Sayın Adnan Oktar'ın 13 Kasım 2010 tarihli röportajından Tevbe Suresi ile ilgili açıklamalar.
ADNAN OKTAR: Tevbe Suresi 65’te Cenab-ı Allah diyor ki; şeytandan Allah’a sığınırım, “Onlara sorarsan, andolsun” yemin ediyorlar “biz dalmış, oyalanıyorduk derler” diyor. Oyalanıyoruz, yani kendi aramızda eğleniyoruz, oyalanıyoruz derler diyor. “De ki: “Allah ile, O'nun ayetleriyle ve elçisiyle mi alay ediyordunuz?” diyor. Bakın, “De ki: Allah ile, O'nun ayetleriyle, Allah’ın ayetleriyle ve Allah’ın peygamberiyle alay mı ediyordunuz? Özür belirtmeyiniz. Siz, imanınızdan sonra inkara saptınız. Sizden bir topluluğu bağışlasak da, bir topluluğunuzu gerçekten suçlu-günahkar olmaları nedeniyle azaplandıracağız. Münafık erkekler ve münafık kadınlar, bazısı bazısındandır; kötülüğü emrederler, iyilikten alıkoyarlar.” Kötülük nedir? Mehdi (a.s.)’nin çıkmayacağını söylemek, İttihat-ı İslam’ın olmayacağını söylemek, Müslümanları atalete, ümitsizliğe itmek, işte kader yoktur demek veyahut Peygamber miraca çıkmamıştır demek.
ALTUĞ BERKER: Hz. İsa (a.s.) ile alaycı konuşmak.
ADNAN OKTAR: Hz. İsa (a.s.) hakkında alaycı konuşmak. Kötülüğü emrediyorlar. Bunlar kötülüktür. “Kötülüğü emredeler, iyilikten alıkoyarlar.” İyilik nedir? Barış, kardeşlik, huzur, neşe, sevinç, adalet. “Ellerini sımsıkı tutarlar.” Allah yolunda harcamıyor, holdingine, orasına burasına harcıyor ama Allah yolunda harcamıyor. “Onlar Allah'ı unuttular” İttihat-ı İslam’ı unuttular, Türk-İslam Birliği’ni unuttular, Mehdiyet’i unuttular, İsa Mesih (a.s.)’i unuttular, Kuran'a uymayı, Kuran'ı yeterli görmeyi unuttular, genişletebiliriz. “O'da onları unuttu.” Allah da onları unuttu diyor Cenab-ı Allah. Allah'ın unutması ne demek? Mahvedecek demektir. “Şüphesiz münafıklar fıska sapanlardır.” Yani, Kuran'ın hükümlerini Allah'ın hükmünü yapmayanlardır diyor Allah.
Sayın Adnan Oktar'ın 6 Ocak 2010 tarihli röportajından Tevbe Suresi ile ilgili açıklamalar.
ADNAN OKTAR: Şimdi, şeytandan Allah’a sığınırım. Tevbe Suresi açmışsın, 65. “Onlara sorarsan, andolsun: “Biz dalmış, oyalanıyorduk” derler. De ki: “Allah ile, O'nun ayetleriyle ve elçisiyle mi alay ediyordunuz?” diyor Allah. Bazı televizyon kanallarında böyle değil mi, sinir gazı almış hastalar gibi yerlere yatıp gülenler oluyor, dini, imani konular anlatılırken, değil mi, böyle yani kriz tarzında. Allah’tan bahsederken, ahiret ile kendince güya alay ediyor. Bazı safatorikler de onlara uyuyorlar, onlar da onların şaklabanı, soytarısı konumunda, yani böyle sirk soytarısı gibi. Ama kafası da basmıyor, yani orada aşağılandığını, soytarı konumunda olduğunun farkında değil. Yani sarhoş mezesi olduğundan haberi yok adamın, sarhoş mezesi olarak masaya koymuşlar adamı, haberi yok. Eğlendiriyor milleti. Ve onların alayına o da bir alayla karşılık, güya alaylarına o da bir alayla karşılık veriyor. Ben daha iyisini bilirim diyor, değil mi? Bak Cenab-ı Allah da diyor ki; “Onlara sorarsan, andolsun:” bir de yemin ediyorlar, “Biz dalmış, oyalanıyorduk” derler” diyor. Eğleniyoruz aramızda, bir şey yok diyor. “De ki: “Allah ile, O'nun ayetleriyle ve elçisiyle mi alay ediyordunuz?” Hadis-i şeriflerle, Kuran’ın ayetleriyle mi alay ediyordunuz diyor Allah, değil mi?
