Enfal Suresi, 71-72 Ayetlerinin Tefsiri

(Müslümanlar zor durumda olan bir Müslümana yardım ederler, barındırırlar, birbirlerine koruyucudurlar.)

 

(Sayın Adnan Oktar'ın 4 Şubat 2011 Kocaeli Tv'deki canlı sohbetinden)

ADNAN OKTAR: Bismillah, şeytandan Allah’a sığınırım. Enfal Suresi, 71. Şeytandan Allah’a sığınırım. “Eğer sana ihanet etmek isterlerse, onlar daha önce Allah'a da ihanet etmişlerdi; böylece O da, ‘bozguna uğramaları (için) sana imkan vermişti.’” Demek ki küfrün bozguna uğraması için Allah’ın imkan vermesi ve Allah’ın özel ortam hazırlaması gerekiyor ve güç vermesi gerekiyor. Demek ki sosyolojik güçlerle olmuyormuş. Ne ile oluyormuş? Allah’ın güç vermesiyle ve zemin hazırlamasıyla oluyormuş. “Allah, bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir. Gerçek şu ki, iman edenler, hicret edenler, Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla cihad edenler, hicret edenleri barındıranlar ve yardım edenler, işte birbirlerinin velisi olanlar bunlardır.” Bak bir; iman etmek, iki; Allah yolunda hicret etmek. Küfürse, dinsiz, imansızsa annesinin, babasının yanında duramaz. Müslümanların yanına gidecek. “Allah yolunda mallarıyla,” malını, mülkünü Allah’a teslim edecek. “Ve canlarıyla,” gerekirse Allah yolunda canını verecek, gençliğini verecek, hayatını verecek. “Cehd edenler, hicret edenler” yani Allah yolunda mücadele edenler “ve onları barındıranlar,” Hicret edenler; mesela Allah rızası için gelmiş yanına, hakikaten mecbur olduğu için, zor durumda olduğu için Müslümanın yanında. Müslüman ne yapacak? Onu barındıracak. Ne yapıyorsan yap demez, samimi Müslüman ise. “Ve yardım edenler,” gerekirse; mesela bir ekmek yiyorsa, yarısını kardeşine verecek, yardım edecek.

“İşte birbirlerinin velisi olanlar bunlardır.” Dost, kardeş, koruyucu olanlar bunlardır. “İman edip hicret etmeyenler, onlar hicret edinceye kadar, sizin onlara hiçbir şeyle velayetiniz yoktur.” Onları siz korumak durumunda değilsiniz, diyor Cenab-ı Allah. “Ama din konusunda sizden yardım isterlerse, yardım üzerinizde bir yükümlülüktür.” Yani Kuran’ın, dinin bir hükmünü soruyorlarsa, onlara anlatırsınız. Ama onun dışında adam, Allah’a, dine kendini adamadıysa, küfrün içinde yaşıyorsa ve Müslümanların yanına hicret etmediyse bir mecburiyet yok. “Ancak, sizlerle aralarında anlaşma bulunan bir topluluğun aleyhinde değil.” Yani gidip de bir kepazelik çıkarmak istese, öyle bir konun yok, gidip de rezalet çıkarırsa, orada da ona yardım etmek durumunda değilsin. Çünkü laf, söz dinlemiyorsa orada karışamaz Müslüman. “Allah, yaptıklarınızı görendir.” Demek ki Allah bizi şu an seyrediyormuş, değil mi seyrediyor? Adam öyle bir konuşuyor ki, sanki Allah’ın hiçbir şeyden haberi yokmuş gibi. Herşey sosyolojik, psikolojik, morfolojik gelişiyor gibi, öyle bir şey olmaz. Sosyolojiyi yaratan da Allah’tır, küresel güçler ortaya çıkarmıyor. Küresel gücü de Allah yaratır, inşaAllah.

