Sayın Adnan Oktar'ın 16 Şubat 2011 tarihli röportajından Rahman Suresi ile ilgili açıklamalar.
ADNAN OKTAR: Rahman Suresi 47. Şeytandan Allah’a sığınırım. “Şu halde Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?” Darwinist-materyalistlere bir cevap. “Çeşit çeşit 'inceliklere ve güzelliklere' (veya her türden sık ağaçlara) sahiptirler. Şu halde Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz? İkisinde de akmakta olan iki pınar vardır.” Cennetten bahsediyor Cenab-ı Allah. “Şu halde Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz? İkisinde de her meyveden iki çift vardır.” Her meyveden ama. Bütün meyve çeşitleri var. Demek ki bu meyve çeşitlerini biz burada, tanımak için görüyoruz, tanıyacağımız kadarıyla görüyoruz. “Şu halde Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz? Astarları, ağır işlenmiş atlastan yataklar üzerinde yaslanırlar. İki cennetin de meyve-devşirmesi (oradakilere) yakın (kolay)dır.” Elini uzattığında hemen alıyorsun, o kadar yakın. “Astarları, ağır işlenmiş atlastan” Evrimle mi oluyor bu? Evrimle olmuyor. Bakın evrimcilerin kafasına bir darbedir bu ayet. “Şu halde Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz 56- Orada bakışlarını yalnızca eşlerine çevirmiş kadınlar vardır ki, bunlardan önce kendilerine ne bir insan, ne bir cin dokunmuştur.” Yani temiz, afif bir kadının ne kadar güzel olduğunu Allah vurguluyor. “Şu halde Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz? Sanki onlar yakut ve mercan gibidirler.” Yani mücevher gibi parlayacaklar. Mücevher gibi gözleri etkiliyor. “Şu halde Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz? İhsanın karşılığı ihsandan başkası mıdır?” diyor Allah. “Şu halde Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz? Bu-ikisinin ötesinde iki cennet daha var. Şu halde Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz? Alabildiğine yemyeşildirler. Şu halde Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz? İçlerinde durmaksızın fışkırıp-akan iki pınar vardır. Şu halde Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?” Bakın Allah tekrar tekrar, Cenab-ı Allah'ın nimetlerini yalanlamanın çirkinliğini insanlara vurguluyor. Anlamadım diyenlere Allah, bu ayetlerin hepsini gösterecek. Defalarca söylüyor Allah, defalarca.
Sayın Adnan Oktar'ın 10 Ocak 2010 tarihli röportajından Rahman Suresi ile ilgili açıklamalar.
ADNAN OKTAR: 37. ayet Rahman Suresi. “Sonra gök yarılıp yağ gibi erimiş olarak kıpkırmızı bir gül olduğu zaman;” Geçen günler televizyonda gösterdin değil mi internetten? Kıpkırmızı bir gül görünümünde. 33. ayet, “Ey cin ve ins toplulukları, eğer göklerin ve yerin bucaklarından aşıp-geçmeye güç yetirebilirseniz,” yani atmosferi aşıp yerçekiminden kurtulup gidebiliyorsanız, “hemen aşın; ancak 'üstün bir güç olmaksızın aşamazsınız.” Yani roket olması gerekiyor ve çok hızlı olması gerekiyor yerçekiminden kurtulması için. Yani normalin çok çok üstünde bir hıza kavuşması gerekiyor. 29. ayet, “Göklerde ve yerde olan ne varsa O'ndan ister.” Herkes Allah’tan ister diyor her şeyi. “O, her gün bir iştedir” diyor Allah. Her gün yaratır, her an yaratır. “Denizde koca dağlar gibi yükselen gemiler O'nundur.” Gemiyi kim yapıyormuş? Allah yapıyormuş. Tersanede gemi yapılmaz. Tersaneyi Allah vesile eder, gemiyi yapan Allah’tır. “(Yer) Üzerindeki her şey yok olucudur;” hepsi yok olacak diyor Allah. “Celal ve ikram sahibi olan Rabbinin yüzü (Kendisi) baki kalacaktır.” Allah Cebrail (as) ve Azrail (as) dahil, hepsini yok ediyor önce. Sonra hepsini yeniden diriltiyor.
Rahman Suresi’nde “Çeşit çeşit 'inceliklere ve güzelliklere' sahiptirler.” Cennet, bakın “çeşit çeşit 'inceliklere ve güzelliklere' sahiptirler.” Çok ince desenler var her yerde, her şeyde. “İkisinde de her meyveden iki çift vardır.” Meyveler hep çift çeşit olarak. Mesela kiraz çift çeşit, elma, armut, karpuz ve cennet meyveleri de. Mesela hiç görmediğimiz meyveler de inşaAllah.
SUNUCU: İnşaAllah Hocam, Allah göstersin.