“Münafık erkekler ve münafık kadınlar, bazısı bazısındandır; kötülüğü emrederler, iyilikten alıkoyarlar,” yani insanlara iyiliği engellerler. “…ellerini sımsıkı tutarlar.” Cimri oluyorlar, malını, mülkünü vermez Allah yolunda. Aman evinizi de vermeyin, barkınızı vermeyin, paranızı vermeyin derler. “Onlar Allah'ı unuttular;” diyor Allah. “O da onları unuttu.” Yani eğer Allah ile insan sevgi bağı kurmazsa, Allah da o insanı sevmez. Sevmedin mi bela yağmur gibi yağmaya başlar. “Şüphesiz, münafıklar fıska sapanlardır.” Yani her türlü haramı işleyenlerdir diyor, Cenab-ı Allah. “Sizden önceki (münafıklar ve kafirler) gibi” diyor Allah, 69. ayette. “Onlar sizden kuvvet bakımından daha güçlü, mal ve çocuklar bakımından daha çoktular.” Mehdi (a.s.)’nin cemaati içinde de münafıklar çıkacaktır. Küfrü arkalarına alacaklardır, münafıkları, masonları, üçkağıtçıları, o devrin itini, kopuğunu. Ne kadar ahlaksızı varsa, dünya çapında ama, çünkü münafık bir anda dünyanın büyük bir gücü haline gelir, Müslümanlardan ayrıldıktan sonra. Çünkü münafığı dünyadaki bütün kafirler desteklerler. Ne kadar kafir, üçkağıtçı, sahtekar varsa onun arkasında olur. Onun için Mehdi (a.s.)’nin dışında bir kuvvet arayışına gideceklerdir. Küfürle ittifak ederek, Mehdi (a.s.)’ye karşı tavır alacaklardır. Bunlarla ilgili mebzul hadisler var, çok fazladır. Ahir zamanda, Mehdi (a.s.) devrinin münafıkları en azılılarıdır.
Bak “onlar” diyor “sizden kuvvet bakımından daha güçlü” eski münafıklar da güçlüydü diyor Cenab-ı Allah, daha güçlüydüler diyor “ve mal ve çocuklar bakımından daha çoktular.” Zaten münafıklar mal ve çocuk edinmek için Mehdi (a.s.)’den ayrılırlar, ayrılacaklardır. Mal ve çocuk dünya hırsıdır. “Onlar kendi paylarıyla yararlanmaya baktılar;” işte eğleniyor, oraya, buraya gidiyor, gezmeye gidiyor, yiyor, içiyor, fuhuş yapıyor, ne ise artık, “siz de, sizden öncekilerin kendi paylarıyla yararlanmaya kalkışmaları gibi, kendi paylarınızla yararlanmaya baktınız” yani birkaç on yıllık ömrünüzü dünyadan bir şeyleri almak için ayırdınız diyor Allah. “…ve siz de (dünyaya ve zevke) dalanlar gibi daldınız. İşte onların dünyada, ahirette bütün yapıp-ettikleri (amelleri) boşa çıkmıştır” boş yere namaz kılıyorsunuz diyor Cenab-ı Allah, boş yere oruç tutuyorsunuz, ne yaparsanız yapın boşa çıkmıştır diyor Allah.
“İşte onlar kayba uğrayanlardır. Onlara, kendilerinden öncekilerin; Nuh, Ad, Semud kavminin, İbrahim kavminin, Medyen ahalisinin ve yerle bir olan şehirlerin haberi gelmedi mi? Onlara resulleri apaçık deliller getirmişlerdi. Demek ki Allah, onlara zulmediyor değildi, ama onlar kendilerine zulmediyorlardı” diyor Allah. Ben onlara zulmetmedim diyor, onlar kendilerine zulmettiler diyor. “Mü'min erkekler ve mü'min kadınlar birbirlerinin velileridirler,” dostudur. Mümin kadınlar, mümin erkeklerin, değil mi, dünyada da, ahirette de velisi, kardeşi ve dostudur. “İyiliği emreder, kötülükten sakındırırlar, namazı dosdoğru kılarlar,” 5 vakit namazı tadil-i erkanla kılıyorlar, sünnetleriyle, güzelce. “…zekatı verirler, Allah'a ve Resûlü’ne itaat ederler. İşte Allah'ın kendilerine rahmet edeceği bunlardır. Şüphesiz, Allah, üstün ve güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir.”
Sayın Adnan Oktar’ın 7 Eylül 2013 tarihli sohbetinden Tevbe Suresi ile ilgili açıklamalar.
