Sayın Adnan Oktar'ın 10 Şubat 2015 tarihli sohbetinden Tevbe Suresi ile ilgili ayet açıklamaları.
ADNAN OKTAR: “Medine halkına ve çevresindeki bedevilere, Allah'ın elçisinden geri kalmaları, kendi nefislerini onun nefsine tercih etmeleri yakışmaz.” Peygamber (s.a.v.)’i yalnız bırakıyorlar, kendi nefsini tatlı buluyor. İşte “çocuk evlenecek, işim var” diyor, “ticaret yapıyorum” diyor Peygamber (s.a.v.)’i yalnız bırakıyor. Ahir zamanda da Hz. Mehdi (a.s)’a karşı insanlar böyle bir tavır gösterecekler. Onun için küçük bir topluluk. Adam kendi işinde gücünde olacak, çoluğuna çocuğuna bakacak, “aman aman tehlikeliler” diyecek, “yanaşmayalım” diyecek yanaşmayacak. Aynı şekilde bak, “Medine halkına,” Medine büyük şehir, “ve çevresindeki bedevilere.” Yani o Medine’nin varoşlarında oturan, biraz köy kökenli olan insanlar, bedeviler. Bir şehir merkezinde oturanlar var ve şehrin varoşlarındaki köy kökenli olan insanlar bedevi. “Onların tümüne Allah'ın elçisinden geri kalmaları, kendi nefislerini onun nefsine tercih etmeleri yakışmaz.” Yakışmaz ne demek? Haram. Karşılığı ne? Cehennem. “Bu, gerçekten onların Allah yolunda bir susuzluk, bir yorgunluk,” susuzluğa dayanacak, yorgunluğa dayanacak, “dayanılmaz bir açlık” ona da dayanacak. Kim meydana getiriyor? Allah meydana getiriyor.
“Kafirleri 'kin ve öfkeyle ayaklandıracak' bir yere ayak basmaları..” Mesela bir yerde bir fosil sergisi yapıyorsun, bir yerde tebliğ yapıyorsun, bir yerde İslam’ı, Kuran’ı anlatıyorsun. Bir yayın olabilir bu, televizyon yayını da olabilir bu, akıl almaz ıstırap verir küfre. İçi içini yer ben tarif edemem öyle insanların. Kemikleri çatırdar ıstıraptan. Allah, din anlatılıyor diye çok bunalır. Bak, “kafirleri kin ve öfkeyle,” hem kine sebep oluyor, hem öfke. Öfkeden çok sıkılıyor, kinden de. Öfke çok bunaltır insanı. Öfkeden mesela tansiyonu çıkıyor, şekeri yükseliyor, baygınlık geçiriyor ölecek gibi oluyor. Bazen ölen de var. Ayette onun için diyor Cenab-ı Allah, “kin ve öfkenizle ölün” diyor. Ölüme sebep olur bazen. “Kafirleri 'kin ve öfkeyle ayaklandıracak' bir yere ayak basmaları ve düşmana karşı bir başarı kazanmaları karşılığında..” Mesela vatana düşman nedir? PKK. Nedir? Türk milletinin düşmanı. Onlara karşı bir başarı nasıl olur? Darwinizm’in, materyalizmin alt edilmesi, bir imani sergi, kitap dağıtmak. “..ve düşmana karşı bir başarı kazanmaları karşılığında mutlaka onlara bununla salih bir amel yazılmış olması nedeniyledir.” Salih ne demek? Cenab-ı Allah onların salih, samimi olduklarını yazıyor. Yazıldıysa bu salih, samimi diye o cennetlik demektir. O nedir? Allah’ın rızasını kazanmış demektir. Allah’ın salih kulları arasına girmiş oluyor. Salihun ve salihat, saliha kadınlar.
