Tevbe Suresi, 86-87 Ayetlerinin Tefsiri

(Münafıkların ilmi mücadeleden kaçınması)

 

ADNAN OKTAR: “Allah'a iman edin, O'nun elçisi ile cihada çıkın” diye bir sûre indirildiği zaman onlardan servet sahibi olanlar, senden izin isteyip: “BİZİ BIRAKIVER, OTURANLARLA BİRLİKTE OLALIM” DEDİLER. (Savaştan) Geri kalanlarla birlikte olmayı seçtiler. Onların kalbleri mühürlenmiştir. Bundan dolayı kavrayıp-anlamazlar. (Tevbe Suresi, 86-87)

Şimdi bu kişilere desen ki “hacca gideceğiz”, “hep beraber gidelim” derler sevinçle. Namaz kılacağız dersen senin kıldığın namazı beğenmez detaylar ister. Ama “Allah’ın dini dünyaya hakim olsun” deyince deliriyor, onu istemiyor. Servet sahibi parasını da korumak istiyor parasını vermek de münafıkların canını yakan ikinci konudur. Münafıkları kızdırmak isteyenler İttihad-ı İslam'dan bahsetsinler.

 


Tevbe Suresi, 86-87 Ayetlerinin Tefsiri

 

Sayın Adnan Oktar'ın 31 Ağustos 2010 tarihli röportajından Tevbe Suresi ile ilgili açıklamalar.

 

ADNAN OKTAR:Oktar Hocam, anlat.

OKTAR BABUNA: Estağfurullah Hocam. Bir ayet daha okuyorum Hocam, münafıklarla ilgili.

ADNAN OKTAR: Oku evet.

OKTAR BABUNA: Şeytandan Allah’a sığınırım. “’Allah'a iman edin, O'nun elçisi ile cihada çıkın’ diye bir sûre indirildiği zaman onlardan servet sahibi olanlar, senden izin isteyip: ‘Bizi bırakıver, oturanlarla birlikte olalım’ dediler. (Savaştan) Geri kalanlarla birlikte olmayı seçtiler. Onların kalpleri mühürlenmiştir. Bundan dolayı kavrayıp-anlamazlar.” (Tevbe Suresi, 86-87)

ADNAN OKTAR: Bakın, gördünüz mü? Şimdi bu adama desen ki; Hacca gideceğiz. “Hep beraber gidelim” der, sevinçle. “Namaz kılalım” diyorsun, yani adam senin kıldığın namazı beğenmiyor. “Öyle namaz kılınmaz, bak beni bir gör” diyor. Sarık on dört metre, cübbe yine öyle. Böyle derin huşu içinde güya kılıyor namazını. Onların hepsini yapıyor. “Allah’ın dini dünyaya hakim olsun” dediğinde, deliriyor. Aklı atıyor yani, manyağa dönüyor. Onu istemiyor, görüyor musun onu? Bir de servet sahibi. Paraya da zarar gelmeyecek yani zenginlik de olsun, inşaAllah. Biraz verecek ama o da çok canını yakıyor. İkinci dereceden çok canını yakan da para vermektir münafığın.

OKTAR BABUNA: Etinden et söküyor gibi oluyor.

ADNAN OKTAR: Yani acayip ızdırap çeker, acayip ızdırap çeker, ama yine haydi, hani yakasını kendince kurtaracağını düşünerek, kısmen verir bir parça. Ama çektiği acı, çektiği acı git, ona bir sor sen yani. Durup durup aklına geliyor, “Ya dün şu kadar altın para verdim Allah için” diyor. Adam sararıyor, soluyor, eriyor aklına geldikçe, acayip ızdırap çekiyor. Ama cehd etme dedin mi,  orada doğrudan deliriyor. Yani “Ben gitmiyorum, ben bunu yapamam” diyor. Bakın öbürünü istemeye istemeye yine de veriyor, canını yakıyor. Cihadı hiç istemiyor. İttihad-ı İslam’ı hiç istemiyor. En hassas olduğu noktadır münafıkların. Onun için, münafık kızdırmak isteyen, İttihad-ı İslam’dan bahsetsin. Acayip darlanır, acayip darlanır. Canları pek tatlıdır, münafıkların. Evde otursun, kendisi gibi bir turşu gibi de bir karısı oluyor onların.

