Sayın Adnan Oktar'ın 19 Kasım 2010 tarihli röportajından Fecr Suresi ile ilgili açıklamalar.
ADNAN OKTAR: Fecr Suresi. Rahman Rahim olan Allah'ın adıyla, şeytandan Allah’a sığınıyorum. “Fecre andolsun,” Fecr aynı zamanda Hz. Mehdi (a.s.)’nin güneşinin çıkışıdır. İslam güneşinin çıkışıdır, ona bakıyor. “On geceye,...” Muharremin 10’unda inşaAllah Hz. Mehdi (a.s.)’ye biat olunacak, Allah’ın izniyle, inşaAllah. “Çifte ve tek'e,...” yani iki iki, çiftler. Bak çifte ve teke. Zaten 2110 ediyor ebcedi. 2120 gibi de Kıyamet kopacak. “Akıp-gittiği zaman geceye,...” yani gece gidiyor ama şu anda da deccaliyet akıp gidiyor şu an. Küfür yok oluyor, karanlık dağılıyor. “Bunlarda, akıl sahibi olan için bir yemin var. Rabbinin Ad (kavmin)e ne yaptığını görmedin mi? 'Yüksek sütunlar' sahibi İrem'e?” Mesela yüksek sütunlar sahibi nerede vardı? Mesela birçok yerde var yüksek sütunlar. Irak’ta da vardı, Amerika’da da vardı, dünya’nın birçok yerinde var yüksek sütunlar. Allah yüksek sütunları deviriyor, yüksek sütunları indiriyor. Yüksek sütun Mısır’da da vardır, İstanbul’da da vardır sütunlar. Mısır’dan getirilmiştir iki tane biliyorsunuz Sultan Ahmet’te. Aslında o sütunlar şeytan çağırmakta kullanılan özel yapılardır. Yani uçları sivri, en üst kısmı koniktir. Şeytan çağırmakta masonların kullandığı, ateist masonların kullandığı bir sistemdir. Şimdi, onu sonra daha anlatacağız detaylı.
“'Yüksek sütunlar' sahibi İrem'e? Ki şehirler içinde onun bir benzeri yaratılmış değildi. Ve vadilerde kayaları oyup biçen Semud'a?” Bak kayaları oyup, biçen Semu’da. Vadi, masonların toplandığı yerlere vadi denir masonlukta. Kayaları da oyup biçen, şekillendiren, yine masonlukta bir semboldur, mikap taş yaparlar, yani bütün bir taşı, yuvarlak taşı oyarak, şekillendirerek mikap taş haline getirirler, yani küp haline getirirler. Masonlukta önemli bir semboldür şu. Mason sembollerini de önümüzdeki günlerde başlayacağım açıklamaya. “Ve kazıklar (ehramlar) sahibi Firavun'a?” O da yine Firavun’un şeytan çağırmakta kullanılan o yüksek sutünlarına işaret ediyor. İstanbul’da da var biliyorsunuz iki tane demin söyledim, ona özellikle dikkat çekilmiş. İrem’de de var, burada da var. Mesela Çemberlitaş’ta da vardır bir sutün ama asıl olan o iki sütundur. Bediüzzaman da diyor ya; deccal öldüğü vakit, 5. Şua’da. O yüksek taştan şeytan bağırır “o öldü” diye, diyor. Bağırır, diyor. Onu sonra açıklayacağım. “Ki onlar, şehirlerde azgınlaşmışlardı.” Terör çıkarıyorlardı, anarşi çıkarıyorlardı, bombalamalar yapıyorlardı.