ADNANOKTAR: Bakın diyor ki Cenab-ı Allah Tevbe Suresi, 65, şeytandan Allah’a sığınırım. “Onlara sorarsan “and olsun biz dalmış oyalanıyorduk” derler. De ki “Allah ile, ayetleri ile, elçisi ile alay mı ediyordunuz?” Mesela bak, yobaz takımında, bağnazlarda Müslümanlıkla alay etmek, cennetle cehennemle alay etmek ana konu halinde. Yani başka hiçbir konuda alay etmiyor, espri yapmıyor. Bu kadar anormallik ben görmedim. İlla ki cennetle, illa ki cehennemle, meleklerle, Cebrail’le onunla ilgili espriler yapıyor. Ya git sen babanla ilgili espri yap. Değil mi? Kendi arkadaşlarınla ilgili espri yap. Onu yapmıyor illa ki dinle ilgili. Bunu zaman zaman uyarmak lazım. Bu çok çirkin bir şey. Ve bu hoca takımında oluyor bazı hocaların. O tip adamlar ben ona diyorum. Başka türlü ne diyelim onlara tam yahut işte kendini hoca zanneden kişiler diyelim.
“Onlara kendilerinden öncekilere Nuh, Ad ve Semud kavminin, İbrahim kavminin, Medyen ahalisinin ve yerle bir olan şeylerin haberi gelmedi mi?” Bak dünyanın her yerini Allah birbirine katıyor. Mesela şimdi Suriye başka zaman Irak, mutlaka o kavim onu hakkettiği için o bela geliyor. Bir kavim belayı hakketmeden bela gelmiyor. Ne İslam’ı tebliğ ediyorlar, ne dini yayıyorlar dünyaya dalıyorlar işte. Köşe dönsün, evlensin, çoluk çocuk olsun. Onları da yeniden evlendirsin sonra torunları evlendirsin üresin yani. Kardeşim sen hamamböceği misin? İnsan mısın sen? Allah’a, dine, Kitap’a hizmetin nerede senin? Vatana, millete, devlete, bayrağa hizmetin nerede senin? Hiç, hiçbir şey onu ilgilendirmiyor. İlla ki keyfi, zevki, dünyası. Gidiyor mesela bir genç görüyor. Kafaladığını zannediyor, kandırdığını zannediyor. Ömür boyu başına bela olmaya hazırlanıyor. Veya bir genç kız görüyor onu kafaladığını zannediyor, kandırdığını zannediyor. Ya parasına tamah ediyor, ya bir çıkarı olmuş oluyor.
Veya ailesinden birileri ona uygun olmuş oluyor. İlla ki kafalasın köşe dönsün. Böyle kan içen vampir gibi. Ya o çocuğun etine dişini geçirecek kanını emecek. O kızın etine dişini geçirecek kanını emecek. Böyle bir kafa olmaz, bunlar çok büyük bir vicdansızlık biz Allah’a kul olmak için geliyoruz. Güzel ahlakı yaşamaya geliyoruz, vefayı yaşamaya geliyoruz. Allah’a, Kitap’a, dine, vatana, millete hizmet etmeye geliyoruz. Yani köşe dönmeye hamam böceği gibi üremeye değil. Tamam insanın çoluğu çocuğu olabilir ama bu Allah’a amade edersen, Allah’a adarsan olur. Allah için yaşarsan olur. Yoksa bir anlamı yok. “Münafık erkeklerle, münafık kadınlar bazısı bazısındandır.” Şeytandan Allah’a sığınırım. “Kötülüğü emrederler, iyiliği alıkoyarlar.” Yani illa ki pislik yapmaya kalkar. “İyilikten alıkoyarlar” peki bunu yaparlarken. Münafık kötülüğü emrederken nasıl emrediyor. Daha anasından doğmadan emrediyor. İlmi ledün “iyilikten alıkoyarlar,” daha anasından doğmadan iyilikten alıkoymuş oluyor, daha anasından doğmadan,
Münafık. “ellerini sımsıkı tutarlar.” daha anasından doğmadan elini sımsıkı tutar. Ama başkasını yolmaya kalkar o, başkasını soymaya kalkar da, kendi eli çok sıkıdır onun. “Onlar Allah'ı unuttular; O da onları unuttu. Şüphesiz, münafıklar fıska sapanlardır.” (Tevbe Suresi, 67) Bak hep sebep ne? Allah’ı unutmak. “O da onları unuttu” diyor Allah da onları unuttu. Unutma değil tabii burada kastedilen. Unutmuş gibi perişan oluyorlar. Unutulmuş bir insana çeviriyor Allah. Şeytandan Allah’a sığınırım. “Eğer onlar bir sığınak ya da (kalacak) mağaralar veya girebilecekleri bir yer bulsalardı, hızla oraya yönelip koşarlardı.” (Tevbe Suresi, 57) İşte bir yere iş olmak, bir yere bela olmak yani bu sülük özellikleri, bu kene özelliklerine dikkat çekiyor ayet. Bak diyor ki “onlar bir sığınak ya da (kalacak) mağaralar veya girebilecekleri bir yer bulsalardı,” herhangi bir yer. Yani birinin üzerine yapışsalardı “hızla oraya yönelip koşarlardı.” yani zenginse, imkanı varsa, yiyip içeceği bir yer varsa gider onun başına bela olur.
