize çekici kılındı” bunu muazzam bir delil gibi buluyorlar. Çünkü aile, çocuk, kazanç bunlar hep kutsal bilindiği için toplumda, peygamberi buradan (haşa) vuracağını zannediyorlar, manen. Bir propaganda unsuru olarak hayati bir noktadan yakaladıklarını zannediyorlar. “Ve kötü bir zan ile zanda bulundunuz” Peygamber (s.a.v.) için kötü zanlarda bulunuyorlar. “Yıkıma uğramış bir topluluk oldunuz” diyor Allah. Sonra Allah sizi yıktı diyor. Ekonomik çöküntü, sosyal çöküntü, belalar, birbirlerine düşmeler, felaketler “Kim Allah’a ve Resul’üne iman etmezse, (bilsin ki) gerçekten Biz, kafirler için çılgınca yanan bir ateş hazırlamışızdır” Bak Allah istisna söylemiyor “Allah’a ve Resul’üne kim iman etmezse felakete düşer” diyor Allah. “Göklerin ve yerin mülkü Allah’ındır; dilediğine mağfiret eder, dilediğini azaplandırır. Allah, çok bağışlayan, çok esirgeyendir.” İşte diyorlar ya Egemen Bağış'ı ’Allah bağışlar mı? Bağışlar tabii, adında da var zaten bağış, Egemen Bağış, Allah bağışlayandır. “Allah çok bağışlayan çok esigeyendir”. MaşaAllah. Bak, Fetih Suresinde Cenab-ı Allah, şeytandan Allah’a sığınırım, Rahman Rahim Olan Allah’ın Adıyla. “Şüphesiz, Biz sana apaçık bir fetih verdik.” Apaçık bir fetih “Öyle ki Allah senin geçmiş ve gelecek (her) günahını bağışlasın,” Peygamberimiz (s.a.v.)’in ona mahsus olmak zere geçmiş ve gelecek günahları bağışlanmıştır. “Üzerindeki nimetini tamamlasın” nimeti nedir?
Zenginlik, bereket, hakimiyet, güzellik “ve seni dosdoğru bir yola yöneltsin. Ve Allah, sana ‘üstün ve onurlu’ bir zaferle yardım etsin.” Ebcedi kaç? Tam 1979, Hz. Mehdi (a.s)’ın çıkış yılını veriyor. Bir tane ebcedi var, 77 değil, 76 değil, 73 değil, kaç? Tam 1979. Ayet ne diyor? “Ve Allah, sana ‘üstün ve onurlu’ bir zaferle yardım etsin.” Bak,” ‘üstün ve onurlu’ bir zafer” herhangi bir zafer değil bak, “ ‘üstün ve onurlu’ bir zafer” onur var o zaferde ve üstün bir zafer. Ebcedi kaç, 1979. “Göklerin ve yerin orduları Allah’ındır: Allah üstün ve güçlü olandır, hüküm ve hikmet sahibidir.” Mesela Çin ordusu, kızıl ordu, Allah diyor ki Hepsi bana ait ordulardır. İsteseler de istemeseler de hepsi Allah’a boyun eğmiş ordulardır. Mesela Kuzey Kore Ordusu, komünist ordu ama Allah o da benim ordum diyor. Çünkü birini biriyle etkisiz hale getiriyor Allah. Birini diğerine düşürüyor etkisiz hale getiriyor. “Hidayet açıkça belli olduktan sonra ‘elçiye karşı gelip zorluk çıkaranlar’ ” Muhammed Suresi, 32 hidayet açıkça belli olmuş, deliller belli, kalbine hidayet ilka olmuş hissediyor, imanı hissediyor ama “elçiye karşı gelip zorluk çıkaranlar” peygamberle oturup tartışıyorlar, zorluk çıkarıyorlar. “Kesin olarak Allah’a hiçbir şeyle zarar veremezler” “ne yaparlarsa yapsınlar, onlar yine kaderlerinde olanı yaparlar” diyor Allah, hiç kimseye zarar veremezler. “kesin olarak Allah’a hiçbir şeyle zarar veremezler.” İslam’a Kuran’a zarar vermeleri mümkün değil. İnsanlara zarar verebilir ama İslam’a zarar veremez. “(Allah) Onların amellerini boşa çıkaracaktır.” “Boş yere uğraşırlar diyor Allah. Tepiniyor uğraşıyor, yıllarca uğraşıyor ama sonunda muhalif oluyor.
Sayın Adnan Oktar'ın 28 Ocak 2010 tarihli röportajından Fetih Suresi ile ilgili açıklamalar.
