Araf Suresi, 46-51 Ayetlerinin Tefsiri

 

Sayın Adnan Oktar'ın 19 Mart 2010 tarihli röportajından Araf Suresi ile ilgili açıklamalar.

 

ADNAN OKTAR: “İki taraf arasında” şeytandan Allah’a sığınırım, “bir engel ve burçlar (A'raf) üstünde hepsini yüzlerinden tanıyan adamlar vardır. Cennete gireceklere: ‘Selam size’ derler ki bunlar, henüz girmeyen fakat (girmeyi) şiddetle arzu edip umanlardır”. Bakın “iki taraf arasında bir engel ve burçlar (A'raf) üstünde hepsini yüzlerinden tanıyan adamlar vardır”. Şimdi bizim ilk aklımıza gelen; taştan bir kule var, kulenin üzerinde adamlar var. Hiç alakası olmayacaktır, göreceksiniz. Bambaşka bir şeyle karşılaşacaklar. Bu anlam doğru olacak ama bambaşka olacak. “Cennete gireceklere: ‘Selam size’ derler”, zaten bir insana selam deniyorsa Melekler, o adam Cennete girecek demektir. Ama yine de emin olamıyorlar tabii. “Henüz girmeyen fakat (girmeyi) şiddetle arzu edip umanlardır. Gözleri Cehennem halkından yana çevrilince: ‘Rabbimiz, bizi zalimler topluluğuyla birlikte kılma’ derler”. Cehennem halkını zaten göstermesinin sebebi, Cennetin kıymetini bilmektir. Yani kötüyü görmeden insan iyinin kıymetini bilmiyor. Onun için Cehennem halkına baktığında Cennetin insanlar kıymetini bilecekler.

“Burcun üstündeki adamlar, kendilerini yüzlerinden tanıdıkları (ileri gelen birtakım) adamlara seslenerek derler ki: ‘Ne (güç ve servet) toplamış olmanız, ne büyüklük taslamanız (istikbarınız) size bir yarar sağlamadı’”. İşte oraya halk arasında böyle kendini beğenmiş, büyüklük taslayan tipler, meşhur, halk arasında da bilinen, şu an, kendini büyük gören tipler var, oraya süklüm püklüm getiriliyorlar bu insanlar. Onlara “büyüklük taslamanız (istikbarınız) size bir yarar sağlamadı” diyor oradaki kişiler. “Kendilerine Allah'ın bir rahmet eriştirmeyeceğine yemin ettiğiniz kimseler bunlar mıydı? (Cennettekilere de) Girin Cennete. Sizin için korku yoktur ve mahzun olmayacaksınız”. Müminler orada kollanıyorlar. “Girin Cennete” deniyor. “Ateşin halkı Cennet halkına seslenir: ‘Bize biraz sudan ya da Allah’ın size verdiği rızıktan aktarın.’ Derler ki: ‘Doğrusu Allah, bunları inkar edenlere haram (yasak) kılmıştır’”. Şimdi Cehenneme girdiklerinde Cennet halkına “bize biraz sudan ya da Allah’ın size verdiği rızıktan aktarın”. Allah’la muhatap olmuyorlar yine. Oradaki insanlara sesleniyorlar. Yine aynı kafadalar, aynı mantıktalar.