“Onlardan sadakalar konusunda seni yadırgayacaklar vardır. Ondan kendilerine verilirse hoşlanırlar,” yani ona bir iyilik yaparsan, bak sadaka değil sırf bu. Mesela ev olabilir, araba olabilir, mesela evlenme konusu olabilir. İlla birine kafayı takıyor, “şu kızı istiyorum” diyor. Olursa tamam, hoşnut oluyor. Olmazsa bela olur. Ve yahut delikanlıyla evlenmek istiyor, reddederse onun da başına bela olur. Ve yahut ev almak istiyor, alamazsa onun da başına bela oluyor “kendilerine verilmediği zaman bu sefer gazablanırlar.” (Tevbe Suresi, 58) İşte ya çekip vuruyor, ya yakıp yıkıyor. Yahut kindarlık ediyor, pislik ediyor, komplo yapmaya kalkıyor. İşte bu ahlaksızlığa Allah dikkat çekiyor Kuran’da. “Eğer onlar, Allah'ın ve elçisinin verdiklerine hoşnut olsalardı” yani ne demek? Allah’a tevekkül etselerdi, Allah’a teslim olsalardı, Allah’ın onlara kaderde yarattığı imkana yeterlilik gözüyle baksalardı “ve: “Bize Allah yeter; Allah pek yakında bize fazlından verecek,” bak önce ne diyor? “Allah bize yeter” ne para ne pul ne şu ne bu. Çünkü ölmez insan açlıktan, uykusuzluktan da ölmez. “Allah bize yeter” diyor
“Allah pek yakında bize fazlından verecek,” hep ümitli olmak “pek yakında” biz ne diyoruz? “Allah pek yakında bize fazlından verecek,” biz ne diyoruz? “Dünya hâkimiyeti verecek, bize Hz. Mehdi (a.s)’ı verecek, bize İsa Mesih (a.s)’ı verecek, bize güvenliği, huzuru verecek” diyoruz Müslüman olduğumuz için. “O'nun elçisi de.” Yani Mehdisi de bunu yapacak bize. Bu nimetleri sunacak bize. Hz. Mehdi (a.s) ve Hz. İsa (a.s)’ın bize güzellikler sunacağına inanıyoruz. “Biz gerçekten ancak Allah'a rağbet edenleriz” deselerdi (ya).” (Tevbe Suresi, 59) ne demek Allah’a rağbet etmek? O’na rağ olmak, O’na bağlanmak, yani hırs yapmamak, rahat olmak. Mesela bak biz şimdi burada konuşuyoruz. Bundan para kazanmıyoruz biz. Bilakis üzerine para veriyoruz tebliğ yapmak için. Ama hoca efendiler ne yapıyorlar? Üzerine para alıyorlar.
Biz üzerine para veriyoruz. Allah’ı anlatabilmek için, Din’i sevdirmek için, Kuran’ı anlatabilmek için üzerine para veriyoruz. “Sadakalar, -Allah'tan bir farz olarak- yalnızca fakirler, düşkünler, (zekat) işinde görevli olanlar, kalbleri ısındırılacaklar, köleler, borçlular, Allah yolunda (olanlar) ve yolda kalmış(lar) içindir.” (Tevbe Suresi, 60) diyor Cenab-ı Allah “fakirler, düşkünler” İslam’da sosyal adaleti emreden açık hükümler, ayetler. Nasıl? Sadaka ne demek? Gönlünden koptuğunca. Gönlünden nasıl kopar bir insanın? Mesela yüz kişi varsa, eğer yüzünü de doyurmazsan gönlün nasıl ferahlayabilir ki? Demek ki Müslüman zibil gibi dağıtıyor, zibil gibi, bol bol.
Sayın Adnan Oktar'ın 7 Şubat 2010 tarihli röportajından Tevbe Suresi ile ilgili açıklamalar.
CİHAT GÜNDOĞDU: Tevbe Suresi, 67. ayet: “Münafık erkekler ve münafık kadınlar, bazısı bazısındandır; kötülüğü emrederler, iyilikten alıkoyarlar, ellerini sımsıkı tutarlar...”
ADNAN OKTAR: Cimriler yani.