“Münafikun ve münafikat,” münafık erkeklere ‘münafıkun’ deniyor, münafık erkekler topluluğu. ‘Münafıkat’ da kadınlar, münafık kadınlar. Ondan sonra, işte, sarımsaklı zerde yapsınlar beraber böyle. Ondan sonra, yesinler ikisi birlikte, dedikodu yapsınlar, mahalle şeyleri gibi. Müslümanları eleştirsinler. Ondan sonra, kendilerince takva adı altında, dini böyle girift ve karma karışık hale getirmeye çalışsınlar. Çocuk yetiştiriyorlar ama onları Sosyal Sigortalar Kurumu gibi görüyorlar; “yarın bir gün bize bir şey olursa, bunlar bize bakar.” Kafa bu. Onun için çocuk yetiştiriyorlar. Yani Allah rızası için, Allah’a adayarak değil. Efendim, ya rahatını bozmayacaksın, tehlike olmayacak, risk olmayacak, şehitlik olmayacak, evinde rahat olacak, yiyip içip yan gelip yatacak. Perdeleri çekip karısıyla mastika oynayacak entarileriyle, karşılıklı, özelde. Yahut daha başka, bilmediğimiz, tahmin edemediğimiz dans çeşitleri varsa, entariyle hoplaya zıplaya oynayacak böyle. Anlaşıldı mı? Müslümanları gördü müydü de Müslümanları sürekli böyle, açmaza sokmaya çalışacak. Öyle bir açmaza sokacak ki, adam diyecek; “artık ben yaşayamıyorum bu dini.”

“Hey bre kafir, görüyor musun?” diyecek. Ondan sonra diyor ki; “Tam istediğim oldu şimdi.” diyor. Kendisi gibi bir adam yetiştirmiş oluyor sonunda, değil mi? Bunlara dikkat edeceğiz. Hem ne dikkat edeceğiz, biliyor musun? Bediüzzaman diyor ki, bakın; Mehdi (a.s.), küfürle mücadele ediyor, dalaletle mücadele eder, Darwinizm’le materyalizmle mücadele eder ama onun hayati bir görevi var; anti-süfyandır. Mehdi (a.s.) anti-süfyandır. Allah onun payına süfyanı da koymuştur, deccalı da koymuştur. Süfyaniyeti un gibi yapar, üfürür, denize atar. Anlaşıldı mı? Anti-süfyandır. Süfyaniyet için ne diyor Bediüzzaman?

“Cereyan-ı münafıkane.” Kafir cereyanı demiyor, “cereyan-ı münafıkane”; münafık cereyandır diyor. Demek ki Ahir zamanda, Müslüman görünümlü yobazlar türeyecek. Ne diyor Peygamberimiz (s.a.v.)? “Başları sarıklı yetmiş bin kişi, deccalın ordusuna girecek, Süfyan’ın ordusuna girecek”, yetmiş bin kişi. Ve bir detay daha veriyor; “başları tıraşlı” diyor, “yetmiş bin kişi”. Yani o, çoğunluk ifade etmek için söylüyor. Belki yedi yüz bin, daha da fazla olabilir. “Yetmiş bin” çoğunluk ifade eder, ama detay veriyor Peygamberimiz (s.a.v.). Süfyan’ın ve deccalın ordusunda olacaklar. Mesela süfyanın ordusunda Hafız Esad ne yaptı? On binlerce, yüz binlerce Müslüman’ı şehit etti, değil mi? Arap sosyalizmini bütün ülkelere yaydı, İslam ülkelerine yaydı. Ateizmi, materyalizmi yaydı ama oğlu çok iyi, Beşar Esad. O yakasını kurtardı maşaAllah.

 


Tevbe Suresi, 38, 86-87, 93 Ayetlerinin Tefsiri

 

Sayın Adnan Oktar'ın 2 Aralık 2011 tarihli röportajından Tevbe Suresi ile ilgili açıklamalar.

 

ADNAN OKTAR: “Allah'a iman edin, O'nun elçisi ile cihad etmeye çıkın,” İslam’a hizmet edin, tebliğe çıkın, “diye bir sure indirildiği zaman onlardan servet sahibi olanlar,” imkan sahibi olanlar, “senden izin isteyip: “Bizi bırak, oturanlarla birlikte oturalım” dediler.” “Biz uzaklaşalım, ayrı olalım. Müslümanlarla birlikte olmayalım” diye izin istiyorlar. “Geri kalanlarla birlikte olmayı seçtiler.” Müslümanlarla birlikte olmayan diğer bölümle, diğer parçalarıyla, diğer ekipleriyle, diğer kardeşleriyle birlikte olmayı seçtiler. “Onların kalpleri mühürlenmiştir. Bundan dolayı kavrayıp-anlamazlar” diyor Allah Tevbe Suresi, 86-87’de. “Bunlar geride kalanlarla birlikte olmayı seçerler” diyor Allah. Tevbe Suresi, 93.