ADNAN OKTAR: “Bedevilerden geride bırakılanlar, sana diyecekler ki:"Bizi mallarımız ve ailelerimiz meşgul etti”. Kız çocuğu yetiştiriyoruz biz diyor, evlendireceğim ben onu diyor. Ticaret yapıyoruz diyor mallar var şimdi diyor, senetler geldi çekler geldi biz bunlarla uğraşıyoruz diyor, şimdi faal haldeyiz diyor, biz çocuk yetiştiriyoruz, kariyerleri de var çocukların onlarla da uğraşıyoruz, diyor. Bak "Bizi mallarımız ve ailelerimiz meşgul etti. Bundan dolayı bizim için mağfiret dile”. Allah’tan bizim için tevbe et diyor bize, Allah bizi bağışlasın diyor, vaktimiz yok diyor. Yani illa bir şey olması gerekiyor onun için bizim için Allah’a tevbe edersin, Allah bizi affetsin yani küçük bir şey olarak görüyor, önemsiz görüyor. "Onlar, kalplerinde olmayan şeyi dilleriyle söylüyorlar” diyor Allah. “De ki: ‘Şimdi Allah, size bir zarar isteyecek ya da bir yarar dileyecek olsa, sizin için Allah'a karşı kim herhangi bir şeyle güç yetirebilir?’ mesela kanser olabilirsiniz, trafik kazasında ölebilirsiniz, mide kanamasında ölebilirsiniz, beyin kanamasından ölebilir, ani bir kalp enfaktisünde hiçbir şey yapamaz. “Allah'a karşı kim herhangi birşeyle güç yetirebilir?” diyor Allah böyle bir konumda. “Hayır, Allah yaptıklarınızı haber alandır" diyor Allah. Fetih Suresi, 11.
Sayın Adnan Oktar'ın 31 Ocak 2010 tarihli röportajından Fetih Suresi ile ilgili açıklamalar.
ADNAN OKTAR: “Bedevilerden geride bırakılanlar, sana diyecekler ki:‘Bizi mallarımız ve ailelerimiz meşgul etti.’” Bak, mallarımız ve ailelerimiz. Ticaretle uğraşıyoruz diyor, işimiz gücümüz var, tahsil yapıyoruz diyor. Kariyerimiz var, para kazanacağız diyor değil mi? Bir de aile, anne, baba, oğul meşgul etti. “Bundan dolayı bizim için mağfiret dile." Bize dua eder misin diyor? Böyle sahtekarlar sürekli dua isterler. Sen faaliyet yap maşaAllah, diyor. Sen bize bolca bir dua et diyor. “Bundan dolayı bizim için mağfiret dile." Allah affetsin bizi diyor. “Onlar, kalplerinde olmayan şeyi dilleriyle söylüyorlar.” diyor Allah. “De ki:‘Şimdi Allah, size bir zarar isteyecek ya da bir yarar dileyecek olsa’” diyor mesela Allah kanser hastalığı verir, trafik kazası verebilir, beyin kanaması verir, hepsini yapabilir. “Allah, size bir zarar isteyecek ya da bir yarar dileyecek olsa, sizin için Allah'a karşı kim herhangi bir şeyle güç yetirebilir? Hayır, Allah yaptıklarınızı haberdar olandır” diyor Allah. (Fetih Suresi, 11)
Sayın Adnan Oktar'ın 7 Şubat 2010 tarihli röportajından Fetih Suresi ile ilgili açıklamalar.
CİHAT GÜNDOĞDU: Fetih Suresi, 11. ayette de, “Bedevilerden savaştan geride bırakılanlar sana diyecekler ki: ‘Bizi mallarımız ve ailelerimiz meşgul etti. Bundan dolayı bizim için mağfiret dile.’ Onlar kalplerinde olmayan şeyi dilleriyle söylüyorlar. De ki: ‘Şimdi Allah size bir zarar isteyecek ya da bir yarar dileyecek olsa sizin için Allah'a karşı kim herhangi bir şeyle güç yetirebilir? Hayır Allah yaptıklarınızı haber alandır.’"
ADNAN OKTAR: Bak, mallarımız, ailelerimiz diyorlar değil mi?
CİHAT GÜNDOĞDU: Meşgul etti diyorlar, evet, inşaAllah. Allah da; “...onlar, kalplerinde olmayan şeyi dilleriyle söylüyorlar.” diye cevap veriyor inşaAllah. Dediğiniz gibi, iyiliği emredip kötülükten men etmek için çalışıyor müminler. Münafıklar ise böyle bir çabaları olmuyor inşaAllah. İyiliğe, tam tersine engel oluyorlar; kötülük için, kötülük yapmak için yarışıyorlar.
Sayın Adnan Oktar'ın 14 Aralık 2010 tarihli röportajından Fetih Suresi ile ilgili açıklamalar.
