Sayın Adnan Oktar'ın 30 Ocak 2010 tarihli röportajından Enfal Suresi ile ilgili açıklamalar.
ADNAN OKTAR: Bismillah, şeytandan Allah'a sığınırım. Enfal Suresi, 39. “Fitne kalmayınca”. Fitne nedir? Adam öldürme, asma, kesme, insanların canını yakma, korkutmak, üzmek. İnşaAllah. “Ve dinin hepsi”, tamamı, “Allah'ın oluncaya kadar onlarla mücadele edin”. Bu Mehdi'ye emirdir bu. Allah'ın emri, Mehdi'ye emri. Fitne yeryüzünden kalmayacak, dinin hepsi de Allah'ın olacak Mehdi zamanında. İnşaAllah. Mesih zamanında. “Şayet vazgeçecek olurlarsa şüphesiz Allah yaptıklarını görenler”. Halim diyor Allah. Güzel davranın.
“Geri dönerlerse bilin ki gerçekten Allah sizin Mevla’nızdır”. Şu an zaten yenildi küfür. “O ne güzel Mevla'dır, ne güzel yardımcıdır”, diyor Allah. Bak Allah güzelliğin üstünde duruyor. “Gerçek şu ki inkar edenler insanları Allah'ın yolundan engellemek için mallarını harcarlar”. Mesela bu mucize. Ya bir adamın dinsiz olduğunu düşün. Değil mi? Dünyaya dalması lazım. Mesela adamın on trilyonu varsa bunu keyfine, zevkine, eğlenceye daha değil mi? Hayatı da kısa olduğuna göre, ahirete de inanmadığına göre, her şeyi bu dünyada gördüğüne göre, bir an önce o paraları harcayıp dünyasını yaşamak. Mucize oluyor. Bak ne oluyor?
“Gerçek şu ki”, diyor, “inkar edenler insanları Allah yolundan engellemek için mallarını harcarlar”. Bak bundan böyle de harcayacaklar diyor Allah. Hayrettir. Adam vakıf kuruyor sırf dinsizlikler yansıtıyor. Yani işini gücünü bırakıyor. Sabahtan akşama kadar. Mesela şu Dawkins. Ya adam sabahtan, “işin ne dersen?” Allah'ı inkar. Başka bir konusu yok adamın. Gecesini gündüzünü, imkanlarını, parasını her şeyini bu yolda harcıyor. Bak diyor ki Allah, “bundan böyle de harcayacaklar”, diyor. Sonra da bu onlara diyor yürek acısı olacak diyor Allah. İnşaAllah. Ciğer acısı olacak diyor. Yani İslam'ın dünya hakimiyetini gördüklerinde ahirette de Allah'ın varlığına kesin kanı olduklarında yürek acısı olacak diyor.
“Sonra bozguna uğratılacaklardır”, diyor. Ve şu an oldu. İlmin yönden bozguna uğradılar. Bak, “inkar edenler sonunda cehenneme sürülüp toplanacaklardır”. Hepsini toplayacağım diyor Allah. İnşaAllah. Bu “Allah'ın murdar olanı”, yani kötü olanı, “temizden ayırt etmesi”, yani kirli olanı temizden ayırt etmesi, “murdarın bir kısmını bir kısmını üzerine kılıp tümünü biriktirerek”, bütün küfrü bir araya getirip biriktirerek ben onun için müsaade ediyorum diyor Allah. Topluyorum onları diyor. Yani bir kavanozun içine pislik doldurur gibi yani böyle hayvan pisliğini köylerde falan yığıyorlar ya böyle gübreyi. Yani onları böyle gübre gibi yığarım diyor Allah. “Tümünü biriktirerek cehenneme atması içindir”. Amacım bu diyor Allah.
“İşte bunlar hüsranına uyanlardır”. Bak Allah'ın şefkatine, “o inkar edenlere de ki; “eğer vazgeçerlerse geçmişte yaptıkları şeyler bağışlanacaktır”. Ne yaparsa yapsın. Bağışlayacağım diyor Allah'ım. “Ama yine dönecek olurlarsa önceki toplumlara uygulanan sünnet”, Allah'ın sünnetullahı, “muhakkak onların başlarına geçmiş olacaktır”. İntikam alacağım diyor Allah. İnşaAllah. Evet inşaAllah.
Enfar Suresi, 42. Şeytandan Allah'a sığınırım. “Hani siz vadinin yakın kenarında onlar uzak yamacındaydılar. Kervan ise sizden daha aşağıdaydı”. Şimdi burada bir konum belirtiliyor. Yani burada bu ayet hiçbir ayet boş yere anlatılmaz. Bir şey anlatılıyordur. “Müslümanlar vadinin yakın kenarında”. Bir vadi derler. Yakın kenarında. “Onlar uzak yamacındaydılar”, diyor. Karşı taraftaydılar diyor. Kervan ise yol ise aşağıdan geçiyordu diyor. İnşaAllah. Yol aşağıdan geçiyordu diyor. Bir de karşı tarafta yerleşim var diyor. Siz de bu tarafta oturuyordunuz diyor. İnşaAllah. Burada bir koordinat var. Bak kervan da aşağıdan geçiyor diyor.
“Eğer sözleşseydiniz kaçınılmaz olarak sözleşme yeri hakkında anlaşılmazlığa düşerdiniz. Ancak Allah olacağı olan işi gerçekleştirmek için böyle yaptı. Böylece helak olacak kişi apaçık delilden sonra helak olsun”. Ben özel meydana getiriyorum bu sistemi diyor Allah, “diri kalacak kişi apaçık bir delilden sonra hayatta kalsın. Şüphesiz Allah gerçekten işitendir bilendir. Hani Allah onları sana uykunda az gösteriyordu”. Mesela bize de şimdi küfrü ve delaleti Allah az gösteriyor. Halbuki dünya çapında dünya derin devleti var. Yani akıl almaz bir güç. Ama bize kuş sürüsü gibi geliyor.
Ellerine sağlık. Bak ben günlerden beri hocama söylüyorum. Daha yeni bize Osmanlı kahvesi yeni geliyor. Bana sürekli Nescafe deyilen böyle zehir gibi bir kahve çeşidi var. Simsiyah o geliyordu. Dedim bana halis Osmanlı kahvesi rica ediyorum. Ve şu an bol köpüklü Osmanlı kahvem geldi ama programda bitmek üzere. Çok teşekkür ediyorum. Sağ ol, var ol.
“Hani Allah onları sana uykunda az gösteriyordu”. Mesela dünya çapında Amerika'da, İngiltere'deki Masonluğu, Darwinist, Materyalist dev sistemi Allah bize az gösteriyor. “Eğer sana çok gösterseydi gerçekten yılgınlığa kapılacaktınız”, diyor. Ama evelAllah tabii Allah'a iyi gelsin. İnşaAllah. “Ve iş konusunda gerçekten”, tabii Cenab-ı Allah ne takdir etse o olur. Ama şu an bizim durumumuz bu. Yani biz çekinmiyoruz. Ama oradaki yani askeri güç olduğu için muazzam bir askeri güç olduğu için hakikaten bir insani şey olarak yılgınlığa kapılacaktınız diyor. Bizim işimiz daha kolay tabii ama orada adamlar palayla gürzle falan it kopuk takımı on binlerce adam bekliyor aşağıda. Müslümanlar bir avuç. Şimdi bu çok ürkütücü bir durum tabi Müslümanlar için. Yani zayıf olan, peygamberimiz aslanların aslanıdır. O şey yapmaz ama bir kısmını Kur'an kastediyor, ürkerdiniz, çekinirdiniz. Bir kısmı çekinebilirdin. Tabi doğrusunu Allah bilir. Veyahut hepsi de kastediyor olabilir oradaki insanların.
“Gerçekten çekişmeye düşerdiniz. Ancak Allah esenli kurtuluş bağışladı. Çünkü o elbette sizlerin özünde saklı olanı bilendir. Karşı karşıya geldiğinizde Allah olacağı işi gerçekleştirmek için onları gözlerinizde az gösteriyor. Sizi de onların gözlerinde azaltıyordu”. Mesela bizi de onları çok az bir şey zannediyorlar. Halbuki biz dev bir orduyuz. MaşaAllah. Bir buçuk milyarlık bir orduyuz. “Ve bütün işler Allah'a döndüğüdür. Ey iman edenler bir toplulukla karşı karşıya geldiğiniz zaman dayanıklılık gösterin ve Allah'ı çokça zikredin”. Yani küfür size saldırdığında, “ki kurtuluş felah bularsınız”. Yani Müslümanlara ani saldırabilir mesela gece yarısı saldırılabilirler. Başka türlü olabilir. Ne yapılacak diyor bak Allah.