 


Enfal Suresi, 71-74 Ayetlerinin Tefsiri

 

Sayın Adnan Oktar'ın 18 Mayıs 2010 tarihli röportajından Enfal Suresi ile ilgili açıklamalar.

 

ADNAN OKTAR: Şeytandan Allah'a sığınırım. “Eğer sana ihanet etmek isterlerse, onlar daha önce de Allah'a ihanet etmişlerdi”. Yani Allah'a karşı bir tavır göstermişlerdi. Kur'an'a karşı bir tavır göstermişlerdi. Şeytandan Allah'a sığınıyorum. Şeytandan Allah'a sığınıyorum derken, yani insanlara hatırlatmak için söylüyorum bunu. Kendim de düşünerek bunu yapabilirim ama hatırlatmak önemlidir, onun için söylüyorum. “Böylece o da bozguna”, yani o da derken Allah, “böylece o da Allah bozguna uğramaları için sana imkan vermişti”. Mesela bak dün bozguna uğrattı bizim çocuklar. Allah'a imkan vermese bozguna uğratabilir miyiz?

Önce bir Habertürk'te bir sistem olması lazım. Bunun geniş izleyici alanı olması gerekiyor. Önemli bir program olması lazım. Tanıtılması lazım. Bizim çocukların oraya gitmesi gerekiyor. Ve donanımlı bir bilgi vermesi lazım Allah'ın. Yani bize eğer paleontoloji bilimi olmasa biz hangi fosili oraya götürürüz? Daha değişik bilim dallarında detaylı bilgiler elimizde olmasa hangi bilgiyi sunacaktık? Değil mi? Bütün sunduğumuz bilgiler hep bilimin bize verdiği veriler ve onlarla yerle bir ettik. Dolayısıyla bakın Allah ne diyor? “Bozguna uğramalar için sana imkan vermişti Allah”, diyor.

“Allah bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir. İman edenler, hicret edenler ve Allah yolunda gayret edenler ve onları barındıranlar ve yardım edenler, işte gerçek mümin olanlar bunlardır. Onlar için bağışlanma ve üstün bir rızık vardır”. Bakın müminler nasıl olması gerektiğini Allah söylüyor. Bir kere iman edecek. Gerekirse Allah için hicret edecek. Yani evinde bırakır, Müslümanların yanına gider. Eğer dinini yaşatmıyorlarsa, İslam'ı, Kur'an'ı yaşatmıyorlarsa, haysiyetine, şerefine yönelik bir saldırı varsa hicret eder. Yani başka Müslümanların yanına gider.

“Allah yolunda gayret edenler ve Müslümanları barındıranlar”, Müslüman hicret ettiğinde onu koruma, kollamakla mükelleftir Müslüman. “Ve yardım edenler”, yani her yönünde manevi de yardım, maddi de yardım, yardım edenler. “İşte gerçek mümin olanlar bunlardır”. Hicret edip geldiyse bir Müslüman, ona her türlü yardımı yapmaktan Müslüman mükelleftir, farzdır. Allah bunu anlatıyor. Bak “gerçek mümin olanlar bunlardır. Onlar için bir bağışlanma ve üstün bir rızık vardır”. Hem bağışlayacağım diyor Allah, hem de ekonomik yönden rahatlatacağım diyor. Üstün bir rızık budur yani. Daha güzel yiyecekler, daha iyi bir ortam sağlayacağım diyor Allah.

“İnkar edenler birbirlerinin velileridir”. Yani Darwinistler, materyalistler, şunlar bunlar birbirlerini korurlar diyor Allah. Birbirlerine destek olurlar. Birbirlerine dost olurlar. Birbirlerine organize bir yapılanma içindedirler diyor. “Eğer siz bunu yapmazsanız”, eğer siz Müslümanlar birbirinize destek olmazsanız; mezheplerle, cemaatlere ayrılıp birbirinize düşman olursanız, birbirinizle mücadele ederseniz, “yeryüzünde bir fitne”, her yerde ezilirsiniz. Perişan olursunuz diyor Allah. Bölünürsünüz. Canınız yanar. Değil mi? Evet sürünme tarzında perişanlık yaşarsınız diyor.