“Böylece oralarda fesadı yaygınlaştırmış-arttırmışlardı.” Müslümanları birbirine düşürmüşlerdi. Mesela Şiiler Sünnilere, Sünniler Şiilere düşman, gittiler şimdi de Hıristiyanların kiliselerini bombaladılar. Şehirler de fesadı arttırmışlardı. “Bundan dolayı, Rabbin, onların üzerine bir azap kamçısı çarpıverdi. Çünkü senin Rabbin, gerçekten gözlemlemektedir.” Cenab-ı Allah sizi seyrediyor diyor. Mason localarında da Allah’ın insanları gözetlemesi, bir üçgen içerisinde bir göz olarak tasvir edilir, bütün localarda vardır. O gözden Allah bizi seyrediyor sürekli derler, Mason localarında, evet. “Hayır; aksine, siz yetime ikram etmiyorsunuz.” Şimdi Fecr Suresi’nin devamı, biraz atlayarak devam ediyorum. “Hayır; aksine, siz yetime ikram etmiyorsunuz” Deccaliyetin özellikleri belirtiliyor. “Yoksula yedirmek için birbirinizi teşvik etmiyorsunuz.” yine bir deccaliyetin özelliğidir, yoksulları korumamak. “Mirası, sınır tanımaz bir tarzda yiyorsunuz.” İnsanlardan kalan her şeyi yiyip, parçalayıp, dağıtıp, yıkıyorsunuz, yiyorsunuz, yok ediyorsunuz. “Malı 'bir yığma tutkusu ve hırsıyla' seviyorsunuz.” Şu an her yerde mal yığılıyor ve ekonomik kriz meydana geldi o yüzden de, parayı yığdılar.
Şimdi bak Cenab-ı Allah 21. ayet ki 21. yüzyıla bakıyor. Ebcedide 2100 yapıyor, yani deccaliyetin en azgın olduğu devirler 2100. Müslümanların kendini gizlediği, çok çok az Müslümanın kaldığı bir tarihtir. “Hayır; yer, parça parça yıkılıp darmadağın olduğu, Rabbin (in buyruğu) geldiği...” yani Kıyamet koptuğu, bak “Rabbin (in buyruğu) geldiği...” tam 2120 ebcedi. Tam Kıyamet’in kopuş tarihini veriyor, inşaAllah. Bediüzzaman’ın verdiği tarihi veriyor, net 2120. Bak “Rabbin(in buyruğu) geldiği...” yani Kıyamet koptuğu, “...ve Melekler dizi dizi durduğu zaman;...” Melekler o zaman alenen görünür hale geliyor. Bak Cübbeli diyor ki Mehdi (a.s.) zamanında görünecek, diyor. O zaman Kıyamet kopmuş olması lazım, çünkü Melekler ne zaman görünüyor? Kıyamet koptuğunda. Kıyamet koptuğunda net görünüyor Melekler çünkü imtihan yok. Dizi dizi alenen inecekler, net görecek insanlar. Ebcedi 2120. Fecr suresi 22. ayet bak iki-iki. Bakın dikkat edin iki-iki, çok kilit bir tarihtir iki-iki ve 2120 ebcedi. Yine iki-iki var, bak iki-bir-iki, 2120.
“O gün, Cehennem de getirilmiştir. İnsan o gün düşünüp-hatırlar, ancak (bu) hatırlamadan ona ne fayda?” var diyor Allah. O zaman düşünüyor ama bir fayda göremezler diyor Allah. “Der ki: “Keşke hayatım için, (önceden bir şeyler) takdim edebilseydim.” Keşke namaz kılsaydım, keşke Müslümanlarla beraber olsaydım, keşke İslamı yaşasaydım, keşke Hz. Mehdi (a.s.)’ye uysaydım. “Artık o gün hiç kimse (Allah'ın) vereceği azap gibi azaplandıramaz.” Yani müthiş bir azap olacak diyor. “Allah’ın vuracağı bağı hiç kimse vuramaz.” Allah o zaman insanları tam bir kontrol altına alıyor, hiçbir yere gidemiyorlar. “Ey mutmain (tatmin bulmuş) nefis,...” itminan bulmuş, dengelenmiş nefis, “Rabbine, hoşnut edici ve hoşnut edilmiş olarak dön.” Yani sen Allah’tan razı olarak, hoşnut edilmiş olarak Allah’a dön. “Artık kullarımın arasına gir.” Yani salih, samimi Müslümanların arasına gir ve “Cennetime gir.” Son durum, artık en son Cennetle neticeleniyor.
Sayın Adnan Oktar'ın 24 Mayıs 2013 tarihli sohbetinden Fecr Suresi ile ilgili açıklamalar.