“Bir toplulukla karşı karşıya geldiğiniz zaman”, bir topluluk size saldırdığı zaman basınla olabilir. Başka mesela iftirayla olabilir. Her şey olabilir. “Dayanıklılık gösterin”. Ayağınız çözülmesin. İnşaAllah. “Ve zikrullah'a devam edin”. Allah'a çok zikredin. “Ki kurtuluş felah bulursunuz”. Mutlaka kurtarırım diyor Allah. Yani onların hepsi rüyadır yani. Hepsini ezer geçerim diyor Cenab-ı Allah. “Allah'a ve Resulüne itaat edin”. Kur'an'a tabi olun. Peygamber'e, elçiye itaat edin. “Çekişip birbirinize düşmeyin”. Müslümanlar birbirine uğraşmayacak. Onun için söylüyorum. Mahalle bilmem neyi gibi oturup birbirinden dedikodu etmeyecekler. Birbirine uğraşmayacaklar.
“Birbirinize düşmeyin. Çözülüp yılgınlaşırsınız”. Şimdi olan işte budur. Çözülüp yılgınlaştılar. Bin bir parçaya bölündüler ve yılgınlaştılar. “Gücünüz gider”, güçleri gitti. Bir avuç küfre teslim oldu. Bir buçuk milyar İslam alemi. “Sabredin şüphesiz Allah sabredenlerle beraberdir”. İşte bu olay çekişip birbirine düşme olayını Mehdi ortadan kaldırıyor. Bir. Çözülüp yılgınlaşmayı ortadan kaldırıyor. İki. İnşaAllah. Gücü, giden gücü geri topluyor. Üç. Sabrı Müslümanları tavsiye ediyor. Dört. MaşaAllah. Ve o yüzden de bunun akabinde bir dünya hakimiyete geliyor. Bu olan olayı Mehdi çözmüş olacak. İnşaAllah. İslam aleminde yapılan meydana gelen bu yanlışlığı Mehdi düzeltiyor inşaAllah.
Şeytanın Allah'a sığınırım. Nedeni şu diyor Allah. “Bir kavim kendinde olanı değiştirinceye kadar Allah ona nimet olarak bağışladığını değiştirici değildir”. Osmanlı'nın yıkılışını Allah işte açıklıyor Evet gittiler Darwinist, materyalist oldular Osmanlı aydınları. İslam'dan Kur'an'dan çekildiler, İslam ahlakını uygulamamak için. Allah'a şükür yok oldu geniş çapta, Allah'ta nedeni açıklıyor neden yıktığını Osmanlı'yı. Nedeni şu, yani geniş tabi anlamı Osmanlı'ya yönelik kısmını söylüyorum.
“Bir kavim kendinde olanı değiştirinceye kadar Allah ona nimet olarak bağışladığını değiştirici değildir. Allah şüphesiz işitendir, bilendir”. Her şeyi görüyorum ben diyorum. Osmanlı döneminde yapılan hata şimdi düzeltiliyor işte. İnşaAllah. Darwinist, materyalist felsefeyi ortadan kalkacak. Kalktı. Yani boynunu kırdık küfrün. MaşaAllah. Ve İslam dünyaya hakim olacak. Türk-İslam Birliği oluşacak. İnşaAllah. Bakın, yüzlerce kere söyledim. Milletin nefesi kesilecek on yıl sonra. İnşaAllah hocam. Acayip şaşıracaklar dediklerimin doğru çıkmasından. Adnan Hoca söylüyor. Ummuyorlar benden. Yani sözlerimden de ummuyorlar. Yani bu acayip şok meydana getirecek. Yani buna nefesleri kesilecek. Yani ummadıkları bir insanın sözünün doğru çıkmasına şaşıracaklar. Bak İstanbul'da dedim deprem olmayacak dedim. Dediğim oldu.
OKTAR BABUNA: Aynısını söylüyorlar hocam. Aynısını söylüyorlar.
ADNAN OKTAR: Bak 7 yıl sürecek dedim kriz, ekonomik kriz. Bütün dünya benim sözümü kabul etti. Bak IMF'in resmi açıklaması. Yani adamlarda ilmi yani mali bilgiye dayalı hiçbir bilgi yok. Metafizik açıklamayı kabul ettiler. 7 yıl.
OKTAR BABUNA: Aynısını söylüyorlar hocam. Bu İstanbul'da depremin eşik yılı 2033 diyor Türkiye'de depremler durdu mu? Hepsi daha önce deprem olacak diyen profesörler. Türkiye'de depremler durdu mu? İstanbul’u korkutacak enerji birikimi yok. Birkaç ay evvel tam tersini söylüyorlardı. MaşaAllah.
ADNAN OKTAR: Oldu olacak olmak üzere. Hazır olun diyorlardı. Bak hepsi benim sözüme geldiler. Değil mi?
OKTAR BABUNA: Evet hocam. Siz söyledikten sonra olmayacak demeye başladılar. Kuraklık aynı şekilde hocam inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Bak dedim kuraklık böyle bir şey yok dedim. Küresel ısınma yok. Hatta resmi ağızlarda çok yoğunlar küresel ısınma başladı “Eyvah” dedim. Bak. Baraj kapaklarını açtılar şimdi. Bütün barajlar %100 doldu. Yani muazzam bir bereket. “Mehdi'nin olduğu yerde bol yağmur olacak”, diyor Resulullah (sav). “Ve nebatat da”, diyor bitkiler de “coşacak” diyor Resulullah. İnşaAllah. Mehdi'nin bereketiyle Allah onu vesile ediyor inşaAllah.
OKTAR BABUNA: İnşaAllah hocam elhamdülillah.
Sayın Adnan Oktar'ın 20 Ocak 2011 tarihli röportajından ahirette sorulması muhtemel Kuran ayetleri ile ilgili açıklamalar.
ADNAN OKTAR: Mesela bakın, Al-i İmran Suresi, 103’te Cenab-ı Allah, şeytandan Allah’a sığınırım; “Allah'ın ipine hepiniz sımsıkı sarılın. Dağılıp ayrılmayın.” Bana diyor ki arkadaş; “Ahir zamanda Mehdiyet’i anlatıyorsunuz, İslam’ı anlatıyorsunuz bize ahirette soracaklar mı?” diyor. Ona ahirette sorulacak soruları söylüyorum. Al-i İmran Suresi 103, “Allah'ın ipine hepiniz sımsıkı sarılın. Dağılıp ayrılmayın”. Adam oraya sallanarak gelecek, diyecek “Ben dağıldım ve Allah’ın ipine de sımsıkı sarılmadım” diyecek. Bu nedir? Bu bölünmüşlük işte, ayrılma. Anti-Mehdi hareket demektir. Bunun cevabını vereceksin. Veremezsen ne yapacaksın?
Al-i İmran Suresi 104, “Sizden; hayra çağıran, iyiliği (marufu) emreden ve kötülükten (münkerden) sakındıran bir topluluk bulunsun. Kurtuluşa erenler işte bunlardır.” Bu topluluk nedir? Hz. Mehdi (a.s) grubudur, Mehdiyet’tir. Böyle bir topluluğa yardım ettin mi sen? Allah bunu sorduğunda ne diyeceksin? Bak, diyor ki; “Hayra çağıran, iyiliği (marufu) emreden ve kötülükten (münkerden) sakındıran bir topluluk bulunsun.” “Bu topluluk beni ilgilendirmedi” dersen sen, ne olacak durumun ahirette? Al-i İmran Suresi, 105; “Kendilerine apaçık belgeler geldikten sonra, parçalanıp ayrılan ve anlaşmazlığa düşenler gibi olmayın.” Sen parçalanmışsın, ayrılmışsın; mezheplere, tarikatlara, tarikatlar içinde yine gruplara, gruplar içinde yine gruplara ayrılmışsın ve Müslümanlara yönelik nefret dolu ifadelerin var. Ağzına hiç sevgiyi almazsın, şefkati almazsın; dostluğu, kardeşliği almazsın; birlik, bütünlüğü almazsın. Böyle tiplere dikkat edin, hayatlarında sevgiden bahsetmezler. Bakın yazılarına, açın internetten, oradan buradan, gazetelere de bakabilirsiniz. Mesela 500 tane yazısı çıktıysa bir bakın, hangi yazısında sevgiden bahsetmiş, hangi yazısında şefkatten, merhametten, dostluktan, kardeşlikten, birlikten, beraberlikten, İttihad-ı İslam’dan, Türk-İslam Birliği’nden, İslam ahlakının dünya hakimiyetinden bahsetmiş. Bol bol dedikodu, laf sokma, ona buna iftira atsın, buğz etsin, tekvir etsin. Böyle şeyler olursa ahirette bunun hükmünün ne olacağını kendisi görür ahirette, inşaAllah.
