(Sayın Adnan Oktar'ın 25 Mayıs 2011 A9 TV ve Kaçkar TV'deki Canlı Sohbetinden)
ADNAN OKTAR: Şeytandan Allah’a sığınıyorum. Araf Suresi, 143 “Musa tayin edilen sürede gelince ve Rabbi onunla konuşunca: ‘Rabbim, bana göster, Seni göreyim’ dedi. (Allah:) ‘Beni asla göremezsin’” diyor. Asla, hiçbir zaman için Zat’ını göremeyeceğiz. Ne Cennet’te, ne dünyada Zat’ını göremeyiz. “’Ama şu dağa bak; eğer o yerinde karar kılabilirse,’” orada kalabilirse o dağ, “’sen de Beni göreceksin.’ Rabbi dağa tecelli edince, onu paramparça etti.” diyor Cenab-ı Allah, sırf tecellisinden. “Musa bayılarak yere düştü.” Olayın şiddetinden, o da ne tatlı Peygamber, maşaAllah. Acayip heyecanlı, zaten hiç kaldıramaz öyle bir şeyi. Zaten Allah onu bayıltacak şekilde yaratıyor. “Kendine geldiğinde: ‘Sen ne Yücesin (Rabbim). Sana tevbe ettim ve ben iman edenlerin ilkiyim’ dedi.” MaşaAllah, Hakk-ul yakin, inşaAllah. “(Allah:) ‘Ey Musa’ dedi. ‘Sana verdiğim risaletimle (peygamberliğimle) ve seninle konuşmamla seni insanlar üzerinde seçkin kıldım.’” Kelimetullah, ‘seninle konuştum’ diyor Allah, çalıda, Allah tecelli ediyor. “’Sana verdiklerimi al ve şükredenlerden ol.’” Elhamdülillah.
“Biz ona Levhalarda her şeyden bir öğüt ve her şeyin yeterli bir açıklamasını yazdık.” Hurafeye gerek yok yani. Musevi kardeşlerimiz de bunu iyi bilecekler. Bak, ne diyor; “Biz ona Levhalarda her şeyden bir öğüt ve her şeyin yeterli bir açıklamasını yazdık.” İlave olan nedir? Hurafe olur. Bu Levhalarda ne varsa, o. “’Şimdi bunlara sıkıca sarıl” Tevrat-ı Şerif’e, orijinaline, “ve kavmine de emret ki en güzeliyle sarılsınlar.” ‘Sıkı sıkıya Allah’ın Kitabına sarılın’ diyor. “’Size fasıkların yurdunu pek yakında göstereceğim’ (dedik).” “Küfrü mahvedeceğim’ diyor Allah. “Yeryüzünde haksız yere büyüklük taslayanları ayetlerimden engelleyeceğim. Onlar her ayeti görseler bile ona inanmazlar; dosdoğru yolu (rüşd yolunu) da görseler, yol olarak benimsemezler, azgınlık yolunu, gördüklerinde ise onu yol olarak benimserler. Bu, onların ayetlerimizi yalanlamaları ve onlardan gafil olmaları dolayısıyladır” diyor, Cenab-ı Allah.
Sayın Adnan Oktar'ın 17 Eylül 2010 tarihli röportajından Araf Suresi ile ilgili açıklamalar.