Ama her halükarda tabii insanlar dünyadaki toprak arazi benzeri bir şeyle karşılaşacaklarını zannediyorlar. Halbuki biz dünyaya gelmeden önce mesela çocukluğumu düşünüyorum. Dünyaya gelmeden önce hiçbir şey aklıma gelmiyor, hatırlamıyorum. Birden ben dünyaya geldim. Bana tarif edilseydi yol mesela doğmadan, bir ruh halindeyken bana söyleselerdi; orada caddeler var, sokaklar var, birçok insanla karşılaşacaksın, imtihan olacaksın, orada öleceksin, önce doğacaksın. Ben çünkü ruh halindeyken zaten ölü olmuş oluyorum ruh halindeyken. Sen doğacaksın, sana cisim ve et verilecek, elin kolun olacak, yaşayacaksın, sonra yine öleceksin, yine böyle ruh haline geleceksin, sonra yeniden sana beden verilecek dense bana, kim bilir aklımdan nasıl bir imaj geçer, caddeleri nasıl düşünürüm. Bilmiyorum çünkü kıyaslayacağım bir şey yok. Şimdi biz de bilmiyoruz. Yani şimdi Cennete gittiğimizde, inşaAllah Allah nasip ederse çok şaşıracağız. Yani hepsi doğru ama mesela Cehennem ateşi dediğimizde bizim normal odun ateş aklımıza gelir. İşte bambaşka bir ateşle karşılaşacak insanlar. Cehennem ortamı bambaşka olmuş olacak. Çünkü Allah, “yepyeni bir yaratılışla size yarattım”, diyor.

Bir hayli bir soru var gördüğüm kadarıyla. Belker'im sende de var hep soru.

ALTUĞ BERKER:Estağfurullah hocam. Pelin hanım herhalde biraz baktı sorulara.

PELİN HANIM: Bazıları da yorum. Onlara da okumamı ister misiniz bilmiyorum ama sorular da var, yorumlar da var. Hangisini isterseniz.

ADNAN OKTAR: “Onlar dinlerini bir eğlence ve oyun konusu edinmişlerdi. Dünya hayatı onları aldatmıştı”. Şimdi dinlerini bir eğlence ve oyun konusu edinmesi. Biz bir kere daha önce biz böyle eğlence yerlerine gidiyorduk arkadaşlarla. İşte gece kulüplerine falan değil mi? Eğlence yerlerine gidiyorduk. Bazen de böyle hayır yararına yapılmış toplantılar oluyordu. Hayır için yapılmış toplantılar. Gece yarısı ilk yapılan şey insanları eğlendirmek için dinle, haşa kendilerince alay etmek oluyordu. Ya bir cehennemle ilgili bir fıkra anlatılır. Ya cennetle ilgili fıkra anlatılır. Yahut işte zebanilerle ilgili bir fıkra anlatılır. Böyle gülerler millet. O şekilde olur.

Hatta çocukluğum ben komşulara giderdik, toplantılara gelirdim. Bayramda gittiğim toplantılarla bile dinle ilgili mutlaka bir fıkra, bir şey anlatırlardı. Baktık sonradan din adamları da bu mantıktalar. Hoca dediğimiz kişiler çıkıyor dinle, imanla, Kur'an'la ilgili esprileri yapıyorlar. Millet yerlere yatarak gülüyor. Ya güya alay ediyorlar haşa. Bak Allah diyor ki, “onlar dinlerini bir eğlence ve oyun konusu edinmişlerdi. Dünya hayatı onları aldatmıştı”. Yani insanlar da etkilendikleri için bunu yapıyorlar.

“Onlar bugünlerle karşılaşmayı unuttukları ve bizim ayetlerimizi yok sayarak tanımadıkları gibi biz de bugün onları unutacağız”. Şimdi Allah ben onları unutacağım diyor. Çünkü Allah unutuyor demek şu. Adam Allah'a yalvarıyor. Çıkmak için istiyor. Allah cevap vermiyor. Yani muhatap bulamıyor. Onun için burada Müslümanlara sesleniyor bu sefer. Bak, “bize biraz sudan ve Allah'ın size verdiği rızıktan aktarın”, diyorlar. Hiç Allah cevap vermiyor. Ama Müslümanlar konuştuğunda Allah cevap veriyor. Bak diyor ki Allah, “bizim ayetlerimiz yok sayarak tanımadıkları gibi biz de bugün onları unutacağız”. Allah unutuyor. Sonsuza kadar unutuyor. Ya unutuyor deyil de unutmuyor tabii de muhatap olmuyor. Onu demek istiyor Allah.