Enfal Suresi, 39; bakın Cenab-ı Allah diyor ki, şeytandan Allah’a sığınırım; “Fitne kalmayıncaya ve dinin hepsi Allah'ın oluncaya kadar onlarla mücadele edin.” Bu Mehdiyet değil mi? Bak, “Fitne kalmayıncaya kadar”; fitne ne demek? İslam’ın, Kuran’ın ulaşmadığı, İslam ahlakının yaşanmadığı her yer fitnedir. Sevginin, merhametin, şefkatin olmadığı; terörün, anarşinin olduğu her yer fitnedir. “Ve dinin hepsi Allah’ın oluncaya kadar,” din her yönden dünyaya hakim oluncaya kadar onlarla mücadele edin” diyor. Sen yapıyor musun bunu? Yok. Bu ayet neyi anlatıyor? Mehdiyet’i anlatıyor. Sen diyorsun ki, “Mehdiyet’ten nerede bahsediyor?” İşte burada bahsediyor. O illa istiyor ki, falanca kişi Mehdi’dir diye Kuran’da yazsın istiyor. Böyle yazmaz. İslam aleminin lideri olan kişiye biz Mehdi (a.s) diyoruz. Ve o topluluğa, İslam’ı dünyaya hakim eden, vesile olan topluluğa Mehdiyet grubu diyoruz, Mehdi topluluğu diyoruz.
Şura Suresi, 13; “Dini (İslam’ı) dosdoğru ayakta tutun ve onda ayrılığa düşmeyin.” Mezheplere, cemaatlere, gruplara ayrılıp birbirinizle uğraşmayın. Birbirinizi tekfir etmeyin. Birbirinizle mücadele etmeyin. Birbirinizi sevin, dost olun. Yemeğinize gidin. İftarlara gidin. Kardeş olun, birbirinizin evine gidin, komşuluk edin, sohbet edin. Birbirinizi koruyup, kollayın. İyi günde, zor günde birbirinize destek olun. Ayetin anlamı bu.
Şura Suresi, 14; şeytandan Allah’a sığınırım, “Onlar, kendilerine ilim geldikten sonra,” yani Kuran’ın bilgisi, İttihad-ı İslam’ın önemi, Türk-İslam Birliği ile ilgili bütün bilgiler geldikten sonra, “yalnızca aralarındaki 'tecavüz ve haksızlık' dolayısıyla ayrılığa düştüler.” Enaniyet, gurur ve kibirden ayrılığa düşüyorlar. Allah bunu telin ediyor işte, Kuran’da. Bunun hesabını verecekler ahirette, bu ayetlerin.
Zümer Suresi, 43; “Çekişip birbirinize düşmeyin, çözülüp yılgınlaşırsınız, gücünüz gider.” Alevi, Sünni, Bektaşi, Vahhabi; birbirinize yönelip düşmanca bakış açınız olmasın. Birbirinizden nefret etmeyin. “Çekişip birbirinize düşmeyin, çözülüp yılgınlaşırsınız, gücünüz gider.” Şimdi çözülüp yılgınlaşmadılar mı? Çözülüp yılgınlaştılar. Güçleri gitmedi mi? Gitti. Bak, “Amerika’dan çekiniyoruz” diyorlar, “İsrail’den çekiniyoruz” diyorlar. Türk-İslam Birliği’ne yanaşmayan bayağı bir insan var. Bu ayetin hükmü ahirette sorulacak, inşaAllah.
Enfal Suresi, 73; “İnkâr edenler birbirlerinin velileridir”. Deccaliyet, deccal orduları birbirilerinin velileridir. “Eğer siz bunu yapmazsanız (birbirinize yardım etmez ve dost olmazsanız),” birbirinizi desteklemezseniz,”yeryüzünde bir fitne ve büyük bir bozgunculuk (fesat),” anarşi ve terör,”olur” diyor Allah. Sen bunu yapıyor musun? Yapmıyorsun. Yapana destek oluyor musun? Olmuyorsun.Bu ayetin de hesabını vereceksin, inşaAllah.
Şura Suresi, 39; “Ve haklarına tecavüz edildiği zaman,” Afganistan’a, Irak’a, Moro’ya, Çad’a saldırıldığında; küfür, tuğyan, dalalet Müslümanın ırzına, namusuna, dinine, imanına saldırdığı zaman, “birlik olup karşı koyanlardır” diyor. Sen birlik olup savundun mu? Olmadın. Birlik olmak için gayret ettin mi? Etmedin. İşte bu birlik olması için yapılan gayrete Mehdiyet diyoruz biz, Mehdilik hareketi deniyor, inşaAllah. Birlik olup karşı koyuyorsan başında bir lider olur. Topluca karşılık verirsen ilimle, bilgiyle, akılla, sevgiyle, bunun adına biz Mehdiyet diyoruz.
Saff Suresi, 4; “Şüphesiz Allah, Kendi yolunda, sanki birbirlerine kenetlenmiş bir bina gibi,” binalar var ya, birbirine yapışık binalar,”saf bağlayarak mücadele edenleri Allah sever” diyor. Sen bunu yapıyor musun? Yok. Sen internet sayfalarından, oradan buradan, kudurmuş gibi Müslümanlara saldıracaksın, iftira atacaksın, hakaret edeceksin, tekfir edeceksin, İttihad-ı İslam’a karşı olacaksın, Türk-İslam Birliği’ne karşı olacaksın, Mehdiyet’e karşı olacaksın. Sonra da kendini doğru yolda zannediyorsun. Kuran’ın bu hükmüne giriyorsun. Ahirette bu hükmü açıklamak durumunda kalacaksın. Tabii açıklayabilirsen.
En’am Suresi, 159; “Gerçek şu ki, dinlerini parça parça edip kendileri de gruplaşanlar, sen hiçbir şeyde onlardan değilsin. Onların işi ancak Allah'adır. Sonra O, işlemekte olduklarını kendilerine haber verecektir.” Bak, “Gerçek şu ki, dinlerini parça parça edip,” adam parça parça etmemiş mi dinini? Kendileri de gruplaşmamış mı? “Kendileri de gruplaşanlar” diyor. “Sen hiçbir şeyde onlardan değilsin.” İşte burada Mehdi (a.s)’a hitap var. Mehdi (a.s) çünkü gruplaşmayı ve dinin parça parça olmasını kabul etmiyor. Mehdi cemaati ve Mehdi (a.s) kabul etmez. Biz de kabul etmiyoruz Mehdiyet grubu olarak, çünkü biz de Mehdi (a.s) talebesiyiz. Ben de Mehdi (a.s) talebesiyim ve kabul etmiyorum. Tabii şu an zaruri olarak mezhepler var. Ama Mehdi (a.s.) çıktığında mezhepler kalkıyor, gruplar kalkar. Cemaatler, tarikatlar olmaz. Bütün Müslümanlar, hepsi ittifak halinde olacaklar. Bütün Türklük alemi, bütün İslam alemi bir bütün; blok, bütün olacak, inşaAllah.
Al-i İmran Suresi, 104. O kadar çok ayet var ki; “Sizden; hayra çağıran, iyiliği (marufu) emreden ve kötülükten (münkerden) sakındıran bir topluluk bulunsun. Kurtuluşa erenler işte bunlardır.” İşte bu Mehdi cemaatidir, inşaAllah.