“Şüphesiz Allah, iyilik yapanların ecrini kaybetmez.” [Tevbe Suresi, 120] Diyor ki, “Bu kadar iyilik yaptık ne olacak böyle? Hiçbir insan takdir etmiyor” diyor. Senin Allah her anını görüyor, her konuşmanı görüyor, seni Allah takdir edecek, değil mi? Allah rızası için yaptığına göre, Allah her anını görüyor, duyuyor. Ve sen daha doğmadan, senin baban, ceddin de doğmadan sen onu yapıp bitirmişsin Allah katında. Sen o anda yaptığını zannediyorsun ama daha dünya kurulmadan sen onu yapmışsın, Allah katında bitmiş. Nasıl Allah’ın haberi olmaz? “Allah, iyilik yapanların ecrini kaybetmez” diyor. Adam kayboldu zannediyor, bak, “kaybetmez” diyor, çok manidar o ifade. “Ecrim unutulur gider” diyor, “yaptığım iyilik.” Hatta halk arasında vardır ya, ‘sen iyiliği al oluştur denize at, balık bilmezse Halik bilir’ derler, Allah bilir. Orada amaç balığın bilmesi değil zaten, Allah’ın bilmesidir. Allah da mutlaka bilir.
“Küçük, büyük infak ettikleri her nafaka ve (Allah yolunda) aştıkları her vadi, mutlaka Allah'ın yaptıklarının daha güzeliyle onlara karşılığını vermesi için, (bunlar) onlar adına yazılmıştır.” [Tevbe Suresi, 121] Bak , “küçük büyük infak ettikleri” adam diyor, “benim infakımdan ne olacak?” diyor. Mesela bir lira infak ediyor, bir lira “bak o adam bir trilyon infak etti” diyor, “ben fakirim bir lira infak ettim” diyor. Halbuki onun bir trilyonuyla, bir lirası aynı oluyor sevap açısından. O fakir olduğu için, o da zengin olduğu için aynı derecede oluyor, o onu bilmiyor. Onun daha fazla kazandığını zannediyor sevabı. “Küçük, büyük infak ettikleri her nafaka,” Allah için harcadıkları para, insanlara verdikleri para, “ve (Allah yolunda) aştıkları her vadi..” Arabayla mesela dağın üstünde oluyor şehir oraya çıkıyor, aşağı iniyor, aşağı-yukarı çıkıyor, “aştıkları her vadi” yani caddeler, sokaklar vadiden kasıt bu. Ara sokaklar, ana caddeler. Neyle? Arabayla olur, yürüyerek olabilir, otobüsle olabilir. “…aştıkları her vadi mutlaka Allah'ın yaptıklarının daha güzeliyle onlara karşılığını vermesi için, (bunlar) onlar adına yazılmıştır.” [Tevbe Suresi, 121] ne demek? Kaderlerinde demek. O anda yapıyorsunuz demiyor Allah, yazıldığı için yapıyorsunuz diyor, “yazılmıştır” diyor.
Sayın Adnan Oktar'ın 20 Mart 2011 tarihli röportajından Tevbe Suresi ile ilgili açıklamalar.
ADNAN OKTAR: Tevbe Suresi, 121. “Küçük, büyük infak ettikleri her nafaka ve (Allah yolunda) aştıkları her vadi, mutlaka Allah'ın yaptıklarının daha güzeliyle onlara karşılığını vermesi için, (bunlar) onlar adına yazılmıştır.” Bakın burada da yine Allah infak etmeyi, Allah yolunda dağıtmayı, malın dağıtılmasını söylüyor, ki Hz. Mehdi (a.s.)’ın bir vasfıdır. Malı bol bol dağıtacaktır, inşaAllah. Bu ayette, bundan önceki ayette aynı şekilde bu konuya dikkat çekiyor. “Aştıkları her vadi,” Allah için alınan her yol, geçilen virajlar, geçilen yollar. “Mutlaka Allah'ın yaptıklarının daha güzeliyle onlara karşılığını vermesi için, (bunlar) onlar adına yazılmıştır.” Hepsinin karşılığında Allah’ın rızası var, inşaAllah.