Sayın Adnan Oktar'ın 26 Nisan 2011 tarihli sohbetinden Şems Suresi ile ilgili açıklamalar.
ADNAN OKTAR: Şems Suresi, Rahman ve Rahman olan Allah’ın adıyla, şeytandan Allah’a sığınırım. “Güneş’e ve onun parıltısına andolsun, onu izlediği zaman Ay’a,” bazı avanaklar diyor ya; “Güneş ve Ay mason sembolüdür. Nasıl bahsediyorsunuz?” Allah, Kuran’da bahsediyor, avanak. “Onu (Güneş) parıldadığı zaman gündüze, onu sarıp-örttüğü zaman geceye,” tabii burada biraz işaret de var. Onu izlediği zaman Ay’a, onu (Güneş’i) parıldattığı zaman gündüze, onu sarıp-örttüğü zaman geceye;” onu, onu, onu. Hz. Mehdi (a.s)’a da işaret var. “Göğe ve onu bina edene, yere ve onu yayıp döşeyene, nefse ve ona 'bir düzen içinde biçim verene', sonra ona fücurunu ve ondan sakınmayı ilham edene,” demek ki insan kötülük yaptığında kötülük yaptığını biliyor. Bak, Allah ayette diyor; “sonra ona fücurunu ve ondan sakınmayı ilham edene,” “fücurunu da ilham ediyorum” diyor Allah, “ondan sakınmayı da ilham ediyorum.” “Ben farkına varmadım” yok.
Bir insan kötülük yaptığında biliyor. Allah söylüyor bak ayette; “Sonra ona fücurunu (sınır tanımaz günah ve kötülüğe olan eğilimini) ve ondan sakınmayı ilham edene (andolsun).” Hani diyorlar ya; “ben bilseydim, yapmazdım.” Neyi bilmiyorsun? Bayağı iyi biliyorsun. “Sakınmayı bilmiyordum.” Sakınmayı da biliyorsun, Allah ilham ediyor. Biraz konuştuğunda zaten itiraf eder. “Onu arındırıp-temizleyen gerçekten felah bulmuştur.” Nefsini arındırıp, temizleyen ne diyecek? Ben şöyle iyiyim, böyle iyiyim demeyecek. Eksiğini, kusurunu samimi kabul edecek. Ve onu arındırıp, temizleyecek. O zaman ne diyor Allah; “felah bulmuştur,” kurtuluş bulmuştur.
“Onu örtüp-saran da elbette yıkıma uğramıştır.” Bir şey söylüyorsun, “yok, o bende yok;” bir şey söylüyorsun, “yok, ben öyle bir şey yapmadım;” “yok, yanlış anlaşıldım.” Sarıyor, sürekli sarıyor, nefsini sarıyor. Bakın, “örtüp sarana da” diyor. “Elbette yıkma uğramıştır” diyor. Örtüp, sarmayacak, bilakis açacak; “doğru söylüyorsun, Allah razı olsun. Hata yaptım, eksiğim var” diyecek. Veyahut şöyle, “dediğini yapıyorum ama eksik olmuş demek ki, yanlış olmuş; daha iyisini yapacağım, inşaAllah” diyecek. “Bende öyle bir şey yok” dedin mi, ayet ne diyor; “onu örtüp-saran da elbette yıkıma uğramıştır.” Delirir, ene kesilir Bediüzzaman’ın tabiriyle. Bütün vücudu ene kesilir. Firavunlaşır, Allah esirgesin.
Sayın Adnan Oktar'ın 24 Mayıs 2013 tarihli sohbetinden Şems Suresi ile ilgili açıklamalar.
ADNAN OKTAR: Bakın hemen arkasından Şems Suresi, illa ki Mehdiyet. Rahman Rahim olan Allah’ın adıyla. Orada fecrden bahsediyor şimdi burada güneşe geçmiş Allah. Doğmuş artık güneş. “Güneşe ve onun parıltısına andolsun” (Şems Suresi 1) diyor Allah, yemin ediyor. Şeytandan Allah’a sığınırım. Yani Hz. Mehdi (a.s)’a ve saçtığı nura inşaAllah. “Onu izlediği zaman aya” (Şems Suresi 2) Hz. Mehdi (a.s)’ın yardımcılarına da işaret var burada. Aya da dikkat çekiliyor ama Hz. Mehdi (a.s)’ın yardımcılarına da işaret ediliyor. “Onu (güneş) parıldattığı zaman gündüze” (Şems Suresi 3) Bak onu güneş parıldatıyor ya, gündüz olmuş artık. Ortalık aydınlanmış. Zulümat gitmiş. Karanlık gitmiş.