“Size ne oluyor ki, Allah yolunda ve: “Rabbimiz, bizi halkı zalim olan bu ülkeden çıkar” mesela Afganistan, Irak, “Bize Katı’ndan bir veli (koruyucu sahip) gönder, bize Katı’ndan bir yardım eden yolla.”“ Bu nedir? Mehdi (a.s.), Mehdi (a.s.) beklentisi işte, Kuran’da açık açık geçiyor. “Katı’ndan bir veli” nedir? Koruyucu, sahip; ‘Sahib-i Zaman’ değil mi Mehdi (a.s)’ın lakabı? “...gönder. Bize Katı’ndan bir yardım eden yolla.” Nedir bu, Müslümanların lider istemesinin sebebi? İşte Mehdi (a.s)’ı beklemeleri. “…diyen erkekler, kadınlar ve çocuklardan zayıf bırakılmışlar adına niye mücadele etmiyorsunuz?” diyor Allah; Nisa Suresi, 75’te.
Nisa Suresi, 76; “İman edenler Allah yolunda mücadele ederler; inkar edenler ise tağut yolunda mücadele ederler. Öyleyse şeytanın” deccalin “dostlarıyla mücadele edin. Hiç şüphesiz, şeytanın,” deccaliyetin, “hileli-düzeni pek zayıftır” diyor Allah. Darwinizm, materyalizm gibi pek zayıf, vurdun mu gidiyorlar.
Nisa Suresi, 84; “Artık sen Allah yolunda mücadele et, kendinden başkasıyla yükümlü tutulmayacaksın. Mü'minleri hazırlayıp-teşvik et.” Ben ne yapıyorum? Müminleri hazırlayıp teşvik ediyorum. İttihad-ı İslam’a, Türk-İslam Birliği’ne. Demek ki bu Allah’ın hükmü. “Mü'minleri hazırlayıp-teşvik et. Umulur ki Allah, küfredenlerin,” materyalist, Darwinist, ateist düşüncenin, “ağır-baskılarını,” televizyonlardan, radyolarda, internetten yaptıkları; müşriklerin, münafıkların, yobazların,”ağır-baskılarını geri püskürtür. Allah, 'kahredici baskısıyla' daha zorlu, acı sonuçlandırmasıyla da daha zorludur.” Yani Mehdiyet’i yenmenin imkanı olmadığını söylüyor Allah.
Müminlere Kuran'da bildirilen en önemli sırlardan birinde, aralarında çekişmemeleri gerektiği, aksi takdirde güçlerinin azalacağı, birliklerinin bozulacağı ve yılgınlaşacakları haber verilir. Bu ayet şöyledir:
Allah'a ve Resûlü'ne itaat edin ve çekişip birbirinize düşmeyin, çözülüp yılgınlaşırsınız, gücünüz gider. Sabredin. Şüphesiz Allah, sabredenlerle beraberdir. (Enfal Suresi, 46)
Kuran'a uygun olan, alçakgönüllü, hiçbir konuda hırsı olmayan, ara düzelten, çözümcü ve kolaylık getiren bir ahlaktır. Bunun aksi olduğunda, insanlar arasında çekişmeler, ihtilaflar olacaktır. Her insan elbette ki farklı düşüncelere sahip olabilir. Örneğin bir konunun çözümü için 20 insan 20 farklı fikir önerebilir. Bunların her biri kendi içinde haklı, doğru veya tutarlı olabilir. Ancak, herkes kendi isteğinin olması için ısrar ettiğinde kargaşa ve ihtilaf çıkacağı açıktır. Bu durumda bu 20 kişi birlik olacağı yerde, kendi fikrini kabul ettirmek için, kardeşleriyle çekişmeye girişecek ve asıl yapılması gereken hayırlar aksayacaktır. Dolayısıyla bu 20 kişinin tüm gücü gidecek, aralarındaki birlik ve kardeşlik bozulacaktır.
Oysa müminler değil birbirleriyle çekişmek, birbirlerine karşı son derece fedakar olmalı, birbirlerini çok sevmeli, çok güçlü bir dayanışma ve yardımlaşma içinde olmalıdırlar. Özellikle zorluk zamanlarında, her zamankinden çok Allah'ı zikretmeli, birbirlerine karşı her zamankinden daha çok anlayışlı ve kolaylaştırıcı olmalıdırlar. Çekişmek nasıl güç alırsa, birlik ve beraberlik de aksine müminlere güç verir. Allah, bir başka ayetinde müminler dost ve yardımcı olmazlarsa, dünyanın fitne ve bozgunculuk içinde olacağını ayrı bir sır olarak vermiştir:
“İnkar edenler birbirlerinin velileridir. Eğer siz bunu yapmazsanız (birbirinize yardım etmez ve dost olmazsanız) yeryüzünde bir fitne ve büyük bir bozgunculuk (fesat) olur.” (Enfal Suresi, 73)
Bunların her biri Allah'ın bir sır olarak bildirdiği ve Müslümanlara yüklediği sorumluluklardır. Hiçbir Müslüman, bir diğer kardeşiyle arasındaki çekişme için “bundan ne olur?” dememelidir. Çünkü Allah'ın bildirdiğine göre bu, Müslümanların güçten düşmesi demektir ve bunun Müslüman üzerinde sorumluluğu olur. Müslümanlar birbirlerinin yanlışlarını, hatalarını, kusurlarını araştırmamalı, birbirlerine örtü görevi görerek, şefkat ve merhametle birbirlerini tamamlamalıdırlar. Bunun neticesinde tüm güçlerini Allah'ın dinini, Kuran ahlakını insanların arasında yaygınlaştıracak, insanlara Allah'ın varlığının delillerini anlatacak ilmi çalışmalara verebilir ve tüm insanlığa büyük hizmette bulunabilirler. Ancak unutmamak gerekir ki, herkes hizmeti, asıl olarak kendi ahiretini kazanmak, Allah'ın azabından korunmak için yapar.
(Sayın Adnan Oktar'ın Kaçkar TV'deki canlı röportajı (1 Aralık 2010))
ADNAN OKTAR: Enfal Suresi, şeytandan Allah’a sığınıyorum, 46. ayet. “Allah’a ve Resulü’ne itaat edin”, yani Kuran’a uyun, Resul (s.a.v.)’in sünnetine uyun. “Çekişip birbirinize düşmeyin”, ayrı ayrı memleketler, ayrı ayrı gruplar oluşturup, mezhepler oluşturup birbirinize düşmeyin. “Pırasa gibi doğrayacak” diyor ya Cübbeli, bunu yapmayın diyor Allah. “Çözülüp yılgınlaşırsınız”, çözülme ne demek? Gücünüz kırılır, mücadele azminiz kırılır böyle hımbıllaşır, bunak ruhu oluşur diyor Cenab-ı Allah. “Çözülüp yılgınlaşırsınız.” Yani olur mu, nasıl olsun, imkanı var mı? İttihad-ı İslam da olmaz haşa, Türk-İslam Birliği de olmaz, ölmüşüz, bitmişiz bunu dersiniz diyor Allah. Ama birbirinizle çekişirseniz, cemaatlere ayrılırsanız, gruplara ayrılırsanız, bölünürseniz, şahs-ı manevidir diye Mehdiliği ortalıktan kaldırmaya kalkıp, Müslümanları ayrı ayrı küçük küçük gruplara bölüp, onları da kendileri içerisinde mücadele ettiren bir modelin içerisine girmeyin diyor Cenab-ı Allah. Bak “gücünüz gider” diyor. Gücü kalmıyor adamın, takaati kalmıyor. “Sabredin şüphesiz Allah sabredenlerle beraberdir”. Demek ki, vakit alacak inşaAllah.
Sayın Adnan Oktar'ın 18 Ocak 2010 tarihli röportajından Enfal Suresi ile ilgili açıklamalar.