CİHAT GÜNDOĞDU: İnşaAllah. “Onlar Allah'ı unuttular; O da onları unuttu. Şüphesiz, münafıklar fıska sapanlardır.” İnşaAllah. Allah’ın beğendiklerini çirkin görüyorlar.
Sayın Adnan Oktar'ın 2 Eylül 2010 tarihli röportajından Tevbe Suresi ile ilgili açıklamalar.
ADNAN OKTAR: Tevbe Suresi, 67. “Münafık erkekler ve münafık kadınlar, (münafıkun ve münafıkat) bazısı bazısındandır; kötülüğü emrederler, iyilikten alıkoyarlar,” (mesela İslam ahlakının yayılmasını durdurmaya çalışırlar, darwinizmin yıkılmasını durdurmaya çalışırlar, darwinizmi sinsice desteklerler, hem Müslümanız der hem darwinizmi gizlice destekler. Bir kısmı tabi cahilliğinden yapıyor ama bir kısmı münafıklığından yapar.
Sayın Adnan Oktar'ın 6 Ekim 2010 tarihli röportajından Tevbe Suresi ile ilgili açıklamalar.
ADNAN OKTAR: “Münafık erkekler ve münafık kadınlar...” Şeytandan Allah’a sığınırım “...bazısı bazısındandır;” yani münafukun ve münafıkat olarak geçiyor Kuran’da. “...kötülüğü emrederler...,” işte, git ihbarda bulun, rezillik çıkart, Müslümanların imkânlarını engelle, onlara olumsuz haberler gönder, suikast hazırla, mücadele et, fitne çıkar tarzında; “...iyilikten alıkoyarlar,” İttihad-ı İslam’ı istemezler, Türk İslam Birliği’ni istemezler. Bunu engellemek içinde her şeyi yaparlar. Kuran’ın yayılmasını istemezler. Ama güya savunuyor gibi görünürler, güya.
Yanında adam varsa gösteriş gerekirse usulen ama kalben nefret ederek bunu söylerler; “...ellerini sımsıkı tutarlar”. Mal, para münafığın en ızdırap duyduğu konudur, Allah yolunda harcanması. Eğer harcadıysa onulmaz hasretlere dönüşür, acayip acı çekmeye başlar. Es kaza Müslümanlara bir şekilde para verdiyse, imkan verdiyse, yaşadığı müddetçe Allah onun alnını dağlar adeta, acayip ızdırap çeker, müthiş bunalır, aklına geldikçe yer bitirir onu. Bak; “ellerini sımsıkı tutarlar” diyor Allah. “Onlar Allah'ı unuttular;” kafalarında Allah inancını sildiler diyor Allah. “O da onları unuttu. Şüphesiz, münafıklar fıska sapanlardır.” Allah’ın hükmüne uymazlar diyor. Nerede? Gizli olduğunda, açıkken çok titiz olur münafıklar.
Sayın Adnan Oktar'ın 2 Kasım 2010 tarihli röportajından Tevbe Suresi ile ilgili açıklamalar.
ADNAN OKTAR: “Münafık erkekler ve münafık kadınlar, bazısı bazısındandır” münafikun ve münafukat “bazısı bazısındandır” yani o ondan etkileniyor, o da ondan etkileniyor. Birbirlerini geliştiriyorlar, körüklüyorlar ve büyütüyorlar küfür yönlerini. “Kötülüğü emrederler.” Mesela İttihad-ı İslam’ı durdurmak, Türk İslam Birliği’ni durdurmak. Mehdiyet’i durdurmak, Mehdi (a.s.)’nin geliş müjdesini durdurmak. İsa (a.s.)’nın inişi ile ilgili müjdeyi durdurmak. “İyilikten alıkoyarlar,” İslam ahlakının dünyaya hakimiyetini engellemek, demin anlattıklarımın aynısı.
“Ellerini sımsıkı tutarlar.” Müslümanlara beş kuruş paralarının geçmesini istemezler. Kendi aralarında da harcamazlar, münafıklar tam pintidir, buradan tükürüp buradan yalayarak ahmakça biriktirirler, ahmakça biriktirirler, sonunda o yine Müslümanlara nasip olur. Ya bir vakfa verirler, yine Müslümanlar orada müminler kullanır, ya Kızılay’a nasip olur yine Müslümanlar kullanır veyahut bir şekilde Müslümanların yine lehine bir hale gelir o mallar. Ama münafık malı harcayamaz, hastadır. Allah yolunda kullanamaz. Yani istediğini yap, ne yaparsan yap çıldırmıştır, sürekli biriktirir münafık, niye olduğunu bilemez. Sürünür, it gibi sürünür, çok perişan yaşar ama harcamaz, harcayamaz. Çünkü neden? Harcadığında canı yanar, canı yandığı için harcayamıyor. Biriktirmediğinde de hastalanır, o biriktirdiklerini de Allah hep Müslümanlara nasip eder. Mesela Mehmetçik Vakfı’na gider, askerlerimizin, koç yiğitlerimizin eline geçer.