“Ve büyük bir bozgunculuk fesat olur”, diyor. Bozguna uğrarsınız diyor Allah. Ve şu an yerle bir görüyorsunuz İslam alemi. Ve Mehdi'yi bekliyorlar. Toparlanmayı ve birlik olmayı bekliyorlar. Çünkü bakın, inkar edenler birbirini desteklediği gibi birbirini desteklemiyorlar. Ne yapıyorlar? Bilakis birbirine muhalif bir tavır içindeler ve Allah'ın rahmetine ümidi kesmiş bir tavır içindeler. Mesela biz diyoruz ki, Bediüzzaman'da söylüyor, Kur'an'ın emri çok açık ayettir. İttihat-ı İslam en büyük farzdır diyoruz. Allah'ın en büyük emridir. Bediüzzaman bunu açıkça belirtmiş ve Kur'an'da da bunu görüyoruz. Yok diyorlar biz yeterli bu diyoruz. Namazımızı kılıyoruz. Orucumuzu tutuyoruz. E kardeşim sürünüyorsun, perişansın anlamıyor musun? Allah'ın emrini yapsana. Ama biz tabi anlatmaya devam edeceğiz. Yani bu bozgunun nedenini, bu acının nedenini Allah bak ayette çok net açıklıyor.

 


Enfal Suresi, 65, 72 Ayetlerinin Tefsiri

 

Sayın Adnan Oktar'ın 16 Haziran 2010 tarihli röportajından Enfal Suresi ile ilgili açıklamalar.

 

ADNAN OKTAR: “Ey Peygamber! Müminleri cihada, cehde, mücadeleye karşı hazırlayıp teşvik et”. Bak, hazırla ve teşvik et. Demek ki önceden bir hazırlık yapılması gerekiyor. Bir de teşvik et. Allah yolunda mücadeleye, İslam dinini yaymaya, güzel ahlakı yaymaya teşvik et. “Eğer içinizden sabreden 20 kişi bulunursa 200 kişiyi mağlup edebilirler”. Bakın 20 kişi var 200 kişiyi Allah diyor mağlup edersiniz diyor. Ama hazırlanıp teşvik ediyor ve halis müminse. “Eğer içinizden 100 sabırlı kişi bulunursa kafirlerden binini yener”, diyor Allah. “Çünkü onlar gerçeği kavramayan bir topluluktur”. Demek ki, akıl savaşı var. Akıl kullanılır. Kavramayan bir topluluktur diyor Allah. “Çünkü onlar gerçeği kavramayan bir topluluktur”. Yani onların silah üstünlüğünden, başka şeyden bahsetmiyor Allah. Aklından bahsediyor. Aklı zayıftır diyor Allah.

Şeytandan Allah'a sığınırım. “Gerçek şu ki iman edenler, hicret edenler, Allah yolunda bir yerden bir yere gidenler ve Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla cehd edenler, gayret edenler, barındıranlar ve yardım edenler, işte birbirinin velisi olanlar bunlardır. İman edip hicret etmeyenler onları hicret edinceye kadar sizin onların hiçbir şeyle velayetiniz yoktur”. Yani annesini, babasını, ailesini bırakıp Müslümanların yanına gidiyor kişi. Mesela küfür içindeyse, dinsizse, imansızsa, ahlaksızsa bırakıyor. Müslümanların yanına gidiyor, hicret ediyor. “Ama din konusunda sizden yardım isterlerse yardım üzerinize bir yükümlülüktür. Ancak sizlerle aralarında anlaşma bulunan bir topluluğun aleyhine değil”. Bak bu da çok önemli.