OKTAR BABUNA: Şeytandan Allah’a sığınırım: “Allah'a ve Resûlü’ne itaat edin ve çekişip birbirinize düşmeyin, çözülüp yılgınlaşırsınız, gücünüz gider. Sabredin. Şüphesiz Allah, sabredenlerle beraberdir.” (Enfal Suresi, 46)
ADNAN OKTAR: Bak “Allah’a ve Resulü’ne itaat edin”. Kuran’a uyacağız, Resulün (s.a.v.) sünnetine uyacağız. Müslümanlar birbirleriyle çekişmeyecekler. Alevi, Sünni, Bektaşi şu-bu falan diye ayrılıp birbirlerine düşman olmayacaklar. Birbirleriyle uğraşmayacaklar, kardeş olacaklar, birlikte olacaklar. Aksi halde ne diyor Cenab-ı Allah? Bak “çözülüp” bir kere çözülürsünüz, gücünüz çözülür yani ve “yılgınlaşırsınız” yani mücadele gücünüz kalmaz diyor Allah, mücadele edecek azminiz kalmaz. Bak, gücünüz gider diyor Allah. Güç gidince ne oluyor? Mağlup oluyorlar. Mağlup olunca ne oluyor? Eziliyorlar. Ve sabredin diyor Allah, sabırlı olacak Müslüman, her şeye sabredecek, isyan etmeyecek. İtaatli, saygılı, güzel huylu olacak. “Şüphesiz Allah sabredenlerle beraberdir.”
SUNUCU: “İnnallahe mea sabr”
ADNAN OKTAR: MaşaAllah, maşaAllah, “şüphesiz Allah sabredenlerle beraberdir”. Zaten Cennetin mühim sebeplerindendir sabır. Birçok ayette de geçer.
Sayın Adnan Oktar'ın 10 Şubat 2010 tarihli röportajından Enfal Suresi ile ilgili açıklamalar.
ADNAN OKTAR: Şeytandan Allah'a sığınırım, Enfal Suresini açmışsın, 53. ayet. Cenab-ı Allah diyor ki bakın, nedeni şu. Bir kavim, bir toplum, bir devlet, bir millet, “kendinde olanı değiştirinceye kadar”, yani ahlakını, kişiliğini, tavrını değiştirinceye kadar, “Allah ona nimet olarak bağışladığını”, mal, mülk, zenginlik, güç, iktidar, “değiştirici değildir”, diyor Allah. Elhamdülillah. İnşaAllah. Bak benim kanunum diyor bu. Bu mucizedir bu. Yapmam diyor Allah. Bana şükredin, güzel ahlaklı olun. Nimetimi daha da artıracağım. Şükrettikçe artıracağım diyor bak. Şükredin, nimetimi artırayım. Ama aksini yaparsanız alırım diyor Allah. “Allah şüphesiz işitendir, bilendir”. Benim anlattığım işte bu. Yani bu duruma gelmesin millet.
Bir kavim kendinde olanları değiştirmeyecek. Birbirimizi seveceğiz, koruyup kollayacağız. Çünkü Allah diyor kardeşlerinizin arasını bulun. Kavga ederlerse diyor, mücadele ederse. Bozuşurlarsa, küserlerse, darılırlarsa aralarını bulun diyor. Farzdır bu. Allah'ın emrini yerine getiriyoruz. MaşaAllah. Mutlaka aralarını bulmamız lazım. Her hafta yemekli toplantı. Onlar yapmasa biz yapalım. İnşaAllah. Ama yaparlar tabii. Ben onun lafın gelişini söylüyorum. Yaparlar da devam etmesi lazım. İnşaAllah. Muntazam olan güzeldir. Mesela namazlar muntazam devam edecek. İltifat muntazamsa güzeldir. Sevgi muntazam devam eder. Yani sevgi bir gün coşmuş, öbürüsü gün yok olmuş. Böyle sevgi olmaz. Ölünceye kadardır. Ölürken de sevgiyle bakacaksın. Gözlerinde sevgi kalacak son anda. İnşaAllah.
“Refike ala” edeceksin. Yüce dostlar. Resulullah öyle vefat etti biliyorsun değil mi? Ya o benim güzeller güzeli. O benim yiğidim değil mi? MaşaAllah. MaşaAllah. O da imtihan oldu biliyorsunuz. Vefat ederken. Ağır hastalandı Resulullah (sav). Sürekli terlerini sürüyorlardı vefat etmeden önce. Son olarak bir göğe gözünü dikti. “Refika ala” dedi. Yüce dost dedi. Ondan sonra gözünü kapattı. MaşaAllah. Cennetin çiçeği. İnşaAllah. Canımız ciğerimiz. İnşaAllah. Bizleri bekliyor inşaAllah. Allah'ın izniyle.
Bakın diyor ki Cenab-ı Allah 46. Ayette. “Allah'a ve Resul'e itaat edin”. Allah'a ve elçiye. İmama, Mehdiye. “İtaat edin. Çekişip birbirinize düşmeyin”. Allah haram etmiş. Müslüman Müslümanla uğraşmayacak. Çekişip birbirinize düşmeyin. Muhkem ayet. Açık. Namaz gibi, oruç gibi. Allah'ın açık, salih emri. “Eğer yaparsanız”, diyor, bak ne olur diyor biliyor musunuz? “Çözülüp, yılgınlaşırsınız”, çözülürsünüz diyor. Yani askeri, siyasi, sosyal gücünüz gider diyor. İnşaAllah. Bedenen. Bak çözülüp, yılgınlaşırsınız. Bilmediğiniz bir yılgınlık gelir üstünüze. Gücünüz gider diyor Allah. Maddi manevi gücünüz gider. “Sabredin”. Olabilir kavga gelirim varsa sabredeceğiz.
“Şüphesiz Allah şükredenlerle beraberdir”, diyor. Şükredeceğiz ya Rabbi. Sana hamdolsun diyoruz elhamdülillah. İnşaAllah. “O zaman şeytan onlara amellerini çekici göstermiş”. Yaptıkları eylemleri çekici göstermiş. “Ve onlara bugün sizi insanlardan bozguna uğratacak kimse yoktur”. Yani o kadar güçlüsünüz ki kimse sizi bozguna uğratamaz diyor. “Ve ben de sizin yardımcınızım demişti”, diyor şeytan. İnşaAllah. “Ne zamanki iki topluluk birbirini görür oldu”. Mücadele başladı. “O iki topuğun üstüne geri döndü”. Aniden. “Ve şüphesiz ben sizden uzağım”. Şeytan çok kahpedir. Yani klasik manyaktır. Görüyor musunuz? Üsluba bak şimdi. “Şüphesiz ben sizden uzağım”. Ulan daha demin oradaydın işte. “Şüphesiz ben size uzağım”, diyor. Görüyor musunuz? Üslubu.
“Çünkü ben sizin görmediğinizi görüyorum”. Bakın çok acayip, harika. “Ben Allah'tan da korkuyorum”, diyor şeytan. Bak milleti dinsiz imansız yapıyor. Allahsız kitapsız yapıyor. Haşa. Arkasında diyor ki o dinsiz ateistlere, “ben sizin görmenizi görüyorum”, diyor. “Ben iman ediyorum”, diyor. “Ben Allah'tan da korkuyorum. Sizin gibi değilim ben”, diyor. Adamları şeytan ama cehenneme sürüklemiş adamları. “Allah cezayla sonuçlandırması pek şiddetli olandır. Münafıklar ve kalplerinde hastalık olanlar şöyle diyorlardı: “Bunları Müslümanlar dinleri aldattı”. Mehdi'ye ne diyecekler Münafıklar? Bunları bu kişi aldattı. Değil mi? Yalan söylüyor diyecekler. Oyun oynuyor. Sizin istikbalinizi mahvetti. Sizi kötü yola sürüklüyor diyecekler. Mehdi'ye. Bak, “bunları Müslüman dinleri aldattı”. Hepiniz mahvoldunuz diyecekler. Mehdi cemaatine.
“Oysa kim Allah'a tevekkül ederse”, tam kendini Allah'a bırakırsa, “şüphesiz Allah üstün ve güçlü olandır. Hüküm ve hikmet sahibidir”. Güç sahibi sadece benim diyor Allah. İnşaAllah. Allah şimdi diyor ki onu yapanlara yani Müslümanlara böyle davrananlara, Müslümanlara eleştirenlere, “melekleri onların yüzlerine, suratlarına yumruk vuruyorlar. Ve arkalarına vurarak, sırtlarına vurarak”, yani feci şekilde döverek, “yakıcı azabın tadın diye inkar edenlerin canlarını alırken görmelisin”. Yani feci şekilde döverek canlarını alacak. Elhamdülillah. İnşaAllah. Ve diyor peygamberimiz, “bir dikenli çalının ciğerlerinden iç organından çıkması gibi”, diyor sökülerek ruhları çıkacak diyor. İnşaAllah. Ve “feci şekilde döverek canları alınacak”, diyor.