“Onu sarıp-örttüğü zaman geceye” (Şems Suresi 4) Bu sefer karanlık, arkasından karanlık geliyor. “Göğe ve onu bina edene” (Şems Suresi 5) Bakın hep iman hakikatlerine Allah dikkat çekiyor. “Ay, güneş, gök, onun bina edilmesi, fizik kanunları, bunları inceleyin” diyor Allah. “Yere ve onu yayıp döşeyene” (Şems Suresi 6) “Yeri inceleyin” diyor Allah. Yer bilimleri. “Bitkiler, bitkileri inceleyin” diyor Allah. “Nefse ve ona 'bir düzen içinde biçim verene” (Şems Suresi 7) Altın oranla en düzgün şekilde Yaratan’a. “Bunları da inceleyin” diyor Allah. “Sonra ona fücurunu (sınır tanımaz günah ve kötülüğünü) ve ondan sakınmayı ilham edene (andolsun).” (Şems Suresi 8) Yani insan bir kötülük yaptığında ‘ben bilmiyorum da onun için yaptım’ diyor. Haydi oradan. Bilmez olur musun? Biliyorsun. Her yanlış mutlaka her insana ilham edilir. Her anormal hareket. Bilerek yaptığı için insanların yüzü kararır. Yani vicdansız derler ya. Vicdansız. Her bilgi, bir insan yanlış yaptığını, konuşurken mesela bir münasebetsizlik yapıyor ya, hemen ona bildirilir. Bildiği halde yapar insan. Yoksa bakın çocukluktan itibaren, ölünceye kadar her insana, her an doğru olan kalbine vahiyle bildirilir. Doğru olan. Mesela pis bir söz edecek değil mi?
“O yanlış, söyleme” diyor Allah. Kalbine doğuyor, ilam oluyor. Buna rağmen söylüyor. Yine söylüyor. Zaten onun gerilimini yaşamaya başlıyor sonra. Mesela sesi gider, ağlar, kızar, öfkelenir. Tansiyonu çıkar. Tansiyonu düşer. Allah’ın dediğini yapmadığı için ızdırap duyar. Allah’ın dediğini yapsa kalbi ferah olacak. Diyor ki, “ben bilmiyorum.” Allah da ne diyor bak; “Sonra ona fücurunu (sınır tanımaz günah ve kötülüğünü) ve ondan sakınmayı ilham edene (andolsun).” İlham ne demek? Vahiy demek. “İkisini de ilham ediyorum” diyor Allah. Bak önce saldırganlığı, kötü tavrı iham ediyor. Mesela “Nasılsın?” diyor, “sana ne” diyor adam. “Nasılsın?” dediğinde ona “Allah razı olsun iyiyim, elhamdülillah” diyebilir. Ama “sana ne”yi de ilham ediyor Allah.
“İkisini de diyebilirsin” diyor. Ama doğru olan, “elhamdülillah, Allah’a hamd olsun. Sen nasılsın?” demesi lazım. Onu da ilham ediyor. O hangisini tercih ediyor. Yanlış olanı tercih ediyor. Vahiyle bildirilen, doğru olanı tercih etmiyor. Bak, “Onu arındırıp-temizleyen gerçekten felah bulmuştur.” (Şems Suresi 9) Arındırmak ne demek? Demek ki bir şeyin arı hali önce, petrol geliyor değil mi? Arı değil. Rafine edilmemiş. Katranı ayrılıyor. Bilmem nesi ayrılıyor. Onun içinden benzin çıkıyor. Saf olarak. Mesela uçak benzini çıkıyor. Rafine ediliyor, arı hale getiriliyor. İnsan da işte yanlış bilgiyle doğru bilgiyi, ikisini birden veriyor. Vahyi dinleyip arındıracak. Doğru olanı alacak. Yanlış posa kısmı kullanmayacak. Bak, “Onu arındırıp-temizleyen gerçekten felah bulmuştur.” Temizlemek. Demek ki bir kir halinde geliyor.
Kirliği atıyorsun, temizi sana kalıyor. Arındırma ne demek? Posa kısmını yanlış kısmını atıyorsun. Sana faydalı olanı tutuyorsun. “Bu felah bulmuştur” diyor Allah. Kurtulur bunlar diyor. “Ve onu isyanla, günahla”, bağırıp çağırarak terslikle, harama girerek, Kur'an'ın hükmünü dinlemeyerek, “örtüp saran”, nasıl örtüyor? Demagoji yapıyor. Ya diyor “aslında ben onu öyle demek istememiştim. Siz yanlış anladınız. Ben aslında onu derken iyi niyetle dedim”. Bunlar hep örtme ve sarmadır. Çok görülür buna insanın. Örtme sarma yaparlar. Evet. Ya açıkça mesela belli bir şey. Örtüp sarıyor. Anlamazdan geliyor. “Ben diyor orada görmüş olsam fark etsem hemen yapardım. Oradan ışıktan gözüm kamaştı bir anı göremedim”, falan. Atıyor yani. Ona diyor işte Allah örtüp sarma diyor.