“Ancak sizlerle aralarında anlaşma bulunan bir topluluğun aleyhine değil”. Mesela bir topluluk var, bir devlet var. Biz onlarınla anlaştık. Bizle düşman ama anlaştık. Savaşmamak şartıyla. Diyoruz ki biz sizinle mücadele etmeyeceğiz artık. Barış oluştu. Yani fiili savaşı kestik diyoruz. Yani resmi savaşı kestik diyoruz. Şimdi birisi çıkıyor diyor ki, savaşı yok diyor ben saldıracağım diyor. O zaman diyor ki Allah, “onlara yardım etmeyin”, diyor. Bak açıklıyor. “Ancak sizlere aranızda anlaşma bulunan bir topluluğun aleyhine değil”. Yani bir topluluğun, bir milletin, bir devletin aleyhine anlaşma yapılmışken, savaş kesilmişken, barış anlaşması imzalanmışken, ben şahsen gidip savaşacağım dediğinde ona karşı bir mükellefiyetiniz yoktur diyor Allah. İnşaAllah.

Çünkü savaş açmak istersen ne söylersin? Arkadaş selamünaleyküm biz senin gelip burayı işgal etmene gıcık olduk dersin. Yani anormal gıcık olduk dersin değil mi? Seni buradan söke söke çıkaracağız şimdi dersin. Ve savaş ilan ediyorum arkadaş sana dersin. Göğüs göğüse de savaşırsın. Yani normal savaş hukuku budur. Değil mi? Evet. Yenersen de çıkarırsın. Yenemezsen de çıkaramamıştırsın. Ama hem barış anlaşması imzalayıp arkasından gel senden kavga edeceğim dersen bu olmaz. Çünkü adam ikisinden biri soracak dersin. Sen savaşmak mı istiyorsun? Barışmak mı istiyorsun? Savaşmak istiyorsan gel savaşalım diyor. Gücün yetiyorsa gel savaş diyor. Barış dedikten sonra kendinden adamdan kenardan kenardan vurursan o da sana kenardan kenardan vurur o zaman. Öyle olmaz.

Ama Ahir zamanda Mehdi devrinde savaş nasıl olacaktır? İlim, sevgi, barış, kardeşlik, estetik ve sanatla olacaktır. İnşaAllah. Silahların tamamı kalkıyor Ahir zamanda, Mehdi devrine. Silah yok artık. Tevrat'ta da bu böyle, hadiste de bu böyledir. Bütün savaşlar kalkacağı bir dönemdeyiz. İnşaAllah. Elhamdülillah.

 


Enfal Suresi, 62-65, 72, 74 Ayetlerinin Tefsiri

 

Sayın Adnan Oktar'ın 17 Ocak 2010 tarihli röportajından Enfal Suresi ile ilgili açıklamalar.

 

ADNAN OKTAR: Şeytandan Allah’a sığınırım “Onlar seni aldatmak isterlerse şüphesiz Allah sana yeter. O, seni yardımıyla ve müminlerle destekledi.” Mehdi (a.s)’ye bakan bir ayet aynı zaman da bak; “onlar seni aldatmak isterlerse şüphesiz Allah sana yeter. O, seni yardımıyla ve müminlerle destekledi”. Yani müminler topluluğu inşaAllah. “Ve onların kalplerini uzlaştırdı, sen yeryüzündekilerin tümünü harcasaydın bile onların kalplerini uzlaştıramazdın. Ama Allah aralarını bulup onları uzlaştırdı. Çünkü O, üstün ve güçlü olandır. Hüküm ve hikmet sahibidir”. İşte bizim de yapacağımız budur. Ne yapacağız? Müminlerin kalplerini uzlaştıracağız. Aralarını bulup düzelteceğiz. Şii, Sunni ayrımını kaldıracağız. Bu Mehdi (a.s)’nin görevidir aynı zamanda. “Çünkü O, güçlü ve üstün olandır, hüküm ve hikmet sahibidir”. Biz de Mehdi (a.s) öncüsü olduğumuz için bu görevi yapmamız gerekir. “Ey Peygamber sana ve seni izleyen müminlere Allah yeter”.