ADNAN OKTAR: Fecir Suresi. Şeytandan Allah’a sığınırım. Rahman Rahim olan Allah’ın adıyla: “Fecre andolsun,” (Fecr Suresi, 1) Allah güneşlin doğuşuna yemin ediyor. Ne demek? İslam güneşi, inşaAllah. Hz. Mehdi (a.s) için söylüyor Bediüzzaman “Fecir” diye.
“On geceye,” (Fecr Suresi, 2)
“Çifte ve tek'e” (Fecr Suresi, 3) 10’a çift ekle 2, 12. 2 ekle, 1, 13.
“Akıp-gittiği zaman geceye,” (Fecr Suresi, 4) 14. Hicri 1400’e bir atıf var gibi görünüyor. Çünkü rakamlarda bahis var, şimdi bak 10 var, çift var, tek var. Ve gecenin gitmesinden bahsediyor. Gece yani zulümat karanlık. Güneş doğuyor. Bak güneşten bahsediyor, 4 de hicri 1400’ü işaret ediyor inşaAllah, gece gidiyor kayboluyor. 10, çift ve tek ve 4’te de gecenin gittiğinden bahsediyor. Karanlığın kaybolduğundan bahsediyor.
Bakın diyor ki Cenab-ı Allah beşinci ayette: “Bunlarda, akıl sahibi olan için bir yemin var, değil mi?” Diyor Allah. (Fecr Suresi, 5) Burada bir sır var diyor Allah. Bu ayetlerde bir sır var diyor bak, “bunlarda akıl sahibi olan için” diyor ama. Araştırıp derin düşünen için “bir yemin var değil mi?” diyor Allah. Bu yemin nedir? Fecir-İslam’ın hakimiyeti. Ona işaret, inşaAllah.
“Rabbinin Ad (kavmin)e ne yaptığını görmedin mi?” (Fecr Suresi, 6)
“'Yüksek sütunlar' sahibi İrem'e?” (Fecr Suresi, 7)
“Ki şehirler içinde onun bir benzeri yaratılmış değildi.” (Fecr Suresi, 8)
“Ve vadilerde kayaları oyup biçen Semud'a?” (Fecr Suresi, 9)
“Ve kazıklar (ehramlar) sahibi Firavun'a?” (Fecr Suresi, 10)
Şimdi, dünyanın büyük şehirlerinin binaları, hep yüksek sütunlarla ve yüksek binalarla dolu. Allah buna çok dikkat çekiyor. Büyük kuleler, yüksek sütunlar, yüksek binalar. Ve büyük şehirler, bunlara Allah dikkat çekmiş. “Ve vadilerde kayaları oyup biçen Semud'a?” Büyük büyük kayalar, artık oyulup biçiyor şu an. Sırf kaya olan da oyuluyor, dümdüz hale getiriliyor yahut tünel açılıyor.
“Ki onlar, şehirlerde azgınlaşmışlardı.” (Fecr Suresi, 11) Yani anarşi, terör çıkarıyorlardı. Helale harama dikkat etmiyorlardı.
“Böylece oralarda fesadı yaygınlaştırmış-arttırmışlardı.” (Fecr Suresi, 12) İşte Darwinizm, materyalizm fesat, yani Allah’ın dinine uymayan yanlış felsefeler, inançlar.
“Bundan dolayı, Rabbin, onların üzerine bir azab kamçısı çarpıverdi.” (Fecr Suresi, 13) Nedir? Ekonomik kriz. Sıkıntılar, intiharlar, belalar.
“Çünkü senin Rabbin, gerçekten gözetleme yerindedir.” (Fecr Suresi, 14) Allah sizi her yönden gözlüyor diyor Cenab-ı Allah. Allah bütün gözlerden görür ama gözle onu idrak edemez. Her gözden görür Allah.
“Fakat insan; ne zaman Rabbi kendisini bir denemeden geçirse” yani bir imtihan, hastalıklar, belalar, aksi giden gibi görünen işer, hikmetle oluyor, “ona bir keremde bulunsa, nimetler verse” bu sefer aksine, yani aksine derken pozitif yönde “‘Rabbim bana ikram etti’ der.” (Fecr Suresi, 15) Oh elhamdülillah diyor. Denemeden geçiriyor Allah onu, bela da verir ama burada bir nimetten bahsediyor Allah. Bu deneme nimet denemesi, bolluk veriyor, ferahlık zenginlik. “Ona bir keremde bulunsa” güzellik, sağlık, bereket, bolluk her şey “Rabbim bana ikram etti der.” Oh elhamdülillah Allah’a şükür diyor.