ADNAN OKTAR: Şeytandan Allah’a sığınırım. “Musa tayin edilen sürede gelince ve Rabbi onunla konuşunca: “Rabbim, bana göster, Seni göreyim” dedi. (Allah:) “Beni asla göremezsin, ama şu dağa bak; eğer o yerinde karar kılabilirse sen de Beni göreceksin” Rabbi dağa tecelli edince, onu paramparça etti” diyor, orada büyük bir tahribat meydana geliyor dağda, “Musa bayılarak yere düştü” O çok tatlı bir peygamber Hz. Musa (a.s.), çok heyecanlı. Zaten onu kaldıramaz öyle bir şeyi. Allah-u alem benim anladığım bir yıldırım benzeri bir ışık dağın üzerine dağı tabii paramparça ediyor. Tecelli edince o da ona dayanamıyor. Zaten yılanı gördüğünde o müthiş korkuyor. Biliyorsun kaçıyor, var gücüyle kaçıyor. Allah diyor, “Arkasına bile bakmadı” diyor. Allah geri çağrıyor. “Geri gel” diyor. “Şimdi tut yılanı kuyruğundan” diyor. Allah hemen onun cesaretini arttırmış oluyor. Ki en korktuğu varlıklardan birisi, en korktuğu şeyi yaptırıyor Allah. “Tut yılanı” diyor. Allah’ı sevdiği için, Allah’tan korktuğu için en korktuğu şeyi gidip yapıyor. Gidip yılanı kuyruğundan tutuyor. Ki yani asla yapabileceği bir şey gibi görünmüyor normalde. Allah dediği için yapıyor. İnşaAllah.
Tuttuğunda hemen asası eski haline geliyor. “Onu paramparça etti. Musa bayılarak yere düştü. Kendine geldiğinde: “Sen Yücesin (Rabbim). Sana tevbe ettim ve ben iman edenlerin ilkiyim” dedi” diyor. Bir daha da tabii böyle bir konuyu dile getirmiyor. Allah bir daha söylemesin diye yapıyor aslında. Çünkü Allah’a karşı üslubu çok tatlı, böyle bir sevecen, çok samimi bir üslubu var. Üslubundan anlaşılıyor, mesela Allah’a karşı böyle bir üslup kullanması. Bak, ne diyor? “Rabbim, bana göster, Seni göreyim” dedi” diyor. Çok seviyor Allah’ı. “Beni asla göremezsin” diyor Allah. Allah zaten zamansız, mekansız mümkün değil bir insanın Allah’ı görmesi. Ama tecelli eder. Cennet’te mesela güzel bir genç çocuk olarak tecelli edecektir. Öyle tecelli eder. “Ben Allah’ım” diyecektir inşaAllah ama tecelli. Mesela çalıda tecelli ediyor. Orada da Kendisini söylüyor, “Ben Allah’ım” diyor. Ama çalıda ateş olarak tecelli ediyor.
Sayın Adnan Oktar’ın 20 Mart 2014 tarihli sohbetinden Araf Suresi ile ilgili açıklamalar.
ADNAN OKTAR: Cenab-ı Allah diyor ki Araf Suresi 153’te; “Kötülük işleyip bunun ardından tövbe edenler.” Yaptıysa bir kötülük evet yaptım deyip itiraf edip, tövbe etsin, nur gibi Müslüman olur. Allah kabul ediyor. Bak “kötülük işleyip bunun ardından tövbe edenler” diyor. Şeytandan Allah’a sığınırım, Araf Suresi 153, “ve iman edenler hiç şüphesiz Rabbim bundan tövbeden sonra elbette bağışlayandır, esirgeyendir.” Tamam, o zaman ne var? Her şeyi Allah yarattığına göre mesela Twitter’daki yazıları da Allah yaratıyor değil mi? Onlara cevabı da Allah yaratıyor. Hükümeti de ayakta tutan Allah’tır. “Musa kabaran öfkesi, gazabı yatışınca levhaları aldı. Onlardan bir nüshasında Rablerinden korkanlar için bir hidayet ve bir rahmet vardır.” İşte bu levhayı, inşaAllah Hz. Musa (a.s)’ın sandığında bulacağız. Bu taş üzerine yazılmış Allah’ın hükmü bölünmüş olarak bulacağız.