ADNAN OKTAR: İnşaAllah. “Orada bakışlarını yalnızca eşlerine çevirmiş kadınlar vardır.” Bakın Cenab-ı Allah yine bakışa dikkat çekiyor. Yani olağanüstü ruhu etkileyen bir gücü vardır mümin kadının ve mümin erkeğin. İmanın derecesine göre olur bu. “Bundan önce kendilerine ne bir insan, ne bir cin dokunmuştur.” O da iffetin önemini gösteriyor, inşaAllah. “Sanki onlar yakut ve mercan gibidirler.” Cennet için diyor ki; “alabildiğine yemyeşildirler” diyor. Bütün cennete uzaktan bakıldı mı yemyeşil bir ortam olarak görünüyor uzaktan bakıldı mı. Bütün, tabii tamamına yeşil hakim. Hatta cennet kıyafetleri var, onlar da yeşildir. Ama cennet yeşilinin ne olduğunu ahirette göreceğiz. Yani en çok hoşumuza giden renk olacak İnşaAllah, en beğendiğimiz renk olacak.
Sayın Adnan Oktar'ın 23 Ocak 2013 tarihli sohbetinden Rahman Suresi ile ilgili açıklamalar.
ADNAN OKTAR: Rahman Suresi,
68) “İçlerinde her türden meyve, eşsiz hurma ve eşsiz nar vardır.” Yani hiç eşi benzeri olmayan ve nar. Mesela nar şu an insanlar yiyemez narı. Çoğu ekşi olur. Hurma da çok zor olgunlaşır, istediği kıvamda olmaz. Ama Allah eşsiz diyor. Son derece güzel nar ve hurma vardır diyor.
70) “Orada huyları güzel, yüzleri güzel kadınlar vardır.” Şimdi kadınlar çok güzel kadınlar oluyor ama huyu çirkin, rahatsız oluyor insan. Mesela çok hoş bir kadınla karşılaşıyor insan, ama huyu kötüyse, yani nefret oluşur, yani tiksinirsin, itici gelir. Ama huyu güzelse, yüzü de güzelse, sizin gibi maşaAllah, o zaman çok büyük bir nimet olmuş oluyor.
72) “Otağlar içinde korunmuş huri kadınlar.” Çadır içinde, korunmuş. Nereden korunuyor? Yani bir kurt yok ki orada, bir saldırgan yok ki korunacak. İffeti korunmuş, namusu korunmuş, tertemiz kadınlar korunmuş. Kime bu korunma? Dışarısı için korunuyor. Helaline korunuyor mu? Helaline korunma yok. Helaline ait. Yani bu korunmadan kasıt, bazı adamlar yanlış anlıyor olabilir. Yani helalinden korunuyor değil. Çadırın içinde zaten helaliyle beraber. Dışarıda herhangi bir kişi onlara ellemiyor, dokunmuyor. Allah diyor: “Ne ins, ne de cins onlara dokunmamıştır.” Sadece helaline ait. Namusun da, insanların ne kadar hoşuna gittiğini de buradan da anlamış oluyoruz. Çünkü namuslu bir kadın çok etkileyicidir. Ama namussuz bir kadın, hakikaten insanı etkilemez, insan tiksinir, itici bulur, çok kötüdür, Allah vermesin. Bakın ayette diyor ki: Şeytandan Allah’a sığınırım.
74) “Bundan önce” yani helaline teslim edilmeden önce, bundan önce dediği helaline teslim edilmeden önce ahirette, “bundan önce kendilerine” yani bu hanımlara “ne bir insan, ne de bir cin dokunmuştur.” Cinsel ilişkiye girmemiştir diyor. İffetleri tertemiz.
76) “Yeşil yastıklara ve çarpıcı güzellikteki döşeklere yaslanırlar.” Ana renk de yeşil. Yeşilin üstüne süslemeler yapılıyor. Cennetin tamamına, ovasına baktığımızda cennetin, uçsuz bucaksız, mesela yüz binlerce kilometre ucu bucağı yok ova, yemyeşildir cennet. Yani başka bir renk göremezsin. Sadece bakarsın, blok yeşil görünür. Yaklaşıldığında, yani detaylara bakıldığında, evler, villaları, bahçeleri ayrı ayrı dizayn edilmiştir. “Yeşil yastıklara ve çarpıcı güzellikteki döşeklere yaslanırlar.” Döşek, bizim bildiğimiz dümdüz döşektir. İşte çeşitli markaların var, süngerden döşek, hiçbir özelliği olmaz. Oradaki döşek öyle değil, nefes kesici bir döşek. Onun sanatına doyamıyor adam. Ne diyor; “Çarpıcı güzellikte.” Çarpmak ne demek? Elektrik çarpması gibi. Döşeğe baktı mı, adamın nefesi kesiliyor. O kadar güzel. Yastıklar ayrı güzel.
77) “Şu halde Rabbinizin hangi nimetini yalanlayabilirsiniz?” diyor.
78) “Celal ve ikram sahibi olan Rabbinin adı ne yücedir” diyor maşaAllah, Cenab-ı Allah.
Cenab-ı Allah, şeytandan Allah’a sığınırım, Rahman Suresi’nde cenneti açıklarken Cenab-ı Allah, bak.