“Ey iman edenler, ne oldu ki size, Allah yolunda mücadele edin, hazırlık yapın denildiği zaman, yer(iniz)de ağırlaşıp kaldınız?” diyor Cenab-ı Allah.

 


Tevbe Suresi, 87-88, 90, 94-96 Ayetlerinin Tefsiri

 

Sayın Adnan Oktar'ın 10 Şubat 2010 tarihli röportajından Tevbe Suresi ile ilgili açıklamalar.

 

ADNAN OKTAR: Münafıklar yine diyorlar ki; “Onlara geri döndüğünüzde size özür belirttiler, şeytandan Allah’a sığınırım. Tevbe Suresi 94, “De ki: “Özür belirtmeyiniz,”. Münafıklar hep özür belirtirler ya kusura bakma oldu bir kere falan “size kesin olarak inanmıyoruz.” Bir kere münafığa kesinlikle inanılmaz. Mutlaka kahpedir, mutlaka alçaktır yani münafık kadar kahpe bir mahluk yoktur. Kapıdan girer, bacadan çıkar, yine ahlaksızlık yapar, yine ahlaksızlık yapar. Hiçbir şekilde güvenilmez. “Allah bize, durumunuzu haber vermiştir.” Bize de Kuran’la haberlerini veriyor ve hadislerle. “Yaptıklarınızı Allah görecektir,” yani bütün yaptığınız pislikleri Allah görüyor diyor, münafıklara. “O'nun elçisi de.” Mehdi (a.s.) da, Peygamberimiz (s.a.v.) de. “Sonra gaybı da, müşahede edilebileni de bilene döndürüleceksiniz” Yani görünen ve görünmeyene yani bilinmeyene, Allah’a döneceksiniz “O, yaptıklarınızı size haber verecektir.” Yani münafıklara yaptıkları haber verilecektir ne demektir biliyor musun? Perişan olacaklar demektir.

“Onlara geri döndüğünüzde kendilerinden vazgeçmeniz için Allah'a and içecekler.” Bütün münafıklardan intikam alınacaktır Mehdi (a.s.) döneminde. Rezil rüsva olacaklardır. Yani aynı Samiri gibi. Tecrit edileceklerdir kahpeliklerinden dolayı. Mehdi (a.s.)’a ve cemaatine yaptıkları zulümden dolayı dünyanın en aşağılık mahlukları olarak bütün dünyaya tanıtılacaklar. Hayattayken de, vefatlarından sonra da yani ölümlerinden sonra Ahirette de sürekli aşağılanacaklar. Aşağılanma cezası vardır. Aşağılanma cezası. Samiri de öyle olmuştur. Hep bana dokunmayın diye gezmiştir Samiri. Yalnız bırakılmış, tecrit edilmiştir, aşağılanmıştır. Bakın; “Artık onlara sırt çevirin.” Muhatap olmayın diyor Allah, görüşmüyor, tecrit ediliyor. “Onlar gerçekten pistirler.” Pislik, mikrop, mahluk, aşağılık köpekler yani. Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’e muazzam eziyet ettiler zamanında bu köpekler. Ahir zamanda da Mehdi (a.s.)’ın karşısına dikilecekler. Özel yaratılırlar makamı yükseltmek için. Mehdi (a.s.)’ın makamını yükseltmek için, Resulullah (s.a.v.)’in makamını yükseltmek içindir, özel. Münafık olmasa insanın makamı pek yükselmez. Yani münafık Müslüman’ı yükselten bir güç, Allah’a yaklaştıran bir güçtür.

