Tur Suresi, 30-32 Ayetlerinin Tefsiri

 

Sayın Adnan Oktar'ın 17 Ağustos 2010 tarihli röportajından Tur Suresi ile ilgili açıklamalar.

 

ADNAN OKTAR: Bak diyor ki Allah münafıklara ve küfre, Tur Suresi 30 ve 32, “Yoksa bunu kendilerine saçma akılları mı emrediyor?” Allah, çok akılsızlar diyor. Ama kendilerini çok akıllı zanneder münafıklar. “Yoksa onlar azgın bir kavim midir?” Hakikaten, bakın böyle manyaklara, çok azgın ve saldırgandırlar. Yani zor zaptederler. Ve münafıklarda öyle bir suç potansiyeli çok yüksektir. Cinayete de yatkındır münafıklar. Yani gizlice ruhlarında öyle bir şey vardır. Katil ruhludurlar münafıklar. Tur Suresi 30- 32. Bu, Habil-Kabil kıssasında da bunu görüyoruz. “Yoksa onlar” diyor ki Peygamberimiz (s.a.v.)’e, Tur Suresi 30’da, “Yoksa onlar bir şairdir” diyorlar, mesela Peygamberimiz (s.a.v.)’e iftira atıyorlar. “Biz ona zamanın (getireceği) felaketleri gözlüyoruz”, münafıkların şeyi odur. Uzaktan, Müslümanlar’a gelecek felaketi gözlerler. Yani bir baskın yapılsın, gözaltına alınsınlar, hapsedilsinler, dövülsün, sövülsünler. Yani “eninde sonunda bir şey olacak, mutlaka bekliyoruz” diyorlar. “O zaman asıl biz atağa geçeriz” diyorlar. Onun için sürekli gözetleme halindedirler. “De ki; ‘siz gözetleyedurun, çünkü ben de sizinle birlikte gözetleyenlerdenim’”. “İstediğiniz kadar gözetleyin, ben de gözetliyorum”diyor. Çünkü, “biz galip olacağız” değil mi? Diyor Cenab-ı Allah. Yani Allah taraftarları, Müslümanlar, inşaAllah, “siz de mağlup olacaksınız” diyor. “Benim Peygamberlerim, Mehdilerim galip gelecek” diyor Cenab-ı Allah inşaAllah.

 


Tur Suresi, 32-36, 39, 42 Ayetlerinin Tefsiri

 

Sayın Adnan Oktar’ın 26 Ağustos 2013 tarihli sohbetinden Tur Suresi ile ilgili açıklamalar. 

 

ADNAN OKTAR: Tur Suresi, 32’de, “Yoksa bunu kendilerine saçma-akılları mı emrediyor?” Aklına ne diyor Allah? Saçma akıllı, zırvalıyor. Aptal ama anlatamıyorsun ki aptal olduğunu. “Yoksa onlar azgın bir kavim midir?” diyor Allah, “azgın bir kavim midir?” Nasıl? İşte kırar, yıkar, teröristlik yapar, kafa-göz patlatır. “Yoksa: "Onu kendisi uydurup-söyledi" mi diyorlar? Hayır; onlar iman etmiyorlar.” Görüyor musunuz sorun neymiş? Görüyor musunuz biz hangi sorunla ilgileniyoruz? Allah sorunu söylüyor. Millete şeri bilgilerin verilmemesi değil konu adam iman etmiyor, iman. Allah’a iman etmiyor. Ne diyor Allah, “Hayır; onlar iman etmiyorlar” diyor. O zaman iman hakikatleri anlatacaksın. Ana konu neymiş? İmanı güçlü kılmak, imanın gelişmesini sağlamak. “Şu halde, eğer doğru sözlüler iseler, benzeri bir söz getirsinler.” “Kuran gibi bir kitap getirsinler” diyor Allah. 1400 seneden beri kaç defa denediler yapamıyorlar. Mesela bir surenin taklidi yapılabilir, onların kafasına göre. Dersin “bende yaptım” der getirirsin. Yapamıyorlar. Edebi sanat olarak hiçbir şekilde yapılamıyor. Halbuki yapmış olsalar, onu delil olarak sunacaklar, Kuran’ın. Çünkü Cenab-ı Allah ısrarla söylüyor, “eğer güçleri yetiyorsa benzerini yapsınlar” diyor. Yapamıyorlar. Edebi sanat açısından bakan biliyor onu herkes bilmez. Edebiyat sanatından anlayan, şiirden anlayan, nesirden anlayan anlar. “Yoksa onlar, hiçbir şey olmaksızın mı yaratıldılar?” İşte Darwinistlerin dediği o “hiçbir şey yok” diyor. Ama “tesadüfen yaratıldı” diyor. “Hiçbir akıl, hiçbir şuur müdahale etmedi” diyor. Her şey tesadüfen olmuş, onların kafasına göre. “Yoksa yaratıcılar kendileri mi?” diyor Cenab-ı Allah. Çünkü onlar diyorlar ki, “Tesadüfen toprak bir araya geldi insanı yaptı, insan da sonra toprağı incelemeye başladı ‘Ben nasıl oldum acaba?’ gibisinden incelemeye başladı” diyor. Onun için diyor Allah, “Yoksa yaratıcılar kendileri mi?” Kendindeki maddeyi düşündüğünde adam daha önce nasıl o? Şuursuz bir toprak ama o toparlandı, bir araya geldi sonra toprağı inceleyen bilim adamlarına dönüştü tesadüfen” diyor. “Yoksa gökleri ve yeri onlar mı yarattılar? Hayır; onlar, kesin bir bilgiyle inanmıyorlar.” Bilgiyle demiyor Allah, “kesin bir bilgiyle inanmıyorlar” kesin bilgi ne? Hakku’l yakin. Biz ne yapıyoruz? Kesin bilgi sunuyoruz. Ne yapıyoruz? Fosil koyuyoruz, proteinlerin yapısını koyuyoruz kesin bilgiye ulaşmalarını sağlıyoruz insanların. Ta o devirde, kız çocuklara karşı bir nefret var, 1400 sene önce. Diyor ki Cenab-ı Allah, “Yoksa kızlar O'nun da, erkek-çocuklar sizin mi?” Allah’a izafe ediyorlar, kız çocuğu istemiyorlar. Allah’ı da sevmedikleri için hep “kız çocuğu ona ait” diyorlar. “Yoksa hileli-bir düzen mi kurmak istiyorlar?” Hiç legal kurmaz küfür, yani makul bir düzen kurmaz, hep hileli, hep samimiyetsiz. “Fakat (asıl) 'o inkar edenler hileli-düzene düşecek olanlardır.” İşte hileli düzen, Mehdiyet’tir. Allah o hileli düzene düşürecek onları, haberleri bile yok. Allah sürekli hile kuruyor onlara ve hileye sürekli düşüyorlar. Adım adım mesela Suriye’de bir hileye düşürdü Allah, Irak’ta da hileye düşürdü dünyanın her tarafında hileye düşürüyor. Kendi elleriyle, yavaşa yavaş İslam’ı dünyaya hakim etme peşindeler. İsteseler de istemeseler de.