“Ama ne zaman onu deneyerek, rızkını kıssa, hemen: ‘Rabbim bana ihanet etti’ der.” (Fecr Suresi, 16) Hemen dine İslam’a ters dönüyor. Herkes görüyordur böyle adamları, değil mi? Çok yaygındır bu.
“Hayır; aksine, siz yetime ikram etmiyorsunuz.” (Fecr Suresi, 17) Ahlakınız bozuk diyor Allah. Bak hep Allah yetimi koruyor. Ezilmişi koruyor, İslam’ın özelliğidir sosyal adalet yönü, sevgi yönü, merhamet yönü. En çok ezilen kimse oradan başlıyor Allah ayette, hemen yetime. “Siz yetime ikram etmiyorsunuz.” Yetimden kasıt, babası olmayan, annesi olmayan ama aynı zamanda hamisi olmayan, koruması olmayan, ezilmiş, aç kalmış, fakir kalmış zor durumda olan herkese işaret var.
“Yoksula yedirmek için birbirinizi teşvik etmiyorsunuz.” (Fecr Suresi, 18) Farz. Yoksulu yedirmek için birbirini teşvik etmek farz. Allah diyor, ayet. Yoksula yemek vermek, giydirmek, barındırmak, koruyup kollamak işte bu, Hz. Mehdi (a.s) döneminde tam anlamıyla olacak bu ayetler. İslam’ın bu yönünün Marksistler almış, bambaşka hale getirip, içini, ruhunu boşaltıp, kemiğini koymuşlar. İslam, ruhuyla, etiyle kemiğiyle güzelliğiyle yaratırken, Marksizm, komünizm etini kemiğini ruhunu alıp, kemiğini de çürütüp “alın size kemiği” diyor.
“Mirası, sınır tanımaz (helal, haram aldırmaz) bir tarzda yiyorsunuz.” (Fecr Suresi, 19) Mesela Osmanlı’dan bize kalan mirası paramparça etti birçok insan. Atalardan, Selçuklulardan kalan mirası paramparça etti birçok insan. Onlardan gelen güzel kültürü, güzel düşünceleri, güzel ahlakı. Aynı şekilde mal olarak da, para olarak da, zenginlik olarak da.
“Malı 'bir yığma tutkusu ve hırsıyla' seviyorsunuz.” (Fecr Suresi, 20) Vahşi kapitalizme Cenab-ı Allah, set çeken bir açıklama yapıyor. Bak, “malı bir yığma tutkusu.” Vahşi kapitalizmin özelliği. “Ve hırsıyla seviniyorsunuz” diyor Allah. Bunu eleştiriyor, bunu haram kılıyor Allah. “Malı bir yığma tutkusu” bunu istemiyor Allah. Ve hırs yapılmasını da istemiyor Allah.
“Hayır; yer, parça parça yıkılıp darmadağın olduğu” (Fecr Suresi, 21) Senin malında gidecek, fabrikan da gidecek hepsi gidiyor. Tesisler de gidiyor.
“Rabbin(in buyruğu) geldiği ve melekler dizi dizi durduğu zaman” (Fecr Suresi, 22) Kıyamet kopmuş, melekler bütün arşı her yeri sarmış, alenen görüldüğü zaman.
“O gün, cehennem de getirilmiştir.” Hemen o gün ama. “İnsan o gün düşünüp-hatırlar,” bunların hepsini hatırlıyor. Düşünüp hatırlıyor, bunların hepsi anlatılmıştı, bunlar Kuran’da olan hükümlerdi diyor, “ancak (bu) hatırlamadan ona ne fayda?” (Fecr Suresi, 23) Diyor Cenab-ı Allah. Bitmiş artık konu. O anda hatırlar diyor.