48) “çeşit çeşit” diyor, çok zengin çeşit, “incelikler” mesela şu bardakta içinde ince ince kristaller var. Mesela bu bir inceliktir detaydır. Bu insanın hoşuna gider. Bu düz bir cam olmuş olsa, o kadar olmaz etkisi. Onun için Cenab-ı Allah diyor ki; “çeşit çeşit inceliklere” bir de camın üstünde işleme olsa, bakın camın üstünde ince ince hatlar var, bir elmas kesim yapılmış ve mesela her noktada ayrıca küçük inci gibi cam içinde boşluk meydana getirmişler, mesela bu da bir detay. Detay insanın çok hoşuna gider. Onun için ne diyor Cenab-ı Allah; “çeşit çeşit inceliklere ve güzelliklere sahiptirler” ama çeşit çeşit ucu bucağı yok.
50) “İkisinde de akmakta olan iki pınar vardır.” Ana pınarlar. Yani meleklerin orada yahut gılmanların testilerin doldurduğu pınarlar.
52) “İkisinde de her meyveden iki çift vardır.” Çeşit ama her meyve mesela elma varsa iki çift. İki çeşit var. Armut varsa iki çeşit.
54) “Astarları, ağır işlenmiş atlastan yataklar” Astar, yatağın astarı ağır işlenmiş. O kadar ince detay var ki. Şimdi biz bir işlenmiş kaftan görüyoruz yahu ne kadar şahane işlenmiş. O doğrusu ne biliyor musun? Kimsenin işlediği falan yok Allah işliyor onu. Aynı cennetteki sistem bu dünyada geçerli ama insanlar farkına varamıyorlar. Yani birisi yaptı zannediyor. Halbuki sebep olarak Allah'ı öyle gösterdiği için Öyle zannediyorlar. Mesela saate bakıyor, “Ne kadar şahane fabrika ne güzel saat yapmış diyor.” Hiçbir fabrika saat yapmaz. Hepsini Allah yaratıyor. Ama fabrika yapmış gibi gösterttiği için yani ince ince parçaları yapılıyor gibi sebeplerle gösterttiği için fabrikada yapıldığını zannediyor insanlar.
“Astarları, ağır işlenmiş atlastan yataklar üzerinde yaslanırlar. İki cennetin de meyve-devşirmesi (ordakilere) yakın (kolay)dır.” Cennette her şey kolay. Yürümek kolay, hareket etmek kolay. Dünyada her şey zordur. Yürüme bile bir yerden sonra insanlar yorulur. Mesela ağaçta meyve oluyor ama birçok insan ağaçtan meyve alamaz. Hep bakar ağaçta. Hep içine uhde kalır insanların değil mi? Yani şimdi üstüne tırmansa bir tür ağaçtan düşecek. Çıkamaz da kolay kolay. İşte merdiven yaslayacak bilmem neyse. Ama bak Allah ne diyor burada?
“Meyve devşirmesi yakın kolaydır.” Çünkü elini uzattın dal aşağı doğru kendinden sarkıyor. Şuurlu olduğu için. Meyveyi almak istediğinde dal kendisi uzatıyor. Oradan alıyorsun dalı. Dal yerine gidiyor. Normalde aldığından dolayı oranın oyulması lazım. Oyulmuyor. Duruyor meyve yine yerinde. O bir güzellik, rahatlık. Mesela insanlar çiçek görür. Çiçeği koparmak ister ama kopardığında insana rahatsız eder. Kopmuş yeri. Çiçeğin kopmuş. Çünkü öldürmüş oluyorsun çiçeği, değil mi başını koparmış oluyorsun çiçeğin ölü artık ölmüş çiçek elinde de ölüsü var. O acı bir şeydir aslında onun canlı olmasını istersin, cennette işte bu imkan var Cenab-ı Allah onu sağ, Onu sadece hiçbir şekilde ölmüyor. Meyve hiçbir şey yok olmuyor.
56) “Orada bakışlarını yalnızca eşlerine çevirmiş kadınlar vardır ki, bunlardan önce kendilerine ne bir insan, ne bir cin dokunmuştur.” Bakış, eğer akıllı bir müminse, takvaysa, Allah'tan korkuyorsa, Allah'ı çok seviyorsa kadının bakışı en çok insanı etkileyen güzelliktir. Vücudundan daha çok etkiler. Yani vücudunun güzelliğinin bakışı hepsi çünkü bakıştaki tutkuya Kur'an özellikle öncelikle yer vermiş. Bakışlarını yalnızca eşlerine çevirmiş ve tutkuyla bakan diyor kadınlar diyor. Hemen arkasında iffetlerine dikkat çekiyor. İffetsiz kadın, herkese ait olan bir kadın insanı etkilemez. İnsan acı çeker ondan, rahatsız olur.