“Onlar Allah'ı unuttular.” Münafıklar (haşa) Allah’a karşı müthiş kinlidirler, Allah’ı unutmuşlardır. “O da onları unuttu” diyor. Allah da onlara karşı ezici, kahredici bir tavır gösteriyor. “Şüphesiz, münafıklar fıska sapanlardır.” Yani Allah’ın hükümlerine karşı savaş açanlardır. “Şüphesiz” diyor Allah. (Tevbe Suresi 67)
Sayın Adnan Oktar'ın 2 Aralık 2011 tarihli röportajından Tevbe Suresi ile ilgili açıklamalar.
ADNAN OKTAR: “Münafık erkekler ve münafık kadınlar, bazısı bazısındandır; kötülüğü emrederler, iyilikten alıkoyarlar,” Tebliğden, hayırdan, bereketten, bolluktan, Müslümanlara iyilik gelmesinden alıkoyarlar. “Ellerini sımsıkı tutarlar.” “Müthiş cimridirler” diyor Allah.
Sayın Adnan Oktar'ın 23 Ocak 2013 tarihli sohbetinden ahir zamana işaret eden ayetlerin açıklamaları.
ADNAN OKTAR: Yunus Suresi, 55.
GÜLŞAH HANIM: Şeytandan Allah’a sığınırım. “Haberin olsun, göktekilerin ve yerdekilerin tümü gerçekten Allah'ındır. Haberin olsun; şüphesiz Allah'ın va'di haktır; ancak onların çoğu bilmezler.”
ADNAN OKTAR: Allah’ın vadi haktır, insanların çoğu bilmezler. Ebcedi kaç? 2025. Bir tane tarih var; 2025. “Göktekilerin ve yerdekilerin tümü gerçekten Allah'ındır.” Hz. İsa (a.s)’da, Hz. Mehdi (a.s)’da, Allah’ın. “Haberin olsun” diyor Allah, uyarıyor, “şüphesiz Allah'ın va'di haktır.” Neyi vaad etti? Hz. Mehdi (a.s)’ı, hak diyor Allah, Hz. İsa Mesih (a.s), hak, dabbetü’l arz çıkacak, hak. Yunus Suresi, 62
EBRU HANIM: Şeytandan Allah’a sığınırım. “Haberiniz olsun; Allah'ın velileri, onlar için korku yoktur, mahzun da olmayacaklardır.”
ADNAN OKTAR: “Onlar için” Allah’ın velileri için “korku yoktur” diyor. Hz. Mehdi (a.s) için korku var mı? Yok. Mahzun oluyor mu? Olmuyor. Hz. İsa Mesih (a.s) için var mı? Yok. Mahzun olacak mı? Yok. Ebcedi kaç? 1993. Mehdiyet’in en zor dönemleri. Allah diyor ki; “Onlar için korku yoktur.” 1993’te demek ki, bir saldırı var Mehdiyet’e. “Mahzunda olmayacaklardır” diyor Allah, hiçbir şey olmayacak” diyor. Kim bilir, 1993’te neler oldu. Bakın, korku da olmayacak, mahzunda olmayacaklar diyor, çünkü koç yiğit delikanlıdır Hz. Mehdi (a.s)’ın talebeleri. Demek ki, 1993’te bir felaket var. Ve onlar da ne korkuyorlar, ne mahzun oluyorlar. Hz. Mehdi (a.s)’ı gördüğümüzde sorarız, ne oldu 1993’te diye. Yunus Suresi, 47
EBRU HANIM: Şeytandan Allah’a sığınırım. “Her ümmetin bir resulü vardır. Onlara resulleri geldiği zaman, aralarında adaletle hüküm verilir ve onlar zulme uğratılmazlar.”
ADNAN OKTAR: “Her ümmetin bir resulü vardır. Onlara resulleri geldiği zaman” ebcedi; 2021. Yani imamları, elçileri, tebliğcileri geldiği zaman. Bir tane ebcedi var; 2021 çıkıyor. “Her ümmetin bir resulü vardır.” Müslümanların şu anki imamı kim? Hz. Mehdi (a.s). “Onlara resulleri geldiği zaman” onlara Mehdileri geldiği zaman, ebcedi; 2021. “Allah, kimi dilerse dosdoğru yola yöneltip, iletir.” Ebcedi; 1998 tarihini veriyor. Bir tane ebcedi var.
