Sayın Adnan Oktar'ın 18 Nisan 2011 tarihli röportajından Tur Suresi ile ilgili açıklamalar.
ADNAN OKTAR: Şeytandan Allah’a sığınırım, Cenab-ı Allah 10. ayette diyor ki; Tur Suresi, 10’da; “Ve dağlar (yerlerinden oynatan) bir yürüyüşle yürür.” “Dağlar hareket etmeye başlayacak” diyor. Mesela, buradaki dağ ileriye doğru kaymaya başlıyor, gittikçe eriyerek. “İşte o gün yalanlayanların vay haline” diyor Allah. “O gün gök sarsılıp çalkalanır.” Çarpmanın etkisiyle bir sarsılma var gökyüzünde de bu görünüyor ve çalkalanma var. Gökyüzü tamamen açılıyor, bulutlar parçalanıyor. “Şüphesiz senin Rabbinin azabı kesin olarak gerçekleşecektir. Onu uzaklaştırıp-engel olacak yoktur”diyor Allah, inşaAllah.
Sayın Adnan Oktar’ın 7 Eylül 2013 tarihli sohbetinden Tur Suresi ile ilgili açıklamalar.
ADNAN OKTAR: Tur Suresi. Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla. Şeytandan Allah’a sığınırım. “Tur'a andolsun” dağa, “Satır (satır) dizili kitaba,” demek ki kitap çok önemli. İnternet mi kitap mı? Kitap çok hayatidir. “Yayılmış ince deri üzerine;” burada Tevrat’a da dikkat çekilmiş oluyor. Çünkü Tevrat deri üzerine yazılıyordu. Ama en makbul yazının en güzel yazı yazmanın mesela ince deri üzerine olacağına da işaret etmiş oluyor Kuran. Çünkü bozulmuyor, kalıyor uzun süre ve çok kullanışlı oluyor. Kağıt çok kolay yırtılır ve yanar ama deri çok dayanıklıdır. “Ma'mur eve,” süslü, güzel eve, “Yükseltilmiş tavana,” demek ki güzel ev nimet, yükseltilmiş tavan nimet basık evler hakikaten insanı rahatsız eder. Tavan yüksekse insan rahat eder, güzel olur. “Kabarıp, tutuşan denize,” kıyamet başladığında deniz kabarıyor yani karalar hareket ettiği için hacim oluyor, kabarıyor deniz, yükseliyor ve tutuşuyor. Niye tutuşuyor? Çünkü magma alttan dışarı çıkıyor, fışkırıyor. Fışkırınca muazzam magma sütunları, ateş sütunları suyla karışık olarak göğe yükselmeye başlıyor. Hem buhar hem ateş olarak. “Şüphesiz senin Rabbinin azabı kesin olarak gerçekleşecektir”, kıyameti. “Onu uzaklaştırıp-engel olacak yoktur. O gün gök, sarsılıp çalkalanır” diyor Cenab-ı Allah. “O gün gök, sarsılıp çalkalanır” her yer sarsılır demek ki deprem. Çalkalanma nedir bu? Deprem, evet. Ama çok yüksek güçte. “Ve dağlar (yerlerinden oynatan) bir yürüyüşle yürür” dağ hareket ediyor magmanın üstünde oradan oraya gidiyor. Çarpmanın hızıyla, gücüyle kıyamet başladığı için. “İşte o gün,” diyor Allah, “yalanlayanların vay haline,” o zaman işte çekler, senetler, evlenmek için yapılan entrikalar, oyunlar, hırslar, üremek için yapılan gayretler onların hepsi anlamsız hale gelmiş olacak. Diyor ki “Ki onlar, 'daldıkları saçma bir uğraşı' içinde oynayan-oyalananlardır” saçma bir uğraş nedir? Dünya telaşı, dünya işleri. Dünya işi, Allah için olursa kıymeti vardır. Dünya işi Allah için olmazsa, bir anlamı yoktur. Ahreti amaçlayarak, Allah rızası için yapılırsa bir amacı olur, faydası olur.
Sayın Adnan Oktar'ın 24 Mayıs 2015 tarihli sohbetinden Tur Suresi ile ilgili açıklamalar.
ADNAN OKTAR: Şeytandan Allah'a sığınırım. Rahman Rahim olan Allah'ın adıyla. “Tur'a Andolsun”. Tur, dağ demek biliyorsunuz. “Satır (satır) dizili kitaba, Yayılmış ince deri üzerine;” Yayılmış ince deri üzerine genelde Tevrat yazılır. Yani orada, ya o devirde yazılar Kur'an öyle. Yani satır-satır ince deri üstüne yazılmış da olabilir.
“Ma'mur eve, Yükseltilmiş tavana”. Mamure ev, güzel, süslü ev. Yüksek tavanlı ev hakikaten insanların hoşuna gider. Basık rahatsız olur insanlar. “Kabarıp, tutuşan denize”. Bu kıyamette olacak bir olaydır. Yani magma deniz altından fışkırıp ateş şeklinde kendini gösterecektir. Zaten ayette anlaşılıyor, “Şüphesiz senin Rabbinin azabı kesin olarak gerçekleşecektir.” Şeytandan Allah'a sığınırım yani Kıyamet. “Onu uzaklaştırıp-engel olacak yoktur.” Çünkü kaderde yani kıyamette durdurmak mümkün değil. “O gün gök, sarsılıp çalkalanır.” Gök, bulutlar açılıyor. Bak mavi şu an gökyüzü. Açıldığında simsiyah uzay görülüyor.
“Ve dağlar (yerlerinden oynatan) bir yürüyüşle yürür.” İlerlemeye başlıyor dağlar depremin etkisiyle. Yani mesela burada olan dağ şu tarafa doğru kaymaya başlıyor. Gidiyor yani. Öbür dağ da başka yere doğru gidiyor. Peş peşe. Yürüdükçe de erimeye başlıyorlar sarsıntıdan. Kum gibi dağılacağını söylüyor ayette de zaten. Bir de bilimsel olarak da bu şekilde. Dağ depremde, büyük depremde kayıyor. Ama tespit edilmiş bir vaka yok. Yani Kuran'ın bunu bildirmesi mucize. Yani bilimsel olarak, bilimsel tahminle bilinen bir şey. Yoksa bir depremde dağın kayması görülen, tespit edilen bir olay değil tarihte. Bütün dağlar yerinde. Mesela kum gibi dağılması o da görülen bir şey değil. O da kıyamette olacak bir şey. Yani bunu Kur'an'ın önceden bildirmesi bir mucizedir.