En'am Suresi, 148-149 Ayetlerinin Tefsiri

 

Sayın Adnan Oktar'ın 9 Kasım 2010 tarihli röportajından En'am Suresi ile ilgili açıklamalar.

 

ADNAN OKTAR: Bak münafıklar da sorgulandıkların da diyorlar ki; müşrikler ve münafıklar. “Eğer, Allah dileseydi ne biz şirk koşardık, ne atalarımız ve hiçbir şeyi de haram kılmazdık.” Kaderimizde olduğu için oldu, diyor. Doğru da, sen yaptın. Tabii ki bak orada kurnazlık yapıyor, kaderimizdeydi diyor. Katil adam, o da kaderinde ama Allah belasını verir. Sen, iyi olmak da insanın kaderindedir, onun karşılığı da Cennettir. Bak “Eğer, Allah dileseydi ne biz şirk koşardık, ne atalarımız ve hiçbir şeyi de haram kılmazdık. Onlardan öncekiler de, Bizim zorlu-azabımızı tadıncaya kadar böyle yalanladılar. De ki: “Sizin yanınızda, bize çıkarabileceğiniz bir ilim mi var? Siz ancak zanna uymaktasınız.” Hurafe eşittir zan. Zaten söylüyor nerden çıkardığını, zanni kanaati olarak söylüyor, zan diyor. “Ve siz ancak “zan ve tahminle yalan söylersiniz.” Hepsi zanna ve tahmine dayalı, vahye dayalı değildir. “De ki: “En 'üstün ve en Apaçık olan delil Allah’ındır.” Kuran ayetidir diyor. Kuran ayetine karşı hurafe olmaz, diyor Cenab-ı Allah.

 


Enam Suresi, 149. Ayetinin Tefsiri

 

Sayın Adnan Oktar’ın 5 Mayıs 2014 tarihli sohbetinden Enam Suresi ile ilgili açıklamalar.

 

ADNAN OKTAR: Şeytandan Allah’a sığınırım. “De ki: En üstün ve apaçık delil Allah’ındır.” “Eğer O dileseydi, herhalde tümünüzü hidayete yöneltip iletirdi.” Ama bir kısmınıza hidayet veriyor, bir kısmınıza vermiyor. Ebcedi kaç? 2004.