58) “Sanki onlar yakut ve mercan gibidirler.”, diyor Allah. Yakut nasıl böyle pırıl-pırıl parlar. Mercan nasıl çok hoştur. Yani böyle o taşlardaki o parıltı gibi, oradaki o zenginlik gibi, oradaki o ahenk, coşku gibi o kadar güzeldirler diyor Allah kafamızı canlandırmamız için. Yoksa gerçek mesela dünya yakutunu biz cennette görsek beğenmeyiz. Çünkü cennet yakutu ayrıdır. Cennet mercanı ayrıdır. Yani dünyadaki normal taştır, parlar. Ama o bizi çok etkiliyor dünyada. Ama cennette görsek beğenmeyiz.
62) “Bu-ikisinin ötesinde iki cennet daha var.” O cennetten o cennete gidiyor müminler. O cennetten o cennete gidiyor. Cennetlerin ucu bucağı yok. “Bak bu ikisinin ötesinde iki cennet daha var”, diyor Allah. İki cennet var. Milyonlarca kilometre kare. Milyonlarca kilometre. Yine bir cennet daha var. Milyonlarca kilometre kare. Yine bir cennet var. Milyonlarca kilometre kare. Yine bir cennet var. Milyonlarca kilometre kare. Ucu bucağı yok. İnşallah.
64) “Alabildiğine yemyeşildirler.” Cennet yeşili. En çok hoşumuza gidecek renk olacak cennet yeşili. Bildiğimiz yeşil değil o. Cennet yeşili. Özel bir renk. Onu orada göreceğiz.
66) “İçlerinde durmaksızın fışkırıp-akan iki pınar vardır.” Pınar insanın çok hoşuna gider. Kaynaması, bol su akması ve sonunun gelmemesi. Mesela köylerde ırmaklar olur ama yazın gidersin kurumuş. Çok azalmış olur. Değil mi? Cennette öyle değil. Sürekli akıyor. Maşallah.
Sayın Adnan Oktar’ın 23 Eylül 2013 tarihli sohbetinden Rahman Suresi ile ilgili açıklamalar.
ADNAN OKTAR: Kur'an ne güzel maşallah. Mesela bakıyorum Tevrat'ta, cennet, ara ki bulasın. Çok kapalı anlatımlar da var cennet. Zor buluyorsun. Cehennem de çok zor bulabiliyorsun. İncil'de var cennet ama çok az oradaki bilgide. Mesela bak şimdi Rahman Suresine baktım. Ne güzel. Ferah-ferah. Detay-detay. İnce-ince mükemmel cennet, cehennem anlatılıyor.
Mesela bak diyor ki Cenab-ı Allah, Rahman Suresi, 48. Şeytandan Allah’a sığınıyorum. “Çeşit çeşit 'inceliklere”, incelik nedir? Çok ince süsler, çok ince güzellikler. Mesela fincanı alıyorsun, fincanın sapında kuşlar ötüyor. İncelik, detay. Mesela onun üstünde ekran var, sevdiğini görüyorsun baktığında. Öyle, incelik. Hoşumuza gitsin diye. Mesela ev havada duruyor, camdan, kristalden ev. Cam derken, bildiğimiz adi cam değil tabii cennet camı. Havada duruyor. Altında geziyor, ev havada duruyor böyle. Gitmek isteyen normalde kanadı olması gerekir, bir şey olması gerekir; kanatsız, niyet ettiğinde uçup gelip içine giriyor. Bak “incelikler” diyor Allah, “ve güzelliklere' (veya her türden sık ağaçlara) sahiptirler.” Kuran bak nasıl güzel açıklıyor Cenab-ı Allah. Cennette güzellik, dünyada güzellik. Müminin hedefi ne? Güzel, hep güzellik. Güzellik ve sevgi iç içedir. Sevgi yoksa güzelliğin anlamı olmaz. Güzellik varsa, sevgi vardır. Yani sevgi yoksa, güzellik anlamsız kalır. Güzel ne için? Sevilsin diye var güzel. Adamda sevgi yok, o zaman güzellik de anlamsız oluyor, Allah esirgesin.
Bakın ne diyor Cenab-ı Allah; “İkisinde de akmakta olan iki pınar vardır.” (Rahman Suresi, 50) Cennette iki pınar var. Meşhur pınarlar. İşte bu pınarlar belki bütün nimetlerin aktığı enerji kanalı da olabilir. Çünkü zaten her yerde pınar ve sular var. Küçük küçük dereler, ufak ufak. Cennetin özelliği, bol suyu olmasıdır. Her yerde su vardır.
“İkisinde de her meyveden iki çift vardır.” (Rahman Suresi, 52) Bak, iki-iki, hep iki. Zülkarneyn kıssasında da vardır ikiler. Hz. Hızır (a.s)’da, her yerde vardır. Mehdiyet’le; iki-iki hep bağlantılıdır. “İkisinde de her meyveden iki çift vardır.” Yani bir öyle, bir böyle, her meyveden var, fakat iki çift. Mesela burada gördüğümüz meyvelerin hepsini orada göreceğiz. Ama bu şekilde değil. Yani kalitesi ve tadı, kıyaslanmayacak şekilde üstün.