Tabii o dünya o kadar cazip görünüyor ki şimdi arabalar gösteriliyor insanın beyninde. Evler gösteriliyor işte. Evleneceksin çocuğun olacak diyor. Verilen süreyi unutuyor insanlar. Yani mesela yirmi yaşında bir kız çocuğu düşünelim. On sene içinde otuz yaşına giriyor. Bir on sene içinde. Bir on sene sonra kırk yaşına giriyor. Yani yaşlı başlı bir kadın oluyor. Bir iki on sene sonra da altmış yaşına gelip vefat ediyor. Hadi yetmiş olsun yani. Ki büyük bölüm insanlar otuz, kırk yaşındalar. Ben bu on yedi yaşındaydı sen geldiğinde. On yedi, on sekiz yaşındaydı. On sekiz yaşındaydım. Bak koskoca insan kaç yaşındasın şu an?

ALTUĞ BERKER:Kırk üç.

ADNAN OKTAR: Kırk üç. Daha dün gibi ya daha yeni gelirler bunlar yani. Tabii. Daha yeni gelirler. Bismillah yani. Anında kırk üç yaşına geldiler. İki on sene sonra altmış üç yaşında açtı. Elli üç altmış üç. Dünya son derece kısa. İnsanlar böyle eğlenceyle, şamata ile falan bunu fark edemiyorlar. Bir de birbirlerine çok olumsuz etki yapıyorlar. Çok özür dilerim. Mesela birisi züppelik yaptı mı o da züppelik yapıyor. Onun züppelik yaptığını gördün mü iki kişi üçüncü kişi de yapıyor. Zincirleme gelişiyor. Mesela alaycılık, züppelik falan insanlarda daha ruhuna cazip geliyor insanların. Daha onu bir güç gibi görüyor. Yani aciz olduğunu unutuyor. Ve beynin içinde bir görüntü olduğunu unutuyor.

Şimdi bak yavaş yavaş bilim adamları falan bu anlamaya başlamışlar. Görünmezlikle ilgili diyor, büyük bir adım atıldı diyor. “Science” dergisinde yer alan bir habere göre Almanya'da yapılan çalışma sonucunda cismin yaydığı ışığı kontrol altına alarak görünmez hale getirilmesi yönünde önemli bir adım atıldı diyor. E tabi ki ışık ışını gelmezse göremez. Beynine o akım gitmezse yine göremez.

 


Araf Suresi, 44, 51, 56 Ayetlerinin Tefsiri

(1956 yılını Bediüzzaman çok önemli görüyor)

 

(Sayın Adnan Oktar’ın 27 Ocak 2011 Samsun Aks TV’deki Sohbetinden)

ADNAN OKTAR: Şeytandan Allah’a sığınırım. Araf Suresi, 44. ayet “Allah'ın laneti zalimlerin üzerine olsun” diyor, Cenab-ı Allah. “Allah’ın laneti zalimlerin üzerine olsun.” Evet, “Onlar, dinlerini bir eğlence ve oyun (konusu) edinmişlerdi.” Espri yapıyor. Cehennemle ilgili espriler yapıyor. Cennetle ilgili espriler yapıyor haşa Peygamberlerle ilgili espriler yapıyor.