İkinci anlamı ‘Ey Mehdi sana ve seni izleyen müminlere Allah yeter.’ İkinci anlamı budur. “Ey Peygamber, müminleri cihada karşı hazırlayıp teşvik et, eğer içinizden sabreden 20 kişi bulunursa ikiyüz kişiyi mağlub edebilirler ve eğer içinizden yüz sabırlı kişi bulunursa , kafirlerden binini yener. Çünkü onlar gerçeği kavramayan bir topluluktur”. Bunu Mehdi (a.s)’ye uyguladığımız da ‘Ey Mehdi müminleri tebliğe hazırlayıp teşvik et (İslam’ın yayılması Türk İslam Birliği için teşvik et) eğer içinizden sabreden yirmi kişi bulunursa (demek ki küçük bir kadroya işaret ediyor Mehdi’nin inşaAllah) ikiyüz kişiyi mağlub edebilirler’. Yani dünya ne kadar kalabalık olursa olsun siz o küçük grubunuzla dünyaya hakim olacaksınız diyor Cenab-ı Allah. “Ve içinizden yüz bulunursa kafirlerden binini yener”. Şimdi ikiyüz ve içinizden yüz birleşince ne yapar? Üç yüz Mehdi (a.s)’nin talebeleri kaçtı? Üç yüz onüç , ki yirmi kişiyi de eklersek üç yüz yirmi oluyor değil mi? Evet. Kafirlerden bakın binini yener diyor. Çünkü onlar gerçeği kavramayan bir topluluktur diyor.

“İman edenler, hicret edenler, Allah yolunda cihat edenler, hicret edenleri barındıranlar ve yardım edenler işte gerçek mümin olanlar bunlardır”. Bak iman edenler, hicret edenler, hicret ediyor Allah yolunda ailesini bırakıyor, kardeşlerini bırakıyor müslümanların yanına gidiyor. “Allah yolunda ceht edenler (gayret edenler) müminleri barındıranlar” kendi evine alıyor kardeşlerini adam mesela annesi babası ahlaksız oluyor dinsiz imansız oluyor veyahut ensest ilişkiye girmeye çalışıyor ahlaksız adam. Evinden kaçıyor çocuk değil mi? Mesela kız çocukları vardır ensest ilişkiye teşvik edilen ve yahut ailesi mason oluyor senide mason yapacağım diyor. PKK’lı oluyor seni de PKK’lı yapacağım diyor. Çocuk kabul etmiyor ve hicret ediyor. “Onları barındıranlar ve yardım edenler, (para yardımında bulunuyor yiyecek yardımında bulunuyor, kıyafet yardımında bulunuyor) işte gerçek mümin olanlar bunlardır onlar için bağişlanma ve üstün bir rızık vardır” diyor Allah.

 


Enfal Suresi, 72-74 Ayetlerinin Tefsiri

 

Sayın Adnan Oktar'ın 19 Mayıs 2012 tarihli röportajından Enfal Suresi ile ilgili açıklamalar.

 

ADNAN OKTAR: Ya Allah, Bismillah! Şeytandan Allah’a sığınırım.

Enfal Suresi, 72; “Gerçek şu ki, iman edenler, hicret edenler,” yani ailesinin yanından ayrılıyor, Müslümanların yanına geliyor, “ve Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla cihad edenler,” kendini Allah’a hibe ediyor, malını da Allah’a hibe ediyor, “ile (hicret edenleri) barındıranlar,” ailesinin yanından çıkıp geliyor, kardeşini barındırıyor, kendi evine alıyor, “ve yardım edenler,” maddi destek sağlıyor, “işte birbirlerinin velisi olanlar bunlardır. İman edip hicret etmeyenler, onlar hicret edinceye kadar, sizin onlara hiç bir şeyle velayetiniz yoktur.” Eğer Müslümanları tercih etmiyorsa, küfürle beraber olmaya karar verdiyse hiçbir velayetiniz yoktur” diyor Cenab-ı Allah. Yani “hukukunuz olmaz onlarla” diyor Cenab-ı Allah. “Ama din konusunda sizden yardım isterlerse,” yani bir eğitim, bir bilgi, “yardım üzerinizde bir yükümlülüktür.” Yani “bilgi istiyorsa verebilirsiniz” diyor Allah. “Ancak, sizlerle onlar arasında anlaşma bulunan bir topluluğun aleyhinde değil.” Mesela münafıklık yapıyor, onlarla birleşiyor, Müslümanların başını belaya sokmaya çalışıyor. “Onda olmaz” diyor Cenab-ı Allah. Yani başkasının aleyhinde, saldırıda Müslümanları kullanıyorsa olmaz. “Allah, yaptıklarınızı görendir.”