“Astarları, ağır işlenmiş atlastan” (Rahman Suresi, 54) Nasıl işlenmiş? Yani o kadar girift detaylar var ki. Mesela atlasa yakından baktığımızda, nefesimiz kesiliyor. O kadar güzel işlenmiş-ki, ufacık bir parçası bile çok çok güzel. Evrimciler, Kuran’da evrim olduğunu iddia ediyorlar ya, bu atlaslar evrimle mi yapılmış, bir sormak lazım. Kim işlemiş, onu da bir sormak lazım. “Yataklar üzerinde yaslanırlar.” Hep yataklar var. Yorgunluğu dünyada öğrendiğimiz için, bizde müthiş bir yatak içgüdüsü olacak. Yastık ve koltuk içgüdüsü var. Mesela bir yerden gelir gelmez insan hemen oturmak ister, bir yere yaslanmak ister.
“İki cennetin de meyve-devşirmesi (oradakilere) yakın (kolay)dır.” (Rahman Suresi, 54) Yani dalları dolu-dolu görüyorsun. Kafanı, uzattığında bir meyveye elini uzattığında dal akıllı, şuurlu olduğu için oraya doğru uzanıyor. Koparıyorsun, kopardığında hemen o meyve orada yeniden oluşuyor anında. Burada mesela bak meyve ağaçlarına hepsi gitti, aşağı yukarı çok az kaldı. Ayvalar falan duruyor, armutlar da var kalanlar, eski güzelliği kalmadı. Elmaları geçen gün toplattım, mecburen, çünkü olgunlaşmış, düşüyor, mecburen toplatıyoruz. Bir süre sonra yaprakları da gidecek. Cennette ne yaprağı kurur, ne meyvesi düşer. Sürekli o pırıl-pırıl meyveler görülüyor. Dolu dolu, mis gibi kokulu.
“Orada bakışlarını yalnızca eşlerine çevirmiş kadınlar vardır ki,” (Rahman Suresi, 56) Demek ki, kadında bakış çok önemli. Onun için sizin bakışlarınız çok çok güzel. Cennette öğrendiğiniz bakış olduğu için inşaAllah, içgüdüsel olarak Allah size onu veriyor. MaşaAllah. “Bakışlarını yalnızca eşlerine çevirmiş.” Bir başkasına değil. Çünkü o zaman kıymeti kalmaz, herkese bakıyorsa öyle. Ona özel derin bir bakış varsa, o zaman onu çok seviyor demektir. Eşe has bir alamet olmuş oluyor, şiddetli sevginin bir alameti olmuş oluyor. O da kendine has olduğu için çok hoşlanıyor ondan. Memnun oluyor.
Sanki onlar Yakut ve mercan gibidirler.” (Rahman Suresi, 58) Yani yakut nasıldır? Böyle kırmızı pırıl-pırıl parlar. Göz alır. Mercan da öyle göz alır. O takılarıyla mercanlar gibi yakutlar gibi pırıl-pırıl parlıyor o kadınlar. Yani mücevher göz alıcılığında, gerek ciltleriyle gözlerinin güzelliği, dudaklarının güzelliği, burunlarının güzelliği, her yeri çok güzel. Baktın mı yani mücevher gibi insan oldu anlaşılıyor. İnsan ama mücevheri andırıyor. Yani göz kamaştırıcı böyle. Mesela mücevher nasıl insanı hipnotize ediyor? Adeta. Oradaki kadınlar da öyle göz kamaştırıyor. Hipnotize ediyor insanı adeta. O kadar güzel detayları var.
“Bu ikisinin ötesinde iki cennet daha var.” (Rahman Suresi, 62) Etti dört cennet. Dört cennet olduğunu anlıyoruz. İki cennetten bahsediyordu. Allah bu sefer diyor ki, “bu ikisinin ötesinde iki cennet daha var”. O zaman dört cennet kesinleşmiş oluyor. Cennet sayısını merak eden buradan anlamış oluyor. Dört tane olduğu anlaşılıyor.
“Alabildiğine yemyeşildirler”. (Rahman Suresi, 64) Demek ki hep böyle ormanlık, ağaç, çim ve yeşillik. Yani ana renk, hakim renk yeşil. Cennetin ana rengi.
“İçlerinde durmaksızın fışkırıp akan iki pınar vardır.” (Rahman Suresi, 66) Şimdi buradan gerçekten pınar olduğu anlaşılıyor. Yani bir enerji kanalı gibi falan değil de, gerçekten bir pınar olduğu anlaşılıyor. Çünkü fışkırma var ve akıyor. Ama herhalde adadığım kadarıyla çok devasa bir havuz ve çok devasa bir fışkırma var. Yani çok göz alan bir şey ki, çok ünlü ki, Kur'an ona dikkat çekmiş. Yani çok göz alıcı, çok hoş, en beğenilen cennetin en beğenilen yerlerinden birisi demek ki. Hepsinde havuz var. İnsanlar da mesela bir bahçe olduğunda hemen havuz olsun istiyor. Havuz olduğunda evin değeri çok daha artıyor. Ona dikkat çekmiş Cenab-ı Allah.
