Sayın Adnan Oktar'ın 7 Şubat 2010 tarihli röportajından Tevbe Suresi ile ilgili açıklamalar.
ADNAN OKTAR: Cihat Hocam, anlat.
CİHAT GÜNDOĞDU: Kuran’ı anlamadıkları başka bir ayette şöyle bildirilmiş. Tevbe Suresi, 124. ayet. “Bir sûre indirildiğinde onlardan bazısı: ‘Bu hanginizin imanını arttırdı?’ der. Ancak iman edenlere gelince; onların imanını arttırmıştır ve onlar müjdeleşmektedirler.” inşaAllah.
Yine başka bir ayette, “Bir sûre indirildiğinde bazısı bazısına bakar (ve): ‘Sizi bir kimse görüyor mu?’ (der.) Sonra sırt çevirir giderler. Gerçekten onlar kavramayan bir topluluk olmaları dolayısıyla Allah onların kalblerini çevirmiştir.” diye buyruluyor.
Allah’ı çok az andıkları bildiriliyor Kuran’da sık sık. “Allah’ı zikretmek ise muhakkak en büyük ibadettir.” diye bildirilirken müminler için Ankebut Suresinde; “Gerçek şu ki münafıklar (sözde) Allah'ı aldatmaktadırlar. Oysa O onları aldatandır. Namaza kalktıkları zaman isteksizce kalkarlar. İnsanlara gösteriş yaparlar ve Allah'ı ancak çok az anarlar.” diye bildiriliyor, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Mesela ünlü böyle bir şahıs vardı, tanınan, böyle ağabey olarak bilinen biri. Yahu diyor, şu ayak yıkama olmasa diyor, o kadar rahat namaz kılarım ki diyor. Yani bayağı bilinen bir insan yani. O yüzden diyor mübarek. Bir de onun böyle sırıtarak anlatıyor, sanki bir espri konusuymuş gibi. Ayak yıkama olduğu için rahatsız oluyormuş namaz kılmaktan. Yoksa çok rahat kılarım diyor, namazı diyor. Ona desen ki, her namaz başına sana 1 milyar vereceğiz, ayağını yüz kere yıkar o. 1 milyar da değil, çok az bir paraya bile yapar. İman zayıflığı buna sebep oluyor. Ama bu da işte imtihanın bir gereği olmuş oluyor. Cenab-ı Allah, onları özel yaratır böyle insanları.
SUNUCU: Hocam, insanın kendindeki samimiyetini ölçüp, tartıp ya da anlaması açısından, seyircimizin bir sorusu var.
ADNAN OKTAR: Evet.
SUNUCU: Yani şahsen ben de kendisinin sorduğu soruyu size sormak isterdim. “Allah hayırlı günler versin Adnan Hocam. İnsan vicdanına uyduğunu veya tam olarak dinde samimi olduğunu kendi kendine nasıl anlar?” Ceren Yılmaz, Erzincan’dan sormuş.
ADNAN OKTAR: Ruhunda ona Allah ilham eder, vahyeder kalbine. Vicdan odur. Allah’ın vahyidir vicdan. Her insana doğruyu Allah bildirir. İnsan onu yapmaz, tevil eder. Mesela farz edelim Bediüzzaman ile beraber mücadele edecek. Aman diyor, sen akılcı adamsın diyor; bu mantıktır. Ama mücadele ediyorsa, bu vicdandır.
Sayın Adnan Oktar'ın 27 Haziran 2010 tarihli röportajından Tevbe Suresi ile ilgili açıklamalar.
ADNAN OKTAR: “Bir sure indirildiğinde (Kuran’dan), onlardan bazısı; ‘bu, hanginizin imanını artırdı?’ der” diyor. Yani imansız olduğu için; “ ‘niçin imanımı artırsın ki’ der” diyor. “Ancak iman edenlere gelince”, tabii haşa onların aklının zayıflığından kaynaklanan bir şey yansıma. “Ancak iman edenlere gelince; onların imanını artırmıştır.” Bak imanlı olanın imanını artırmıştır. Demek ki iman artar. Bak “imanını artırmıştır ve onlar müjdeleşmektedirler.” Mesela bu bir müjdedir. Bizim anlattığımız bir müjdedir. “Kalplerinde hastalık olanların ise”, bir de kalplerinde hastalık olanlar var. Ayetlere inanamıyor, Allah’ın uzayda yarattığı ayetlere inanamıyor. Onu hasta yapıyor bu, tereddüt içinde, bunalım içerisinde. “Kalplerinde hastalık olanların ise, iğrençliklerine iğrençlik (murdarlık) ekleyip-arttırmış ve onlar kafir kimseler olarak ölmüşlerdir.” Bu halde kalıp da devam edip ölürlerse, “kafir kimseler olarak ölmüş” olurlar diyor. Ve “iğrençliklerine iğrençlik katılır” diyor, Allah. “Katılmıştır” diyor zaten. Artırmıştır bak, “iğrençliklerine iğrençlik (murdarlık) ekleyip-arttırmış ve onlar kafir kimseler olarak ölmüşlerdir. Görmüyorlar mı ki, gerçekten onlar her yıl, bir veya iki defa belaya çarptırılıyorlar da” sürekli bela geliyor başlarına diyor.