73; “İnkar edenler birbirlerinin velileridir.” Ne kadar dinsiz, imansız, komünist, Darwinist, materyalist varsa, hepsi birbirlerini destekliyorlar. “Eğer siz bunu yapmazsanız,” birbirinize destek olmazsanız, birlikte hareket etmezseniz; mezheplere, cemaatlere, gruplara ayrılırsanız; “kaşı şöyle, gözü böyle,” “benim görüşüm böyle, senin görüşün şöyle” diye birbirinizle uğraşırsanız, didişirseniz; internet sayfalarında, orada burada birbirinize olumsuz sözler söyleyerek düşmanca dostluk dışı, kardeşlik dışı çirkin tavırlar içinde bulunursanız, “yeryüzünde bir fitne ve büyük bir bozgunculuk (fesat) olur” diyor Allah. “Mahvolursunuz” diyor.

74; “İman edenler, hicret edenler ve Allah yolunda cihad edenler ile (hicret edenleri) barındıranlar ve yardım edenler, işte gerçek mü'min olanlar bunlardır.” Bak, “gerçek mümin,” ‘mümin’ demiyor Allah, ‘gerçek mümin’. “Onlar için bir bağışlanma ve üstün bir rızık vardır” diyor. Haydi bakalım, şimdi gidiyoruz, inşaAllah.

 


Enfal Suresi, 72. Ayetinin Tefsiri

(Kuran'a göre hicret)

 

Sayın Adnan Oktar'ın 14 Kasım 2015 tarihli röportajından Enfal Suresi ile ilgili açıklamalar.

 

ADNAN OKTAR: “Müminlerin birbirinin velisi olduğunu anlatmıştınız. Enfal Suresi, 72. ayette “İman edip hicret etmeyenler, onlar hicret edinceye kadar, sizin onlara hiçbir şeyle velayetiniz yoktur” diye buyuruyor. Şeytandan Allah'a sığınırım. “Allah. Kuran'a göre hicreti de açıklayabilir misiniz?” diyor. “Allah, Kuran'a göre hicreti nasıl açıklıyor?” diyor Aydan. Hicret demek yani müminlerden yana olmak. Müminlerle kalbi, ruhu her şeyi birlikte olmak. Müminleri kendi kardeşi gibi, babası gibi, ağabeyi gibi görmek. Ailesinin aynısı görmek. Öz kardeşinin aynısı görmek.

Mesela “Müminler birbirlerinin kardeşidir” diyor. Kısaca anlamamız için söylüyor Allah. Kardeşlere biz nasıl velayet ruhu içinde yaklaşıyoruz? Koruyup kolluyoruz. Müminler hem birbirinin velisidir, hem kardeşidir diyor; iyi anlasınlar diye. Yani birbirlerini her yönde koruyup kollarlar. Ama hicret etmeyen demek ne demek? Müminlerle ilgilenmiyor. Yani o onları kardeş kabul etmiyor. Ama kendisinin kardeş kabul edilmesini istiyor. Öyle olmaz diyor Allah. O da sizi kardeş kabul edecek. Siz de onu kardeş kabul edeceksiniz. Öyle olur diyor.