“İçlerinde meyve, eşsiz hurma ve eşsiz nar var”. (Rahman Suresi, 68) Yani birkaç örnek vermiş, Allah ama eşsiz diyor. Yani hiç benzeri yok. Dünyadaki gibi değil. O zaman eşli derdi Allah. Eşsiz diyor, benzemezsin.
“Orada huyları güzel yüzleri güzel kadınlar vardır.” (Rahman Suresi, 70) Önce huyu. Çünkü huyu güzel olmadı mı yüzü güzel olsa da güzel olmadıktan sonra hakikaten itici oluyor. O yüzden felaketler oluşuyor. Yani kadının güzel olması yetmez. Nasıl güzel olması gerekiyor? İmanla. Bir kere Allah'a inanacak, iman edecek sonra Allah'tan korkacak. Allah'ı çok sevecek ki güzel olsun. Yoksa güzel olamaz. Siz Allah'tan korktuğunuz için bu kadar güzelsiniz. Yoksa bu nur, bu güzellik olmaz. Ama bak önce huya dikkat çekiyor Allah. Önce huyları güzel. Sonra yüzleri güzel kadınlar vardır. Baksın hem huyunuz güzel, hem yüzünüz güzel. Ama en çok dikkat çeken huyunuz. Huyunuz çok güzel.
“Otağlar içinde korunmuş huri kadınlar.” (Rahman Suresi, 72) Şimdi korunmuş derken orada kurt yok, köpek yok. Yani korunacak bir korunma yok. Korunmadan kasıt ne? Cinsellik. Yani cinsel ilişkiye girmemiş. Korunan, kimsenin dokunmadığı, temiz kadınlar, afif. Otağı dediği büyük dev çadırlar. Başkasının görmemesi için, cinsel ilişki olacağı için cennette, Başkasının görmemesi için, cinsel ilişki olacağı için cennette, sevişme olacağı için, başkasının görmesini engellemek için Cenab-ı Allah daha huzurlu olması için eşlerin otağlar ama muhteşem çadırlar. Her milime, her santim mislisi çadırlar. İçi ışık, dışı ışık, nurdan çadırlar. Çok çok güzel. Yani tabii ki, Allah'ın cennet malzemesi kullanıyor ama nur gibi yani çok hoş, kendinden ışığı olan. Mesela otağın içi aydınlanırken lamba kullanılmıyor. Kendinden aydınlık. Yani dış bir ışık kaynağı olmuyor. Orada kıyametten sonra zaten fizik kanunları değişecek. Bütün fizik kanunları değişiyor. Şu bilim adamlarının söylediği her şey geçersiz orada. Yeni fizik kanunları, yeni kimya kanunları olacak.
Bak, “bundan önce kendilerine ne bir insan ne bir cin dokunmuştur.” (Rahman Suresi, 74) Bir daha vurguluyor Allah. Daha önceki ayetlerde vurguladığını bir daha vurguluyor. Yani hiçbir şekilde cinsel ilişkiye girmemiş, tertemiz, çok kaliteli, çok güzel kadınlar.
“Yeşil yastıkları ve çarpıcı güzellikli döşeklerle yaslanırlar.” (Rahman Suresi, 76) Yani hanımlarla beraber sevişiyorlar, orada konuşuyorlar, sohbet ediyorlar. O güzelliği Allah anlatıyor, cenneti, güzelliği anlatıyor.
Adnan Oktar'ın 12 Aralık 2009 tarihli Kanal Urfa ve Kral Karadeniz TV röportajından
ADNAN OKTAR: Cennet, yani muhtelif cennetler var, ülke gibi. Mesela nasıl Amerika’dan insanlar Avrupa’ya gidiyor, ahirette de öyledir. Yani tek bir cennet yok. O cennetten öbür cennete geçiyor, öbür cennetten öbür cennete geçiyor, yani ülke gibi. Ama her yerde herkesle görüşebiliyor aynı anda, inşaAllah, Resulullah (sav)’le de görüşebiliyor. Cenab-ı Allah, bolluk, zenginlik, güzellik olsun diye muhtelif cennetler yaratmıştır. “Çeşit çeşit inceliklere ve güzelliklere sahiptir.” Bakın çok çeşit var diyor Allah. Bir kere incelikler, yani cennet kumaşlarının incelikleri vardır, insan güzelliğinde incelik vardır. Mesela kadınların güzelliğinde incelik vardır. Doğal makyajlıdır kadınlar. Mesela elleri doğal makyajlıdır, gözleri doğal makyajlıdır ve olağanüstü güzel oluyorlar. Mesela altın görünümü, sim görünümü gibi süsler cennette doğal olarak, insanın kendi yapısının üstünde oluyor, vücudunda oluyor. Ona bir emek vermiyor. Bakın, “Çeşit çeşit inceliklere ve güzelliklere sahiptir” diyor Allah. “İkisinde de her meyveden iki çift vardır.” Bakın, Allah meyve çeşitlerinin tamamını yaratacağını söylüyor. Avakadodan tut, muz, portakal, mandalina, tamamı, yani dünyadaki bütün meyvelerin aynısının mükemmelleri yaratılacaktır. Bak, diyor ki; “İkisinde de her meyveden…” bir kısım meyvelerden demiyor, “…her meyveden iki çift vardır.” Bir de orijinal olarak orada mesela portakalın başka bir çeşidi var. İki çeşidi