ADNAN OKTAR: “Bedevilerden geride bırakılanlar”, yani İslam’ı tebliğiden, dini yaymadan geri bırakılanlar. sana diyecekler ki: "Bizi mallarımız ve ailelerimiz meşgul etti.” Bedevi demek hanzolar yani böyle cahil, görgüsüz, bilgisiz, ham, kaba insanlar. “Bu İslam’ı yaymaktan, Allah yolunda cehd etmekten geri bırakılanlar, sana diyecekler ki bizi mallarımız, ailelerimiz meşgul etti.” Niye sen diyorsun İslam’ı yaşamıyorsunuz. Müslümanlar’la beraber olmuyorsunuz. “Ticaret yapıyoruz”diyor. “Akşama kadar ticari çalışma çekler, senetler, hiç vaktimiz olmuyor”diyor. Başka birde ailemiz meşgul etti. Hanımına kürk alacak, oğluna ayakkabı alacak, ben bunlarla meşgul oluyorum”, diyor. Allah onu onun içerisine boğuyor zaten. Yani bütün vaktini alacak hale getiriyor Allah. Zaten mala ve oğlunun içerisine sokuyor. Zaten Allah Kuran’a, İslam’a, hizmete niyeti olmadığı için, Allah onu, o sistem içerisinde boğuyor. “Bundan dolayı bizim için mağfiret dile.” Birde bize af dile diyorlar, özür beyan ediyorlar. Yani biz bunu yapıyoruz ama mecburuz. Belli mal kazanmamız gerekiyor, çocuklara bakıyoruz. O yüzden, bize dua et diyorlar. “Mağfiret dile” diyorlar. “Onlar, kalplerinde olmayan şeyi dilleriyle söylüyorlar.” Çünkü bunlara İslam’ı, Kuran’ı yayarsanız, size 100 milyar vereceğiz desen, ne malını takar, ne o ailesini takar, ne birşeyini takar. Deliler gibi geceli, gündüzlü, yani şöyle bir çalışma yapacağız. Gidip bir şirketin tanıtımını yapacaksın desen bir adama, sana 100 milyar vereceğiz. Ayda 100 milyar alacaksın desen, adam gecesini, gündüzüne katar yapar. Yani birçok insan yapar. Ama Allah için yap dediğinde ne diyor? “Mallarımız,ailelerimiz meşgul etti” diyor ve bahanesi oluyor. “De ki: “Şimdi Allah, size bir zarar işleyecek ya da bir yarar işleyecek olsa, sizin için Allah’a karşı kim her hangi bişeye güç yetirebilir?” Mesela Allah onu bir kanser hastası yapabilir, ani bir inme meydana getirebilir, felç edebilir. O zaman ne ailesiyle bağlatısı kalabilir, ne malıyla bağlantısı kalabilir. Allah gizlice bir bela tehdidinde bulunuyor. “Hayır, Allah yaptıklarınızı haber alandır.” diyor Allah. “Bir yarar dileyecek olsa”, mesela isterse çok zengin eder. Sağlıklı, sıhhatli de yapar Allah.
Sayın Adnan Oktar'ın 2 Aralık 2011 tarihli röportajından Fetih Suresi ile ilgili açıklamalar.
ADNAN OKTAR: Münafıklar diyorlar ki; “Bizleri mallarımız ve ailelerimiz meşgul etti.” “Malımızın derdine düştük, ailemizin derdine düştük.” “Bundan dolayı bizim için mağfiret dile.” “Allah bizi affetsin. Sen de bize dua et” diyorlar. Hem münafıklığı yapıyor hem de Allah’tan bağışlanma diliyor. “Onlar, kalplerinde olmayan şeyi dilleriyle söylüyorlar” diyor Allah. “Zaten inanmaz onlar” diyor. “Dua etmeni zaten istemez. Fakat oyun olsun, Müslüman gibi görünmek için, yani bir nevi sükse olması için, kendi kafalarınca, taktik olarak bunu söylerler” diyor Allah. “Yoksa içinden geldiği için bunu söylemez” diyor Allah. Fetih Suresi, 11.
Sayın Adnan Oktar'ın 18 Mayıs 2015 tarihli röportajından Fetih Suresi ile ilgili açıklamalar.