“Der ki: ‘Keşke hayatım için, (önceden bir şeyler) takdim edebilseydim.’” (Fecr Suresi, 24) Fakirlere dağıtsaydım. Çünkü gitmiş mal her şey gitmiş. Yatlar denizler hepsi gitmiş darmadağın olmuş ortalık. Keşke dağıtsaydım, keşke biriktirmeseydim diyor.
“Artık o gün hiç kimse (Allah'ın) vereceği azab gibi azablandıramaz.” (Fecr Suresi, 25) Çok şiddetli azap yapacağım diyor Allah.
“Onun vuracağı bağı hiç kimse vuramaz.” (Fecr Suresi, 26) Kaçması kurtulması mümkün değil. Yine kelepçeyi koparabiliyor adam, ipi koparabiliyor ama Allah’ın yaptığı bağı koparamıyor.
“Ey mutmain (tatmin bulmuş) nefis” (Fecr Suresi, 27) Yani itminana kavuşmuş sakinleşmiş, düzgün hale gelmiş, Allah sevgisiyle kalbi ferahlamış, kalbinde inşirah meydana gelmiş, aklı oturmuş, kendinden emin olduğu gibi Allah’tan emin olmuş, Allah’ı en derin aşkla bütün kalbiyle sevmiş nefis diyor Allah.
“Rabbine, hoşnut edici ve hoşnut edilmiş olarak dön.” (Fecr Suresi, 28) Hem sen hoşnut olacaksın, hem de Rabbi’ni hoşnut etmiş olacaksın diyor Cenab-ı Allah. Rabbin senden hoşnut olacak diyor bu güzel ahlakından dolayı. Allah da seni hoşnut edecek diyor, nimetleriyle, sevgisiyle. Tabii Allah’ın sevgisi önemlidir, rızası. Nimet onun ikramı.
“Artık kullarımın arasına gir.” (Fecr Suresi, 29) Samimi gerçek müminlerin arasına gir.
Ve “Cennetime gir.” (Fecr Suresi, 30)
Sayın Adnan Oktar'ın 20 Ağustos 2010 tarihli röportajından Fecr Suresi ile ilgili açıklamalar.
ADNAN OKTAR: “Ey mutmain olmuş nefis” diyor Cenab-ı Allah, şeytandan Allah’a sığınırım, yani itminana kavuşmuş, dengeli olmuş, “sen Allah’tan razı olmuş olarak,” “Ya Rabbi, Sen’den razıyım. Verdiğin nimetlerden, her şeyden, Sen’den razıyım” diyor, “Allah da sizden razı olmuş olarak,” Allah da diyor ki; “Ben de senden razıyım, kulluk görevini yaptın. Eğitimini aldın” diyor, “salih kullarımın arasına gir” diyor, “samimi olarak kullarımın arasına gir,” “Cennetime gir” diyor, Cenab-ı Allah.
Orada, Cennette her şey akıllı. Bardağa bakarsın, içine mesela ne dolmasını istiyorsan, anında dolar. İçersin, istersen boş durur. Ama canın istediğinde hemen anında geri dolar. Daldan mesela meyveyi alırsın, mesela kopartmanla beraber dalda hemen meyve yeniden oluşur. Yani hemen değil, zaten kopartmadığını anlıyorsun. Bak, “tükenmez meyveler” diyor Allah, ayette. Tükenmiyor. Yiyorsun, bitiyor, yine koparıyorsun, yine yiyorsun, yine. Bütün dallar doludur. Hatta “dalları sarkmış” diyor Allah, ayette. Hoşumuza gitsin diye. Peygamberler şu an, mesela bak coşkuyla seviyoruz, değil mi? Orada huriler, gılmanlar var ama biz orada tanışacağız onlarla. Yani dünyadaki kardeşlerimiz kadar onları o kadar sevemeyiz. Onlar orada zaten mecburlar güzel ahlaklı olmaya. Yani huriler ve gılmanlar. Aynı değerde olmuyor. Onun için insan eşini orada çok daha fazla seviyor, kıyas olmuyor. Kardeşlerini çok daha fazla seviyor. Peygamberleri artık kıyaslanmayacak şekilde çok seviyor. Çünkü onların acı ve çile çektiğini biliyoruz, Allah yolunda mücadele etmişler, sadakatlerini görüyoruz.