“Rablerinden korkanlar için bir hidayet ve bir rahmet vardır.” İnşaAllah, Hz. Mehdi (a.s)‘da işaret ediyor. “Rablerinden korkanlar için bir hidayet” Hz. Mehdi (a.s) demek, hidayete vesile olan demektir, inşaAllah. “Musa belirlediğimiz buluşma zamanı için kavminden 70 adam seçip ayırdı.” Şuanda da Sanhedrinliler oluşturuldu. Bakın 3 bin yıldan sonra Sanhedrin yeniden oluşturuldu yaklaşık. Bu Hz. Mehdi (a.s) çıkış alametlerinden birisi yine, 70 kişilik. Evet, bak “biz ona levhalarda her şeyden bir öğüt ve her şeyin yeterli bir açıklamasını yazdık.” Yeterli diyor. Kuran’da böyledir. Kuran’da da Allah hepsini yaptım diyor. Hepsini anlattım, yeterli açıklamayı yaptım. İlave yapmayın, çıkarma da yapmayın diyor Allah. Ama Museviler ne yaptı? Hata yaptılar, ilaveler yaptılar, çıkarmalar yaptılar. O zaman olmaz. “Şimdi bunlara sıkıca sarıl” Tevrat’ın hükümlerine sıkıca sarıl. “Ve kavmine de emret ki en güzeli, buna sarılsınlar, Tevrat’a sarılsınlar. Onlar Tevrat’a biliyorsunuz fiilen de sarılıyorlar. Burada bir manevi sarılma diyor ama o rulo halindeki Tevrat’a da sarılıyorlar, öpüyor sarılıp.
“Size fasıkların yurdunu pek yakında göstereceğim.” Yani yerle bir olacak fasıklar diyor, Allah. Fasıklara imkan ve aman vermeyeceğim diyor Allah. “Yeryüzünde haksız yere büyüklenenlere ayetlerimden engelleyeceğim.” Enaniyet yapanları ayetlerimden engelleyeceğim ne demek? Allah’ı anamayacaklar, Allah’tan uzak kalacaklar, Allah sevgisini bilmeyecekler, sevgiyi bilemeyecekler, merhameti, şefkati bilemeyecekler, o acı azap içinde yaşayacaklar. “Onlar her bir ayeti görseler bile ona inanmazlar, dost doğru rüşt yolunu görseler yol olarak benimsemezler, azgınlık yolunu gördüklerinde ise onu yol olarak benimserler.” Mesela hakikaten insanlar var, sevgiden, merhametten, arkadaştan başka hiç dinlemiyor. Hadi sokağa çıkalım bağıralım, çağıralım molotof kokteyli atalım, ortalığı yakalım dedin mi, hayatı pahasına o deliliğin içine giriyorlar. Ama şefkat, merhamet, sevgi, dostluk, arkadaşlık, kardeşlik onu hiçbir şekilde kabul etmiyor, onu boş buluyor. “Bu onların ayetlerimizi yalanlamaları ve onların gafil olmaları dolayısıyladır. “Allah’ın hükmüne inanmıyorlar diyor, bir de gafiller diyor Allah. Gafil ne demek? Gaflet içinde, yani beyninde bir boşluk oluşmuş, muhakeme yargısı bozulmuş. “Rabbim bana göster seni göreyim dedi” diyor Cenab-ı Allah’a nazı geçtiğini düşünüyor Hz. Musa (a.s), çok şeker bir Peygamber. “Allah: Beni asla göremezsin” diyor, şeytandan Allah’a sığınırım. “Ama şu dağa bir bak eğer o yerinde karar kılabilirse sende beni göreceksin diyor.
“Rabbi dağa tecelli edince onu dağı paramparça etti”. Dağ paramparça oluyor. Yani bir yıldırım tarzında bir ışık tarzında dağın üstünde. Dağda taşlar, kayalar paramparça oluyor. O vuruşla müthiş bir aydınlanma ve müthiş şiddetli bir vuruş meydana geliyor. Bu şiddetli yıldırım vuruşu karşısında Musa bayılıp yere düşüyor. Zaten heyecanla Allah tecelli edeceğini bekleyince, zaten teyakkuz halinde heyecanla, birden o ışık ve gürültü dağ taş birbirine girince, onu görünce bayılıyor. Şoka giriyor bayılıyor. Yani baya tatlı peygamber. Hep hayatı böyle heyecan, hep heyecan.