ADNAN OKTAR: Yobaz takımı mala çok meraklıdır. Bu müşrik takımı. Sürekli yığmak isterler. “Bizim mallarımız ve ailelerimiz meşgul etti, bundan dolayı bizim için mağfiret dile”, diyorlar, Fetih Suresi, 11’de. Yani şu anda da öyle. Evet. İşte çocuğunu o koleje göndersin. Evlendirsin. Kına gecesi yapsın. İşte hoşaf gecesi yapsın. Böyle. Dünya kan ağlıyor. Birbirini yiyor Müslümanlar. Mahvoluyorlar. Adamların dert edildikleri konulara bir baksanız aklınız durur. Yüzük fiyatları pahalandı mı? İşte düğünde ne takacağız? Hangi takıyı takacağız? Hangi çalgıcı gelmesi gerekiyor? Gelin ne giyecek? Damat ne giyecek? Çocuk hangi okulda okuyacak? O arada da Suriye'de on binlerce insan, yüz binlerce insan geceli gündüzlü katlediliyor.
ADNAN OKTAR: Fetih Suresi, 11. “Bedevilerden geride bırakılanlar”, yani İslam’ı tebliğden, dini yaymadan geri bırakılanlar, “sana diyecekler ki: "Bizi mallarımız ve ailelerimiz meşgul etti.” Bedevi demek; hanzolar yani böyle cahil, görgüsüz, bilgisiz, ham, kaba insanlar. “Bu İslam’ı yaymaktan, Allah yolunda cehd etmekten geri bırakılanlar, sana diyecekler ki bizi mallarımız, ailelerimiz meşgul etti.” Niye sen diyorsun, İslam’ı yaşamıyorsunuz. Müslümanlarla beraber olmuyorsunuz. “Ticaret yapıyoruz” diyor. “Akşama kadar ticari çalışma çekler, senetler, hiç vaktimiz olmuyor” diyor. Başka? Bir de ailemiz meşgul etti. Hanımına kürk alacak, oğluna ayakkabı alacak, ben bunlarla meşgul oluyorum”, diyor. Allah onu onun içerisinde boğuyor zaten. Yani bütün vaktini alacak hale getiriyor Allah. Zaten mala ve oğlunun içerisine sokuyor. Zaten Allah Kuran’a, İslam’a, hizmete niyeti olmadığı için, Allah onu, o sistem içerisinde boğuyor. “Bundan dolayı bizim için mağfiret dile.” Bir de bize af dile diyorlar, özür beyan ediyorlar. Yani biz bunu yapıyoruz ama mecburuz. Belli mal kazanmamız gerekiyor, çocuklara bakıyoruz. O yüzden, bize dua et diyorlar. “Mağfiret dile” diyorlar. “Onlar, kalplerinde olmayan şeyi dilleriyle söylüyorlar.” Çünkü bunlara İslam’ı, Kuran’ı yayarsanız, size 100 milyar vereceğiz desen ne malını takar ne o ailesini takar, ne bir şeyini takar. Deliler gibi geceli gündüzlü. Yani şöyle bir çalışma yapacağız; gidip bir şirketin tanıtımını yapacaksın desen bir adama, sana 100 milyar vereceğiz. Ayda 100 milyar alacaksın desen, adam gecesini gündüzüne katar, yapar. Yani birçok insan yapar. Ama Allah için yap dediğinde ne diyor? “Mallarımız, ailelerimiz meşgul etti” diyor ve bahanesi oluyor. “De ki: "Şimdi Allah, size bir zarar isteyecek ya da bir yarar dileyecek olsa, sizin için Allah'a karşı kim herhangi bir şeyle güç yetirebilir? Hayır, Allah yaptıklarınızı haber alandır." Mesela Allah onu bir kanser hastası yapabilir, ani bir inme meydana getirebilir, felç edebilir. O zaman ne ailesiyle bağlatısı kalabilir ne malıyla bağlantısı kalabilir. Allah gizlice bir bela tehdidinde bulunuyor. “Hayır, Allah yaptıklarınızı haber alandır.” diyor Allah. “Bir yarar dileyecek olsa”, mesela isterse çok zengin eder. Sağlıklı, sıhhatli de yapar Allah.
ADNAN OKTAR’IN A9 TV’DEKİ CANLI SOHBETİ (2 ARALIK 2011; 20:00)
ADNAN OKTAR: Münafıklar diyorlar ki; “Bizleri mallarımız ve ailelerimiz meşgul etti.” “Malımızın derdine düştük, ailemizin derdine düştük.” “Bundan dolayı bizim için mağfiret dile.” “Allah bizi affetsin. Sen de bize dua et” diyorlar. Hem münafıklığı yapıyor hem de Allah’tan bağışlanma diliyor. “Onlar, kalplerinde olmayan şeyi dilleriyle söylüyorlar” diyor Allah. “Zaten inanmaz onlar” diyor. “Dua etmeni zaten istemez. Fakat oyun olsun, Müslüman gibi görünmek için, yani bir nevi sükse olması için, kendi kafalarınca taktik olarak bunu söylerler” diyor Allah. “Yoksa içinden geldiği için bunu söylemez” diyor Allah. Fetih Suresi, 11.