Mesela Peygamberimiz (s.a.v.)’e, orada Peygamberimiz (s.a.v.)’i bütün Müslümanlar hepsi bağırlarına basacaklar, bütün ümmet. Onun için bedeni çok fazla olacak Peygamberimiz (s.a.v.)’in, her yerdedir. Çünkü herkes sohbet etmek istiyor Peygamberimiz (s.a.v.) ile. Tek bir beden olsa sohbet edemezler. Onun için her meclistedir. Her yemek ortamında vardır Peygamberler. Çok bedenli oluyorlar.
Kardeşim bizim ruhumuzda Mehdi (a.s.) aşkı var, Hz. İsa (a.s.) aşkı var, Resulullah (s.a.v.) aşkı var. Biz Ahirete de gittiğimizde Resulullah (s.a.v.)’ı ilk gördüğümüzde, aldığımızla bağrımıza basacağız. Bakar bakmaz diyecekler, tanımayız tabii, Melekler bize söyleyecekler, inşaAllah, Allah’ın izniyle. “Kim” diyeceğiz, “bu Peygamber?” “Hz. Muhammed (s.a.v.)” diyecekler. Zaten herkesin sarılacağı kadar bedeni çok olacaktır. Hz. İsa (a.s.), Hz. Muhammed (s.a.v.) hepsi; bedenleri çok fazla olduğu için ümmet sarılma sorunu çekmeyecek. Milyonlarca bedeni olacak, inşaAllah. Bir tane, iki tane değil. Sarılan sarılana, inşaAllah. Bir bedeni olsa, zaten sıra gelmez kolay kolay. Çok bedenlidir, hadis-i şeriflerde geçer. Çok bedenli olacak insanlar, inşaAllah.
Orada da çok süslü giyineceksiniz, inşaAllah Cennette. Kıyafeti kadınlar çok severler. “Bir bakışta yedi kat elbiseyi ayrı ayrı göreceksiniz” diyor üzerinde. Tabii yedi ayrı elbise, o kadın tek elbise giydi gibi olacak. Tek elbise gibi ama bakıldığında yedi ayrı elbisesi de gözüküyor. Mesela bir elbisesini ayrı görüyorsun, bir elbisesini ayrı görüyorsun, hepsini ayrı ayrı görüyorsun, hepsini ayrı ayrı inşaAllah. Oranın metafizik özellikleridir. İnsan bedeni çoktur, çok bedenli oluyor. Yani bir kişiye yüzlerce, binlerce beden veriliyor ama aynı tek ruh. Mesela bak şimdi benim sağ kolumda kendi ruhum var. Sol kolumda da kendi ruhum var. Ama ikisini ayrı ayrı hissediyorum mesela şu an. Mesela burada da bu kalemi tutuyorum. Ayrı ayrı hissediyorum. Tek ruh hissediyor ama. Bedenler de işte sağımda da solumda çok fazla bedenim oluyor. Tek ruh hissedecek hepsini. Aynı beden. Aynı bedenleri anlaşıldı mı? Tek ruh hissediyor hepsini. Aynı beden.
Elbise mesela kadın bir elbise giydi mi içine sinmez aklı başka bir elbisede kalır kalır, değil mi? Ya keşke onu giyseydim. İşte onu da giyecek onu giyse yine içine sinmez, şu elbise onu da giyecek. İşte hepsini giyebilmesi için Allah ve ruhunun tam tatmin olması için çok fazla beden yaratıyor. Hulledin geçiyor. Kankat hulleler giyer diyor. Baktığında diyor helali. Hepsini ayrı ayrı görüyor. “Huyu güzel kendi güzel” diyor Allah. Ama önce huyunu önce almış. Çünkü aksi kadın çok nobrandır yani baş belası olur. Allah vermesin. Güzel huyu çok önemlidir. Ama aksi cadaloz kadınlar vardır biliyorsunuz. Aman derler yani. Onun için Allah önce huyu güzel diyor.