Müminler de Cebrail selam veriyor. “Esselamu Aleyküm”, diyor. İsmiyle. İnşaAllah. Yanında heyete hazırım. Sevdiklerinle beraber. “Cenab-ı Allah'ın izniyle canını almaya geldik”, diyorlar. İnşaAllah. “Hazır mısın?”, diyor. “Hazırım ya mübarek”, diyor. “Buyurun Bismillahirrahmanirrahim hep beraber gidelim”, diyorlar. İnşaAllah. “Bu ellerinizin önceden takdim ettiği işler yüzündendir. Yoksa şüphesiz Allah kullara zulmedici değildir”. Bu ahlaksızlığı yaptınız, zulmü yaptınız. O yüzden diyor Allah bu belayı veriyorum ben size diyor. Ellerinizden yaptınız siz bunu diyor. Yoksa diyor Allah kullara zulmedici ben diyor zulüm peşinde değilim diyor Cenab-ı Allah. Zulmetmiyorum ben diyor. Siz belanızı arıyorsunuz ben de belanızı veriyorum diyor. Adam belaya yalvarıyor. Allah da belasını veriyor.
Sayın Adnan Oktar'ın 15 Haziran 2010 tarihli röportajından Enfal Suresi ile ilgili açıklamalar.
ADNAN OKTAR: Şeytandan Allah’a sığınırım. Bakın; “Bir kavim (toplum), kendinde olanı değiştirinceye kadar” diyor Cenab-ı Allah, “Allah ona nimet olarak bağışladığını değiştirici değildir.” Mesela Osmanlı’ya Allah büyük bir hakimiyet vermişti, yaygındı. Ne yaptı Osmanlı aydınları? Gittiler Darwinist ve materyalist oldular. İnsanların imanları zayıfladı; İslam’a, Kuran’a bağlılıklarında bir azalma oldu. Allah’ı zikretmede gevşek davrandılar. Bakın diyor ki Allah; “Bir kavim (toplum), kendinde olanı değiştirinceye kadar Allah, ona nimet olarak bağışladığını değiştirici değildir.” Onlar değişince, Allah da Osmanlı’yı değiştirdi ve yıktı Osmanlı’yı Allah. Çünkü Darwinizm yayıldı Osmanlı’nın içerisinde. Materyalizm yayıldı. Hatta komünist düşünce yayıldı. Marks hayranlığı yayıldı, Allah Osmanlı’yı yıktı. “Allah şüphesiz işitendir, bilendir.” “Ne yaptığınızı, ne ettiğinizi hepsini Ben görüyorum, biliyorum” diyor Allah, inşaAllah. Şeytandan Allah’a sığınırım.
46. Ayet, Enfal Suresi; “Allah'a ve Resûlü’ne itaat edin ve çekişip birbirinize düşmeyin,” ayrılmayın, gruplara ayrılmayın, cemaatlere ayrılmayın, ayrı ayrı ülkelere ayrılmayın, değil mi? “Çözülüp yılgınlaşırsınız,” şimdi çözüldü mü Müslüman alemi? Çözüldü. Yılgınlaştı mı? Yılgınlaştı. “Gücünüz gider” diyor. Güçleri gitti mi? Gitti. “Sabredin. Şüphesiz Allah, sabredenlerle beraberdir.” Yani “hakta ve doğrulukta, güzellikte ısrarlı ve karalı olun” diyor Allah. “Allah'a ve Resûlü’ne itaat edin” ne demektir? Kuran’a tam tabi olun. Kuran’a ittiba edin, Peygamber (s.a.v.)’in sünnetine ittiba edin. “Çekişip birbirinize düşmeyin.” Cemaatlere, gruplara ayrılmayın. “Bütün Müslümanlar kardeştir” diyor Allah, değil mi? “Birlik ve beraberliktir” diyor. Bunu ayırmayın, bölmeyin. “Parça ayırıcılar gibi olmayın” diyor Allah, Kuran ayeti var. Şeytandan Allah’a sığınırım. Allah diyor ki; “Kurşunla kaynatılmış binalar gibi birleşerek mücadele edenleri Allah sever” diyor. “Lehimlenmiş gibi blok hareket edin” diyor. Yani “ayrı ayrı parçalanmış halde hareket etmeyin” diyor. “Tek bir millet gibi hareket edeceksiniz” diyor Allah. Gibi değil, Müslümanlar zaten tek bir millettir, inşaAllah. Allah kavimler olarak ayrı yaratmıştır, ama biz İbrahim milletindeniz, Millet-i İbrahim. Ben bunu söylediğimden dolayı 1986 yılında 25 yıl hapis cezası ile yargılanmıştım. Sonra bu kanun değişti de, şimdi rahat rahat anlatıyorum. Ben dedim ki; “Türk kavmindenim, İslam milletindenim” dedim. “Dedin mi bunu?” dedi hakim. “Evet dedim” dedim. “Sana mı ait bu ifade?” “Evet benim” dedim. “Tamam” dedi, “sanığın tutuklanmasına” dedi. “Neden” dedim. “Sana anlatırlar cezaevinde, neden olduğunu” dedi.
Sayın Adnan Oktar'ın 1 Aralık 2010 tarihli röportajından Enfal Suresi ile ilgili açıklamalar.
ADNAN OKTAR: “Allah’a ve Resulü’ne itaat edin”, yani Kuran’a uyun, Resul (s.a.v.)’ün sünnetine uyun. “Çekişip birbirinize düşmeyin”, ayrı ayrı memleketler, ayrı ayrı gruplar oluşturup, meshepler oluşturup birbirinize düşmeyin. “Pırasa gibi doğrayacak” diyor ya Cübbeli, bunu yapmayın diyor Allah. “Çözülüp yılgınlaşırsınız”, çözülme ne demek? Gücünüz kırılır, mücadele azminiz kırılır böyle hımbıllaşır, bunak ruhu oluşur diyor Cenab-ı Allah. “Çözülüp yılgınlaşırsınız.” Yani olur mu, nasıl olsun, imkanı var mı? İttihad-ı İslam da olmaz haşa, Türk-İslam Birliği’de olmaz, ölmüşüz, bitmişiz bunu dersiniz diyor Allah. Ama birbirinizle çekişirseniz, cemaatlere ayrılırsanız, gruplara ayrılırsanız, bölünürseniz, şahs-ı manevidir diye Mehdiliği ortalıktan kaldırmaya kalkıp, Müslümanlar’ı ayrı ayrı küçük küçük gruplara bölüp, onları da kendileri içerisinde mücade ettiren bir modelin içerisine girmeyin diyor Cenab-ı Allah. Bak “gücünüz gider”, bak “gücünüz gider” diyor. Gücü kalmıyor adamın, takaati kalmıyor. “Sabredin şüphesiz Allah sabredenlerle beraberdir”. Demek ki, vakit alacak inşaAllah.
“Münafıklar ve kalplerinde hastalık olanlar şöyle diyorlardı: “Bunları (Müslümanları) dinleri aldattı.” Yani İttihad-ı İslam, Türk-İslam Birliği bunlar yok, Mehdiyet yok, Hz. İsa’nın inişi yok diyor haşa. Oysa kim Allah'a tevekkül ederse, şüphesiz Allah, üstün ve güçlü olandır, hüküm ve hikmet sahibidir .” Allah’a bırakın, Allah’a güvenin, gayret edin, “Allah üstündür ve güçlü olandır”. O zaman Müslümanlar üstün ve güçlü olan oluyor. Çünkü Allah taraftarı oldukları için “hüküm ve hikmet sahibidir”, hüküm Allah’ın dır, Allah’ın olacaktır; Mehdi (a.s.)’nin çıkışı ile, “ve hikmet sahibidir”, Allah Mehdiyet’e hikmet verecek, inşaAllah.