20- “Bir de derler ki: “Rabbinden üzerine bir ayet (mucize) indirilse ya!.” De ki: “Gayb yalnızca Allah'ındır, siz bekleyedurun; ben de sizlerle birlikte bekleyenlerdenim.”
Biz de ne diyoruz; siz bekleyedurun, biz de sizlerle bekliyoruz. Ebcedi; 2002, bir tane.
Yunus Suresi 14- “Sizi yeryüzünde halifeler kıldık.” Ebcedi; 2048, dünya hakimiyetinin tarihi. Bakın “sizi yeryüzünde” bütün yeryüzünde halifeler kıldık” diyor Allah, müjde veriyor. Bir tane ebcedi var; 2048, dünya hakimiyeti. 14. ayet, zaten hicri 1400’e de bakıyor. Mehdiyet’in, anlı şanlı dünya hakimiyeti tarihi, inşaAllah.
Tevbe Suresi, 128- “Ve esirgeyici olan bir elçi gelmiştir.” “Bir elçi gelmiştir” ebcedi; 1990. Bu kadar tevafuk olur mu? Nerede Mehdiyet’i işaret eden ayet varsa, mutlaka Mehdiyet’in tarihini veriyor. Bu mucize, yer yerinden oynardı dünya bilse bunu, insanlar anlasa bunu, yer yerinden oynar. Bakın “bir elçi gelmiştir” bir tane ebcedi var; 1990. Tebliğ için bir Mehdi gelmiştir; 1990.
Yunus Suresi, 2- “İçlerinden bir adama: “İnsanları uyar” yani onlara tebliğ yap, ebcedi; 2002. Yani bu kadar tevafuk olur mu? MaşaAllah.
Tevbe Suresi, 82- “Öyleyse kazandıklarının cezası olarak az gülsünler, çok ağlasınlar.” Adamlarda sürekli alıyor. Müslüman gülecek. Zırıl zırıl ağlıyorlar. “Öyleyse kazandıklarının cezası olarak” diyor Allah, müşriklere, münafıklara bela olarak ceza olarak ne diyor; “az gülün, çok ağlayın” diyor. Adamlar da diyor ki, ‘biz zırıl zırıl ağlarız böyle gece gündüz’ diyor. ‘Ağlayın, gülmeyin’ diyor. Allah da öyle diyor zaten münafıklara, kafirlere “ağlayın” diyor. Onun için cehaletle bunu yapanları tenzih ediyorum, bilgilerini düzeltsinler, müşriklerin, münafıkların cezası olarak Allah, ağlamayı söylüyor, ağlamayı bela olarak söylüyor. Bilgisi olmayanları tenzih ediyorum.
67- “Münafık erkekler ve münafık kadınlar, bazısı bazısındandır; kötülüğü emrederler, iyilikten alıkoyarlar, ellerini sımsıkı tutarlar.” Münafık erkekler ve münafık kadınlar aynı kafadalar.
48- “Sonunda onlar, istemedikleri halde hak geldi ve Allah'ın emri ortaya çıkıp-üstünlük sağladı.” Ebcedi; 2025. Hakimiyet ayetleri belirlidir Kuran’da, hepsi Hz. Mehdi (a.s)’ın tarihini veriyor. Mesela 3918 yapabilir, 4721 yapabilir, 5812 yapabilir, 1873 yapabilir, tam tarihi veriyor; 2025. Bakın “sonunda onlar, istemedikleri halde” yobazı, üç kağıtçısı, narcısı “istemedikleri halde hak geldi.” Hak olan nedir? Hz. Mehdi (a.s), inşaAllah ona işaret ediyor, “hak geldi ve Allah'ın emri” Kuran, Kuran’a dayalı ahlak sistemi, Allah’ın hakimiyeti, “Allah’ın emri ortaya çıkıp” görünür hale gelip, zahir olup, “üstünlük sağladı.” Ezdi fikren, düşünceyle, ilimle irfanla üstünlük sağladı. Ebcedi; 2025. Bakın anlama bakın, ebcede bakın.
Cenab-ı Allah ayetin öncesinde de diyor ki; “Andolsun, daha önce onlar fitne aramışlardı. Ve sana karşı birtakım işler çevirmişlerdi.” Ahlaksızlık yapmışlardı, oyun oynamışlardı, seni tutuklatmaya, hapsetmeye, aleyhinde faaliyetler yapmaya kalkmışlardı. “Sonunda onlar, istemedikleri halde” diyor Allah, senden nefret ettikleri halde “hak geldi ve Allah'ın emri ortaya çıktı” zahir oldu-görüldü, insanlar gördü, “ortaya çıkıp-üstünlük sağladı” yani fikren ezip geçti diyor Allah. Bir tane ebcedi var; 2025.