var, portakalın. İki çeşit mandalina var, iki çeşit ayva var. Ama cennet meyvası bunlar, çok çok farklı, tadı, kıvamı, her şeyi çok farklı. “Astarları, ağır işlenmiş atlastan yataklar üzerinde yaslanırlar. İki cennetin de meyve devşirmesi kolaydır.” Bakın, evrimcilere buradan yine bir bilgi, meyve ağaçlarının hiçbiri evrimle yaratılmıyor. Evrimci hocalara özellikle, Diyanet’in içinde de var bazen, İlahiyat Fakültesi’nde de bazı öyle hocalar var, evrimci hocalar, onlara bu sözüm. Bakın, Allah orada meyve ağaçları yaratıyor. Bütün meyve çeşitlerini yaratıyor. Cennette evrimle olmuyor. “Astarları, ağır işlenmiş atlastan yataklar…” diyor. Evrimle olmuyor bu da. Değil mi? Yani, ince işli, göz kamaştıracak yataklar var. İnsanın bakmaya doyamayacağı şekilde ışıltılı ve olağanüstü güzel. Bu evrimle olur mu? “…üzerinde yaslanırlar. İki cennetin de meyve devşirmesi kolaydır”. Dün söylemiştim. Elini uzattı mı böyle tutarsın. Zaten ağaca gel dersin, gelir. Ağaç köküyle beraber geliyor. Meyvayı alırsın, git dersin, gider. Yahut dalına uzan dersin uzanır. İnşaAllah.
Bakın, “Orada bakışlarını yalnızca eşlerine çevirmiş kadınlar vardır” Bir kadında en etkileyici şey bakıştır. Çünkü akıllı, imanlı, sevgi dolu, sadık bir kadının bakışı olabilecek en güzel nimettir, en etkili nimettir. Kuran buna çok özenli, Cenab-ı Allah’ın özene ihtiyacı yok da anlamamız için çok fazla dikkat çekmiştir. Ama bakın, “…bakışlarını yalnızca eşlerine çevirmiş…” yani sadece helaline ve ona ait, Allah o bakışın başkasına yönelmesine müsaade etmiyor. Kadın, helali olan kimse sadece onu sevebiliyor, cinsellik anlamında, coşku anlamında, tutku ve derinlik anlamında, yani cinselliğe dayalı, eşi olarak sadece onu sevebiliyor. Allah onu ruhunda kilitlemiş, o şekilde yaratıyor. Bakın, “Orada bakışlarını yalnızca eşlerine çevirmiş kadınlar vardır ki, bunlardan önce kendilerine ne bir insan, ne bir cin dokunmuştur.” Bekaretin ve temizliğin, iffetin, namusun güzelliğine de Kuran dikkat çekmiş oluyor. Gönlü rahat olmuş oluyor. Çünkü eşi sırf kendisine ait ama erkek sadece ona ait oluyor, kadına, sadece eşine bakıyor o şekilde, o da ona bakıyor. Birbirine ait olmuş oluyorlar. Ve erkek de tam namuslu, kadın da çok namuslu olmuş oluyor ve dolayısıyla ruhları onların tatmin bulmuş oluyor. Buna Kuran dikkat çekiyor. “Sanki onlar yakut ve mercan gibidirler.” Orada süs taşlarının, madenin ve metalin her şeyin kullanılacağı, yani insan süslemesinde bunların kullanılacağı anlaşılıyor. Yani yakut parlaklığı, taş parlaklığı, göz alıcılığı cennette hakim olacak olduğunu anlamış oluyoruz. Çünkü yakut nasıl insanı hipnotize ediyor, değil mi, çok etkileniyor insan, mercan insanın hoşuna gidiyor. Cennetin genel vasfı böyledir diyor Allah, böyle göz alıcıdır. Yani ışıklı, parıltılı ve etkileyicidir diyor Allah. “Bu ikisinin ötesinde iki cennet daha var” diyor Allah, değil mi, zevk alsınlar diye. “Alabildiğine yemyeşildirler.” Yani her yer yeşillik, cennetin özelliği. “İçlerinde durmaksızın fışkırıp-akan iki pınar vardır.” Çok güçlü su kaynağı var ve sürekli onlar ırmak gibi akıyor. İnşaAllah. “Orada huyları güzel, yüzleri güzel kadınlar vardır.” Bakın yine Kuran buna dikkat çekiyor. Görüyor musunuz? Önce huy güzelliği, çünkü huyu güzel olmadıktan sonra bir kadın et yığınıdır, yani çok itici olur. İki tane gözünün olması, maymunun da gözü var, kulağının olması maymunun da kulağı var. Bak, “Orada huyları güzel, yüzleri güzel kadınlar vardır.” Bir kere huy güzelliği ve yüz güzelliği, arkasından yüz güzelliğini söylüyor Allah. Huy güzelliği psikolojik olarak insanı çok tatmin eder ve çok doyurur. Yani huyu güzel, helali olan bir kadını sevmek apayrı bir zevktir ve çok derin bir zevktir. Çünkü ona tutku duyabilirsin, aşk duyarsın, şiddetle heyecan duyabilirsin. Kadın o zaman çok rahat teslim olabilir. Erkek de helaline, karısına kendini çok rahat teslim edebilir. Öbür türlü aralarında bir kasılma ve birbirlerine karşı bir iticilik hissederler.