“Kazanmakta olduklarının bir cezası olarak, barınma yerleri Cehennemdir.” Hem de Cehennem’in en derin tabakası. “Kendilerinden hoşnut olmanız için size yemin ederler.” Yani vallahi, billahi diyor böyle bir şey yapmadık diyor. Asla inanılmaz münafığa. Mutlaka kahpedir. “Siz onlardan hoşnut olsanız bile” yani eğer kansanız da, sizi kandırsalar bile diyor Allah, “Şüphesiz Allah, fasıklar topluluğundan hoşnut olmaz.” Mutlaka intikam alacağım diyor Allah. “Geri kalanlarla birlikte olmayı seçtiler.” 87. ayet. Yani Müslümanlara katılmıyorlar, yardımcı olmuyorlar. Onu akıllı bir hareket olarak görüyorlar. “Onların kalpleri mühürlenmiştir.” Allah kalplerini kapattım diyor. Ruhlarını kapattım. Yani sevgi, merhamet, iman gibi duygular artık çalışmaz onlarda diyor Allah. “Bundan dolayı kavrayıp-anlamazlar.” Artık moron olmuş yani adam, ölü, kavramazlar diyor yani iptal olmuş adam. “Ama Resul” elçi, Mehdi (a.s.), “ve onunla birlikte olan mü'minler, mallarıyla,” eviyle, barkıyla, arabası, ne imkanı varsa “ve canıyla,” ölesiye, Allah rızası için bütün benliğini, gençliğini, hayatını Allah’a veriyor. Ne diyor Cenab-ı Allah ayette, şeytandan Allah’a sığınırım; “ölümün, dirimim” diri hayatım, “namazım” her şeyim “alemlerin Rabbi olan Allah içindir” diyor. Bütün bedenimi, ben her şeyimi sana vakfettim Yarabbi diyor inşaAllah.

“Canlarıyla cihad ettiler;” cehd ettiler, gayret ettiler. Gece-gündüz mücadele ediyorlar. “İşte bütün hayırlar onlarındır ve kurtuluşa erenler de onlardır.” “Bedevilerden özür belirtenler, kendilerine izin verilmesi için geldiler.” Ya diyor, bize müsaade et diyor, biz diyorlar dışarıdan takip edelim yani mümkünse katılmayalım. Şimdi çoluğumuz, çocuğumuz var. Ailemiz var diyorlar. Biz bu konuların içine girmesek diyorlar. “Allah'a ve elçisine yalan söyleyenler oturup kaldı.” Evinde oturuyor. Resulullah (s.a.v.) sabahın erken vaktinde kalkıp tebliğe, cehde, cihada gidiyor. Allah yolunda gayret ediyor. “Onlardan inkar edenlere” münafıklara “pek acı bir azap isabet edecektir” diyor Allah.

 


Tevbe Suresi, 87-91, 93 Ayetlerinin Tefsiri

 

Sayın Adnan Oktar'ın 21 Mart 2011 tarihli röportajından Tevbe Suresi ile ilgili açıklamalar.

 

ADNAN OKTAR: Tevbe Suresi, 87. Şeytandan Allah’a sığınırım. “Geri kalanlarla birlikte olmayı seçtiler. Onların kalpleri mühürlenmiştir. Bundan dolayı kavrayıp-anlamazlar. Ama Resul ve onunla birlikte olan mü'minler, mallarıyla ve canlarıyla cihad ettiler; işte bütün hayırlar onlarındır ve kurtuluşa erenler onlardır.”Malıyla nasıl cihad eder? Malını, harcar. Cihad demek; gayret etmek demektir, yani var gücüyle gayret etmek. “Allah onlar için, süresiz kalacakları, altından ırmaklar akan cennetler hazırladı. İşte büyük 'kurtuluş ve mutluluk' budur. Bedevilerden özür belirtenler, kendilerine izin verilmesi için geldiler. Allah'a ve elçisine yalan söyleyenler de oturup kaldı. Onlardan inkar edenlere pek acı bir azap isabet edecektir.” Peygamber Efendimiz (s.a.v.) zamanında, Peygamberimiz (s.a.v.) tabii bütün gücüyle Allah rızası için gayret ediyor, cehd ediyor. O devirde bedeviler, yani kırsal kesimde yaşayan cahil bir kısım insanlar vardı. İzin verilmesini istiyorlar, biz girmeyelim, tebliğ yapmayalım, öyle bir çalışma yapmayalım, diyorlar, yalan söylüyorlar, oturup kalıyorlar, oturmak istiyorlar. O çadırlarda yahut evlerde oturmak istiyorlar. “Onlardan inkar edenlere pek acı bir azap isabet edecektir.” İnkar edenler kimse, onlara acı bir azap isabet edecek, diyor Allah.