39- “Siz O'na hiçbir şeyle zarar veremezsiniz.” Ebcedi; 2010. Bediüzzaman’da 2010 tarihini veriyor. 1910’du, “eğer şeddeli lamlar ve mim ikişer sayılsa, bundan bir asır sonra zulümatı dağıtacak zatlar, Mehdi ve şakirtleri olabilir” diyor. Ayette de ne diyor; “Siz O'na hiçbir şeyle zarar veremezsiniz. Allah, her şeye güç yetirendir” diyor Cenab-ı Allah.
40- “İnkar edenlerin de kelimesini (inkar çağrılarını) alçalttı” yok etti; 1998. Bir tane ebcedi var; 1998. Kardeşim, en azılı imansız bile Kuran’ın mucizelerini görse iman eder ama dünyanın bu harikalardan haberi yok.
32- “Ağızlarıyla Allah'ın nurunu söndürmek istiyorlar. Oysa kafirler istemese de Allah, Kendi nurunu tamamlamaktan başkasını istemiyor.” Ebcedi; 2002.
33- “Müşrikler istemese de, O, dini (İslam'ı) bütün dinlere üstün kılmak için” ebcedi; 1980. Ayetler peş peşe, bu çok acayip değil mi? “Müşrikler istemese de, O, dini (İslam'ı) bütün dinlere üstün kılmak için” ne kadar din, inanç varsa, hepsini üstün kılmak ve dünya hakimi yapmak için, “elçisini hidayetle ve hak dinle gönderen O'dur.”
36- “Onların sizlerle topluca mücadele etmesi gibi, siz de müşriklerle topluca mücadele edin” diyor Allah. Bakın ayrı değil, cemaatlere, gruplara ayrılarak değil, topluca bir arada. Mehdiyet’in yapacağı da, budur.
Enfal Suresi, 46- “Allah'a ve Resûlü'ne itaat edin ve çekişip birbirinize düşmeyin” diyor Allah, “çözülüp yılgınlaşırsınız.” Şu an Müslümanlar ne oldular? Çözüldüler, çözülme nasıl oluyor, parçalıyken çözülmüş oluyor, parçalanıyor, “yılgınlaşırsınız” nasıl yılgınlaştılar Müslümanlar, “gücünüz gider” diyor, zaten ‘gücümüz ne ki, gücümüz kalmadı’ diyor. Her Müslüman, ayrı ayrı yalvarıyor, ‘bizi kurtarın.’ Oraya gidiyorsun o diyor ki ‘beni kurtarın, öteki diyor ki ‘beni kurtarın.’ Kardeşim bir araya gelin, konuyu bitirin. Bir araya geldiğinizde bağırmanıza gerek yok bizi kurtarın demenize, size zaten kimse güç yetiremez. Sen paramparça olursan, işte lokma lokma yerler. Ama bir araya getirilsen sen, beni kurtarın diye niye bağıracaksın ki? Senin yanına kimse cesaret edemezler, yanına dahi gelemezler. Bakın “gücünüz gider. Sabredin. Şüphesiz Allah, sabredenlerle beraberdir” diyor Allah.
39- “Fitne kalmayıncaya ve dinin hepsi Allah'ın oluncaya kadar onlarla mücadele edin” diyor Allah. Yani anarşi terör kalmayıncaya kadar, Darwinizm-materyalizm kalmayıncaya kadar, İslam dini her yere yayılıncaya kadar, bakın çünkü Allah diyor ki; “dinin hepsi Allah'ın oluncaya kadar” bir tane din kalıncaya kadar, her yere din hakim oluncaya kadar “onlarla mücadele edin.” Oradaki kıtal, mücadele edin anlamındadır.
Sayın Adnan Oktar'ın 7 Şubat 2010 tarihli röportajından Tevbe Suresi ile ilgili açıklamalar.
CİHAT GÜNDOĞDU: İnşaAllah. Şeytandan Allah’a sığınırım. “Münafık erkekler ve münafık kadınlar, bazısı bazısındandır; kötülüğü emrederler, iyilikten alıkoyarlar, ellerini sımsıkı tutarlar. Onlar Allah'ı unuttular; O da onları unuttu. Şüphesiz, münafıklar fıska sapanlardır. Allah, erkek münafıklara da, kadın münafıklara da ve (bütün) kafirlere, içinde ebedi kalmak üzere cehennem ateşini vadetti. Bu, onlara yeter. Allah onları lanetlemiştir ve onlar için sürekli bir azap vardır.” Bu, Tevbe Suresi, 67 ve 68. ayetlerdi.