“Sonra tevbe etmiyorlar (anlamıyorlar )”diyor Allah. “Bela veriyorum. Bir daha geliyor bela yine anlamıyorlar” diyor. “Öğüt alıp (ders çıkarıp) düşünmüyorlar” diyor Allah. “Ben özellikle veriyorum belayı, anlamazdan geliyorlar” diyor, Allah. “Ve öğüt alıp ders çıkarıp düşünmüyorlar” diyor. “Andolsun size içinizden, sıkıntıya düşmeniz”, herhangi bir şekilde bunalmanız, acı çekmeniz; “onun gücüne giden, size pek düşkün, mü'minlere şefkatli ve esirgeyici olan bir elçi gelmiştir.” Peygamberimiz (s.a.v.) kastediliyor burada. İşari manasıyla da Mehdi (a.s.) ve Hz. İsa (a.s.) kastediliyor inşaAllah. Ne diyor ayette? Bakın, “andolsun size, içinizden sıkıntıya düşmeniz” bir kere sizin içinizden çıkacak. Sizden bir fert, diyor. “Sıkıntıya düşmeniz” ekonomik sıkıntı, psikolojik sıkıntı hepsi. “Onun gücüne gider”. Asla kabul etmiyor. Müslümanların mutlaka kurtarılmasını istiyor.
“Size pek düşkün”; gece gündüz Allah rızası için gayret ediyor. Müslümanlara düşkün. Bak düşkün demiyor Allah, “pek düşkün” diyor. “Mü'minlere şefkatli”; inananlara karşı acımayla karışık sevgi duyan. “Ve esirgeyici” koruyucu olan bir elçi gelmiştir. Bir mürşid gelmiştir. “Eğer onlar yüz çevirirlerse, de ki; ‘Bana Allah yeter’. (Eğer dinlemezlerse) ‘Bana Allah yeter’ de. “O'ndan başka İlah yoktur. Ben O'na tevekkül ettim ve büyük arşın Rabbi O'dur.” Her şeyi yaratan Allah’tır. “Ben O’na tevekkül ettim” diyor. Bizi konuşturan, bizi sohbet ettiren. Mesela bak Ertuğrul Özkök’e Allah bu yazıyı yazdırıyor. Kaderinde, bu daha anasından doğmadan bunları yazmış. Biz de daha annemizden doğmadan bunun cevabını vermişiz. Bak gün geliyor o yazıyor. Biz cevabını veriyoruz. O yazıyor biz cevabını veriyoruz. Hep böyle inşaAllah. O yazmasa biz cevabını vermeyiz, değil mi? Sorduran Allah’tır, cevabı veren de Allah’tır. Bizleri vesile eder inşaAllah.
Süre ne kadar çabuk geçiyor. Değil mi? Günler haftalar bak bugün Pazar, bir de bakıyoruz hemen yine Pazar gelmiş. Ama yıldırım hızıyla geçiyor. Zaman hızlandı herkes farkında bunun. Bu da Ahir zaman alametidir. Eskiden zaman böyle değildi. Biz okula giderdik. Sabah kalkardık. Öğlene kadar bir kere olaydı yani dersler, konular bitmezdi yani. Acayip genişti, teneffüs saati bitmezdi. Beslenme saatimiz olurdu. Acayip uzun olurdu. Bahçede koşuştururduk, çok acayip vakit geçerdi. Zil çalması falan bir şeydi. O ders biter, o ders başlar. Ders zaten hiç bitmezdi o acayip uzun olurdu. Öğlen olurdu hayat ondan sonra başlardı. Öğleden ikindiye kadar bayağı bir olaydı yani. Çarşıya giderdik, pazara giderdik, işler yapardık. Akşam ayrı bir olay olurdu. Yatsıya kadar apayrı bir alem olurdu. Gün bir türlü bitmezdi. Şimdi göz açıp kapayıncaya kadar gün bitiyor, değil mi? Haftalar süratle geliyor. Mesela biz 3 aylık tatile çıkardık. Sene gibiydi bitmezdi yani. Şimdi 3 ay değil, 3 yıl göz açıp kapayıncaya kadar geçiyor.
AKIN GÖZÜKAN: Estağfurullah Hocam. Peygamberimiz (s.a.v.) “bir hafta bir gün gibi geçer” diyor, inşaAllah Ahir zamanda.
ADNAN OKTAR: Evet, aynı o şekilde oluyor hakikaten maşaAllah.
Sayın Adnan Oktar'ın 10 Şubat 2015 tarihli sohbetinden Tevbe Suresi ile ilgili ayet açıklamaları.
ADNAN OKTAR: “Bir sure indirildiğinde onlardan bazısı: ‘Bu, hanginizin imanını arttırdı?’ der.” Kuran bazı insanları dinden çıkarır, müminin, hidayet ehlinin de imanını pekiştirir. Bu bir mucizesidir Kuran’ın. Adam diyor ki; “hanginizin imanını artırdı?” diyor. Sapıtmış adam sure inince. “Ancak iman edenlere gelince;” onlar özel bir topluluk, “onların imanını arttırmıştır..” Bak onlarda da etkisi bu şekilde oluyor. Onun imanını kaybetmesine sebep oluyor, onun da imanını artırmasına sebep oluyor, Kuran’ın mucizesi. “..ve onlar müjdeleşmektedirler.” [Tevbe Suresi, 124] İttihad-ı İslam’la, Hz. Mehdi (a.s)’la, Hz. İsa (a.s)’ın inişiyle, cennetle. Peygamberimiz (s.a.v.) ne diyor; “Mehdi’yle müjdelenin.” Demek ki bir müjde unsuru. Hz. İsa Mesih (a.s)’la müjdeleniyoruz. Hz. Mehdi (a.s)’la müjdeleniyoruz. İttihad-ı İslam’la müjdeleniyoruz. Ama korkak adamlar, onlarda müjde olmuyor; sadece korku, sadece panik.