“Onlar, dinlerini bir eğlence ve oyun (konusu) edinmişlerdi ve dünya hayatı onları aldatmıştı. Onlar, bu günleriyle karşılaşmayı unuttukları ve Bizim ayetlerimizi 'yok sayarak tanımadıkları' gibi, Biz de bugün onları unutacağız” diyor, Allah. Yalvarıp yakarmasına asla cevap yok, inşaAllah. 56. ayet “Doğrusu Allah'ın rahmeti iyilik yapanlara pek yakındır.” Hayrettir, ebcedi de 1956 yılını veriyor. Net 1956’yı veriyor. Bak “Doğrusu Allah'ın rahmeti iyilik yapanlara pek yakındır.” 56. Ayet, ebcedi de 1956 maşaAllah. 1956 yılını, Bediüzzaman çok önemli görüyor. Risale-i Nur’da da var. “Cereyan-ı münafıkanenin ölümünün başlangıcı, hakkın da doğumudur” diyor. Miladıdır, başlangıcıdır. Yani artık bu tarihten sonra cereyan-ı münafıkane sürekli geriye doğru gidecek. Risale-i Nur’un serbest bırakıldığı tarihtir, 1956. Çok büyük olaylar olmuştur 1956’da, peş peşe olaylar olmuştur. Ama en önemlisi gördüğümüz, Risale-i Nur’un serbest bırakılmasıdır, inşaAllah.

 


Araf Suresi, 45, 51 Ayetlerinin Tefsiri

(Kuran'da faşizm ve komünizmin en tırmandığı dönemler olan 1945'e işaret)

 

(Sayın Adnan Oktar’ın 10 Aralık 2010 Kaçkar TV’deki Sohbetinden)

ADNAN OKTAR: Araf Suresi, şeytandan Allah’a sığınıyorum. “Allah'ın laneti zalimlerin üzerine olsun” diyor Cenab-ı Allah, Araf Suresi, 44’te. 45’te: “Ki onlar Allah'ın yolundan alıkoyanlar, onda çarpıklık arayanlar ve ahireti tanımayanlardır.” Ebcedi: 1945 tarihini veriyor ve 45. ayet. Yani o devirlerdeki, 45’lerdeki dünyanın içinde bulunduğu duruma işaret eden bir ayet. Yani o zaman faşistlerin, komünistlerin falan en azgın oldukları dönemler. Yani komünizmin en tırmandığı dönemler. “Onlar, dinlerini bir eğlence ve oyun (konusu) edinmişlerdi ve dünya hayatı onları aldatmıştı.” Dinlerini bir eğlence ve oyun konusu nasıl ediniyor? Çıkıyor televizyonlara, soytarılık yapıyor. Fıkralar anlatıyor dinle ilgili, ahiretle ilgili, Cennet’le ilgili, adamlar da yerlerde uğunarak gülüyorlar. Ayette ne diyor Cenab-ı Allah, Araf Suresi 51’de; “Onlar, dinlerini bir eğlence ve oyun (konusu) edinmişlerdi ve dünya hayatı onları aldatmıştı.” Para karşılığında, çıkıyor, “İslam Birliği’nin olmayacağını” söylüyor mesela. “İttihad-ı İslam’ın olmayacağını” söylüyor. “Onlar, bu günleriyle karşılaşmayı unuttukları ve Bizim ayetlerimizi 'yok sayarak tanımadıkları' gibi, Biz de bugün onları unutacağız.” diyor “Ben de onlara bela vereceğim” diyor Allah inşaAllah.

 


Araf Suresi, 51. Ayetinin Tefsiri

 

Sayın Adnan Oktar'ın 17 Ağustos 2010 tarihli röportajından Araf Suresi ile ilgili açıklamalar.

 

ADNAN OKTAR: Araf Suresi 51, “Allah bugünler ile karşılaşmayı unuttukları ve bizim ayetlerimizi yok sayarak tanımadıkları gibi, biz de bugün onları unutacağız”. Mesela, bir kısım ayetleri kabul ediyor, bir kısmını kabul etmiyor. Mesela cihadı, tebliği, Allah’ın dinini yaymayı. Yani yok saymak şöyle, fiilen uygulamayarak yok sayıyor. “Tamam öyle bir ayet olabilir ama ben uygulamıyorum” diyor. Bu yok saymadır, inşaAllah. Bir anlamda, bir yönüyle. Yani hayatına geçirttirmiyor, kabul etmiyor. İşine gelen kısımları kabul eder.