“Melekleri, onların yüzlerine ve arkalarına vurarak: “Yakıcı azabı tadın” diye o inkar edenlerin canlarını alırken görmelisin.” Yani İslam’ı, İttihad-ı İslam’ı engelleyenleri, zulmü alkışlayanları, Allah’ın Melekler’i canları alınırken yanlarında olacak diyor. “Yüzlerine ve arkalarına vurarak” yani çok şiddetli onları, feci şekilde döverek canlarını alırken. “Yakıcı azabı tadın diye o inkar edenlerin canları alınırken görmelisin” diyor. Yani bunlarla hitap edecekler onlara, burları söylecekler ve feci şekilde de dövecekler diyor Melekler canları alınırken. “Bu, ellerinizin önceden takdim ettiği işler yüzündendir. Yoksa şüphesiz Allah kullara zulmedici değildir” diyor Allah. Ben şahs-ı manevi konusunda neden diyorum? Ağabeyleri çağırmıştık bize, daha önce de söylemiştim yani ileri gelenler. “Biz tabii ki Mehdi (a.s.)’nin şahıs olarak geleceği çok açık, alenen biliyoruz” dediler.
“Ama şu nedenden, bu nedenden bunu söylemek istemiyoruz, o yüzden şahsı manevi diyoruz” dediler. Yani kimi de hakikaten kargaşadan çekiniyor, kimi tedirgin oluyor, kimi başka bir şey olur diye çekiniyor. Aslında hiçbir mahsuru yok Mehdi (a.s.) ile müjdelenilir. Ama o iştahaten kendince hatalı bir iştahatla öyle düşünüyor olabilir. Çünkü Peygamberimiz (s.a.v.) dediyse güveneceksin sen “Mehdi (a.s.) ile müjdelenin” diyor, müjdelen. Yani riskli bir şey olsa, anormal bir şey olsa, Peygamber (s.a.v.) der mi “müjdelenin” diye? Bediüzzaman müjdelenmemiz için Risale-i Nur’da uzun uzun Mehdi (a.s.)’yi alenen ve açıkca anlatır mı? Bediüzzaman müjdeliyor, Peygamberimiz (s.a.v.) müjdeliyor. Peygamberin (s.a.v.) müjdelemesi ne demektir? Allah’ın müjdelemesi demektir. Allah’ın müjdelemesine güveneceğiz inşaAllah.
Sayın Adnan Oktar'ın 2 Aralık 2010 tarihli röportajından Enfal Suresi ile ilgili açıklamalar.
ADNAN OKTAR: Bismillah. Enfal Suresi, 46. Şeytandan Allah’a sığınırım. “Allah'a ve Resûlü’ne itaat edin ve çekişip birbirinize düşmeyin.” Yine daha önce de gelmişti bu ayet. “Çözülüp yılgınlaşırsınız, gücünüz gider. Sabredin. Şüphesiz Allah, sabredenlerle beraberdir.” Bak, Allah'a ve Resûlü’ne itaat edin ve çekişip birbirinize düşmeyin.” Gruplara ayrılmayın, cemaatlere ayrılmayın, birleşin, diyor Allah. Bak; “çözülüp yılgınlaşırsınız.” ‘Çözülme’ ne demek? Birleşmiş bir şeyin ayrılmasına ‘çözülme’ denir. “Bölünürsünüz” diyor, “çözülüp yılgınlaşırsınız ve bunun sonucunda da gücünüz gider” diyor. Askeri gücün olmaz, sosyal gücün olmaz, siyasi gücün olmaz, manevi gücün olmaz, akıl gücün olmaz, irade gücün olmaz; zavallılaşır, hasta olursun. “Sabredin. Şüphesiz Allah, sabredenlerle beraberdir.”
Sayın Adnan Oktar'ın 19 Nisan 2011 tarihli röportajından Enfal Suresi ile ilgili açıklamalar.
ADNAN OKTAR: “Allah'a ve resulüne itaat edin,” yani Kuran’a ve sünnete ittiba edin, “çekişip birbirinize düşmeyin”. İslam alemine bir bakın, birbirlerine düştüler. “Çözülüp yılgınlaşırsınız, gücünüz gider.” Diyor, hem çözüldüler, hem yılgınlaştılar, hem güçleri gitti. “Sabredin, şüphesiz Allah sabredenlerle beraberdir” diyor Cenab-ı Allah.
Sayın Adnan Oktar'ın 9 Ocak 2013 tarihli sohbetinden İttihad-ı İslam ile ilgili ayet açıklamaları.
ADNAN OKTAR: Hucurat Suresi 10. ayet. Gülgün Hocam buyurunuz.
GÜLGÜN HANIM: Kovulmuş şeytandan Allah’a sığınırım. “Müminler ancak kardeştirler. Öyleyse kardeşlerinizin arasını bulup düzeltin ve Allah’tan korkup sakının. Umulur ki esirgenirsiniz.” Hucurat Suresi, 10.
ADNAN OKTAR: Arasını derken, mesela Suriye ile aramız nasıl düzelir? Birleşince. Irakla? Birleşince. Pakistan’la? Birleşince. Demek ki, Müslümanlar birleşecek. Aralarında bir bozukluk varsa, o aradaki bozukluk izale edilecek, düzeltilecek. Bakın, “arasını bulup” diyor. Arasını bulacaksınız. Ve “düzeltin” diyor. Eğrilik varsa, kopukluk varsa, bağlantı kopukluğu varsa, onu düzeltiyorsun, birleştiriyorsun, öz kardeş gibi oluyorsun.
Enfal Suresi 46.
BERİL HANIM: “Allah ve Resulüne itaat edin ve çekişip birbirinize düşmeyin. Çözülüp yılgınlaşırsınız, gücünüz gider. Sabredin. Şüphesiz Allah sabredenlerle beraberdir.”
ADNAN OKTAR: “Allah ve Resulüne itaat edin.” Nasıl itaat edeceğiz? Kuran’a uyacağız. Kuran’a uyduğumuzda zaten İttihad-ı İslam’ın farz olduğunu görüyoruz. “Çekişip birbirinize düşmeyin.” Uğraşmayın. Yani mezheplere ayrılıp, cemaatlere ayrılıp, birbirinizle uğraşmayın. Birbirinizle didişmeyin, birbirinizin aleyhinde konuşmayın, birbirinizi sevin” diyor Allah. Aksini yaparsanız, çözülüp bakın birleşmiş bir şey ayrılınca ne oluyor? Çözülüyor değil mi? Çözülme. Birleşmeniz gider o zaman diyor Allah. Birleşmeniz gider, çözülme olur diyor. Çözülme, birleşik bir şeyin ayrılması. “Çözülürsünüz” diyor. “Ve yılgınlaşırsınız” Teslimiyetçi ruh gelişir o zaman. Öyle bir şey olmaz. Müslüman asla yılgınlaşmaz. Allah diyor ki: “Gücünüz gider.” Bölünürsen gücün gider, paramparça olursan. Birleşirsen, İttihad-ı İslam olursa, müthiş bir güce kavuşursun, Allah’ın dilemesiyle. “Sabredin” diyor Cenab-ı Allah. Yani yılgınlığa düşmeyin, irade kullanın, aklınızı kullanın, sabırlı olun, dirençli olun, kararlı olun. “Şüphesiz Allah sabredenlerle beraberdir.” Eğer sabrederseniz, ittifak etmede kararlı olursanız, ben sizi başarılı kılarım diyor. Allah’ın sabredenlerle beraber olması ne demek? İttihad-ı İslam’ın olması, dünya hakimiyeti demektir. Nur Suresi 55’in tahakkuku demektir.
Saff suresi,4. Şeytandan Allah’a sığınırım; “Şüphesiz Allah, kendi yolunda, sanki birbirlerine kenetlenmiş bir bina gibi saf bağlayarak mücadele edenleri sever.”
ADNAN OKTAR: Nasıl olacakmışız? Kenetlenmiş olarak, birbirine tam bağlanmış. Müslümanların hali paramparça, cemaatler paramparça, gruplar paramparça, partiler var, dernekler var, o ona karşı o ona karşı, o ona karşı. Halbuki Allah ne diyor, “kendi yolunda” yani Kuran yolunda, her hangi bir yolda değil. Kendi yolunda olmadıktan sonra o kabul edilmez. Allah kabul etmiyor onu bak. “Şüphesiz” diyor. Allah Kendi yolunda, şart bu, Kuran yolunda, Allah yolunda, Kendi yolunda, birbirine kenetlenmiş bir bina gibi. Yani bir apartman düşlünün, betonarme, blok, İslam alemi böyle olacak diyor, Cenab-ı Allah. Bir apartman gibi bir bina gibi, betonarme gibi kenetlenmiş, olacak diyor. “Saf bağlayarak mücadele edenleri Allah sever” diyor. Cenab-ı Allah.