“Allah'a ve elçisine karşı 'içten bağlı kalıp” herhangi bir bağlı kalmak değil, içten, candan. “‘İçten bağlı kalıp hayra çağıranlar’ oldukları sürece,” hayıra, hep iyiliğe, hep güzelliğe, hoşluğa çağıranlar oldukları sürece, “güçsüz-zayıflara, hastalara ve infak etmek için bir şey bulamayanlara bir sorumluluk (günah) yoktur.” İnsan güçsüz olabilir, zayıf olabilir, hasta olabilir, infak etmek için bir şey bulamayabilir, ama, ne olması gerekiyor? Allah’a ve elçisine karşı içten bağlı kalması gerekiyor; çok candan bağlı olması, bir ve hayra çağıran olması lazım, sürekli hayra çağırması lazım, iki. “Yol, ancak o kimseler aleyhinedir ki, zengin oldukları halde (tebliğe çıkmamak için) senden izin isterler.” Dini yaymama konusunda, kararlı adamlar. “bunlar geride kalanlarla birlikte olmayı seçerler.” Geride kalmayı; mesela Hz. Mehdi (a.s.)’ın cemaatinde de geride kalmak isteyenler olacaktır. Gidecek evde oturacak, gidecek iş yerinde oturacak. Müslümanlarla birlikte mücadele etmeyecek. Geride kalanlarla birlikte olmayı akılcı tavır olarak görecek, isabetli olduğunu düşünecek.

“Allah, onların kalplerini mühürlemiştir. Bundan dolayı onlar, bilmezler.” Demek ki, münafıklar özel yaratılıyor, imanı, Kuran’ı anlamayacak şekilde yaratılıyorlar. Özel varlıklar her zaman bulunur. Mesela Hz. Mehdi (a.s)’ın cemaatinde de Allah mutlaka münafık bulunduruyor. Münafığın bulunması önemli bir şeydir, çünkü o şevki artırır, heyecanı artırır, mücadele azmini artırır. Münafık olmadığında, atalet olur, sakinlik olur. Münafık olduğunda, heyecan, şevk, mücadele azmi çok yüksek olur.

 


Tevbe Suresi, 87-89 ve 94 Ayetlerinin Tefsiri

 

Sayın Adnan Oktar’ın  16 Eylül 2011 tarihli röportajından Tevbe Suresi ile ilgili açıklamalar.

 

ADNAN OKTAR: Şeytandan Allah’a sığınırım. Tevbe Suresi, 94- “Onlara geri döndüğünüzde” diyor Cenab-I Allah, “size özür belirttiler.” Münafıklar bol bol özür belirtirler. Buna çok dikkat etmek lazım, o özre kanmamak lazım. “De ki: “Özür belirtmeyiniz, size kesin olarak inanmıyoruz.” Münafıklara kesin olarak inanılmayacak. Münafıklar acayip yalancı ve sahtekardırlar. “Allah bize, durumunuzu haber vermiştir.” Tabii Peygamberimiz (s.a.v.)’e vahiyle bildiriliyor. “Yaptıklarınızı Allah görecektir, O'nun elçisi de. Sonra gaybı da, müşahede edilebileni de bilene” yani açığı, gizliyi, her şeyi bilene “döndürüleceksiniz ve O, yaptıklarınızı size haber verecektir.” Bakın ne güzel elhamdülillah. Müslümanlar için, her şeyin intikamını alınacağını bilmek çok güzel. En sinsi, en gizli tavrın bile, mutlaka intikamı alınıyor, mutlaka Allah, yanına koymuyor. Her anormal tavrı, her sinsi tavrı karşılığı, Allah tarafından veriliyor. Onun için Müslüman’ın gönlü çok rahat olacak. İçinde bir tedirginlik olmayacak. Yani bu ne olur, nasıl olur demeyecek. Allah, “ahirette intikam alacağını” söylüyor, fakat bakın kimsenin fazla bilmediği bir sır veriyor; Allah, küfürden intikam alırken, Müslümanların neşeleneceği şekilde intikam alıyor.

“Onlar koltuklarına yaslanmış, onların hallerine gülüyor” diyor. Allah onları aşağılıyor, yani onları çeşitli komik hallere düşürüyor, aşağılanacakları komik hallere düşürüyor. O enaniyetli, azametli, kendini büyük bilenler, müthiş aşağılanıyorlar ama Müslümanların çok şiddetli gülmesine sebep olacak şekilde aşağılıyor, Allah. Onların, Müslümanları eğlendirecek şekilde, onları neşelendirecek şekilde aşağılıyor küfrü. Bu bilinmiyor, cennetin eğlencelerinden birisidir bu. Yani zalimler, o şekilde cezalandırılıyorlar, onu detay olarak belirteyim, inşaAllah.