SUNUCU: Gerginlik oluşur aralarında.
ADNAN OKTAR: Tabii, mesela şimdiki evliliklerde adamlar ön anlaşma yapıyorlar. Boşandığında kim kime ne kadar para verecek. Değil mi? Hatta bu yabancı kadınlar her günü için ne kadar para alacağını tespit etmiş, yani kendi aralarında hukuki olarak. Günlüğü şu kadardan evlilik devam edecek diyor. Bunda sevgi olur mu? Adam maymunla evlenmiş gibi oluyor, bir kısmı için hepsini tenzih ederim de. Yani iyi niyetli olanları tenzih ediyorum ama, yani olayı mekanik görenler için, maddeci görenler için maymunla evlenmiş gibi oluyor adam. Yani çok zor ve ızdıraplı bir ortam. Bakın “Otağlar içinde korunmuş huri kadınlar” Bakın yine burada, iffetin ve temizliğin güzelliği vurgulanıyor. Mesela bazı kızlar vardır sokakçıdır. Yani hiç ev kızı ruhunu bir türlü alamaz. Değil mi? Yırtıktır, saldırgan, ona küfür eder, şuna bağırır, kavgacıdır, laf sokar, tersler, kindardır, şüpheci kuşkucudur, poz yapar. Yani doğal hali yoktur, samimiyetsizdir. Sürekli yalan söyler. Dolayısıyla korunmuş bir kadın görünümü yoktur. Ama, mesela korunmuş bir kadın, efendidir, terbiyelidir, saygılıdır, nezaketlidir, lafını sözünü bilir, yalan söylemez, vefalıdır. Çileye yatkındır, insancıldır, ruhunda derin bir coşku vardır. İnsan, böyle bir kadını derin bir sevgiyle sever. Ama öbür türlü, görüyorsunuz daha bir ay geçmeden birbirlerine demedik lafı bırakmıyorlar ve hemen boşanmak istiyorlar. Veyahut doğruyor kadını, dörde doğruyor, sekize doğuruyor bavula doldurup koyuyor bilmem ne. Olmadık kepazelik, rezalet. Yani akıl almaz bir kin. Yahut kadını mesela seksen, doksan yerinden bıçaklıyor, yani hunharca katlediyor böyle, tabii. Gözü dönmüş.
SUNUCU: Kötü haberleri duyuyoruz. Lahmacun yapıp mahallesinde dağıtmış kimisi.
ADNAN OKTAR: Tabii akıl almaz rezillik yani böyle değil mi? Hatta ben bir televizyonda görmüştüm. Polisler de seyrediyorlar, ama herhalde riskli gördükleri için yanaşmıyorlar. Kadını muntazam bıçaklıyor, kimse bir şey yapamıyor. Daha fazla bir şey yapar diye. Yani kadını perişan etti böyle yani değil mi? Seyretmiş miydiniz bilmiyorum.
OKTAR BABUNA: Caddenin ortasında.
ADNAN OKTAR: Caddenin ortasında evet. Ama Allah korkusuyla, Allah sevgisiyle yetişen bir insan, ne erkek ne kadın böyle bir şey yapamaz. “…yeşil yastıkları ve çarpıcı güzellikte döşeklere yaslanırlar.” Yani böyle görülmemiş derecede insanın gözüne hitap eden, ilk defa insanlar onu orada görecekler. Sırf onları bile seyretmekten müthiş zevk alacaklar. “…yeşil yastıkları ve çarpıcı güzellikte döşeklere yaslanırlar.” diyor Allah. Çarpıcı güzellik diyorsa Cenab-ı Allah, olağanüstü güzellik var demektir. Yani sırf o döşeği seyretmekten bile, o yaygıyı onu seyretmekten bile, mümin derin bir zevk alacak cennette. Yani sırf insan güzelliği değil. Ama burada tabii hakim olan hep, Allah’ı sevdiğimiz için biz bunlardan zevk alacağız. Çünkü o, her şey orada Allah’ın tecellisidir. Değil mi? Allah’tan korktuğumuz ve Allah’ı çok sevdiğimiz için, Allah bize o zevki ve nimeti vermiş olacak inşaAllah.