Al-i İmran Suresi,103.
DİDEM HANIM: “Kovulmuş Şeytandan Rabbim sana sığınırım; “Hepiniz Allah'ın ipine sımsıkı sarılın. Dağılıp ayrılmayın. Ve Allah'ın sizin üzerinizdeki nimetini hatırlayın. Hani siz düşmanlar idiniz. O, kalplerinizin arasını uzlaştırıp-ısındırdı ve siz, O'nun nimetiyle kardeşler olarak sabahladınız. Yine siz, tam ateş çukurunun kıyısındayken, oradan sizi kurtardı. Umulur ki hidayete erersiniz diye, Allah, size ayetlerini böyle açıklar.”
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. “Hepiniz Allah'ın ipine sımsıkı sarılın.” Ne? Kuran. Nasıl sarılacağız? Sımsıkı, tavizsiz. “Dağılıp ayrılmayın.” Bütün olarak durun. Müslüman alemi ne olmuşlar? Dağılmışlar. Ayrılmada oluşmuş, ayrılmışlar. Güneydoğu’da diyor ki; ‘Bizde ayrılmak istiyoruz’ diyor. Allah; “ayrılmayın” diyor. “Allah'ın üzerinizdeki nimetini hatırlayın.” Nimetleri sürekli Müslüman düşünecek. “Hani siz düşmanlar idiniz.” Müslüman alemi, Şii, Sünni birçok yerde birbirlerine düşman gibiler, savaşıyorlar. Cemaatler birbirine düşmen gibiler, bir kısmı, mücadele var aralarında. “O, kalplerinizin arasını uzlaştırıp-ısındırdı.” Şimdi olacak olan. Kalplerinin arası uzlaşıp, Mehdiyet sayesinde uzlaşıp, “uzlaşma” yani asgari müşterekte ittifak, uzlaşıp ısındırdı. O soğukluk gitti. Soğukluk gidecek, Mehdiyet’in vesilesiyle, inşaAllah.
“O'nun nimetiyle kardeşler olarak sabahladınız”. İttihad-ı İslam olduğunda, sabaha birde bakacağız ki; hepimiz kardeşiz. Sabah kalktığımızda, bütün İslam aleminin kardeş olduğuna inanacağız. Akşama Hz. Mehdi (a.s)’a bağlanacağız, sabahına böyle kalkacağız. Çünkü bağlanma akşam, hadiste. Akşam. Ayette de ne diyor; “Sabahladınız. O'nun nimetiyle kardeşler olarak sabahladınız” Sabahleyin, İttihad-ı İslam ilan edildiğinde, bütün ümmet kardeşler olarak sabahlayacaklar, inşaAllah. “Yine siz, tam ateş çukurunun kıyısındayken” yani anarşinin, terörün, savaşların içindeyken ve bunu yaşarken, yaşamak üzere iken, “oradan Allah sizi kurtardı.” Yani büyük Armageddon’dan, büyük savaşlardan, büyük felaketlerden, Mehdiyet vesile ile Allahi kurtardı ve Allah’tan gelecek büyük belalardan, büyük depremlerden kurtardı, Hz. Mehdi (a.s) vesilesiyle, inşaAllah. “Umulur ki hidayete erersiniz.” Hidayete ermek ne demek? Mehdi-hidayet aynı kelimeler, inşaAllah. Aynı kökten kelimeler. “Umulur ki hidayete erersiniz.” Mehdiyet vesilesiyle ümmet, hidayete erecek, inşaAllah. Hepsi. Mehdi demek, hidayete erdiren, hidayete vesile olan demek. “Umulur ki hidayete erersiniz. Allah size ayetlerini böyle açıklar” diyor. Ne güzel açıklıyor, ne güzel anlıyoruz, maşaAllah.
Şûrâ Suresi, 13.
BEYZA HANIM: Şeytandan Allah’a sığınırım; “O 'Dini dosdoğru ayakta tutun ve onda ayrılığa düşmeyin' diye dinden Nuh'a vasiyet ettiğini ve sana vahyettiğimizi, İbrahim'e, Musa'ya ve İsa'ya vasiyet ettiğimizi sizin için de teşri' etti (bir şeriat kıldı). Senin kendilerini çağırdığın şey, müşriklere ağır geldi. Allah, dilediğini buna seçer ve içten kendisine yöneleni hidayete erdirir”.
ADNAN OKTAR: Bakın, hep hidayete erdirme var, hep Mehdiyet’e dikkat var, inşaAllah. “O dini dosdoğru ayakta tutun.” Kuran’a sıkı sıkıya sarılın, dosdoğru ayakta tutun, dini ayakta tutun. Din devrilmiş şu an, din yıkılmış, birçok yerde. Allah onu ayakta tutun diyor. Her yönüyle, hayata hakim olan her yönüyle. Dinin her yönüyle ayakta tutun onu diyor, Cenab-ı Allah, yıkılmasına müsaade etmeyin, yıkıldı ise de ayağa kaldırın, ayakta tutun. “Ve onda ayrılığa düşmeyin” cemaatlere, mezheplere, gruplara ayrılıp birbirinizle uğraşmayın. Birbirinize savaş açmayın, birbirinizden nefret etmeyin, “diye dinden Nuh’a vasiyet edin.” Hz. Nuh (a.s)’a da vasiyet ettim diyor Cenab-ı Allah. “ve sana vahyettiğimizi” Peygamberimiz (s.a.v)’e, sana da söyledim diyor, “İbrahim'e, Musa'ya ve İsa'ya vasiyet ettiğimizi” O’na da söyledim diyor Cenab-ı Allah. Onlara da “İbrahim'e, Musa'ya ve İsa'ya” da, yani her üç din mensuplarına da. Hıristiyan, Musevi din mensuplarına da söyledim diyor, Cenab-ı Allah, Müslümanlara da söyledim diyor.
“Sizin için de teşri' etti” size de şeriat kıldım diyor bu hükmü. “Senin kendilerini çağırdığın şey” İttihad-ı İslam, Müslümanların birleşmesi, topluluk bir arada olmak, müşriklere yobaz takımına ağır geldi. Yobazları istemiyor. Ne Hz. Mehdi (a.s)’dan hoşlanıyorlar, ne Hz. İsa Mesih (a.s)’dan hoşlanıyorlar, ne İttihad-ı İslam’dan hoşlanıyorlar. Ağır geldi enaniyetlerine, hükümranlıklarına, çıkarlarına, holdinglerine, kibirliklerine, büyüklük hislerine, en büyük benim diyor çünkü birçoğu. “Müşriklere ağır geldi” diyor Allah, enaniyetlerine. “Allah dilediğini buna seçer.” Kimi seçiyor? Hz. Mehdi (a.s)’ı seçiyor. Kimi seçiyor? Hz. İsa Mesih (a.s)’ı seçiyor. Kimi seçiyor? Hz. Mehdi (a.s) talebelerini, Hz. İsa (a.s) talebelerini seçiyor. “Ve içten kendisine yöneleni hidayete erdirir.” Samimi ise “içten yöneldi ise” diyor, samimiyse hidayete erdirir. Hz. Mehdi (a.s)’ı vesile eder, Kuranı vesile eder, hidayete erdirir, inşaAllah.
Sayın Adnan Oktar'ın 29 Nisan 2015 tarihli sohbetinden Enfal Suresi ile ilgili açıklamalar.
ADNAN OKTAR: Enfal Suresi 46. “Allah'a ve Resul'üne itaat edin. Çekişip birbirinize düşmeyin”, diyor Allah ayette. Bak bir çekişme olabilir müminler arasında. Çekişme, çekişmeden kaçınmak lazım. Çekişmenin arkasından da birbirine düşme. “Birbirinize düşmeyin”, bak. “Çözülüp yılgınlaşırsınız, gücünüz gider”. Yani bir kere Allah haram kılıyor. Ama ayrıca dünyada ceza veririm diyor Allah. Çözülürsünüz. İki, yılgınlaşırsınız. Üç, gücünüz gider. Bela olarak. Yani bir ön bela olarak bunlar olur diyor Allah. Çözülme, yılgınlaşma güç gitmesi. Bu duruma karşı ne yapması gerekirmiş mümin? Sabredecek. Bak “sabredin”. “Şüphesiz Allah sabredenlerle beraberdir”. Onları koruyup kolluyor. Kim sabrederse.