Bak, “örtüp saran da elbette yıkıma uğranmıştır”. O mağlup olur ve ezilir diyor Allah. Yani günaha girer, belaya girer, helak olur sonunda diyor, Allah esirgesin. “Semud halkı azgınlığı dolayısıyla yalanladı”, diyor bak. “Azgınlığı dolayısıyla yalanladı.” Dünyada da mesela şu an azdılar teröristler. Değil mi? Savaş çıkarıyorlar. Her türlü kepazelik ama kökene indiğimizde Darwinizm çıkıyor. Darwinist felsefe giriyor. İnkar felsefesi çıkıyor.
“En zorlu bedbahtları ayaklandığında”, bak ayaklanma. Terör anarşi mesela şimdi PKK ayaklandı. Komünist ayaklanma var. “En zorlu bedbahtları”, yani kötü insanları ama zorlu. Nasıl? Silahla, bombayla zor kullanan kişiler. Zorlu. “Ayaklandığında”, yani terör ve anarşistlik çıkardığında, saldırdığında.
“Allah'ın elçisi onlara dedi ki; “Allah'ın denemesi için size gönderdiği devesine ve onun su içme sırasına dikkat edin”. Şimdi bela vermek için Allah herhangi bir konu meydana getiriyor bu sefer. Belanın meydana gelmesi için. Bir sebep arıyor Allah. Yani ismini koyacak. İşte Hz. Adem'in yaratılması için nasıl çamur vesile ediyor ya. Şimdi bak burada da bir deve, hayvan sevgisi ve hayvana yapılacak zulmü, hayvana yapılacak zulmü esas alıyor Allah. Yani bak bela oradan vurmak için hazırlıyor Allah.
“Fakat onu yalanladılar, deveyi yere yıkıp öldürdüler”. Hayvanı Allah zaten onu bekliyor. “Rableri günahları dolayısıyla onları yerle bir etti”. Yani o sembolik o. Deveyi öldürmeleri. Onların gaddarlığını göstertmek için. Çünkü uyarıyor Allah. Diyor ki bakın bu peygamber diyor ki, “burada bak bayağı bir zulüm yapıyorsunuz. Şu deveyi ellemeyin diyor. Hayvanın suyunu içsin ya ellemeyin” diyor. Merhamet edin hayvana diyor. Devenin hiçbir suçu yok hayvanın.
Hayvana su içme imkanı vereceklerine hayvanı direkt öldürüyorlar. Bu yıkım için yeterli oluyor. Yani Allah herhangi bir hüküm arıyor. Yoksa mesela orada bir çocuğu dövmeleri de olabilirdi. Mesela bir arabanın, arabayı yakmış da olabilirler. Bir şey de olabilir. Allah bir bahane meydana getirtiyor bela vermek için. Bu bir bahanelerden bir tanesi. Bak “onları yerle bir etti”, kırıp geçirdi diyor. Orasını dümdüz etti diyor Allah. Yerle bir etti diyor. Belayı hak etmiş sadece bahane aranıyor. Yani bir kıvılcım.
Sayın Adnan Oktar'ın 23 Ekim 2015 tarihli sohbetinden Şems Suresi ile ilgili açıklamalar.
ADNAN OKTAR: Kuran'da Şems Suresi var biliyorsunuz. Güneş anlamına geliyor. Güneş Suresi. Güneş biliyorsunuz %90'dan fazlası hidrojen ve helyumdan oluşuyor. Helyumun biliyorsunuz “HE” sembolü. “HE” Helyumun da “HE” Hidrojen. Evet “HE” harfi. Sembolü. Helyumunda “HE”. Hidrojen “H” harfi. Helyumun “HE”. Kuran'da Güneş yani Şems suresinden başka hiçbir sure ama hiçbir sure baştan sona “H” ve “HE” harfleriyle bitmiyor. MaşaAllah.
Sadece Şems suresi “H” ve “HE” harfleriyle bitiyor son kısımları. MaşaAllah. Yani son harfi o. Ya “H” ya “HE”. Yani ya helyumun simgesiyle bitiyor ya hidrojen simgesiyle bitiyor. Sadece ama bak Şems suresi için bu. Güneş suresi. Yani adam diyor ki, şairden öğrendim. Şair bununla bilsin. Helyumun simgesi.
Baştan sona mucize Kuran. 15 ayet var. 15 ayetin hepsi “HE”. Hepsi. Açın bakın. Ama bir tek o. Şems Suresi öyle bir şey. Ondan gerisi hiçbirinde yok. 15 ayetin 15'i.