 


Araf Suresi, 51. Ayetinin Tefsiri

 

Sayın Adnan Oktar'ın 20 Ağustos 2010 tarihli röportajından Araf Suresi ile ilgili açıklamalar.

 

ADNAN OKTAR: 7. Sure, 51. ayeti; “Onlar, dinlerini bir eğlence ve oyun (konusu) edinmişlerdi.” Var ya çıkıyorlar şaklabanlık yapıyorlar. “Ve dünya hayatı onları aldatmıştı. Onlar, bu günleriyle karşılaşmayı unuttukları ve Bizim ayetlerimizi ‘yok sayıp tanımadıkları gibi’ Biz de bugün onları unutacağız.” Yani öleceğini unutuyor, Ahireti unutuyor; Cenneti, Cehennemi unutuyor, Allah da “şimdi Ben de onları unuttum” diyor ayette. Çünkü ilk dirilttiklerinde şaşırıyorlar. “Bizi bu yattığımız yerden kim kaldırdı?” diyorlar, anlayamıyorlar. Aniden, herkes birdenbire kalkmış oluyor, oranın ne olduğunu da anlamıyorlar. Yani kalktıkları yerin ne olduğunu da anlamıyorlar Ahirete gittiklerini bilmiyorlar ilk önce, yani tiplerine şaşırıyorlar, “ne oldu bize?” diyorlar, “biz neredeyiz?” Sonra çağırıcı çağırıp da oraya gittiklerinde, “eyvahlar bize” diyorlar.

“Bu din günü” diyorlar, “biz öldük ve dirildik. Ahiret doğruymuş, ölüm de. Hepsi doğruymuş. Eyvahlar bize” diyorlar. İlk dedikleri bu, “eyvah” diyorlar, “denilenler doğruymuş” diyorlar, “bu din günüymüş, kastedilen buymuş.” “Yani hepsi o çağırıcın çağırdığı o tarafa koşmaya başlarlar” diyor, yani milyonlarca insan o tarafa doğru koşuyor. Gittikleri yerde, Cennetin ve Cehennemin ayrılacağını ve Melekleri görüyorlar. Çağrıcının orada olduğunu görüyorlar, “işte orada” diyorlar, “eyvahlar bize” diyorlar, “bu din günü” diyorlar. Sonra aralarında konuşmaya başlıyorlar. “Ne kadar kaldınız?” diyorlar. İşte “bir gün kadar” diyorlar. Kimisi “15 gün kadar” diyor, değil mi?

OKTAR BABUNA: Evet, “göz açıp-kırpma” diyor.

ADNAN OKTAR: Kimi “göz açıp-kapama vakti kadar.” Tam vakte karar veremiyorlar, kaldıkları süreyi çıkaramıyorlar.

Mümin, Müslüman olanların yanında onlara mihmandar veriyor Cenab-ı Allah. Ne yapacaklarını, nereye gideceklerini belirleyecek bir Melek oluyor yanlarında, inşaAllah. Ön taraflarında ve sağ yanlarında bir ışık oluyor. Arazi karanlık. Sadece onlar için, Müslümanlar için, zaten o garantileri onların, her Müslüman’ın yanında. Yanlarında mihmandarı olmayan ve ışığı olmayan herkes Cehenneme gidecek demektir. “O ümit içerisindedirler” diyor, zaten Cenab-ı Allah. Oraya gittiklerinde de zaten sonra Cenab-ı Allah “onları diz üstü bırakırız arazide” diyor. Cehennemin üzerindeki arazide bırakılıyorlar. Müslümanlar Cennet kapılarından içeriye alınıyorlar ve onlar da Cehennem kapılarından içeri alınıyorlar. Ama kapı deyince insanın aklına klasik kapı geliyor. Oraya gidince göreceğiz, bambaşka. Belki ışık kapılar, ışıktan oluşmuş kapılar; belki manyetik kapılar, biz bilmiyoruz, nasıl kapı olduğunu bilmiyoruz. Oraya gidince göreceğiz, inşaAllah.