“Saklı yumurta gibi” diyor. Yani hatları yumurta gibi yumuşak hatlar. Kadında yumuşak hatlar güzeldir. Kuran'a ona dikkat çekiyor ve pürüzsüz ve düzgün. Ama saklı yumurta gibi yani kadın korunuyorsa güzeldir. Yani ortalığın kadını ise güzel olmuyor. Ona ait olması lazım. Yani çok kişiye aitse ruh ona göre yaratılmıştır. Bir anda silinir gider kadın ruhtan. Yani hiçbir anlamı kalmaz. Çok kişiye aitse. Onun için Allah “sadece size ait” diyor. Ve “gözlerini sadece eşlerine teksif etmiş ve tutkuyla bakan”. Tutku. Gözlerinde tutku olacak kadınların. Aşkla yani eşini dünyanın en mükemmel kişisi olarak görecek. En çok ondan hoşlanacak. Yani başkasını sevecek bir gücü olmuyor. Yani arzulayacak başka gücü olmuyor. Ve binlerce beden şeklinde oluyor. Seviyor müminleri ama cinsellik anlamında sadece ondan hoşlanıyor.
Sadece ondan hoşlanıyor. Ama diğer müminleri canı gibi seviyor. Herkesi seviyor. Ama yaratılış fıtratı olarak bir tek ondan hoşlanacak gibi oluyor. Sonsuza kadar öyle. Mesela eşini ne şekilde görmek istiyorsa Allah onu o şekilde getiriyor. Hangi bedende olmasını istiyorsa. Binlerce insan bedeni şeklinde görünüyor. Kendi eşi. Yani kadına da eşi öyle çok fazla görünüyor beden şeklinde. Aynı kadın da öyle çeşit çeşit bedenlerde görünüyor. Ama tek ruh. Tek ruh hakim. İnşaAllah. Erkeklerin sakalı yok. Cennette. Kadında da erkekte de tüy olmuyor vücudunda. Cennetin özelliği, inşaAllah.
OKTAR BABUNA: Bütün eksikliklerin olmayacağını da söylemiştiniz hocam. Dünyadaki eksikliklerin hiçbirinin orada olmayacağı. İnşaAllah.
ADNAN OKTAR: Aklından bir kere geçmesi yeterli. Mesela şimdi biz kafamızda bir hayal etsek istediğimiz görüntüyü oluşturabiliriz. Hatta şehir bile oluşturabiliyoruz kafamızda değil mi? Baktığımızda. Gözümüzü kapatsak. İstediğimiz yiyeceği oluşturabiliriz. İstediğimiz görüntüyü oluşturabiliyoruz. Mesela sevdiğimiz birini istediğimiz anda kafamızda canlandırabiliyoruz. Görüntü olarak. İşte cennette kafamızdan geçmesiyle beraber kafamızda şimdi bizde fulü oluyor ya. Fulü olarak canlanıyor. Yani çok net olmuyor. Orada üç boyutlu ve canlı olarak canlanır. Bir anda oluşur. Kafamızdan geçirmekle beraber.
Yani o sistem, mevcut sistemi Allah netleştirmiş oluyor. Zaten gösteriyor bize. Bakın sistem bu diyor Cenab-ı Allah değil mi? Bunu net hale getiriyor. Aklınızdan geçmeyle beraber anında oluşur göründü. İnşaAllah. İstediğin yiyecek, istediğin düşünce. Mesela bakar diyor kişi, sokakta güzel bir insan görür diyor. Onu görmesi ile beraber kendi bedeninde hemen onun şeklini alır diyor. İnşaAllah. Ve her seferinde kendi eşini bugün diyor daha da güzelleşmişsin diyor. Ertesi gün görüyor diyor ki ya bugün daha da güzelsin diyor. Her gün aynı şeyi söylüyor. Samimi kanaat olarak. Sana bir şey olmuş daha da güzelleşmişsin. Böyle bir sistem. Yani cennetin sistemi.
Ama Allah bunun eğitimini veriyor işte burada. Yani bu eğitimden geçmeden insan egoist, bencil, ters, kıskanç, gıcık. Çok anormal huyları olabiliyor eğer eğitimden geçmezse. Onun için biz bu eğitimden geçiyoruz. Bu eğitimden geçtikten sonra “ey mutmain olmuş nefis” diyor Cenab-ı Allah.