Bakın Allah, Tevbe Suresi, 87. ayette diyor ki; “(Savaştan, cihaddan, tebliğden) Geri kalanlarla birlikte olmayı seçtiler.” Var ya öyle tipler, “bir şey yok” diyor, “ne var Türkiye’de, çok rahatız, abartmayın” diyor, “herkes saygı duyuyor” diyor. “Onların kalpleri mühürlenmiştir. Bundan dolayı kavrayıp-anlamazlar” diyor Allah. ‘Müslümanların içine düştüğü felaketleri, acıları, sıkıntıları anlamazlar’ diyor Allah. Adamın gözün sokuyoruz artık, filmler var, açık görünüyor diyoruz, yine adam dinlemiyor, anlamıyor. Tekrar tekrar gösteriyoruz, yine anlamıyor. 88- “Ama Resul” yani Mehdi, Peygamberimiz (s.a.v.) biliyorsunuz, “ve onunla birlikte olan mü'minler, mallarıyla” bütün parasını, pulunu, evini, barkını, Allah yolunda harcıyor, “ve canlarıyla” gece yarılarına kadar tebliğ, keyfine zevkine düşkün değil, “cihad ettiler” cehd ettiler, Allah’ın dinini yaydılar. “işte bütün hayırlar onlarındır” Allah ‘her türlü hayırları onlara veriyorum’ diyor, “kurtuluşa erenler de onlardır” diyor, sadece ‘onlar kurtuluşa ereceklerdir’ diyor Allah. Bu, Müslümanlar için büyük bir nimettir. Allah küfür içinde, bir hasret kılıyor onlar için, bir kayıp kılıyor.

89- “Allah onlar için, süresiz kalacakları, altından ırmaklar akan cennetler hazırladı.” İnsanlar ne düşünür biliyor musunuz, gece-gündüz en çok düşündükleri nedir biliyor musunuz? En istemeyen bile en çok ölümü düşünürler. Gece-gündüz ölümü düşünürler. Hayat güzeldir, insan yaşamak ister. Onun için mümin, cennette sonsuza kadar yaşayacağını bildiği için, müminin o içgüdüsü tatmin olmuş oluyor. Fakat küfürde bu içgüdü, tatmin olmuyor. Onun için müthiş bunalıma düşerler, acayip sıkıntı duyarlar. Yani intiharların, içkinin, uyuşturucunun kökeni, budur. Sonlu olmanın verdiği acıdan dolayı böyle bir tavır gösterirler. Müslümanlarda biliyorsunuz intihar çok düşüktür, çok nadir olur Müslümanlarda. Yani Allah vermesin, ancak cinnet geçirecekte, o tarz olur, onun dışında olmaz. Çünkü Müslüman cennete gideceğini bilir, inşaAllah, Allah’ın dilemesiyle, sonsuzluğun başladığını ve artık bitmeyeceğini bilir. Gönlü müsterihtir, Allah’ teslim olmuştur, kendini Allah’a bırakmıştır, içinde bir huzur ve ferahlık olur, güven hissi olur, kalbinde bir tatmin meydana getiriyor. İşte o tatmini alan vücut rahatlıyor.

Vücut o tatmini alamadığında, o sonsuzluk hissini alamadığında, o tevekkül duygusunun verdiği doyuruculuğu alamadığında, vücut reaksiyona başlar. Vücut kendini parçalamaya başlıyor. Beynine saldırır, cildine saldırır, delirtir insanı. Onun sonucunda da, ya intihar ediyorlar, ya içkiye başlıyor, ya uyuşturucuya başlıyor veyahut mutsuz oluyorlar. Öfler, püfler biliyorsunuz veyahut çok sinirli oluyorlar, kökeni budur. Bakın “altından ırmaklar akan cennetler hazırladı. “Suyu, Allah bize sevdirmiş. Su normal akan bir su ama kalbimizde ona karşı bir içgüdü var, sevme içgüdüsü var. Suyu gördüğümüzde, eririz. Küçücük havuz bile olsa, evlerin içine bile küçük havuz yapıyorlar, fıskiyeli falan, illa ki bir havuz olsun, illa ki bir su olsun, su şırıltısı olsun. Cennette, küçük ırmaklar, oturduğu evin içinden geçiyor, her yerden geçer. Hem akan yani yüksek yamaçlı ırmaklar vardır, hem de kendi mekanı içinde evin içerisinde küçük ırmaklar vardır, su arkları vardır. İnsanların hoşuna gitsin diye yaratılmıştır. Zevk veren, insanın içini açan güzelliklerdir.